Bütçe görüşmeleri başladı

Bütçe görüşmeleri başladı
TBMM Genel Kurulunda, 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın tümü üzerinde ilk gün görüşmelerine başlandı.

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in yönettiği birleşimde Maliye Bakanı
Mehmet Şimşek bütçenin sunumunu yaptı.

Bakan Şimşek'in sunuşunun ardından AK Parti adına Grup Başkanvekili
Mustafa Elitaş ile Ankara Milletvekili Bülent Gedikli; BDP adına Grup
Başkanvekili Ayla Akat Ata ile Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan konuşacak.

Görüşmelerde daha sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel
Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu parti grupları adına kürsüye gelecek. Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan da hükümet adına eleştirileri yanıtlayacak.

Bütçenin tümü üzerinde AK Parti Manisa Milletvekili Recai Berber lehte,
DSP İstanbul Milletvekili Hasan Macit ise aleyhte söz alarak kişisel görüşlerini
açıklayacaklar.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 1994 ve 2001
krizlerinin ülkenin iç dinamiklerinden kaynaklandığını ama başkalarının
yönettiğini belirterek, ''Son krizi ise başkaları çıkardı biz yönettik'' dedi.

Şimşek, 2011 yılı bütçesini TBMM Genel Kuruluna sunuşunda, ekonomik kriz
nedeniyle dünya ekonomisinin 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana görülmemiş bir
duraklama dönemine girdiğini, ancak alınan önlemler sayesinde 2009 yılının
ortalarından itibaren toparlanma eğilimine girdiğini ifade etti.

Toparlanmanın ülke grupları bazında farklılaşarak devam ettiğini belirten
Şimşek, büyümenin gelişmiş ülkelerde zayıf, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu
ve Asya'nın başı çektiği birçok gelişmekte olan ülkede güçlü olduğunu kaydetti.

2009'da binde 6 daralan dünya ekonomisinin, 2010 yılında yüzde 4,8,
2011'de ise yüzde 4,2 civarında büyüyeceğinin tahmin edildiğini ifade eden
Şimşek, 2010 yılı tahmin edilen yüzde 4,8'lik küresel büyüme oranının, Çin hariç
tutulduğunda yaklaşık yüzde 3,5 civarına düştüğünü vurguladı.

Şimşek, 2010 yılında gelişmekte olan Asya ülkelerinde yüzde 9.4, Latin
Amerika ülkelerinde yüzde 5.7, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde yüzde 3.7'lik bir
büyüme öngörüldüğünü, Türkiye için IMF'nin 2010 yılı büyüme tahmininin yüzde 7.8,
OECD'nin tahmini ise yüzde 8,2 olduğunu belirtti. Türkiye ekonomisinin bu
performansının asıl olarak gelişmekte olan Avrupa ülkeleri ile kıyaslanmasının
daha doğru olacağını bildiren Şimşek, ''Bu açıdan ülkemiz için tahmin edilen
yüzde 8 civarındaki büyüme büyük bir başarıdır'' dedi.

Şimşek, küresel ekonomideki güçlü toparlanmaya rağmen, özellikle gelişmiş
ekonomilerin kamu, banka ve hanehalkı bilançolarında ortaya çıkan tahribatlar ile
yüksek işsizlik oranlarının ciddi bir kırılganlık kaynağı olmaya devam ettiğini
dile getirdi.

Bakan Şimşek, Türkiye'nin kamu borç dinamikleri yönünden de bir ayrışma
içerisinde olduğunu, krize rağmen kamu bilançolarında kalıcı bir tahribat
yaşanmadığını, hiçbir bankanın batmadığını, 2010;da borç stokunun milli gelire
oranını bir önceki yıla göre en fazla azaltan Avrupa ülkesi olacağını anlattı.

Küresel toparlanmanın önündeki bir başka risk unsurunun da bankacılık ve
finans sektörü olduğunu vurgulayan Şimşek, bazı ülkelerde bankacılık sektörü
halen merkez bankalarının ve hükümetlerin sağladığı olağanüstü kaynaklarla ayakta
durduğunu, kredi verme konusunda çekingen davrandığını söyledi. Şimşek, bazı
ülkelerde bankacılık sektöründeki tahribatın hala devam ettiğini ifade etti.

Bankacılık sektörünün tekrar güçlü bir yapıya ulaşmasının uzun zaman
alacağına işaret eden Şimşek, Türk bankacılık sisteminde ise mevcut uygulama
çerçevesinde sermaye yeterlilik oranının ekim ayı itibarıyla yüzde 19,6 olduğunu
bildirdi. Şimşek, ''Bu, Türk bankacılık sisteminin ne kadar güçlü olduğunu
göstermektedir'' diye konuştu.

ILO'ya göre kriz döneminde yaklaşık 34 milyon kişinin işsiz kaldığını,
pek çok ülkede büyümenin, istihdam yaratmaktan hala uzak olduğunu belirten
Şimşek, bunun, dünya ekonomisi için risk teşkil ettiğini ifade etti.

Türkiye ekonomisinin, 2009 yılında iç ve dış piyasalarda talebin
zayıfladığı ve beklentilerin olumsuz seyrettiği bir süreçten geçtiğini,
Türkiye'nin ise AK Parti Hükümetleri'nin hayata geçirdiği yapısal reformlar,
sağlam makroekonomik temelleri ve güçlü bankacılık sistemi sayesinde 2010 yılında
krizin etkilerini üzerinden en hızlı atan ülkelerden birisi olduğuna işaret
ederek Şimşek, özetle şunları söyledi:

''Türkiye ekonomisi kriz sürecinde aldığı proaktif önlemlerin de
katkısıyla, dünyadan pozitif yönde ayrışarak, hızlı bir toparlanma sürecine
girmiştir. Bu ayrışma büyümede, istihdamda, kamu finansman dengelerinde,
derecelendirme kuruluşlarının verdiği kredi notlarında ve ülke risk primi gibi
temel göstergelerde kendini açık bir şekilde göstermektedir. Türkiye ekonomisi,
bu yılın ilk üç çeyreğinde kaydettiği yüzde 8,9'luk büyüme performansıyla dünyada
üst sıralarda yer almıştır. Türkiye, Avrupa ve OECD ülkeleri arasında en hızlı
büyüyen ülkelerden biri olmayı sürdürmektedir.

AK Parti Hükümetleri olarak uzun yıllar çift haneli olan hatta bazen üç
haneye çıkan enflasyonu tek haneye indirdik ve küresel krize rağmen tek hanede
tuttuk. Önümüzdeki aylarda enflasyondaki düşüşün devam edeceği tahmin
edilmektedir.

Sağladığımız siyasi ve ekonomik istikrar ve gerçekleştirdiğimiz yapısal
reformlar sayesinde sağlam makroekonomik temellere sahip bir ülke olarak krize
karşı önemli bir direnç gösterdik.

Kamu finansman dengeleri bakımından da birçok ülkeden pozitif yönde
ayrışmış durumdayız. Bunu da 2002'den bu yana uyguladığımız sıkı maliye
politikasına borçluyuz. Bu sayede son 8 yılda bütçe dengelerinde ve kamu borç
yükünde önemli iyileşmeler sağladık.

Mali disiplini kararlılıkla sürdürüyoruz. Hükümetimizin güçlü iradesi ve
Orta Vadeli Programımız mali disiplinin en büyük teminatıdır.

Kriz döneminde birçok ülke Merkez Bankası kaynaklarına başvururken, biz,
tam aksine bu dönemde kamu bankalarına ve Merkez Bankasına 2001 krizi sonrası
verilen kağıtlar nedeniyle oluşan borçları geri ödedik. 8 milyar lira geçen yıl
2001'den kalan borç ödedik. Yine kriz döneminde birçok ülke hazinesi IMF
kaynaklarına başvururken biz IMF'den borç almadık tam aksine geçmişten gelen
borçları azalttık. 2002 yılında 22 milyar dolar olan IMF;ye borcumuzu Ekim 2010
itibarıyla 6,5 milyar dolara düşürdük.''

Bakan Şimşek, krize karşı proaktif önlemler aldıklarını dile getirerek
konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Türkiye, ilk defa bir krizi uluslararası kuruluşlardan destek almadan
kendi kaynaklarıyla başarıyla atlatmıştır. Bu noktada uzun yıllar Türkiye
ekonomisini takip eden birisi olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, 1994 ve
2001 krizleri ülkenin iç dinamiklerinden kaynaklandı ama başkaları yönetti, son
krizi ise başkaları çıkardı biz yönettik.

Son altmış yılın en büyük krizini kendi tedbirlerimizle atlattık. Ama
daha da önemlisi bu dönemde krizin faturasını halkımıza çıkarmadık. Dünyada
birçok ülke krizin faturasını doğrudan doğruya vatandaşına çıkarmıştır. Bu
süreçte, birçok ülkede maaşlar dondurulmuş, hatta bazılarında düşürülmüş,
emeklilik yaşı ve vergi oranları artırılmış ve yeni vergiler uygulamaya
konulmuştur.''

Maliye Bakanı Şimşek, orta ve uzun vadede cari açığı daha makul
seviyelere düşürmek için Türkiye'nin yurt içi tasarruf oranlarını artırması,
enerjide dışa bağımlılığı azaltması, katma değeri yüksek mal ve hizmet üretiminde
yoğunlaşması ve beşeri sermayesini güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. Şimşek,
cari açığın azaltılmasında geleneksel sektörlerin değişim ve dönüşümü için de
çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

Şimşek, ''Hükümetimiz cari açığı orta ve uzun vadede daha iyi
yönetilebilir seviyelere çekmek için ne gerekiyorsa yapmıştır ve yapmaya devam
edecektir'' diye konuştu.

Türkiye'nin diğer önemli bir sonunun da işsizlik olduğuna dikkati çeken
Şimşek, Türkiye'nin, uzun yıllardan bu yana yüksek işsizlik sorunuyla karşı
karşıya olduğunu söyledi. Şimşek, ''Küresel kriz ile birlikte tüm dünyada olduğu
gibi ülkemizde de işsizlik oranları yükselmiştir. Ancak, hızla toparlanan Türkiye
ekonomisi, dünyadan ayrışarak krizde ve kriz sonrasında istihdam yaratmıştır.
2007 yılından 2010 yılının ikinci çeyreğine kadar Türkiye ekonomisi yaklaşık 2,8
milyon ilave istihdam sağlamıştır'' ifadesini kullandı.

İşsizlik konusunda alınan tedbirleri anlatan Şimşek, ''Özetle işsizliği
azaltmak için yüksek ve istikrarlı büyüme şarttır. Bu da ancak siyasi istikrar ve
doğru politikalarla mümkündür'' dedi.

Bakan Şimşek, şöyle devam etti:

''Gerçekleştirdiğimiz yapısal reformlar ve uyguladığımız proaktif maliye
politikaları sayesinde, ekonomide başlayan toparlanmanın kalıcı olmasını
sağlayacağız. Biz, ülkemizin sorunlarına uzun vadeli çözümler üretiyoruz.
Popülist politikalar ve seçim ekonomisi uygulamıyoruz. Makroekonomik istikrar ve
mali disiplin önümüzdeki dönemde temel önceliğimiz olmaya devam edecektir.

Bu anlayışla, 2011 yılı bütçesini de, dünyada oluşan yeni ekonomik
konjonktürü dikkate alan, reel ekonomiyi destekleyen ve aynı zamanda sosyal yönü
güçlü bir bütçe olarak hazırladık.''

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2011 bütçesini,
''seçim değil, istikrar bütçesi'' olarak nitelendirerek, ''Seçim ekonomisi
uygulamıyoruz. Seçim bütçesi hazırlamıyoruz. Bundan önceki 8 yıllık bütçe
karnesinde olduğu gibi 2011 bütçesi de mali disiplin anlayışı çerçevesinde
hazırlandı'' dedi.

Şimşek, 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısını, TBMM Genel
Kuruluna sundu.

2011 yılı bütçesinin reel kesimi destekleyen bir bütçe olduğunu belirten
Şimşek, 2010 yıl sonu itibarıyla, esnaf ve sanatkara kullandırılan düşük faizli
kredi için bütçeden sağladıkları 150 milyon lira faiz sübvansiyonunu, 2011'de
yüzde 118 oranında artırarak 327 milyon liraya çıkardıklarını söyledi.

Bakan Şimşek, esnaf ve sanatkarlara 2002'de Halk Bankası aracılığıyla 153
milyon lira kredi kullandırılırken, bu tutarın eylül sonu itibarıyla 3,3 milyar
liraya yükseldiğini ifade etti.

Bu bütçenin kamu görevlilerini ve emeklileri gözeten bir bütçe olduğunu
dile getiren Şimşek, kamu görevlilerinin maaşlarında ocak ve temmuz aylarında
yüzde 4'er oranında artış sağlanacağını bildirdi. Şimşek, yapılacak artışlar
sonucunda; 2010 yılı Aralık ayında aile yardımı ödeneği dahil en düşük memurun
bin 300 lira olan net maaşının 2011 yılı Ocak ayında bin 454 liraya, Temmuz
ayında ise bin 532 liraya yükseleceğini bildirdi.

Ortalama memur maaşının da 2011 yılı Ocak ayında bin 717 liraya, Temmuz
ayında ise bin 793 liraya yükseleceğini belirten Şimşek, böylece 2011 yılında
ortalama devlet memuru aylığında yüzde 13,7 oranında artış yapılmış olacağını
söyledi.

Şimşek, işçi, esnaf ve tarım sigortalısı emeklilerine ödenen aylık ve
gelirlerin, Ocak 2011'de 60 liradan az olmamak üzere yüzde 4 oranında ve temmuz
ayında ise yüzde 4 oranında artırılacağını anımsatarak, ''Geçmişteki popülist
yaklaşımlar olmasaydı bugün emeklilerimize daha fazla imkan sağlayabilirdik''
dedi.

Bakan Şimşek, en düşük devlet memuru maaşı ile Aralık 2002'de 45 kilogram
dana eti alınırken, Kasım 2010'da 51 kilogram alındığını belirten Şimşek, net
asgari ücretle ise Aralık 2002'de 21 kilogram dana etine karşılık bugün 24
kilogram alındığını kaydetti.

Maliye Bakanı Şimşek, 2011 yılı bütçesini, öğrencilere daha fazla kaynak
ayıran bir bütçe olarak değerlendirdi, 2011 yılında öğrencilere sağlanan burs ve
harç desteği ödeneklerinin, öğrenci sayısındaki artışı da dikkate alarak yüzde 22
oranında artırdıklarını belirtti.

Bütçenin, özürlü vatandaşlara desteği de artırdığını ifade eden Şimşek,
2011'de özürlü eğitimi ve evde bakım desteğine ayırdıkları ödenekleri yüzde 33
oranında artırarak 3,2 milyar liraya çıkarttıklarını kaydetti.

Şimşek, 2011 yılı bütçesini, ''eğitime ve sağlığa ayrılan kaynağı,
üniversitelere personel ve kaynağı, desteği artıran, üniversite eğitimini ülke
geneline yayan, sosyal güvenlik sistemi ile bilim ve Ar-Ge'yi destekleyen,
çiftçiye destek olan, mahalli idarelere desteği artıran'' bir bütçe olarak
nitelendirdi.

Maliye Bakanı Şimşek, vergi barışıyla gelen imkanların, bütçede yer
almadığını, bunu Türkiye'nin önceliklerine harcayacaklarını vurguladı.

Bütçe büyüklüklerini de veren Şimşek, 2011 yılı Merkezi Yönetim
Bütçesinde bütçe giderlerinin 312,6 milyar lira, faiz hariç giderlerin 265 milyar
lira, bütçe gelirlerinin 279 milyar lira, vergi gelirlerinin 232,2 milyar lira,
bütçe açığı 33,2 milyar lira, faiz dışı fazlanın 14 milyar lira olarak
öngörüldüğünü bildirdi.

Şimşek, ''Buna göre 2010 yıl sonu gerçekleşme tahminleriyle
kıyaslandığında bütçe giderleri yüzde 5,3, faiz hariç giderler yüzde 7,1, bütçe
gelirleri yüzde 10,4, vergi gelirleri yüzde 10,5 oranında artış gösterirken faiz
giderleri ise yüzde 4 oranında azalış göstermektedir. Böylece bütçe açığının
milli gelire oranını yüzde 4'ten yüzde 2,8'e düşüreceğiz'' dedi.

2011 yılı bütçesinin, seçim değil, istikrar bütçesi olduğunu belirten
Bakan Şimşek, AK Parti iktidarlarının bundan önceki 8 yıllık bütçe karnesinde
olduğu gibi 2011 bütçesinin de mali disiplin anlayışı çerçevesinde hazırlandığını
belirtti.

Şimşek, harcamaları, sağlam gelir kaynaklarına dayandırdıklarına işaret
ederek, ''Seçim ekonomisi uygulamıyoruz. Seçim bütçesi hazırlamıyoruz. Bugüne
kadarki bütçe performansımız da mali disiplin anlayışına bağlılığımızın en önemli
göstergesidir. Bütçe gelirleri ve vergi gelirlerimizde ise nominal büyüme
oranında artış öngörüyoruz. Bu suretle 2011 yılı bütçe açığını, 2010 yılı
gerçekleşme tahminine göre yaklaşık yüzde 24 oranında düşürmeyi hedefliyoruz''
diye konuştu.

Faiz yükünü azaltmaya devam ettiklerini kaydeden Şimşek, 2002 yılında
faiz giderlerinin GSYH'ye oranının yüzde 14,8 olduğunu, bu oranı 2009 yıl sonunda
yüzde 5,6'ya indirdiklerini, 2010 yıl sonunda ise daha da düşürerek yüzde 4,5'e
indirmeyi öngördüklerini belirtti. Şimşek, şunları kaydetti:

''2011 yılında yüzde 3,9 olarak öngördüğümüz bu oranın Mali Plan dönemi
sonunda yüzde 3,4'e düşmesini hedefliyoruz. 2011 yılında yüzde 3,9 olarak
öngördüğümüz faiz giderlerinin milli gelire oranı, 1992 yılından bu tarafa en
düşük oranı ifade etmektedir. Aynı şekilde 2011 yılında yüzde 15,2 olarak
öngördüğümüz faiz giderlerinin bütçe içindeki payı 1985 yılından bu tarafa
ulaştığımız en düşük oran olacaktır. Başka bir açıdan baktığımızda da 2002
yılında topladığımız her yüz liralık verginin yaklaşık 86 lirası faize gidiyordu.
2010 yıl sonunda ise yüz liralık verginin 24 lirası faize gidecek. Mali Plan
dönemi sonunda ise bu tutar 18 liraya kadar düşecektir. 2002 yılında yüzde 14,8
olan faiz giderlerinin milli gelire oranı aynı düzeyde kalsaydı 2011'de bütçedeki
faiz giderleri 179,3 milyar lira olacaktı. Oysaki 2011 bütçesinde iç ve dış borç
faiz giderlerine ayırdığımız ödenek sadece 47,5 milyar liradır. Bu AK Parti
Hükümetlerinin başarısıdır. Biz faizden tasarruf etmiş olduğumuz bu kaynağı
sağlığa, eğitime, Ar-Ge'ye ve yatırımlara harcıyoruz.''

Türkiye'nin, OECD ülkeleri arasında vergi yükünün en düşük ülkeler
arasında 2. ülke olduğunu belirten Şimşek, ''O zaman vergilerin yüksek olduğu
algısı nereden kaynaklanıyor? 2008 yılında OECD ülkeleri ortalamasının yüzde 10,9
olduğu dolaylı vergilerin milli gelire oranı ülkemizde yüzde 10,8'dir. Ülkemiz,
bu oranla OECD ülkeleri arasında 15. sırada yer almaktadır. Türkiye'de sorun,
dolaysız vergilerin düşüklüğüdür; onları da artırmak için bir çok tedbir aldık.
Yeni dönemde bunun sonuçlarını göreceksiniz'' dedi.

Şimşek, siyasi kaygılarla alınan kararların ve popülist yaklaşımların
sonuçlarını hep birlikte gördüklerini, geçmişi suçlayarak siyaset yapanlardan
olmadıklarını söyledi. Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:

''Ancak bu ülke, AK Parti Hükümetlerinden önce, iç ve dış borç faiz
ödemelerinin toplam vergi gelirlerini aştığı yılları da gördü. Çiftçisine,
çalışanına, üreticisine borçlu olan bir devlet söz konusuydu. İçerideki
makroekonomik istikrarsızlıklar ve alt üst olan mali dengeler, Türkiye'nin
ilerlemesinin önünde engel teşkil etmekteydi. Biz, sağladığımız siyasi ve
ekonomik istikrar ile bütün bunları ülkenin kaderi olmaktan çıkardık.

AK Parti olarak siyasi sorumluluk ve riskleri üstlenerek Türkiye'nin
uluslararası platformlarda saygınlığını tekrar kazanmasını sağladık. Bugün
Türkiye, sağlam makroekonomik temelleri sayesinde, bölgesinin ekonomik ve siyasi
olarak en önemli ülkesi haline gelmiştir. Hedefimiz, bilgi toplumuna dönüşmüş,
her alanda AB standartlarını yakalamış ve dünya ile rekabet edebilen güçlü bir
Türkiye'dir.

2011 yılı bütçesi Hükümetimizin önceki bütçelerinde olduğu gibi ülkemizi
2023 vizyonuna yaklaştıran bir bütçedir. 21. yüzyıla damgasını vuracak olan
ülkemizin beşeri sermayesine, altyapısına ve Ar-Ge'sine kaynak ayıran bir
bütçedir.''

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.