Türk, neden rahatsız oldu?
Türk'ün tuhaf değerlendirmeleri şöyle:
“Ali Sami Yen’i yıkmak için acele etmesinler”
Hikmet Sami Türk, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a karşı yapılan ıslıklı protestolar için:
“Benim asıl üzüldüğüm taraf bundan sonra Ali Sami Yen’in adının kullanılmayacak olması. Böyle tezahüratlar olabilir. Bu aslında toplumsal bir tepkidir, halktaki genel memnuniyetsizliktir. İktidar, bu açılışı kendi propagandası için kullanmıştır. Bir Başbakan’ın daha tahammülü, daha olgun olması gerekir. Kendisi bir anlamda sözleşme olamayacağını ima etti. Henüz anlaşma yapılmadı ne demek? Anlaşma yapmayabiliriz demek. O yüzden Ali Sami Yen Stadı’nı yıkmak için acele etmesinler.”
“Hepsinde belirli bir kusur var”
Türk: “Yargıtay’ın iki dairesi arasında farklı bir yorum var. O da şu konuda: Acaba bu tutuklama süresi hangi dönemde? Hem ilk derece mahkemesi hem temyiz aşaması mı dahil? Yoksa ilk derece mahkemesinin kararıyla kişi hükümlü hale mi gelir? Benim görüşüm, ilk derece mahkemesinin verdiği karardır. Bu yapılmış olsaydı, Hizbullahçılar tahliye edilmezdi çünkü hükümlü olacaklardı. Yasal düzenlemede bir boşluk, bir eksiklik var. Ayrıca yorum da doğru değildir. Meclis gerektiğinde yasa yapabilmektedir. Burada da eklenecek bir cümle, bu çeşit yersiz tahliyeleri önleyebilecek bir açıklama olur.” dedi ve şöyle devam etti. “Hükümet, parlamento, yargı, hepsinde belli bir kusur var. Bu tahliyeye karar verilirken daha iyi bir istihbaratla peşleri bırakılmayabilirdi. Bu süreçte kesin hüküm verilmemesi de ayrı bir şey. Yargı yavaş işliyor fakat insaflı olmak için şunu söyleyelim yargı ağır bir iş yükü altındadır.”
“Anayasa Mahkemesi Kuruluş Kanunu Anayasa’ya aykırı”
“Anayasa’da, Anayasa Mahkemesiyle ilgili önemli değişiklikler yapıldı. Üye sayısı artırıldı, görev ve yetkiler değiştirildi. Üyeler göreve başlarken tıpkı TBMM üyelerinin yaptığı gibi bir and içme vardır. Fakat yeni hazırlanan metinde çok ilginç bir şey var. Şu anki metnin yarısını almışlar, başlangıç kısmı yok. İçinde birden fazla ‘Türk’ sözcüğünün geçtiği ibare sanki rahatsızlık duyulmuş gibi dikkatle çıkarılmıştır. ‘Türk’ hepimizin ortak adıdır. Lazı, Çerkezi birleştiren ortak bir terimdir. Anayasa Mahkemesi üyelerine öyle bir statü veriyorlar ki, kişisel suçlarda bile dokunulmazlık var. Görev ile ilgili bir suçlardan dolayı ceza alabilirler; ama kişisel suçlarda olmaz. Koruma tedbirlerine karar verilemez.” diye konuştu. “Türkiye, 12 Haziran 2011 günü, milletvekili genel seçimine gidecektir ve öyle anlaşılıyor ki bu seçimden sonra Türkiye’nin gündeminde öncelikli olarak Anayasa değişikliği yer alacaktır. Bu süreçte bütün partiler, anayasa değişikliği konusundaki görüşlerini açıklamalılar. Bir önemli şey daha yapılması gerekir. Şu anki Milletvekili seçimi kanununda ülke genelinde yüzde on baraj var. Bu bazen çok ağır sonuçlar vermektedir. Örneğin 2002 seçimlerinde seçmen oylarının yüzde 45.3’ü parlamentoya yansımamıştır. Bunun tekrar tartışma konusu olmaması için bu barajı yüzde beşe çekmek gerekir. İsterlerse, partiler arası uzlaşma ile bir haftada yapılabilir.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.