Erdoğan Kılıçdaroğlu'na adres gösterdi!

Erdoğan Kılıçdaroğlu'na adres gösterdi!
Başbakan Erdoğan Ankara'da partisinin genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında yaptığı konuşmada muhalefete sert sözlerle yüklendi. Erdoğan, Ergenekon Terör Örgütü'ne üye olmak istediğini söyleyen Kemal kılıçdaroğlu'na adres gösterdi.

Başbakan Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.

Genel seçimlere 4 aydan kısa bir süre kaldığını anımsatan Erdoğan, AK Parti'nin hizmet siyaseti üzerine kurulduğunu, millete, ülkeye hizmet etme gayretinde olduğunu vurguladı.

14 Ağustos 2001'de AK Parti'yi kurarken, siyaseti temize çekeceklerini, siyasette temiz bir sayfa açacaklarını, siyasetin dilini, üslubunu değiştirirken, Türkiye'ye hizmet siyasetini egemen kılacaklarını ifade ettiklerini anlatan Erdoğan, yalanla, tutarsızlıkla bir arada anılan siyaset kurumunu, milletin nezdinde yeniden güvenilir bir kurum haline getirecekleri sözünü verdiklerini ifade etti.

''Hamd olsun 9,5 yıl boyunca verdiğimiz sözleri tuttuk ve tutuyoruz'' diyen Erdoğan, bu konuda mahcup olmadıklarını ve olmamak için de azami gayretle çalıştıklarını söyledi.

 Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''İktidarda bulunduğumuz 8 yıl boyunca milletimize ve ülkemize hizmet yarışında muhalefet partileri bizimle rekabet edemediler. Hizmet üretmede, eser üretmede, ortaya proje koymada, Türkiye'ye itibar, vizyon kazandırmada bizimle yarışamadılar. Yapıcı bir vizyona dayalı muhalefet sergileyemediler. Hizmet siyasetinde bizimle rekabet edemeyenler maalesef 8 yılı aşkın süre boyunca belden aşağı vurarak, çamur atarak, iftira atarak, milleti korkutarak, tehdit ederek bu yarışta öne çıkacaklarını zannettiler. Türkiye'ye ilişkin tek bir proje, Türkiye'nin geleceğine ilişkin tek plan, Türkiye'yi büyütmeye, aziz milletimizi refaha ulaştırmaya yönelik bir tek hedef ortaya koyamadılar. Ortaya herhangi bir vizyon koyamayanlar, centilmenlik dışı hareketlerden medet umdular. Biz milletle işbirliği yaparken onlar gittiler çetelerle işbirliği yaptılar. Biz bu yolda milletimizle yürürken onlar gittiler karanlık güç odaklarıyla, mafyayla kol kola yürüdüler. Biz Türkiye'yi büyütmenin mücadelesini verirken, onlar Türkiye'nin paçasından tutup aşağı çekmenin mücadelesi içinde oldular. Biz yurt içinde yurt dışında Türkiye'ye güç, itibar kazandırırken, onlar demokrasi dışı, hukuk dışı yollardan halkın iktidarını yıpratmanın, demokrasiyi törpülemenin gayreti içinde oldular. Bizimle hizmette yarışamayanlar, rekabet edemeyenler, 8 yıl boyunca kaos üreterek, kargaşa üreterek, yalan, iftira, çamur üreterek milli iradeye yön çizeceklerini zannettiler.''

-''AMAÇ HÜKÜMETİ ZOR DURUMDA BIRAKMAK''-

Erdoğan, genel seçimlere seçime 4 ay kala PKK terör örgütü ve onun uzantılarının her seçim öncesinde olduğu gibi yine taşeronluğu üstlendiklerini, son günlerde sokakları savaş alanına çevirme gayretleri bulunduğunu söyledi.

Arabaları kundaklayan, masum öğrencileri istismar eden, belediye otobüslerine saldırıların, terör örgütünün seçim sürecini etkilemeye yönelik eylemleri olduğunu vurgulayan Erdoğan, bunların Türkiye'ye siyaseti dizayn etmeye yönelik eylemler olduğunu kaydetti.

 Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: ''Zaten bunların belli tarihleri var, o tarihleri, o günleri ne yapıp, edip allayıp pullayıp kendilerine göre güya anma törenleri adları altında, ne yazık ki nasıl anma ise, yaralamalarla, ölümlerle vesaire bu süreçleri doldururlar. Çünkü terör örgütünün bu eylemlerle varabileceği başka bir hedefi yok. Amaç gerilimi artırarak hükümeti zor durumda bırakmaktır. Türkiye'de her seçim öncesinde terör örgütü bu şekilde taşeronluk üstlenmiştir. Gerilimden nemalanmaya çalışmıştır. Türkiye'de iç siyaseti yönlendirmek, şekillendirmek, milleti korkutarak iktidarı yıpratmak amacıyla her seçim öncesinde terör örgütü ihale üstlenmiştir. Son günlerde ortaya konulan eylemler Türkiye'nin ulaştığı konumdan rahatsızlık duyan ulusal ve uluslararası düzeydeki karanlık odaklarla ülke içindeki o malum çetelerle işbirliği içinde sahnelenmektedir. Bugün artık Kandil'deki terör örgütü ile kendisini iktidar ortağı gibi gören güç odaklarının işbirliği iddianamelerle açık ve net olarak ortaya konulmuş durumdadır.''

Vatandaşlardan sahneye konulan bu oyunu, bu çirkin ve kirli senaryoyu anlamalarını isteyen Erdoğan, Türkiye'de on yıllardır oynanan bu kirli oyunu milletin desteğiyle kendilerinin bozduğunu, yine milletle birlikte bozacaklarını belirtti.

Erdoğan, ''Bu ülkede söz de karar da yetki de terör örgütlerinde, çetelerde, mafyada, karanlık güç odaklarında değil, artık sadece ve sadece millettedir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin, bugün artık söz de, karar da, yetki de milletin'' dedi.

-''BU KAMPANYA, BAYAT BİR KAMPANYADIR''-

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, 8 yıldır hizmette kendileriyle rekabet edemeyenlerin ve edemeyeceğini anlayanların ''korku kampanyaları üzerinden kendilerine bir egemenlik alanı oluşturma gayretine girdiklerini'' ifade ederek, şunları kaydetti: ''CHP, MHP, BDP ortak bir dil, ortak bir söylem oluşturarak, arkalarına bazı destekçilerini, yandaşlarını da alarak, Türkiye sanki bir korku tünelindeymiş, Türkiye'ye sanki korku hakimmiş, bir korku imparatorluğu kuruluyormuş gibi koro halinde kampanya yürütüyorlar. Tamamen yargı tasarrufundaki bazı olaylardan yola çıkarak sanki Türkiye'de haklar, özgürlükler, demokrasi, tehdit ve tehlike altındaymış gibi bir atmosfer oluşturmaya, bununla da kendi kitlelerini güya korkutmaya çalışıyorlar. Zira kendi ayaklarının altındaki kilimlerin de kayacağından endişe ediyorlar.''

''Bu kampanya, bayat bir kampanyadır. Bu kampanya, 1960 öncesinde merhum Adnan Menderes ve hükümetine uygulanmış son derece sanal, gerçek dışı ve bayat bir kampanyadır'' diyen Erdoğan, ''CHP'nin tıpkı bugün olduğu gibi 1960 öncesinde de halkı sokak sokak direnmeye çağırdığını, sokakları ve Parlamentoyu kışkırttığını, medyayı da arkasına alarak müdahaleye zemin hazırladığını'' söyledi.

CHP'nin o dönemde ne gibi kampanyalar yaptığını dönemin gazeteleriyle ve belgelerle ortaya koyacağını anlatan Erdoğan, ''27 Mayıs müdahalesinin daha ikinci gününde CHP'nin Genel Başkanı İsmet İnönü, kendisini arayan müdahalecilere 'Büyük bir iş yaptınız, başarınıza yardımcı olmak için asıl ben sizin emrinizdeyim' diyecek kadar müdahaleye sevinmiş, alkış tutmuş, selam durmuştu. 1960 ve öncesinde atılan manşetleri, yapılan yorumları CHP'nin çağrılarını alın, işte bugünkülerle şöyle bir karşılaştırın, arada hiçbir fark göremeyeceksiniz, aynı'' şeklinde konuştu.

Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"KUSURA BAKMAYIN BEYLER"
Şivan Perver'e yönelik tehditler bizatihi faşisz değil de nedir? Gönlünün derinliklerinden seni özledim diyen birini ötehdit etmek saödece Kürtlerin değil insanlığın sesini kesmek değil de nedir? Bir yandan barış, hukuk diyeceksiniz ama öbür yandan Hakkari'de, Batman'da yangına koşanları, kardeşlerimizi yakanları bağrınıza basacaksınız. AK Parti iktidarı tarafından yapılan yatırımları görmeyecek çetelerle iş birliği yapacaksınız. Yüksekova'da ilçe teşkilatımı bombalayacaksınız. Bunu hangi anlayışla ifade edeceksiniz? Kusura bakmayın beyler Kürt kardeşlerim de Türk kardeşlerim de nasıl bir tutarsızlık içinde olduğunuzu görüyor. 

MISIR'I KİMİN ÖRNEK ALMASI GEREKİYOR?
MHP'li yöneticiler de öyle. Bunların meclisteki çalışma anlayışı da bu. Hakaretler, tehditler, anlayış bu. Bir yandan özgürlükler diyorlar diğer yandan hakareti yapabiliyorlar. Bu ülkenin başbakanına ve hatta ailelerine dil uzatacaksın sonra da hükümeti korku siyasetiyle itham edeceksiniz. Eğer diktatör görmek istiyorsanız aynaya bakın. Mübarek bir yüz görmek istiyorsanız yine aynaya bakın. Bizi dikkatörlere benzetenler, defalarca baraj altında kaldınız. Mısır'ı biz mi örnek alacağız, yoksa siz mi alacaksınız. Yapıştınız kaldınız ya. Gidemiyorsunuz. Ben söylüyorum, partim ikinci parti olsa derhal genel başkanlığı bırakırım. O makamlarınızı bırakıp gidemez misiniz. Mısır'ı, Tunus'u örnek alacak olan ben miyim yoksa siz mi? Orada halkın haykırıyını dinlediler, siz ne zaman sandıklara kulak vereceksiniz? Hangi durumda o koltukları ehline teslim edeceksiniz? Bırakın da tabanınız da yeni simalar görsün. 

"CHP'NİN ÜZERİNDEKİ O KARA LEKE VARKEN..."
Bizi dikta ile suçlayanlar kendi partilerini ve tabanlarını korkutarak yönetiyor. Korku ve dikta söylemine sarıldıklarını görüyoruz. CHP ve Genel Başkanı artık Haziran seçimlerinden umudunu kesti. Süreci tamamen korku üzerinde götürüyor. Kendi tabanını korkutarak başaracağını sanıyor. CHP'nin üzerinde o kara leke dururken siz ne hakla AK Parti'yi sivil dikta ile suçluyorsunuz. TSK'ya hakaret eden Genel Başkan Yardımcınızla ilgili hangi işlemi yaptınız. Sadece ben konuşurum derken bunu neyle ifade edeceksiniz? Bu mu verdiğiniz ceza? O soru işareti orada öyle dururken hangi hakla çıkıp bizi korku imparatoru olmakla itham ediyorsunuz. Arap kadınlarına yönelik sözleri ile en ırkçı yüzlerini gösteren vekillerinizle ilgili ne yaptınız? Siz sadece kendi kadınlarınıza mı sahip çıkıyorsunuz. Diğer kadınlar saygı duyulacak kadınlar değil mi? Biz yaradılanı yaradandan ötürü seviyoruz. Bizi ne hakla ayrımcılıkla suçluyorsunuz. Yüreğiniz yetiyorsa gidin Bağdat, Erbil, Süleymaniye'ye gidip Türkiye'liyim deyin ve gelin burada bizi eleştirin. Gidin orada bizi sorun. Size orada bizi ne güzel anlatacaklar. 

KILIÇDAROĞLU'NA ERGENEKON'UN ADRESİNİ VERDİ
Ergenekon örgütünü aramayı bırakın da gidin Türkiye'nin itibarını görün. Türkiye'nin kanını emen bir terör örgütüne üye olmak istediğini söyle sonra bizi eleştir. Şuna bak ya. Türkiye'nin kanını emen, enerjisi tüketen bir örgüte üye olmak istediğini pervasızca söylüyor. Ardından utanmadan sıkılmadan yüzü kızarmadan partimizi de sivil diktatörlükle, baskıyla, korku siyaset ile itham ediyor. Danıştay'ın ikinci dairesine git orada aradığın örgütün izini bulursun, orada. 'Nere gösterin bana' diyor. Git,Danıştayikinci dairesine orada gör. Yeri orada. Diyarbakır'ın karanlık sokaklarına git, bir gece vakti ensesine kurşun sıkılanların izinde aradığını bulursun. Çorum'a, Sivas'a, Kahramanmaraş'a, Gazi Mahallesi'ne git. Kanlı 1 Mayıs'ın yaşandığı Taksim Meydanı'na git, oralarda aradığının izlerini bulursun. Orada onların zaten üye kayıt büroları var, orada seni kayıt ederler. Hiç birisini yapamıyorsan Dersim'e git. Benim oradaki kardeşlerime, oradaki akrabalarına sor, onlar sana anlatırlar. Eski genel başkan avukattı; yaptığı yeterli olmadı, yeni genel başkan işi üyeliğe kadar götürdü. Anamuhalefet partisi genel başkanının bir örgüte üye olması karşısında 'vatana millete hayırlı olsun' diyemiyorum. 'Çetelerle, mafyaya, karanlık suç örgütlerine hayırlı olsun' diyorum.

"BUNUN BİZİMLE NE İLGİSİ VAR?"
8 yıldır sesini kıstırdığımız tek bir yayın organı yoktur. Medya mensuplarının dokunulmaz olduğuna dair bir şey var da bizim mi haberimiz yok. Onlar sorgulanamaz mı, yargılanamaz mı? Yargı kararıyla yayın durduruluyorsa bizimle ne ilgisi var? Bunlar acemilik. 8 yıldır bize aralıksız şekilde hakaret eden yazarlar var. Sistematik hakaretleri yapanlar var. En ağır küfürleri eden köşe yazarları var. Öyle hakaretler yedik ki, ağır eleştiriye girer diye yargı karar verdi. Acaba aynı küfrü, aynı hakareti size yapsalar buna ağır eleştiri diyebilecek misiniz. Ama arapların bir sözü ver 'men dakka dukka'... Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Boynumuzu büktük. Olsun dedik. 8 yıl önce atılamayan manşetler bugün yazılıyor. Her bir vatandaşımızın endişesi bizimde endişemizdir. Her bir vatandaşımızın yaşam tarzı bizim namusumuzdur. Herkesi anlama ve korkuları anlama gayreti içindeyiz. Ama bu korkular sanal korkudan öte değil. 

Türkiye'yi uzaktan izleyenlere de bu kampanyalara kanmayın diye sesleniyorum. CHP ve MHP'li kardeşlerim olmayan korkulara prim vermeyin. Siz yazacaklarınızı yazın, 4 ay sonra asıl olanı millet söyleyecek.

HABERVAKTİM.COM-AA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.