Canlı yayında ŞOK sözler!
İsa Gök; ‘Sokak sokak direniş’ çağrısına gelen tepkileri şu sözler ile açıkladı: “Türkiye’de direnme hakkının kutsal olduğuna ilişkin önemli yazılar var. O yazılardan biri de Bediüzzaman Said Nursi’nin yazılarıdır. ‘Diktatörlüğe karşı direnme hakkı vardır’ diyor. Onun öğrencileri saldırıyorlar; ama okumamışlar hocalarının yazılarını. Okusunlar, işte cehaletten geliyor bunlar başımıza. Diktatörlüğü yaşayan her ülkede direnme hakkı vardır. Halkın hakkını koruyacağı yerler; hükümetin, diktatörlüğün aracı olmuşsa direnme hakkı olur. Türkiye’de yargının AK Parti’nin eline geçmediğini kimse söyleyemez. Diktatörlük, hükümetin yargıyı ele geçirmesidir. Türkiye’de hükümet yargıyı ele geçirdi. Diktatörlük ve direnme hakkı doğdu. Halk tarafından bugün olmazsa, yarın bunun hesabı sorulacaktır.”
“Seçimden sonraki anayasayı ben değil, ABD gördü!”
“Kardeş kavgası ya da iç savaştan söz etmiyoruz biz. Kanunlara aykırı bir direnişten bahs etmiyoruz biz. Evet, kardeş kavgasını isteyen birileri var, bunun için uğraşıyorlar. 2011 seçimlerinden sonra anayasa değişecek. Bende istiyorum değişmesini; ama sosyal güvenliğin verildiği, devletle beraber refah topluma gidilecek bir anayasa istiyorum. Ben TBMM Anayasa Komisyonu üyesi olduğum halde ulaşıp anayasayı göremedim. İlk kim gördü anayasayı, tabii ki ABD. Brifing yapmışlar, onay almışlar şimdide halka kabul ettirecekler. Ne oluyor Türkiye’de? Anayasa’da sadece Güneydoğu-Doğu konuşuldu. Eğitim niye konuşulmadı? Önümüzdeki seçim AK Parti’ye karşı bir cephe seçimidir. AKP’ye hayır demeye ve beladan kurtarmaya davet ediyorum.” diye konuştu.
“Öngörüsü olmayan bir hükümet var!”
Libya’da yaşananların önceden tahmin edilmesi gerektiğini ve hükümetin geç kaldığını ifade eden Gök, konu ile ilgili şu sözleri kaydetti: “Kriz masası günler öncesinden oluşturulmalı idi. 25 bin insanımız varsa planlama önceden yapılır. Hükümet bu konuda geç kaldı. Bütün gazeteler ve yorumcular Libya’nın da karışacağını 20 gün öncesinden gördüler; ama Davutoğlu ve Başbakan bunları göremedi. Öngörüleri yok çünkü. Bir envanter çıkarılmalı idi. Ölen kişiye bile 2 gün sonra ulaşıldı, o da havaalanına gelen yolculardan öğreniliyor. Bizde deprem oldu, İsrail kendi vatandaşını buldu götürdü. Türkiye değil oradaki kişi sayısını, vatandaşlarının nerede olduğunu bilmiyor. Böyle hükümet olmaz.”
“Davutoğlu potun potunu kırdı!”
“Sayın Davutoğlu sen İhlas Holding yönetim kurulu başkanı değilsin sen bu ülkenin Dışişleri Bakanısın. Biraz ciddiyet olacak. Niye bu kadar açık destek konuşması yapıyorsun? Bu konuda Recep Tayip Erdoğan’ın şovlarının değil, 73 milyon insanın güvenliğinin söz konusu olması gerekir. Her ülkeye ayrı bir tavır var. Böyle dış politika olmaz. Türkiye günler öncesinden, Arap coğrafyasındaki Türklerin can ve mal güvenliğini sağlanmalı idi. 2 aydır olaylar sürüyor, hangi tedbir alındı?” diye konuştu.
“Libya işi, açıkça acemlik ve kepazeliktir.”
“Bizim insanımız 4 gündür orada yağmur altında. Bizim Başbakanımız bu işi kotarırız diyor. Benim insanım nerede bilmek zorundasın. Orada bir kargaşa olacağı bekleniyordu. Hükümetin hatası var; 1) Öngöremediler, 2) Kriz masası geç oluşturuldu. 21 ülke Türkiye’den yardım istemiş. Zaten o ülkelerin Libya’daki vatandaşlarının sayıları 20-30. Türkiye’den yardım isteme sebepleri de; Başbakan’n Kaddafi ile ilişkilerinin iyi olması. Bırak onları senin orada bir şehir dolusu insanın var; ama kayıtları yok, kaçaklar var o yüzden bulunamıyorlar. Şöyle bir politika söz konusu: ‘Başını sok kuma, ortalık yatışınca çıkar.” dedi.
“Hükümeti eleştirmek hangi babayiğide düşmüş?”
Kurtarma operasyonlarının başarılı geçtiğini manşetlere taşıyan basına yönelik eleştirilerde bulunan Gök; “Türkiye basın özgürlüğü sıralamasında dünya da 138’nci. Türkiye’de hükümeti eleştirmek hangi baba yiğide düşmüş. Korkmadan haber yapma özgürlüğünün olmadığı en dipteki ülkeyiz. Bu basın mı kurtarma operasyonunu kötüleyecekti? Kimse hükümetin başarısızlığını yazamıyor.” açıklamasında bulundu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.