Erdoğan: ''Baykal milletin suyunu zehirliyor''
Başbakan recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasından önemli başlıklar şöyle:
"MİLLİ İRADENİN TECELLİGAHI TBMM'DİR"
"İlkbaharın heyecanını yaşıyoruz. Çok anlamlı bir haftayı idrak ediyoruz. Hem 23 Nisan Çocuk bayramınmı ve bu bayramın tarihi vesilesi olan TBMM’nin açılışının 88. yıldönümünü kutluyoruz. Hem bugün hem gelecek açısından istikamet tayin edici vasfını yeniden hatırlamanın önemini biliyoruz. Türk milletinin tarih yolculuğunda yeni bir safhaya ulaştığını görüyoruz. Milletimizin çağdaşlaşma istikameti bu tarihte belli olmuştur. Bu istikamet milli egemenlik fikri etrafında inşa edilen bir siyasi toplumsal düzendir. Bugün sahip olduğumuz kavramların temelinde bu fikir vardır. Milli Egemenlik parlamenter demokrasinin olmazsa olmazıdır. Demokrasi, siyasi idealinin meşruiyetini halkın iradesine dayandıran bir sistemdir. Meşruiyetin kaynağı millettir. İradenin tecelli ettiği yer de Meclistir."
"DEMOKRASİ DIŞI OYUNLAR GÖRÜYORUZ"
"Demokrasinin mümkün olabilmesi, millet dışındaki siyasi meşruiyeti reddetmekten geçer. Milli Egemenlik demokrasiyi mümkün ve zorunlu kılan bir ilkedir. Siyasi temsilin de millete dayandırılmasını gerektirmektedir. Hiç kimse milletten olmadığı bir temsil yetkisini kullanamaz. Bu seçkin bir zümrenin değil, milletin söz sahibi olması esasına dayanan bir yönetimdir. Milli egemenlik fikri modern hayatımızı oluşturan ana fikir kaynağıdır. Demokrasinin işler kılınması için emek sarfedilmiştir. Zaman zaman bunu aşındırmak isteyen demokrasi dışı olayları görüyoruz."
"AKIL TUTULMASINA YAKALANDILAR"
"Milli egemenlik ilkesinin içi çeşitli özel gerekçelerle sulandırılıyor. Heyecana kapılıp 'biz laikliği millet oyuyla mı getirdik?' diyenler bile var. Milli mücadelenin en zor zamanlarında bile TBMM devre dışı bırakılmamıştır. Millet adına alınacak bütün kararların meşruiyeti milletin verdiği yetkide aranmıştır. TBMM bu itibarla kurtuluş savaşımızın karargahı olmuştur. Bu savaştan muzaffer olarak çıkaran da o meclistir. Yeni rejimin tüm esasları yine TBMM'nin onayına sunularak ilan edilmiştir. O sancılı kuruluş yıllarının zorluklarına rağmen meclis iradesinin nasıl çalıştırıldığını hatırlatırım. Çağdaşlaşma hedeflerini milletimiz benimsemişse bu sayededir. Laiklik ilkesi ise yine milletimize mal edilerek cumhuriyetimizin temel bir niteliği haline getirilmiştir. Nihayet 1937'de Laiklik TBMM'de görüşülerek onaylanmıştır. Görüyoruz ki, amaçlandığı gibi süreç kendini tamamlamış ve laiklik millete mal olmuştur. Atatürk'ün arkasına saklanarak milletin iradesini laikliğe tehlike olarak görenleri anlamak mümkün değildir. Onlara söylüyorum, yapılacak en büyük haksızlık bu antidemokratik yaklaşım tarzıdır. Bazılarında öyle bir akıl tutulması oluyor ki, demokrasinin millet egemenliğinin olmazsa olmazı, genel ve eşit oy iklesini bile çiğniyorlar."
"MUHALEFET RED KESESİ HALİNE GELDİ"
"Siyasi tarihimizde olduğu gibi bugün de demokratik görünümlü otoriter dayatmacı zihniyetin ürünlerini görmek mümkün. Son zamanlarda muhalefetin artan biçimde gerçekçilik ve inandırıcılık sorunu ile karşı karşıya olduğunu görüyoruz. Bunun sebepleri üzerinde ciddi olarak durulmalı. Bu sadece muhalefet partilerin sorunu olarak geçiştirilemeyecek kadar önemlidir. İktidar olarak biz de onlara yapıcı katkılarda bulunmaya hazırız. Millete daha iyisini vadetmekş, iktidarı daha iyisini yapmaya zorlamak yerine bugün muhalefet ne yazık ki her konuda bir red kesesi haline gelmiştir. Her yeniliğe, her adıma milletin hayrına mı şerrine mi bakmadan karşı çıkıyorlar. Bana yar olmayan kimseye yar olmaz anlayışıdır bu. Yalnız, milletin su kaynaklarını kirletmeye çalışanlara, 'bu su kaynakları yarın size de lazım olmayacak mı?' diye soruyorum. Ben kazanamayacaksam herkes kabetsin anlayışı var. Gelin bu saplantıdan kurtulun diyorum. Milletin sesine kulak verirseniz sizin de kazanma yşansınız olabilir."
"BAYKAL, MİLLETİN TEMİZ SUYUNA ZEHİR KATIYOR"
"Muhalefetin bu tutumu kendilerine zarar veriyor. Anamuhalefet partisinin tamamen sürrealist yani gerçek üstü bir siyaset çizgisine kaydığını görüyoruz. Hatırlayacaksınız, Cheney ülkemizdeydi. Görüşmemizi Baykal diline doladı. Kapatma davasını şikayet ettiğimizi diline doladı. Bu iftirayı ortaya attığında ABD yazılı bir açıklama ile bu iddiayı resmen yalanladı. ABD Büyükelçisi, bizzat bunun doğru olmadığını söyledi. Sayın Baykal, bu gerçeği kabul etti mi? Bununla barışır mı? Hayır, aradığı zaten gerçekler değildi ki.. Onun derdi suyu bulandırmak, milletin temiz suyuna zehir katmak. Onun derdi bu. Bizzat Başbakan yalanlasın diyor. Ben yalanlıyorum. Ben hep Cheney ile iki resmi tercüman ile görüştüm. Ya bu resmi tercümanlar olmayan bir şeyi zatı şahanelerine gidip söylediler. Ya da Cheney kendisine söyledi. İddia sahibi sensin, çık ispatla. İddiasını ispatla mükelleftir müddei. Hayatında böyle bir şey yok. Akşam başka sabah başka. Yapısı bu. Neye dayanarak bunu söylüyorsun? Hiç bir şey. o zaman niye konuşuyorsun? Bizim seni utandırma gibi bir görevimiz yok. Ama bakıyorum sende hiç sıkılma yok. Oyun oynamıyoruz, ne istediğini bilmeyen çocuk gibi olma. Cidid ol, ülkene faydan olsun. Anamuhalefet partisi liderine gerçek üstü fantastik bir zihin dünyasına bukadar sığınmak yakışıyor mu?"
"UYAN ARTIK BAYKAL"
"Sonra kapatma davasını Avrupa Parlamentosuna (AP)şikayet ettiğimizi iddia ettiler. Herkes yalanladı ama kendileri bu iddiayı sürdürüyor. Neresinden bakarsanız bakın akla ziyan bir durum. Bu işin altına imza atanlar senin de üyesi olduğun AB’li sosyal demokratlar. Neden onlar imza koydu? Niye imzayı koydu. Senin dediğin gibi düşünseydiler koymasaydılar. Dünya artık senin gibi düşünenlerin dünyası değil. Böyle bir iddia her şeyden önce akıl süzgecinden geçmez. Bunun nedemek olduğunu kimse anlamayacak mı? Bunun hiç yansıması olmayacak mı? Hangi dünyada, hangi çağda yaşıyorsun? Dünyanın dört bir tarafından gelenler bunu soruyor. Bu konuda grupbaşkanı olan arkadaşım oradaki 7 kişi ile birlikte detaylı bir açıklamayı basına yaptı. Bizim itibarımızı arttırmak için neler yaptığımız ortada. Görmeyen gözlerimiz, duymayan kulaklarınız, hakikati söyleyemeyen ağzınız bunun sebebi. Dünya Türkiye'yi değil, sizin halinizi algılıyor. Uyanın artık."
"BİZE GERÇEKÇİ BİR MUHALEFET LAZIM"
"301. ile ilgili deişiklik geçti komisyondan. Bu madde Türkiye'yi her dönemde zora sokmuştur. AB hukuku ile paralel bir düzenlemeyi kazandırıyoruz. Bu değişiklik maddeyi ortadan kaldırmıyor. Herkesin artık bu yersiz vehimleri aşması gerekir. Bir defa 301. maddenin içerisinde Türk Milleti ifadesi aynen kalıyor. Allah aşkına nasıl olur da bunlar Türk Milletini parçalıyor diyebiliyorlar. Bu dürüst bir yakllaşım değil. Ne kaçırılmış, ne kaybedilmiş Bu ortada. eleştiri suç olmaktan çıkarılıyor. Çeşitli müzakereler yapıldı ve sonunda Adalet Bakanlığına böyle bir yetki verildi. Atılan adım, olumlu bir adımdır. Genel kanaat de bunu ortaya koyuyor. Bunu istismar gayretleri kafaları bulandırma mantığıdır. Gerek CHP ve MHP hangi anlayışla halka anlatacaklar bunu? Bunu iddia edenler ya okuma yazma bilmiyor ya da gerçeklerle arası fena haldedir. Türkiye'nin dünya ile, gerçeklerle barışık bir muhalefete ihtiyacı var. Bize gerçekçi bir muhalefet lazım. Böyle bir muhalefete ihtiyacımız var. Yapıcı eleştirinizle biz de kazanırız Türkiye de kazanır."
"HİÇ BİR ZAMAN İSTEDİĞİMİZİ YAPARIZ DEMEDİK"
"Biz hiç bir zaman istediğimiz yaparız demedik. Biz 70 milyonun iktidarı olduğumuz, eşit hizmet götürdüğümüzü söyledik hep. Farklılıklara saygının öneminin bilincindeyiz. Her bir farklılığın korunmasının önemli olduğuna en fazla inanmış, bu uğurda en büyük mücadeleyi vermiş parti AK Parti'dir. Ama belli zümrelerin tercihini dikte eden bir anlayışı da kimse kabul ettiremez. Modern demokrasilerde çoğunluğun yönetimi ilkesini tahrip etmeye çalışanlar, bu düzenin işleyişini zaafa uğratmaya çalışıyorlar. Çoğunluğu küçümseyenler milleti tanımadıklarını ifade ediyorlar. Herzaman demokrasinin tüm kurum ve kurullarının her zaman savunucusu olduk. Bundan asla geri dönmeyeceğiz."
"HANGİ YÜZLE KONUŞUYORLAR?"
"23 Nisan aynı zamanda dünya çocuklarının da bayramıdır. Ülkemizin bütün bahçelerini cıvıl cıvıl çocuk sesleri doldurmuş durumda. 88 yıl önce 23 Nisan 1920'de TBMM Ankara'da açıldı. İstiklal Savaşımız milletin mecmlisinden sevk ve idare edildi. O günden bu güne TBMM millet iradesinin tecelligahı halindedir. Yeni nesillerin bizden istediği, bunun daha da geliştirilerek kendisine devredilmesidir. Geriye değil, daha da ileriye gitmek zorundayız. Özellikle gelişmemiz ve kalkınmamız, özgürleşmemiz ve demokratikleşmemiz arasındaki bağ unutulmamalıdır. Demokratik ve ekonomik istikrarı korumalıyız. Biz bu anlayışla yola çıktık. Önemli mesafeler aldık. Bizim çocuklarımızın içi boş nutuklara, sonu gelmez tartışmalara, ülkenin geleceğini karartan girişimlere değil, iş üreten bir siyaset anlayışına ihtiyacı var. Genç, dinamik, çalışkan bir nüfusumuz var. Bunları tartışmamız gerekiyor. Bugünün çocukları, yarının büyükleri bizden bir kaç adım daha önde olurlarsa biz görevimizi yapmışız demektir. Tersi olursa görevimizi yapmamışız demek olur. Daha demokratik, dah özgür bir ortamda onları yetiştirmemiz lazım. İletişim çağında büyüyorlar. Kazanımları heba etmeye çalışanlardan yarın hesap soracaklar, bunu bilin. Bu ülkenin nereden gelip nereye gittiğine bakmadan kriz üretenler rahatsız olabilir ama biz bundan mutluluk duyuyoruz. Biz onlara mahcup olmayacağız inşallah. DSP-MHP-ANAP hükümetinden bir ülke devraldık. Devraldığımızda bir krizler ülkesiydi. Şimdi bakın nerelere geldik. Şimdi değerlendirme yapıyorlar. Hangi yüzle söylüyorlar. Ülkeyi sattılar diyorlar. Hangi yüzle söylüyorlar?"
"ERDOĞAN'IN 1 MAYIS UYARISI"
"Nasıl derseniz hala siz ülkeyi peşkeş çektiniz diye? Şimdi Türkiye'nin milli geliri 659 milyar dolara çıkmış, bunu okumaz mısınız? Kim neyi peşkeş çekiyor? Borç, faiz oranları şimdi yüzde 16'lara kadar inmiş. Bunları nasıl görmezden geliyorsunuz. konutta 290 bini aştık, 300 bini aşıyoruz. Bunların sahibi var artık. Gücümüz var, benim vatandaşım bunları satın alabiliyor. İnşallah size inanıyorum ki, standartları çok daha ileri gitmiş bir demokrasiyi de bu süreç içerisinde emanet etmek isteriz diyeceğiz. Bu inançla 23 Nisan'ı kutluyorum. 1 Mayıs sebebiye 1 Mayıs'ı Emek ve Dayanışma günü olarak ilan ettik. Bugünü resmi tatil günü ilan etmemizi isteyenler var. Türkiye bir rasmi tatil ülkesi haline geldi. Bir günün maliyeti yaklaşık 2 katrilyon. Fazlası var azı yok. Biz emeğin karşılığının fazla olmasını arayacağız bir taraftan da tatil diyeceğiz. Biz şu anda böyle bir konumda değiliz. Bizden önceki hiç bir hükümet bizim yaptığımız yapmadı. Ayakların başları yönettiği bir yerde kıyamet kopar. Her ilde, toplantı ve gösterilerin yapılacağı alanları hazırlar ve onlar bunun müsadesini verir. Bizler de uyarız. İstanbul'da bir siyasi parti olarak bulunduğumuzdan buyana tüm mitinglerimizi hep Kazlı Çeşme'de yaptık. Ankarada Tandoğan'da yaptık. İstanbul'da illa Taksim'i bize verin demedik. Buralar miting alanı olmaktan çıkarıldı. Şimdi Çağlayan var, Kartal var. Buralarda yapın. Bunda ısrar şık değil. İlan edilen alanlarda yapın. İlla dayatırsanız, mülki idare istediğimiz yerde yaparız anlayışına olumlu bakmaz. Dürüst isek, hukukun üstünlüğü varsa herkesin de buna uyması gerekir. Siyasi partiler uyuyorsa sivil toplum örgütleri de uymak zorunda. Kapanın elinde kalır mantığıyla giderse, keşmekeşliklerin ardı arkası kesillmez. Bütün olumlu yaklaşımlara rağmen bu şekilde direnirlerse hoş olmaz. Herşeyin karşılıklı anlayışla olmasını istiyoruz. 1 Mayıs'ın kutlanmasına karşı bir hükümet yok. Ama sadece belirlenen yerlerde yapılmasına yönelik bir uygulama var bunu istiyoruz o kadar. Artık gerilim ve çatışma günü olmaktan çıksın istiyoruz. Marjinal grupların provokasyonlarına fırsat vermeyelim istiyoruz. Herkesi kanunlara uymaya, sorumluluk almaya çağırıyoruz. Sevincimize gölge düşürtmeyelim."
(habervaktim)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.