Yine korku kulesinden konuştu
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'nin, mevcut millet ve devlet yapısı nedeniyle Avrupa ile müşterek bir geleceği paylaşamayacağını savunarak, AB ile ilişkilerin daha fazla tahribata neden olunmadan yeniden sorgulanması gerektiğini söyledi.
MHP Grup toplantısında konuşan Devlet Bahçeli, konuşmasına, Meclis'in açılışının yıldönümü olan 23 Nisan'ın ve milli egemenliğin önemini anlatarak başladı. 88 yıl önce, 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara'ya ulaşabilmiş vekillerin katılımıyla Ulus'taki eski taş binada başlayan ilk toplantının Türk milletiminin makûs talihinin mutlaka döneceğini müjdeleyen bir iradenin eseri olduğunu vurgulayan Devlet Bahçeli, "Başta Atatürk olmak üzere kurucu kahramanların, Büyük Millet Meclisi çatısı altındaki sevk ve idaresi ile ülkemiz, Cumhuriyetle sonuçlanacak ihtişamlı başarıyı yakalamıştır" diye konuştu.
Devlet Bahçeli, inişli çıkışlı bir asra yakın zamandan sonra, Türkiye'nin ihmal ve gafletle geçen senelerin birikmiş sorunlarıyle yeniden karşı karşıya kaldığını ifade ederek, "Milletimiz bugün, beka düzeyindeki tehditlerle dolu bir süreci ve devletimiz ise kurucu hassasiyetlerin sarsıntısını bütün şiddetiyle yaşamaktadır" dedi.
"BUGüNKü ŞARTLAR, SEVR VE MONDROS SARMALINA BENZİYOR"
Bahçeli, Türkiye'nin bölünmesi, Türk milletinin kardeş kavgalarına sürüklenmesi gibi çok ağır bir yıkımla sonuçlanabilecek gelişmelerin, Milli Mücadele döneminin kaygı ve tehditleri ile stratejik benzerlikler gösterdiğini söyledi. Bahçeli, şöyle konuştu:
"Türkiye Cumhuriyeti'ne dayatılan dönüşümün sosyal, ekonomik, psikolojik ve siyasal şartları, bu talepleri bir talimat gibi algılayan sadık hizmetkârları ve ilkesiz siyaset tüccarları tarafından kayıp yıllar içerisinde adım adım olgunlaşmıştır. Milletçe yaşamaya başladığımız buhranın kaçınılmaz sonucu; Mali yapımızda ve milli sermayemizde güçsüzlük ve yabancılaşma, ekonomik yapımızda taviz ve teslimiyet, sosyal yapımızda güvensizlik ve kargaşa, siyasi yapımızda ilkesizlik ve istismar, milli kimlikte çözülme ve ayrışma, ahlâki bünyemizde çürüme ve yozlaşma, uluslararası ilişkilerde ise şantaj ve dayatma olarak bütün şiddetiyle karşımızdadır. Bu gelişme Sevr'e boyun eğen, Mondros'u imzalayan son Osmanlı hükümetlerinin girdiği sarmalla benzerlikler göstermektedir. Türkiye yaklaşık bir asır sonra, yine uluslararası iktisadi mahkûmiyetin neden olduğu bir stratejik denklemin içine hapsolmuştur."
"ETNİK AYRIŞMA DAYATILIYOR"
Devlet Bahçeli, bu karanlık gidişe dur denilemez ve bir son verilemezse Türkiye'nin önce iki dilli ve iki ortaklı, gelişmelere göre çok dilli ve çok ortaklı bir federal devlet yapılanmasına doğru hızla sürükleneceğini savundu.
Türkiye'yi Osmanlı Devletinin yıkılış şartlarına ve şablonuna kadar götürmesi kaçınılmaz olan bu sürecin, herkes tarafından iyi analiz edilmesinin devletin geleceği açısından hayati önem taşıdığını vurgulayan Bahçeli, "Türk milleti" tanımını kapsayıcı ve yeterli bulmayıp iç ve dış etki ve baskılarla, başka kimlik arayışlarının artış göstermesi ve bunun da önümüzdeki dönemde özellikle anayasa hazırlığındaki siyasal iktidar tarafından hukuki ve siyasi bir karşılığa oturtulması, Türkiye'nin yıkım sürecinin başlaması demektir" diye konuştu.
Küresel güçlerin, kurguladıkları gelecek projelerinin önündeki milli devlet engellerini zayıflatmak, kontrol altında tutmak veya ortadan kaldırmak peşinde olduklarını öne süren Devlet Bahçeli, Türkiye'nin aynı sürecin dayatmaları ile etnik ayrışma ve milli kimliğini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu söyledi.
"AB İLE İLİŞKİLER SORGULANMALI"
Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerini yeniden sorgulası gerektiğini ifade eden Bahçeli, şöyle konuştu: "Bu itibarla, düşe kalka gelinen bu aşamadan sonra, Türkiye, Avrupa Birliği ile ilişkilerini daha fazla tahribata neden olmadan, sonu karanlık bir maceraya dönüşmeden derhal yeniden sorgulamalıdır. Bugünkü şartlar ve müzakere zihniyetinin ortaya koyduğu gerçek, mevcut millet ve devlet yapımızla Avrupa ile birlikte müşterek bir geleceği paylaşamayacağımızı işaret etmektedir. Ancak, Avrupalı olma adına göz yumulan kimlik tahriklerine, iç ve dış etki ve baskılarla tavizlere devam edilmesi ve bu taleplere önümüzdeki dönemde anayasal kılıf ve zemin hazırlanması, beklediğimiz vahim gelişmelerdir."
Devlet Bahçeli, son zamanlarda dikkatlerin bölücülüğün silahlı boyutu olan terör örgütünün imhasına yoğunlaştırıldığını, silahsız bölücülüğe toplumu razı edecek ve isteklerini masum hale getirecek ince bir siyasetin izlendiği dile getirdi. "Türkiye'nin başka devletlerin izni ve müsamahası ile kurulmuş bir lütuf cumhuriyeti ve sömürge artığı olmadığı tarihi bir gerçektir" diyen Bahçeli, "önümüzdeki dönem, önemli siyasi ve sosyal gelişmelere açık gerilimlerle dolu bir yeni çatışma alanının yaklaştığını işaret etmektedir. Geren ve gerilen arasındaki ince çizgi kopma noktasına gelmeden gösterilecek hassasiyete büyük ihtiyaç vardır" şeklinde konuştu.
TAHRİKLERE KARŞI UYARI, KARDEŞLİK çAĞRISI
Devlet Bahçeli, partililerini tahriklere karşı uyararak, şunları kaydetti: "Türk milliyetçilerinin, alçakça tezgâhlanan oyunların içine çekilmemek ve Türkiye üzerinde yapılan ihanet hesaplarının amaçlarına hizmet etmemek için sükûnetlerini korumaya sonuna kadar devam edeceklerdir. Toplumsal çatışma fitilini ateşleme riski bulunan önümüzdeki gelişmeler hepimiz için hayati önem taşımaktadır. Bu bakımdan kimse tahrik ve tertip peşinde koşmamalı ve Türk milletinin gücü ve kararlılığı üzerinde yanlış hesap yapmamalıdır. Bu itibarla, aziz vatanın kahraman evlatlarının devam eden şahadetleriyle birlikte, kritik bir yol ayrımına yaklaştığımız önümüzdeki dönemde, hiçbir mezhep, köken veya düşünce ayrımı yapmadan, herkesle kucaklaşıp harekete geçmek zamanı çoktan gelmiştir."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.