"AB er geç bize 'Gel' diyecek"
Başbakan Erdoğan, yaklaşan genel seçimler, dokunulmazlık, bedelli askerlik ve yasa dışı yapılanmalarla bağlantısı olan gazetecilerin gözaltına alınması konularıyla ilgili de önemli açıklamalarda bulundu.
Konuşmasının başında Libya’daki gelişmeleri değerlendiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Salı günkü Grup toplantısında yaptığı konuşmayı hatırlatarak, “Ben Grup konuşmamda Libya konusuna değinirken kardeş kanı akmaması konusunda Kerbela benzetmesi yapmıştım. Bunu yanlış anlayıp konu Libya olmasına rağmen meseleyi Şii-Sünni ayrılığına çekenler oldu. Alakası yok. Ben Kerbela ile kardeş kanı akıtılmasını kastettim. Nitekim Kerbela hadisesi yaşandığında henüz Sünni ve Şii diye bir ayrım bile yoktu. Kardeşin kardeşi vurmasını gündeme getirdik. Ciddi can kaybı var. Üzülüyoruz, gelişmeleri, kaygıyla endişeyle izliyoruz” dedi.
Bahreyn’deki olayları nasıl yorumluyorsunuz?
- Bahreyn’deki gelişmelerle ilgili olarak Grup’ta yaptığımız konuşmada söyledik, orada da kardeş kanının akmasının engellenmesi için taraflar elinden geleni yapmalı.
Gerek Suudi Arabistan gerek Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen askeri yardımın geçici olduğuna dair bilgi aldık. Bu kalıcı olarak gelmiş bir destek değil. İran’la Dışişleri Bakanım Ahmet Davutoğlu’nun görüşmeleri oldu. İran’ın girmemesini tavsiye ettik. Bahreyn’de olayları yatıştırmak için çalışma içindeyiz. Yakından takip ediyoruz.
AB ve ABD Kaddafi rejimini gayri meşru ilan etti. Kaddafi kalırsa ne olacak?
- Bu konuda Hindistan’ın yaklaşımı farklı, Rusya’nın yaklaşımı farklı, Almanya da farklı. O da net değil. Görünen yanı var, görünmeyen yanı var. Türkiye olarak yürüttüğümüz siyaset, halkın birlik ve beraberliğini sağlamak. Tarafsızlığımızı korumamız lazım. Daha önce de söylediğim gibi biz petrol kuyularının değil, halkın yanında olacağız.
Siz Kaddafi’ye halkın benimseyeceği bir devlet başkanı atamasını önerdiniz mi?
Biz Libya’da üzerinde herkesin, ülkedeki tüm kesimlerin ittifak edebileceği bir isim üzerinde uzlaşıyla mevcut duruma bir çözüm üretilmesini temenni ediyoruz. Bunu Libya’daki yetkililere de ifade ettim. Nitekim Kaddafi ne diyor; ‘Benim resmi bir sıfatım yok’. Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam’a şunu söyledim: ‘Baban böyle dediğine göre, Libya halkının ittifak edebileceği birisiyle ülkede düzenin sağlanması pekala mümkün olabilir.’ Bu görüşme 10 gün önce oldu. Daha sonra Libya Başbakanı aradı, iki defa ona da aynı şeyleri söyledim. Bu görüşmelerin olumlu bazı etkileri var. Ona benzer bazı adımlar atılabilir. Libya’da halkın saydığı, her kesimin takdir edeceği isimler var.
Arap devrimlerinin AB ile ilişkilerimize uzun vadede etkisi ne olur?
- Bu olayları kendi kategorisi içinde değerlendirmek lazım... AB’yi kendi içinde değerlendirmek lazım. AB süreci bir iki liderde tıkanıyor. Güney Kıbrıs’ta gelip tıkanıyor. Son Liderler Zirvesi’nde fasılların açılması noktasında 8 faslı birlikte dolaba kaldırdılar. 6 tanesini Rumlar bloke etti, 5’ini Fransa dondurdu. Kaldı 3 fasıl... Bunları hallettikten sonra ne olacak merak ediyorum. AB 15 üyeliyken liderler zirvesine katılıyorduk, 10 ülke gelince bizi liderler zirvesine davet etmediler. Böyle olumsuz yaklaşım tarzı var. AB’deki Türkiye dostu ülkeler etkili olmuyor. Gelişmelere göre kendimizi kantara çıkaracağız, ilerleyen bir Türkiye var. AB kurumlarının karşılılıkları bizde var. Er veya geç Türkiye’ye gel diyecekler. Benim merakla beklediğim 3 fasılda ne çelmeler atacaklar, ne oyunlar oynayacaklar.
MERKEL OY KULLANMAYA DESTEK VERDİ
Türkiye ‘yeter’ diyebilir mi?
- Biz sabırla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Nereye kadar gider bilemem. Türkiye ekonomik olarak güçlendikçe göç korkusu azalıyor. 50 bin Alman Türkiye’ye yerleşti. Merkel de bunu biliyor. İkili görüşmelerde Merkel’in havası farklı. Güney Kıbrıs’ı ziyaret ediyor. Orada yaptığı açıklamalar farklı. Merkel oy işinde ‘Türk vatandaşları oy kullansın’ dedi. ‘Bu konuda gerekli desteği vermeye hazırım’ dedi.
AB BİZE VİZEYİ SAVUNAMIYOR
Yazık olmadı mı?
- Oldu tabii. Ben orada 10 bin kişiye konuşurken tam o esnada ysk karar vermiş. Hafta içi değil, hafta sonu. Salon toplantısından sonra Merkel’le bir araya gelince ‘Büyükelçi yazı yazsın, yazılı cevap verelim’ dedi. Ertesi günü yazı yazıldı, yazılı cevap verildi.
Brezilya’yı, Bolivya’yı vizeden muaf tutuyorsun. Bize gelince... Ahde vefa olayına uymuyor bunlar. Soruyoruz, savunamıyorlar. ‘Onların göç noktasında bir tehdidi yok’ diyorlar. ‘Türkiye’den göç tehdidi var’ diyorlar.
Son konuşmalarınızda Ergenekon sürecine dair ‘Ne savcıyım ne avukatım’ diyorsunuz?
- Ben halkın avukatıyım, CHP Silivri’nin avukatı. CHP Şahin Mengü’yü Silivri’ye gönderiyordu. Aramızdaki fark bu. Yeni genel başkan bize savcılık yakıştırdı. Biz hiçbir zaman savcı olmadık. Milletimizin avukatı olduk. Milletimizin bize verdiği yetkiyi kullanıyoruz. Onlara layık olmaya çalışıyoruz. Onlar savcılığa, avukatlığa devam ediyor.
Gazetecilerin basın özgürlüğü taleplerine ne diyorsunuz?
- Televizyonda izledim; ‘Cezaevinde 60 küsur gazeteci var’ deniyor. Benim aldığım son rakam 27 kişi. Bunların hiçbirisi kitabından veya yazısından değil. Anayasal düzeni bozmaya teşebbüs, terör örgütüne üye olmak, organize suç örgütleriyle bağlantı, şantaj kasetleri içinde olmak. Belgelendiği için bunlar alınıyor. Benimle ilgili, Cumhurbaşkanı ile ilgili, bazı arkadaşlarla ilgili yazdıkları yazılar, 20’yi aşkın kitap var, fotomontaj resimler, internet sitelerinden alınma gayri ahlaki resimler var. Hocaefendi ile ilgili de yapmışlar. Bunların hangisinin meşruiyetle ilgisi var? Dünyanın neresinde böyle bir şey var? Bakın İngiltere’de bir gazete yalan haber yaptı. Dava açtık, bir iki ayda netice aldık. Çağırdılar, özür dilettiler.
Geciken adalet adalet değildir demiştiniz?
- Yargının kendisini çek etmesi lazım. Yargı ne isterse yapmaya hazırız. 100’ü aşkın adalet sarayı açtık, 30’u sürüyor. Yargının fiziki imkanlarının müsait olması lazım. Eskiden hangi şartlarda hizmet verdiğini biliyoruz. Akıllı bilgi sistemleriyle adalet saraylarını donattık. Kadro dedik. Oyaladılar. Kamera dediler. AK Parti iktidarına kadar sistem neyse ona göre alım yapacaktık. Yaptırmadılar. Yapsaydık çok büyük açığı kapatmış olacaktık. Anayasa değişikliğiyle hemen adımlar atılmaya başlandı. Üst mahkeme de süratli çalışmaya başlayacak. İstinaf mahkemelerine atanma başlandı. Kadroları kurulmaya başlanacak. 5 yıla kadar olan yargılama alt mahkemelerde kalacak, yukarısının yükü hafifleyecek.
Derdimiz iş üretmek, sümenaltında iş kalmasın... Yargıda 1 milyon 700 bin dosya olmaz. O ülkede sağlıklı bir gelecek, vatandaşın yargıya güveni söz konusu olamaz.
Dokunulmazlık sınırlandırılmasına ilişkin tartışmalarda mutabakata varılmasını sağlayabilir mi?
- Siyasette kürsü masuniyeti farklı bir şey... Bunu sağlamazsak yasama organını yargının vicdanına terk etmiş oluruz. Bir başbakan olarak adım atsanız, bir savcı size karşı hissî baksa, hakkınızda dava açsa, bir ülkenin başbakanı o savcının elinde oyuncak olacak. Cumhurbaşkanı Abdullah Bey’i Sincan hakimi aldı, kendine göre dalgasını geçti. Benimle ilgili alt mahkemeler karar verdi. Aynı kişi MHP’den aday adayı... Siyaseti nasıl bunların eline teslim edeceksiniz? Ben belediye başkanlığı yaptım, bu esnada 4 ya da 6 dosya vardı. Bizim dokunulmazlığımız yoktu. İstanbul gibi bir şehir yönettim. Ne zaman ki cezaevine girdim, çıkışta dosya sayısı arttı, partiyi kurduk, 56 dosya çıktı. Demek ki dosyalar hazırmış. Niye? Geleceği kilitlemek için. Bir gazete ‘Zaman aşımından kurtardı’ diye yazdı. Bizim dosyalar zaman aşımına tabi değil. Hukuku bilmiyor.
Bedelli askerlik?
- Ben karar veremiyorum. Vatandaş karşıma çıkıyor; ‘Benim param yok ben istifade edemeyeceğim, parası olan yararlanacak.’ Kemal Kılıçdaroğlu bana çakıyor. Dövizli askerlik... Benim oğlum ABD’de hem Dünya Bankası’nda çalıştı hem de doktora yaptı. Hak kazandı. Bunu kullandı. Dövizli ile bedelliyi karıştırıyor. Bunu ağzına alıp nemalanmaya çalışıyor. CHP kenarından köşesinden iktidar oldu. Bu dönemde Mehmet’e ne verdin? Belki seçimlerden sonra vatandasın görüşüne başvurulabilir. Bunun üzerinde çalışılabilir. Ama böyle bir vaadin içine girmeyi düşünmüyorum. Gerekirse üzerinde çalışılabilir diyorum.
- Seçim yaklaşırken AK Parti’nin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Son açılış programlarında halkımızın teveccühünü iyi görüyorum. İlgi, alaka gayet iyi... Teşkilatın heyecanı iyi. Aday tespitinde ciddi yanlışlarımız olmazsa, halkımızla kaynaşacak listeler oluşturulabilirse güçlü bir kampanyayla halkın üstün teveccühünü kazanabiliriz. Seçim beyannamesi aday tespitinden, 11 Nisan’dan sonra açıklanacak. Şu anda geniş bir ekip çalışıyor.
Erdoğan: Bu coğrafyada kardeşlik istiyoruz
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla düzenlenen törende konuşan Başbakan Erdoğan, “Libya’da devam eden çatışmaların derhal durmasını, masum insanlara karşı orantısız güç kullanımına derhal son verilmesini istiyoruz... Biz bu coğrafyada zulüm ve işkence değil, kardeşlik ve dayanışma görmek istiyoruz” dedi.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla 18 Mart Stadı’nda düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Mehmetçik’in, Çanakkale’de kahramanca vatanını savunurken, onun hemen öncesinde Libya’da Libya halkıyla omuz omuza mücadele verdiğini belirterek, şunları kaydetti: “Gazi Mustafa Kemal, Tobruk’ta, Gazze’de Trablus’ta Libyalı kardeşlerimizin istiklali için savaşıyordu. Bugün de Libya’nın derdi bizim derdimizdir. Kardeşlerimizin sıkıntısı bizim de sıkıntımızdır. Allah aşkına daha ne kadar kan akacak, daha ne kadar insan ölecek, daha ne kadar masum hayatını kaybedecek?..Kardeşin kardeşi katletmesi karşısında, elimiz kolumuz bağlı oturmamız mümkün değil. Libya’da devam eden çatışmaların derhal durmasını, masum insanlara karşı orantısız güç kullanımına derhal son verilmesini istiyoruz. Libya’da tarafların ellerini vicdanlarına koyup tekrar ve tekrar düşünmesini istiyoruz. Türkiye her zaman hakkın yanında olmuştur, hakkın yanında olmaya devam edecektir. Türkiye hukukun, demokrasinin, insan haklarının tarafıdır ve öyle kalmaya da devam edecektir.”
“ZULÜM DEĞİL KARDEŞLİK GÖRMEK İSTİYORUZ”
Törende yaptığı konuşmada gençlere de hitap eden Başbakan Erdoğan, Türk gençliğinin kahraman bir milletin, kahraman Mehmetçik’in torunları, Çanakkale’de tarih yazanların, Çanakkale’de tüm dünyanın hayranlığını kazananların evlatları olduğunu belirtti. Erdoğan, “Dün nasıl ki çok geniş bir coğrafya Çanakkale’yi izliyor, Çanakkale için gözyaşları içinde dua ediyorsa bugün de aynı coğrafya, Türkiye’yi izliyor, hem de hayranlıkla, övgüyle izliyor. Türkiye’deki değişim ve dönüşüm, ileri demokraside, insan haklarında, hukukun üstünlüğünde gerçekleştirdiğimiz reformlar, tüm dünyanın, dünya gençliğinin ilgisini buraya, Türkiye’ye yöneltiyor. Türkiye’nin gençleri olarak, tüm dünya gençleriyle dayanışma içinde olmanızı sizlerden özellikle rica ediyorum. Mısır’da Tahrir Meydanı’ndaki, Tunus’taki, Yemen’deki, Bahreyn’deki, Libya’da Nisrata, Bingazi, Trablus’taki gençlerle dayanışma içinde olmanızı sizlerden rica ediyorum. Bu coğrafyada akan kanın artık durması, akan gözyaşının artık dinmesi için Çanakkale ruhuyla değişime daha güçlü şekilde omuz vermenizi sizlerden istiyorum.
Çanakkale’nin, Dumlupınar’ın, Sakarya’nın şehitlerinden size kalan emanete sımsıkı sarılmanızı, bu emanetin gerektirdiği şekilde dünyayı kucaklamanızı arzuluyorum. Evet bizim bu coğrafyada, Ortadoğu’da, Afrika’da daha fazla acıya tahammülümüz yok. Dünya değişirken Ortadoğu bu değişime seyirci kalamaz, kalmamalıdır. Dünya çok hızlı şekilde dönüşürken Afrika bu değişime bigane kalamaz, kalmamalıdır. Değişime direnenler, zulmetmeye başlarlar. Değişmemeyi marifetmiş gibi gören liderler, kendi halklarına karşı zalimleşirler. Biz artık bu bölgede zulüm değil, işkence değil, baskı değil kardeşlik görmek istiyoruz, dayanışma görmek istiyoruz” dedi.
ERDOĞAN, KAN BAĞIŞI ÇADIRINI GEZDİ; VALİLİĞİ ZİYARET ETTİ
Çanakkale 18 Mart Stadı’nda yapılan törene katılan Başbakan Erdoğan, stat çıkışında, Türk Kızılayı tarafından başlatılan “250 Bin Cana Hayat Verin, Bu Kan Seni Unutur mu?” adlı kan bağışı kampanyasının çadırını gezdi. Türk Kızılayı Gençlik Kolları üyeleri Başbakan Erdoğan’a 81 ilden getirdikleri toprağı takdim etti.Erdoğan, daha sonra Çanakkale Valiliği’ni ziyaret ederek, göreve yeni atanan Vali Güngör Azim Tuna ile bir süre görüştü. Buradan çıkışında, yol boyunca vatandaşları selamlayan ve çocuklara oyuncak ve diş fırçası hediye eden Erdoğan, daha sonra Şehitler Camisi’nde Cuma namazı kıldı. Camiden çıkışında vatandaşların sevgi gösterileriyle karşılaşan Erdoğan, Çanakkale Polisevi’ni de ziyaret etti.
Başbakan Erdoğan Suudi Arabistan’a gitti
Başbakan Erdoğan, Çanakkale’deki programını tamamlamasının ardından Cidde Ekonomik Forumu’na katılmak üzere Suudi Arabistan’a hareket etti. Başbakan Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve aralarında yazarımız Hasan Karakaya’nın da bulunduğu basın mensipları ile Medine’ye gitti.
ERDOĞAN, PAPANDREU İLE GÖRÜŞTÜ
Başbakan Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu ile telefonla görüştü. Başbakanlık Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, görüşmede gündemdeki konular ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Libya’ya yönelik aldığı karar hakkında fikir teatisinde bulunulduğu ifade edildi.Başbakan Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Papandreu’nun konuyla ilgili görüş alışverişini sürdürmeyi kararlaştırdıkları da kaydedildi.
AK Parti, CHP’yi üye sayIsInda 5’e katladı
12 Haziran seçimlerinde üçüncü kez tek başına iktidar olmak için hazırlanan AK Parti, seçmenleri üye kaydetme atağına kalktı. AK Parti’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla geçen yıl başlatılan yeni üye seferberliği tam gaz sürüyor. 49 milyonu aşan seçmenin en az yüzde 10’unu üye yapmak isteyen AK Parti, seçimlere 2.5 ay kala hedefine ulaştı. AK Parti Teşkilat Başkanlığı’nın rakamlarına göre üye sayısı 4 milyon 900 bin. AK Parti sadece 18 Şubat-3 Mart 2011 tarihleri arasında toplam 121 bin 913 kişiyi partiye üye kaydetti. AK Parti son rakamlara göre üye sayısını 4 milyon 900 bine yükseltti. AK Parti, Meclis’te en yakın rakibi olan ana muhalefet partisi CHP’ye üye sayısında da fark atmış oldu.
Yeni kayıtlarla AK Parti, halen 852 bin 422 kayıtlı üyesi bulunan CHP’nin beş katını aşan sayıda üye sayısına sahip. Böylece Başbakan Erdoğan’ın koyduğu, mevcut seçmenin yüzde 10’nu AK Partili yapma hedefine de 12 Haziran seçimleri öncesinde ulaşılmış oldu. AK Parti 30 ilde ise şimdiden seçmenin yüzde 10’u ve daha fazlasını kaydetmiş durumda. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın memleketi Rize’de ise en yüksek orana ulaşıldı. Rize’de seçmenin yüzde 18.98’i AK Partili oldu.
AKİT/HASAN KARAKAYA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.