Zeybek'ten çarpıcı açıklamalar
Namık Kemal Zeybek, İl Başkanları toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“İttifak diye bir kavramı da biz kucağımızda bulduk. Bu daha önceden de gündemdeydi. Bize getirilen şekliyle o projeyi gündeme koyduk. İlkeli bir projeyi yeniden aldık ve arkadaşlarımız onu götürüyor. Bizim meselemiz ittifak değil ama o da önemli bir konudur. MHP çevrelerinde de böyle bir konu meydana geldi. Ben, ‘en ciddi teklif ne olur’ dedim ve Sayın Bahçeli’den görüşme talebinde bulundum. Bugün Cumartesi, hala görüşme talebime bir karşılık gelmedi.
Ben hala ümidimi kesmiş değilim. Kendisine de bir güzel hediye hazırladım. Evet bu görüşme gerçekleşirse o hediyeyi de kendisine takdim edeceğim. Bu arada onu da söyleyeyim. O güzel hediye 1977 yılında rahmetli Türkeş’in bana hediye ettiği bir ahlat işi.
Geyik sapından yapılmış, işlemeli bir bastondur. Bunu da kendisine bir jest olsun diye bir cemile olsun diye vermeyi düşünüyorum. Hala duruyor odamda. Söyleyeceğimiz şuydu. Biz MHP ile ittifak yapabiliriz. Niye? Yani bu vatan için bizim nefsi meselelerimizi, vatan meselelerine, parti meselelerine bulaştırmamız doğru değildir. Yani Devlet Bahçeli’yle bizim aramızda ne olmuşsa olmuştur, geçmiş, gitmiştir o. Bugün bir partinin genel başkanıdır. Ben de büyük bir partinin genel başkanıyım.
Nefsime ağır gelse de görüşme teklifinde bulundum
Nefsime ağır gelse de, kendisinden bu şekilde bir görüşme teklifinde bulunmam, benim görevim ve partideki görevim. Dolayısıyla tereddütsüz bu teklifte bulundum. Bir iki gün sonra da bir gazetecinin sorusu üzerine de şöyle söyledim:
‘Biz MHP ile ittifak yaparız. Çatı problemi olmaz. Çatı MHP’dir. Mecliste grubu olan bir parti ile ittifak yaparsak, o partinin çatısında olabiliriz. Ama Meclis’de grubu olmayan bir partiyle yaparsak çatı biz olmalıyız. Biz demokrasiye böyle inanıyoruz. Buna katılımcı demokrasi deniliyor. Bu büyük bir uluslararası oyunun bozulması anlamına gelirdi. Son derece vatanseverce ve aynı zamanda akıllıca bir hareketimiz oldu. Ama şu güne kadar biz tam bir karşılık almadık. Sayın MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı’nın, ‘Biz listelerimizi yaptık, MKYK’da karar çıkarttık ve ittifak yapmayacağız’ diye bir sözü oldu. Ama ben bu sözü dahi kesin söz saymıyorum. Gün doğmadan neler doğar? Memleket için hayırlı bir şeydir. Ama çok da yakın bir ihtimal olmadığı görünürde duruyor. Bunu da ifade etmiş olalım.
Gözyaşları döküldü, verilen sözler unutuldu
Bildiğiniz gibi son Anayasa referandumunda bir takım vaatler vardı. Bu vaatlerin bir kısmı belki uzun vadeli ama bir kısmı hemen halledilebilecek konular. Onlardan birisi de şehit ailelerine ayrıcalık tanımaktı. Şehit ailelerine bir takım işler yapılacaktı. İktidar hazırladığı anayasa değişikliğine oy isterken, şehit ailelerine de bir takım farklı uygulamalar yapacağını söylemişti. Bu bir vaatti. Peki bugüne kadar bir şeyler yapıldı mı? aradan aylar geçti, bir teşebbüs var mı? Hayır, yok.
Bu örnek şunu gösteriyor; iktidar için esas olan bir şey yapmak değil, sadece hedefleri doğrultusunda giderken boş vaatlerde bulunmak ve amaçlarına ulaşmak. Ondan sonra da verdikleri sözü unutmak. Çünkü onları samimi olarak söylemiyorlar, ihlâs ile söylemiyorlar, yapmak için söylemiyorlar, oyları çoğaltmak için söylüyorlar.
Mesela mektuplar okundu, ağlanıldı, sızlanıldı.Ceplerden mendil çıkartıldı, gözyaşları silindi. Neydi bunlar? 12 Eylül’ü yapanlardan hesap sorulacaktı. Sizler bugüne kadar bu konuda atılmış bir adım ya da söylenmiş bir söz gördünüz mü? Görmediniz.
Şehitler de terfi ettirilmeli
Şimdi burada ilan ediyorum. Asla bir seçim vaadi falan değil. Çünkü, bu işin seçimde de netice doğuracak bir iş olduğunu düşünmüyorum. Ama bir hak yerini bulmalı diye söylüyorum. Bu ülkenin savunmasını yapmak üzere ya da bu ülkenin birliğini ve düzenini sağlamak için görev yapıp da şehit olan insanlar, ‘şehitler ölmez’ deyip duruyorlar, eğer gerçekten ölmüyorlarsa, o zaman bunun hukuki gereği yapılmalıdır. Şunu kast ediyorum; şehit olan Er ise terfi etmeli ve nereye kadar terfi ediyorsa oraya kadar o maaşı almalı. Şehit olan eğer Asteğmen’se, zamanı geldiğinde Teğmen olmalı. Şehit olan eğer polis memuru ise emniyet müdürü oluncaya kadar terfi etmeli. Dünyada böyle bir şey var mı? Evet dünyada böyle bir şey var. Nerede var? İran’ın Tebriz şehrine yaptığım ilk seyahatte, ev sahibimin oğlu olan Babek adında bir Türk genci vardı. Babek’in babası, Teğmen iken Irak savaşlarında şehit olmuş. Ama babasından Orgeneral maaşını alıyor ve annesi ile paylaşıyor.
Yai İran’ılar şöyle düşünmüşler; Madem ki şehitler ölmez, buna inanıyoruz, öyle ise bunun gereği yapılmalı ve Teğmen olarak şehit olan askerin arkadaşları nasıl terfi ediyorsa o’nu da terfi ettirmiş ve orgeneral olmuş. Babec ve annesi de orgeneral maaşı alıyor.
‘Şehitler Ölmez’ sözü, bu manada mutlaka yerine getirilmesi gereken bir uygulamayı da ifade etmelidir. En azından toplumumuzun vicdanına ve şehit ailelerimize bir müjde olarak iade ediyoruz. İktidara geldiğimiz zaman, inşallah el birliği ile bunu mutlaka yapmalıyız arkadaşlar. Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak İran’dan daha mı yoksuluz? daha mı küçük bir devletiz? daha mı az bilincimiz var? tarihimiz daha mı basit? dolayısı ile bu mutlaka yapılmalı.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.