Eski MHP'li AK Parti'yi neden tercih etti?

Eski MHP'li AK Parti'yi neden tercih etti?
MHP eski İstanbul İl Başkanı Mustafa Şatıroğlu, neden AK Parti’den milletvekili adayı olduğunu Habervaktim’e açıkladı:

İnşaat Yüksek Mühendisi olan Şatıroğlu, partiler için en önemli il olan İstanbul’da MHP’nin İl Başkanlığı’nı yaptı. Şimdi ise AK Parti’den İstanbul 2. Bölge Milletvekili Aday Adayı.

NEDEN MİLLETVEKİLİ OLMAK İSTİYOR?

Şatıroğlu, “Neden milletvekili olmak istiyorsunuz?” sorusuna şu cevabı verdi:

“İdealist insan aslında hayat boyu hep siyasetin içindedir. Ancak servet ve saltanatın yükünü Cenab-ı ALLAH(cc) dilediği kişilerin omuzlarına yükler.Çok arzu edilse bile siyaset sahnesinde rol almak mümkün olmayabiliyor…

Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la 80’li yıllardan beri tanışırız. 90’lı yıllarda biraz farklı kulvarda ama ayni gaye için siyasette bulunduk. Aramızda her zaman saygın ve samimi bir diyalog vardı.

AK Parti kuruluş öncesi Sayın Muhsin Yazıcıoğlu’nun evime kadar gelerek BBP’ye destek istemesine binaen verdiğim söz üzerine AK Parti kuruluş çalışmalarına resmi olarak katılmamakla birlikte 2003’den itibaren fiilen desteğim açıkça devam etmektedir. Böylece 2007 seçimlerinin netameli gerilim devresinde de aday adayı oldum, AK Parti İstanbul SKM’de görev aldım.”

HEDEFLERİ, PROJELERİ

Şatıroğlu, hedefleri ve projelerini de şöyle açıkladı:

“Bölgesinde lider, dünyada bir kutup yıldızı olmaya aday Ülkemizin maddi ve manevi tüm değerlerini çep çevre kuşatan surlarında açılan kutsal gedikleri daha da büyüterek ortadan kaldırmaya,aziz Milletimizin üstüne çöken kara bulutları dağıtacak  medeniyet ve ahlak hareketini yüklenen hızlı trenin adaletle bütün yurdumuza yayılmasını sağlayacak tekerleğinin tümseklerden rahatça çıkmasına bir el değdirmek amacıyla Sayın Başbakan’ımıza ve onun fedakar kadrosuna destek vermek için yola çıktım. Tecrübemle,birikimlerimle candan ve gönülden bu kutsal harekete katılmanın onur ve mutluluğunu  duyuyor, hizmet heyecanını yaşıyorum.
 
Türkiye’nin baştan başa bir çevre duyarlılığı ile bilinçlendirilmesi,su ve hava kaynaklarımıza sahip çıkılarak temiz tutulması ve israfın önlenmesi,ormanlarımızın korunması ve ağaçlandırmaya daha çok önem verilmesi,lise ve üniversite gençlerinin boş zamanlarında ücretli olarak bu alanlarda istihdam edilmesini çok önemsiyor ve projeler hazırlıyorum. ”Şehir sağlığı ve tekniği” ihtisasım nedeniyle “önce şehir ve çevre sonra insan ve nihayetinde medeniyet sağlığı” kaçınılmaz en önemli projelerimiz olmalıdır diyorum.

Bilhassa dinimize,örfümüze ve muasır ölçülere uygun bir ”tuvalet kültürü”ne ihtiyaç vardır ve bu bilinci her yaşta insanlarımıza hatırlatarak çocukluktan  itibaren eğitimine önem vermek zorundayız.Evlerimizde okullarımızda tüm kamu kuruluşlarında ve dış mekanlarda olmak üzere medeniyet ilkelerimize göre modern,pratik ve hijyenik tuvalet ve banyolar geliştirmeliyiz.Sigara yasağında olduğu gibi çevreyi kirletenlere karşı uyarıcı ve yaptırım içeren uygulamalara derhal başlamalıyız.

Biz Türkler başta kendimize ve sonrasında insanlığa tarihte olduğu gibi insan, Sağlık ve medeniyet alanında örnek olma seferberliği bilincini benimsemek ve uygulamak zorundayız.
 
Anayasa referandum sürecinde olduğu gibi İnşallah yeni Mecliste aziz Milletimize ve Türk-İslam dünyasına armağan edeceğimiz yeni anayasa projesinde yer almanın heyecanını duymaktayım. Ayrıca sivil toplum bilincinin yaygınlaştırılması ve koordinasyonunda oluşturduğumuz saygın bir çalışma gurubumuz bulunmaktadır.

Bu gurubumuzun geliştirmekte olduğu projelerin hayata geçirilmesi için parlamentoda gayret göstermek isterim.Başta kadın,çocuk ve engelli vatandaşlarımız olmak üzere tüm insanlarımıza huzur,kardeşlik ve refah imkanlarının yaygınlaştırılması,saygı ve sevgi kavramının bilinçlendirilmesi,hayatın kalitesinin artırılmasına yönelik uygulamaların yasalaştırılması için çalışacağım.
 
Türk ve İslam dünyası ile uzun yıllardan beri devam eden özel ve ticari ilişkilerim bulunmaktadır. Dış ticaret ve müteahhitlik alanında daha  geniş ve potansiyel neticeler alınmasına katkım olacaktır.Bu bölgelerde bulunan iş adamlarıyla müşterek yatırımların sağlanması,finans kaynaklarının ülkemize yönlendirilerek değerlendirilmesine katkım olacaktır…”

12 EYLÜL 2010 REFERANDUMU İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ

Mustafa Şatıroğlu, Türkiye’nin birinci önceliği ve çözmesi gereken en önemli probleminin Anayasa olduğunu ifade ederek, “12 Eylül referandumu ile birlikte bu hayati meselenin halli için çok önemli bir adım atılmış olduğunu” söyledi.

Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş yaşasaydı referandum sonucunun en az % 65-70 oranında evet çıkmasını beklerdi” diyen Şatıroğlu, şöyle devam etti:

“Hatırlanacağı gibi 1991 genel seçimlerinde uzun müzakereler sonucu sağlanan kutsal ittifakın mimarı yine kendisi olmuştur. O bugünleri görmüş olsaydı mevcut anayasa değişikliklerinin hiç şüphesiz en büyük destekçisi olurdu. Çünkü anayasada şimdilik yetersiz bile olsa yapılacak düzenlemeler merhum Başbuğ’un parti programındaki, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokrasi anlayışına tamamen uygun niteliktedir. Bana İstanbul İl Başkanlığı görevini tevdi ederken yaptığımız görüşmede ‘Bizim savunduğumuz siyasi görüşler aziz Milletimizin en az %65-70 oranındaki büyük bir kesiminin kabul ettiği ve bağrına bastığı görüşlerdir. Seçimlerde kurduğumuz kutsal ittifakın da hedefi bu oranı yakalayıp güçlü bir iktidar olmaktı.’ ”

AK Parti İstanbul 2. Bölge Milletvekili Aday Adayı Mustafa Şatıroğlu, referandum sürecinde “evet” ve “hayır”ın ne anlama geldiğini şu cümlelerle değerlendirmişti: 

“Üzülerek ve hayretle seyrettiğimiz manzara, aziz ülkü davamızın beceriksiz mirasyedi MHP yöneticilerinin “hayır”da diretmeleridir. Ülkücü irade: siyasi olduğu kadar  doktriner bir ideoloji olup, hiçbir zaman MHP’nin tekelinde olamaz. Takındıkları bu tavrı bir akıl tutulması olarak görüyorum.

Zira, Hayır demek; maşeri vicdan ve iradeye meydan okumaktır, onu rencide etmektir.

Hayır demek;  ülkemizdeki yıkıcı muhalefetin ve ülke yönetiminde oluşan kaos ortamının baş müsebbibi olan anayasa mahkemesinin yüce milletimizin üstündeki mevcut vesayetini kabul manasına gelir.
Hayır demek; yüksek yargıda çöreklenmiş aziz milletimizin her türlü yüce değer, ahlak ve gelişimine karşı duran bir güruhun egemen zihniyetine boyun eğmektir. Onun için evet, evet ve yine de evet demek ekmeğimiz, suyumuz ve hatta soluduğumuz hava kadar fevkalade ve çok kerre çok önemlidir.

Evet, sonucunda; vesayet mantığı ile tekrar edile gelen “güçlü ordu güçlü Türkiye” sloganının ardına saklanan asker, kışlasına dönecek ve asli vazifesini yapacaktır. Böylelikle vesayetten kurtuluşumuzun önemli bir kapısı aralanacak ve kendimize tam yeterli mütekâmil ve muhteşem bir anayasa yapmanın yolu açılacaktır.

Evet, sonucunda; adaletin ve hukukun üstünlüğü ilkesi hakiki anlamını kazanmaya başlayacaktır. Atanmışların hukuku değil, hukukun üstünlüğü milletin egemenlik, demokratik ve özgürlük kazanımları öne çıkacaktır.

Evet, sonucunda; Türkiye’nin anayasa projesi milletimiz tarafından ele alınacak ve bizzat kendisi tarafından dizayn edilecektir.

Daha ileri, daha özgür, daha demokratik ve daha çağdaş bir anayasa için bu adıma evet demeliyiz. Bu önemli adım için hayırlı olsun diyenler kelime oyunu yaparak “hayır” oylarını arttırmak istiyor. Bu milleti bu kadar aptal mı sanıyorlar? Onlar ancak kendilerini kandırabilirler.

13 Eylül sabahına inşallah yeni bir Türkiye’ye yeni bir heyecanla uyanacağız ve hep birlikte “nerede kalmıştık” diyerek yeni bir ülke inşa edeceğiz.”

MUSTAFA M. ŞATIROĞLU KİM?

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.