Açık açık yazdı

Açık açık yazdı
Yeni Akit Yazarı Ali İhsan Karahasanoğlu, açık açık yazdı: "AK Parti % 47 ile değil “evet” ile muktedir oldu. 12 Eylül referandumunda hiçbir karşılık beklemeden desteğini verenlere, AKParti de, 12 Haziran seçim

SP, BBP ve Has Partililerin AK Parti'den aday gösterilmesini gündeme getiren isim olan Akit Yazarı Karahasanoğlu, bugün de "AK Parti % 47 ile değil “evet” ile muktedir oldu" tespitinde bulundu.

Karahasanoğlu referandumda SP, BBP ve Has Parti'nin "evet"i desteklediği için Anayasa Değişikliği'nin kabul edildiğini belirterek, "Referandumda “evet oyu” çıkmasaydı, AK Parti “muktedir” olabilir miydi?" diye sordu.

Akit Yazarı ardından da "12 Eylül referandumunda hiçbir karşılık beklemeden desteğini verenlere, AKParti de, 12 Haziran seçimleri için hazırlayacağı liste ile vefa borcunu ödemelidir" dedi.

Karahasanoğlu'nun yazısı şöyle:

Farzedelim anayasa değişikliği ile ilgili referandumda, Saadet Partisi tabanındaki seçmen “evet” oyu vermeseydi..
BBP tabanındaki seçmen, “Bize ne AKParti’nin anayasa değişikliği girişiminden” deyip, en azından sandığa gitmeseydi..
Safını Has Parti olarak belirleyen seçmen, o referandumda oyunu “evet” olarak kullanmasaydı..
O anayasa değişikliği kabul edilir miydi?
Hiç kimse lafı eğip bükmesin..
Kimse kendisini dev aynasında görmesin.
% 57.5 ile kabul edilen bir anayasa değişikliğinden bahsediyoruz..

SP, BBP ile HASParti tabanının kısmen sandığa gitmemesi, kısmen de “hayır oyu” kullanması ihtimalinden bahsediyoruz.

Bu üç partinin tabanından “evet” yerine “hayır” oyu kullanan veya sandığa hiç gitmeyen % 8’lik bir kesim olduğunda, referandum neticesi tam aksi çıkmayacak mıydı?

Aynen öyle çıkacaktı..

Referandumda “evet” oyu çıkmasaydı, Anayasa Mahkemesi, AKParti’nin tepesinde, “Kapatırım haaa” diye, her gün boza pişirmeye devam etmeyecek miydi?

Çıkartılan kanunlar, muhalefet tarafından Anayasa Mahkemesi’ne götürüldüğünde, her daim iptal tehdidi altında olmayacak mıydı?

Referandumda “evet” oyu çıkmasaydı, dolayısıyla da HSYK’nın yapısı değişmeseydi, 21 Mayıs’ta görev süresi dolacak olan Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya yerine, ya kendisi bir daha, ya da onun kafasından birisi seçilmeyecek miydi?

Her iki ihtimalde de AKParti, “Kafamı bozmayın, hemen şimdi hazırlarım kapatma davası iddianamesini haaa” tehdidi ile yaşamaya devam etmeyecek miydi?
Referandumda anayasa değişikliği “evet” oyu almasa ve HSYK’nın yapısı değişmeseydi, Danıştay’a yine sol kafadan üyeler seçilmeye devam edilip, hükümetin yaptığı tüm düzenlemelerin iptali, sürekli gündemde olmayacak mıydı?

Anayasa değişikliği “evet” oyu almasaydı, 2003 ve sonraki yılların darbe hazırlıklarının yargılanması için savcıların önünü açan AKParti’ye, “Niye 28 Şubat ve 12 Eylül darbecilerini yargılatmıyorsunuz da, yapılmamış darbeyi yargılatıyorsunuz” eleştirisi yapılmaya devam edilmeyecek miydi? Referandum “evet” oyu aldı ve şimdi görüyoruz ki, 12 Eylül darbecileri de sorgulanmaya başlıyor. Ve AKParti’ye yönelik bir eleştirinin haksızlığı da, ortaya çıkmış oluyor!
Tek cümle ile özetleyelim..

Referandumda “evet oyu” çıkmasaydı, AKParti “muktedir” olabilir miydi?
Hatırlasanıza, daha 7-8 ay önce, döneklerden tutun, o mahallenin kartlaşmış dinozorlarına kadar hemen hepsi, “AKParti tek başına iktidara geldi ama.. Daha hâlâ muktedir olamadı” diye alay etmiyorlar mıydı?
“Muktedir olma”nın göstergesi olarak, bazı emekli generallere davalar açılmış ise de, muvazzaf generallere sıra gelince, HSYK’dan korkup geri adım atılmıyor muydu?

Hatta Ergenekon ve bağlantılı davaları yürüten mahkemelerin hakimlerinin dağıtılacağı, başka yerlere gönderileceği endişesi ile, her gün kalbimiz ağzımızda HSYK’nın kapısını gözetlemiyor muyduk?
Ergenekon tutuklusu Haberal’ı tahliye etmeyen hakimler için tazminat kararları çıkartılıp, ilk tehditler yapılmamış mıydı?

Arkasından, HSYK o hakimleri sürgüne göndermeyecek miydi?
Bunun tüm altyapısı hazırlanmış değil miydi?
Siyasi iktidar, üç generali açığa aldığında, askeri mahkeme anında yürütmeyi durdurmamış mıydı?
Evet, tüm bunları, biz son 7-8 ay içinde yaşadık!
Bu gelişmelerdeki rüzgarın ters yönden esmesi ise, anayasa değişikliğinin referundumda “evet” oyu alması ile olmuştur.

O halde?
O halde, AKParti’nin % 47 oy almasına rağmen “muktedir olmasını önleyen oligarşik bürokrasi”nin belini kıran referandumdaki % 57.5’lik “evet oyu”nu, kim görmezden gelebilir?
“% 57.5’lik oy oranı”na katkı sunanları, kim yok sayabilir?

Onun içindir ki; 12 Eylül referandumunda hiçbir karşılık beklemeden desteğini verenlere, AKParti de, 12 Haziran seçimleri için hazırlayacağı liste ile vefa borcunu ödemelidir.
Şu unutulmamalıdır; AKParti’yi 3 Kasım’daki % 35 oy, hatta 22 Temmuz’daki % 47 oy (ki o oranda da yine SP ve BBP’lilerin bir seferlik tercihi vardır) , “muktedir” yapamamıştı.
Siyasi iktidarı “muktedir” yapan gelişme, anayasa değişikliği ile gelmişti..
Kimse bu gerçeği unutmasın..
Bu gerçeğin gereğini yerine getirsin!


HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.