İslam'dan değil, Allah'tan korkun

İslam'dan değil, Allah'tan korkun
Apar topar Çankaya’ya çağırılan dönemin TOBB Başkanı’ndan Kenan Evren’i şok eden çıkış:Siyasilerin ve iş dünyasının ‘Ali Abi’si olarak bilinen Ticaret ve Sanayi Bakanlarından Ali Coşkun, TO

1986'da TOBB Başkanı seçilen Ali Coşkun, TOBB Genel Kurulu'nun yapıldığı günün akşamında iftar yemeği verdiği ve programı Kur'an-ı Kerim ile başlattığı için Kenan Evren tarafından apar topar Köşke çağırıldığını dile getirdi. Evren'in talimatıyla havaalanından alınarak Çankaya Köşkü'ne çıkarıldığını belirten Coşkun, Evren'in kendisini, “TOBB gibi bir kuruluşun Kur'an okutarak kongre açması, irticai güçleri tahrik eder” şeklinde uyarmaya kalkıştığını söyledi.

Bir dönemdir TBMM'den uzak kalsa da siyasilerin ve iş dünyasının ‘Ali Abisi' olarak bilinen Ticaret ve Sanayi Bakanı Ali Coşkun'u Ankara'daki ofisinde ziyaret ettik. 1960'lı yıllardan itibaren Türk bürokrasisi ve siyasetindeki etkinliğiyle tanınan Ali Coşkun'la ekonomiden siyasi gelişmelere, AK Parti hükümetinin icraatlarından 2006 yılında çekilen meşhur ‘balkonda namaz şov' fotoğrafına kadar pek çok konuyu konuştuk.

Bir dönemdir Meclis'te yoktunuz, bu seçimlerde de aday olmadınız... Bu bir mola mı, yoksa siyasete veda mı ettiniz?

- Her çalışmanın bir teneffüsü olur. Dönülür veya dönülmez, şartlara bağlıdır. Siyaset, demokrasilerde millete hizmet etmenin şerefli bir yoludur. İkinci olarak da millete hizmet aşkını duyan insan, zamanı gelince kendiliğinden bırakmasını bilmesi lazım.

Bugün demokrasilerde siyasi partiler vazgeçilmez unsurlardır. Ama dikkat edersek hukukun üstünlüğü, insan hakları ve özgürlüğün yerleştiği toplumlarda siyasi partiler kadar sivil toplum kuruluşları da büyük önem taşır.

“SİYASİ PARTİLER KANUNU İÇİME SİNMİYOR!”

Dolayısıyla hizmet ettik, siyaset yaptık ama hala içimize sinmeyen hususlar olduğunu da belirtmek durumundayım. Bunların başında Anayasa, Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu geliyor. Bugün halk, parti yetkililerinin hazırladığı listeyi seçiyor. Dolayısıyla da seçildikten sonra bir dahaki dönem yeniden seçilebilmek için halkın vekili olmaktan çok liderin vekili oluyorlar.

Şu an neler yapıyorsunuz?

- Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Onursal Başkanı olduğum için Yüksek İstişare Kurulu üyesiyim. İki üniversitede mütevelli heyeti üyeliğim devam ediyor. İş Dünyası Vakfı Başkanlığım eskiden beri devam ediyor zaten. İstanbul Sanayi Odası ve Ankara Ticaret Odası Meclis Onursal Üyesiyim. Uluslararası alanda Körfez ülkeleriyle gerçekleştirdiğimiz çalışmalar var. Çalışmalarımız devam ediyor anlayacağınız.

Şimdi ikinci çalışmayı başlattık, Balkan ülkelerini ele aldık. Türkiye gecikmeyle beraber, komşularıyla ve dünyayla arasını düzeltiyor, iyi ilişkiler kuruyor. Nitekim Türkiye, Avrupa Birliği'yle süren pazarlığını da Türkî Cumhuriyetlerle, Balkan ve Arap ülkeleriyle sağladığı iyi ilişkilerle sürdürebilir. Ve İslam ülkelerine de örnek oluyor, İslam ve demokrasinin beraber yaşadığı bir ülke olarak.

Kabinesinde bulunmadığınız 4 yıllık süreçte AK Parti hükümetini nasıl buldunuz?..

- AK Parti ile beraber, krizlerden çıkmış bir ülkeyi, krizlerden kurtararak kendi ayakları üzerinde duran ve 2009'da küresel finansal krize rağmen fazla da ikilemeyen bir ekonomi durumuna getirdik. Altyapıdaki çalışmaların hızla gelişmesine de paralel olarak Türkiye hızla gelişme kaydetti.

Peki risklerimiz yok mu?

- Bunları söylüyorum ama rehavete de kapılmamak lazım. Hala ekonomimizin yumuşak karnı var. Bunların başında bütçe açıkları geliyor. Her ne kadar son aylarda olumlu rakamlar görsek de tsunami gibi şok etkisiyle krize sebep olabilir. İkincisi hala kontrol altına alınamayan ve yükseklerde seyreden cari açık veriyoruz. Bunun dışında sıcak para gibi bir tehlikeyle de karşı karşıyayız. Bunlar hala Türk ekonomisinin riskleri olarak karşımızda duruyor.



“BUGÜN GELDİĞİMİZ NOKTA HAYÂL EDİLEMİYORDU”

Ekonomide üst üste ‘rekor büyüme' ilan ediliyor. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Bugün 16. büyük ekonomiyiz. Hızlı bir büyüme sürecine girdik. Bugün gelinen nokta 1960'lı yılların Türkiyesi'nde tahayyül edilemiyordu. Bu bir denge meselesidir tabiî. Üst üste çok büyümek de dengeleri sarsabilir. Fakat Türkiye kendi ekonomik dengelerini oluşturdu.

Sanayi de önemli değil mi?..

- Tabiî, sanayi de ekonominin itici gücüdür. Türkiye yıllardır; işsizlik, enflasyon ve gelir dağılımındaki adaletsizlikle boğuşuyor. İşsizlik; yatırım ve üretimle engellenir, bu da sanayi ile olur. İhracatımızda gelişme var bugün. Sanayinin gelişmesi, sürdürülebilir büyüme için önemlidir.

“KAVGASIZ GÜRÜLTÜSÜZ SİVİL ANAYASA İSTİYORUZ”

Anayasa'ya gelirsek.. Sayın Başbakan'ın açıklamalarından anlıyoruz ki; seçimden sonra yeni bir Anayasa yapılacak. Siz nasıl bir Anayasa istiyorsunuz?..

- Biraz önce bahsettiğimiz Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu'nun değişmesini istiyorum. Onu en başta söyleyeyim. Şimdiki düzende parti genel başkanları ‘tek adam' statüsünde hareket ediyor. Dolayısıyla bu da karşılıklı kavga şeklinde siyaset izlememize sebep oluyor. Anayasa, günlük siyasete alet edilmemeli. Ülkenin bütünü, milletin beraberliği için, iş halka mal edilerek sivil toplum kuruluşları öncülüğünde kavgasız-gürültüsüz bir sivil Anayasa yapılmasını istiyorum.

‘Namaz kılıyoruz diye çok uğraştılar'

Balkonda namaz kılmanız medya tarafından çok ön plana çıkarılmıştı.

- Zaman zaman Türk toplumunda bazı kesimler din düşmanlığı değil, İslam düşmanlığı yapmışlardır. Ben zaten namazı balkonda da kılmadım. Arkada dursam çocuklar önüme geçerler diye iyice balkona yaklaşmıştım. Balkonda namaz kılıyorum gibi algılandı. ‘Efendim', işte ‘halka gösteriş için kılıyor..' Ya hu kumsal orası. Neyin gösterişi olacak? Namaz kılıyoruz diye çok uğraşmışlardı.

EVREN, “ONLAR TAKUNYACI TURGUT'UN EKİBİNDENDİR” DEMİŞ!

- TOBB'a Başkan olduğumda da “İrtica Ankara'ya yerleşti” diye manşet atmışlardı. Benden önceki dönemlerde genel kurul Ramazan'a denk gelmediği için eğlenceli yapılırdı, ben de iftar verdim. Cenab-ı Allah Türkiye'de ilk resmi iftarı vermeyi bana nasib etti. Kur'an okutarak düzenlemiştik yemeği. Ertesi gün bir baktım ki gazeteler olayı çarpıtmış. Bunun üzerine Kenan Evren'in talimatıyla, beni havaalanından Köşk'e götürdüler. Uzunca görüştükten sonra TOBB gibi bir kuruluşun Kur'an okutarak kongre açmasının, irticai güçleri tahrik edeceğini söyledi. Ben de bunaldım ve “Sayın Devlet Başkanım, birçok güç odağı gibi Allah'tan korkacağınız halde siz de İslam'dan korkar hale gelmişsiniz” dedim. Ben böyle söyleyince, “Rica ederim. Ben hoca oğluyum” dedi. Sonra bunları MGK'da anlatmış. Şahin Kaya Paşa ile Ersin Paşaya “Onlar takunyacı Turgut'un ekibindendir. Fırsatı bulunca, çantalarından takunyayı, ceplerinden takkeyi çıkarırlar” demiş. Düşünün yani, o sırada merhum Turgut Bey, Başbakan Yardımcısı...

Fahreddin Dede / Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.