Erdoğan'dan Van'da ŞOK belgeler!

Erdoğan'dan Van'da ŞOK belgeler!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 12 Haziran seçim çalışmaları kapsamında Van'da düzenlenen mitingde halka sesleniyor.

Başbakan Erdoğan Van'da düzenlenen mitingde halka şu şekilde seslendi;

En başından itibaren bizim dilimiz, samimiyet dilidir, biz size hiç bir zaman yalan söylemedik Allah'ın izniyle de söylemeyeceğiz. Biz sizinle konuşurken gönül diliyle konuşuruz, yüreğimizle, kalbimizle konuştuk biz doğuda ayrı batıda ayrı konuşanlardan olmadık. Van'da konuşup İstanbul'da bu söylediklerini yalanlayanlardan olmadık burada Van'lı Kürt kardeşlerime söz verip sonra onu Ankara'da unutanlardan olmadık. Samsun'a, Hatay'a, Tunceli'ye, Van'a ayrı dil ve üslup kullananlardan olmadık. Biz gece yastığa başımızı koyduğumuzda kendi muhasebemizi yapıyoruz, eser, hizmet olarak neler ürettik bunun muhasebesini yapıyoruz.

Benim rahmetli dedem Rize'den kalktı Sarıkamış'a vatanı savunmaya gitti rahmetli babannem hep bize onun elinde silahıyla nasıl donarak şehit olduğunu anlatırdı bunun gururunu, aşkını babannemi dinleyerek yaşardım. Van'ın bu noktada çok daha hazin hikayesi var. Sarıkamış harekatı öncesinde Van'da mevcut cephaneyi 120 tane Van'lı çocuk bu cephaneyi yürüyerek oraya teslim etme görevini üstleniyorlar. O kara kışta 120 çocuk dağ, taş aşarak Sarıkamış'a varıyorlar, geri dönerken soğuk amansız şekilde bastırıyor 22'si dışında hepsi yolda donarak şehit oluyor. Biz işte buyuz, benim Rize'li dedemle Van'lı nice kahramanlar şuanda Sarıkamış'ta toprağın altında koyun koyuna yatıyorlar. Bu bayrak hepimizin bayrağı, bu vatan hepimizin vatanı, biz aynı kıbleye dönüyoruz, bizim camilerimizden aynı ezan okunuyor. Bizim besmelemiz, fatihamız, yasinimiz bir ellerimizi semaya açıp dua ederken biz biliyoruz ki Allah konuştuğumuz dillere değil, samimiyetimize bakıyor. Öyleyse biz neden birbirimize, dilimize, etnik kökenimize hor bakalım.

3 Kasım 2002'den bugüne kadar samimiyetle kardeşliğin mücadelesi içinde olduk, yola çıkarken kardeşlik dedik, gençler ölmesin dedik samimiyetle yürekten anneler ağlamasın dedik. Elimizi, bedenimizi, yüreğimizi taşın altına koyduk, benim Kürt kardeşlerimin sorunu hepimizin sorunudur bunu çözmekle kalmadık yıllardır anlatamadığınız, sağır duvarlardan dönen meselelerinize biz el attık şimdi şurası son derece önemli; Bu ülkede 10 yıllarca yaşanan zulmün, baskının, sindirmenin, belgeleri bu belgeler. Türkiye'de 2002 yılına kadar sürdürülen inkar politikalarının belgeleri.

Belge 1

Diyor ki; Bağdat'ta Necah basımevinde Kürtçe olarak bastırılmış olan kitapın dağıtılmasının yasaklanması ve mevcutlarının toplattırılması kararlaştırılmıştır. İmza, Reis-i Cumhur, İsmet İnönü.


Belge 2

Suriye'de yapılıp yurdumuza sokulan 1763 sayılı Kürtçe plağın yurdumuza sokulması ve dağıtımının yasaklanması, mevcutlarının toplatılması kararlaştırılmıştır. İmza, Reis-i Cumhur, İsmet İnönü.

Belge 3

Süleyman Haço tarafından yazılan ve Halep'te bastırılan modern Kürt edebiyatının yasak edilmesi ve yurta sokulması yasaklaştırılmıştır ve karar alınmıştır. İmza, Reis-i Cumhur, İsmet İnönü.

Belge 4

Kürt, fukara hayır cemiyeti tarafından 1932 yılında El- Cezire'de bastırılan kitapın yurda sokulmasının yasak edilmesi ve elde edilenlerin toplattırılması kararlaştırılmıştır. İmza, Reis-i Cumhur, İsmet İnönü.

Belge 5

Ahmet'i Hani tarafından yazılan ve İstanbul'da Necmi İstikbal matbaasında basılan Mem-u Zîn eserinin yasak edilmesi ve elde edilenlerin yasak edilmesi kararlaştırılmıştır. İmza, Reis-i Cumhur, İsmet İnönü ve CHP'li bakanlar kurulu.

Sen burada Van'da hangi acıyı yaşadıysan bende İstanbul'da aynı acıyı yaşadım, bu belgeler tarihi aydınlatan belgeler değil, yaşanan dramın ve acının belgeleri. Bugün ne oldu? Mem-u Zîn kitapını Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak Ankara-2010 işte bunu şimdi biz, devlet bastırdı.

İşte fark bu, samimiyet bu, işte gönülden konuşmak, paylaşmak, kucaklaşmak bu, işte helalleşmek bu. 1940'larda konan yasakların işte bugüne kadar ne ocaklar söndürdüğünü, ne acılar yaşattığını biliriz. Hapishane koridorlarında anaların kendi yavrularıyla, kendi dillerinde konuşamadıklarını biliyoruz. Peki şimdi durum ne? Bunun önünü kim açtı, biz açtık. Şuanda anaların, Kürt kardeşlerimin ağlayamadıklarını, ağıtlar yakamadıklarını biliyorum. Her köşe başında Bahçesaray'dan Van'a gelene kadar nasıl arandıklarını da biliyorum. Bu toprakların dili olsada bir konuşsa, şu hapishanelerin dili olsada yapılan zulümleri bir anlatsa. Şimdi Mem-u Zîn'i okuyabiliyormusun, Şiwan Perwer'i dinleyebiliyormusun? Televizyonda Kürtçe yayın varmıydı? Şimdi var AK Parti, yaptı bunları bağımsız olarak dolaşan arkadaşlarımızın bazıları SHP'nin içinde de bulunmuşlardır, radyolar dilediği gibi yayın yapıyor değil mi? Olağanüstü hali kaldırın bize yeter diyorlardır, kaldırdık, çekiç gücü gönderdik.

Üniversitelerde Kürtçe enstütüler kuruldu mu? Dil kursları açıldı mı? Bunların hepsi, AK Parti zamanı oldu, bundan önce devletin vatandaşı vardı şimdi vatandaşın devleti var fark bu, ben 2005 yılında biliyorsunuz Diyarbakır'da Kürt meselesi benim meselemdir dedim. Ben sözümün arkasında duruyorum ancak, Kürt sorunu dediğimiz olay bu başlıkla devam mı edecek kıyamete kadar, bu zamana kadar biz çok mesafe aldık az önce söylediklerimi biz kaldırdık benim şuanda grubumda 60'ı aşkın milletvekilim Kürt olarak var, işte asimülasyon olayı bitmiştir. Okullarda gidip kendi dilinde kurs alma imkanı var, bunlar olmayan şeylerdi bunları biz gerçekleştirdik. Bunlar bizim partimizi kurduğumuz zamanda ki politikalardı, şimdi biz bunları yapıyoruz. Türkiye'yi kucaklayamayanın bu ülkede siyaset hayatı olmaz, bunlar benim asla Kürt kardeşimin temsilcisi olamaz, sadece istismarını yaparlar Kürt sorunuyla PKK sorununu birbirine karıştırmayalım ve PKK üzerinden de kendileri gayet güzel rant ediyorlar.

Biz ölüme inanmış insanlarız ve sonuna kadar bu ülkede doğruyu, hakkı egemen kılmak için çalışacağız. Ben bugün buraya elim yine boş gelmedim, illerimiz arasında nüfus ölçekli olarak değerlendirme yaptığımızda inanın Ankara'nın hizmetini en çok alan illerimiz arasında Van geliyor. Bugün yine 145 anabaşlıkta olmak üzere 345 eserin ve hizmetin açılışını yapıyoruz, bunların içinde neler yok ki? Biz, 12 Eylül'de Türkiye genelinde halkımız yüzde 58'le ne dedi? Evet dedi, BDP benim partim kapatılıyor diye ağlıyordu 12 Eylül'de o 26 maddelik pakette bir madde vardı ki onu milletin huzuruna getirseydik bu partilerin kapatılmasını kaldırıyordu ne yaptılar biliyormusunuz? Oylamaya katılmadılar hem dert yanıyorsun hem oylamaya katılmıyorsun ve sonucunda da o madde halkımıza götürülmedi, götürülemeyince o madde kaldı. Bu seçimlerde bize Anayasayı değiştirme yetkisini sayısal olarak vermeniz halinde işimiz kolay, yine biz diğer partileri dışlamayacağız onlarla beraber, STK'larla masaya oturacağız ve yeni Anayasayı biz gerçekleştireceğiz. Biz milli birlik ve kardeşlik projesini açıklarken defalarca söyledik,çelik gibi sinirlerimiz, sabrımız olacak dedik. Bütün bu provokasyonlara, tahriklere göğüs gereceğiz dedik, doğuda, batıda bunları engellemeye çalışanlara aldırmayacağız dedik. Bugünde sözümüzün arkasındayız, bugünde mertçe, yiğitçe kardeşlik diyoruz. 12 Eylül halkoylamasında ülkenin yüzde 58'i evet dedi, bütün baskılara, tehditlere rağmen sizler yüzde 95 evet dediniz. Benim Kürt kardeşimde değişim istediğini ortaya koydu. Artık bazı şeyleri sorgulamanızı sizlerden rica ediyorum, AK Parti bu kadar iyi niyetle, bu kadar samimi, hasbi şekilde sorunu çözme mücadelesi verirken acaba birileri neden bunun önünde duruyor. 4 yıl boyunca parlamento da Kürt kardeşlerimin hiç bir sorununa değinmeyenler neden sandık göründüğünde sokaklara dökülüp, sokakları ateşe veriliyor, Silopi'de, Kastamonu'da neden polisler hedef alınıyor. Bugün yine MHP, CHP, BDP, TKP, terör örgütleri biraraya gelip neden AK Parti'ye saldırıyor, çünkü AK Parti sorunları çözüyor, AK Parti'ye millet güçlü şekilde destek vererek bu sorunların çözülmesini istiyor. 23 gün kaldı köy köy, kapı kapı dolaşmaya varmıyız?


Siz bu çirkin tezgahı alt, üst edeceksiniz ben çocuğu dağa gidenlerin çocuklarını ne yapıp, edip geri çağırmasını, çocuklarınızı dağa götürmek isteyenlere, onlara direnmenizi istiyorum. Hayatları boyunca sizin hiç bir değerinizle, hiç bir sorununuzla yolları kesişmemiş olanların bugün ortaya çıkıp ortalığı nasıl bulandırdığını iyi görün. Taşları, silahları devreye sokanları görün, açıklama yaptılar; AK Parti 400 milletvekili de çıkartsa onlara yeni Anayasa yaptırtmayız' dediler. Sen nerede yaşadığının farkındamısın biz o 400'ü alalımda gücün yetiyorsa yaptırtma. Savaşı, şiddeti, düşmanlığı tahrik etmek için sadece onurlarını, şahsiyetlerini değil bizim bütün kutsallarımızı da ayaklar altına almaktan çekinmeyenlerin maskesine iyi bakın.Birbirimizle Van'da helalleştiğimiz gibi helalleşiyoruz şimdi, birbirimize gözyaşlarıyla sarılıyoruz, şiddet, silah, boykot, taş, molotoflar aramıza girmesin, bu süreci sabote etmesin, yeni bir dönemin kapılarını araladık biz ve bunu sonuna kadar sürdüreceğiz. Şuanda terörün, terör örgütünün ve BDP'nin nasıl bir hesap içinde olduğunu, kimlerden nasıl destek aldığını sorgulamanızı istiyorum. Bu BDP, terör örgütü yıllarca bizim dini inaçlarımız hor gördü, aşşağıladı ne diyorlardı? Kürtler Medlerden geliyor dediler Kürtlerin dini İslam değil Zerdüştlük'tür' dediler. Faili meçhuleri yapanlarla, Ergenekonla aynı hizaya geçtiler, yıllarca kendilerini eleştirenleri bağımsız aday olarak gösterdiler. Çözüm sürecini kilitlemek için her kışkırtmada başrol oynadılar, biz geri adım atmayacağız kardeşlik yolundan dönmeyeceğiz.

Biz öfkeye esir olmayacak milletimizi de buna esir etmeyeceğiz, 12 Haziran'dan sonra sivil, katılımcı, özgürlükçü bir Anayasayı sizlerle beraber yapacağız. Özgürlük alanlarını daha çok genişleteceğiz, demokrasiden asla taviz vermeyecek, demokrasiyi daha ileriye taşıyacağız. Yaşam şartlarınız çok daha yükseklere ulaşacak, ben bunu daha önce de söyledim bugünde inanarak gönülden söylüyorum. Gün gelecek şu Van havaalanına günde 20 uçak inip kalkacak, hazırlıklarını yapıyoruz. Terminal binalarını geliştiriyoruz, 80 vilayetten değil tüm dünyadan turistler Van Gölü'nü, Akdamar'ı, Erçiş kaplıcalarını görmek için akın akın Van'a gelecekler. Van'ın meşhur kahvaltısı için insanlar Ankara'dan, İstanbul'dan kalkıp buraya gelecek. Dağa değil, üniversite yoluna bakacak anneler, akşam bütün aile biraraya gelip sevgi içinde inşallah aşkla, şevkle birbiriyle muhabbet sofrasına oturacaklar. Ben hayal görmüyorum hemen yanı başımızda ki gerçekten bahsediyorum, istersek bunu yaparmıyız? Evelallah, işte biz bunun için çalışıyoruz ne kadar tehdit ederlerse etsinler, biz bu ülkede kardeşliği yüceltmeye devam edeceğiz. Biz, millete sevdalıyız, biz size aşığız Ferhat gibi, Ferhat nasıl Şirin'e aşıksa, dağları deldiyse işte bizde dağları böyle deliyoruz. Bitlis'ten Van'a, Kuzgunkıran'ı deliyoruz niye? Benim Vanlı kardeşim Bitlis'e, Bitlisli kardeşim de Van'a kolayca gelsin diye. Biz söz verdiğimiz zaman yaparız dağları aşarız, deleriz ve halkımıza ulaşırız.


Yeni 11 büyükşehirden birtanesi de Van olacak, Van'ın tüm mülki sınırları artık Van büyükşehir sınırları içine giriyor, tıpkı İstanbul, Kocaeli gibi aynı şekilde olacak ve 2014 yerel seçimlerine büyükşehir belediyesi olarak girecek Van, seçimden hemen sonra yasasını çıkaracağız ve hazırlık dönemi de böylece başlamış olacak biz sözü veririz, arkasından da yerine getiririz olay bu. Bir belediyeci olarak inşallah Van büyükşehir olunca ilçelerinizin tamamen altyapısı bambaşka olacak. Artık, Van'da belde kalmayacak, tüm beldeler mahalle haline gelecek. Daha önce isimleri bile telaffuz edilemeyen, Selahaddin Eyyübi, gibi değerli şahsiyetlerin adlarını okullara, parklara bu dönemde verdik. Adlarına festivaller düzenleyerek onları sahiplendik, Bahçeşehir yoluna kar tüneli inşa etmek için de şuanda hazırlıkları yapıyoruz, hastaneleri, okullarıyla, mezralara kadar ulaşan yollarıyla devletin heryerde izleri var. Benim Vanlı amcam, perişan halde bir bebeği sırtına peştemalle bağlamış yanında küçük oğlu elinde horoz gazeteci soruyor; Amca nereye? Bebeğim hasta, diyor peki bu horoz ne? Diyor, satıp ilaç alacağım diyor, bebeğin başının sarkıp ve donduğunu görerek ölen amcayı gazeteci haberdar edemiyor ve içi burkuk şekilde gidiyor. 10 sene önce ki Van bu durumda şimdi, paletli ambulanslar, jet ambulanslar ve aile hekimleriniz sizin hizmetinizde bugüne kadar bunları birlikte yaptık ve birlikte yapmaya devam edeceğiz. Bizi en iyi yaptıklarımız anlatıyor.

Van'a 9 bin 909 bilgisayar gönderdik, biz bunları yaparken Türkiye'de bilişim teknolojileri sınıfları yoktu, kitaplarımızı ücretsiz alıyoruz, ilköğretimde de ortaöğretimde de, yoksul kardeşim erkeğe 30 lira, kıza 35 lira veriyoruz. Annede yoksul olduğu için ona 150 lira veriyoruz her ay, üniversite öğrencilerine 45 lira veriyorlardı biz 240 lira veriyoruz eğer mastıra öğrencisiyse 480 lira. Artık okullardan karatahtayı kaldırıyoruz, akıllı tahtaya geçiyoruz bu akıllı tahta bilgisayarlı olacak her öğrencimize birer tane elektronik kitap vereceğiz. Bunun içinde bütün müfredat yüklü olacak ve bunu ücretsiz olarak vereceğiz, zengin, fakir ayrımı olmayacak hepsine vereceğiz. Amerika'da George, Almanya'da Hanz, Helga bunlar bu imkandan istifade ediyorda Van'da Ahmetim, Mehmetim, Ayşem, Fatmam niye bunlardan istifade etmesin 4 yıl içerisinde bütün okullarımızı akıllı tahtayla donatacağız ve öğrencilerimizin ellerine de bu elektronik kitapları vereceğiz. İşte AK Parti iktidarı bu, proje de bu.

Sağlıkta; İstediğin hastaneye gidiyor musun? İstediğin eczaneden ilacını alıyor musun? Bu sevda olmazsa bu aşk olmazsa bu dert olmazsa bu hizmetler olmaz bunu böyle biliniz. Yapmamız gereken çok şey var. İşte bu Kılıçdaroğlu SSK'ya genel müdürlük yaptı 8 yıl. 90'lı yıllarda hastane kapılarında az mı çile çektik? Bu çileyi siz çekmediniz mi Allah aşkına? Bu çileyi çektiniz de onun için mi CHP diyorsunuz bunlara sorun bunları sorun. Sağlık'ta helikopter ambulanslarımız var, jet ambulanslarımız var. Van'da sağlığa 2 yüz 60 trilyon yatırım yaptık, Çaldıran Hastanesi, Bahçesaray Hastanesi, Başkale Hastanesi ve 2 tane sağlık merkezini tamamladık ve açılışını yaptık. Bugün açılışını yapacağımız Eğitim ve Araştırma hastanesinin, 24 adet aile sağlığı merkezinin ve 1 adet sağlıkevinin yapımına biz başladık, süratle tamamladık ve hizmete açtık.

Göreve geldiğimizde 112 istasyonu burada 1 taneydi şimdi 24 tane var, kaç ambulans vardı koskoca Van'da? 3 tane ambulans, şimdi ise 52 tane var 3 tane nere 52 nere? Ben Van'da ki kardeşimi hiç bir zaman ayrım yaparak bakmadım, çünkü biz yaradılanı yaradandan ötürü sevdik.

TOKİ'de 4 bin 694 konut yaptık, devam edeceğiz inşallah 2023'e kadar 500 bin konut daha yapacağız. Evlenecek ve yoksul kardeşlerimize müjde vereyim, 50 metrekarelik daireler yapacağız peşinat almayacağız evinin beyazeşyasını alacağız, mobilyasını alacağız 20 yıl vadeyle ayda 100 lira taksitle konut yapacağız. Biz buyuz, efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geliyoruz, ulaşımda 2002 yılına kadar Van'da sadece 36 kilometre bölünmüş yol vardı. Biz 276 kilometre yol yaptık, Van havaalanının yolcu sayısı şimdi 598 bin oldu. Halep ordaysa arşın Van'da. KÖYDES'le 188 trilyon Van'ın köylerine yatırım yaptık ve devam ediyoruz. Doğalgazı buraya biz getirdik, artık benim Vanlı Ayşe, Fadime bacım apartmanın bodrumuna inip kömür taşımıyor. Kombinin düğmesine basıyor heryer sımsıcak, kömürle bir odayı ısıtıryordun şimdi tek düğmeye basarak bütün odaları ısıtıyorsun.

Devlet Su İşleri olarak Van'a 400 trilyon yatırım yaptık, göleti, barajı, taşkın koruması gibi ve bunlara devam edeceğiz. Tüm arazilerin sulaması devam edecek. 2002 sonunda 6372 işletme mevcutken 2010'da 8121 işletme olmuş.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.