Baykal Kanaltürk’ü unuttu, Sabah-ATV’ye sarıldı
CHP Grup toplantısında konuşan Deniz Baykal, 1 Mayıs'ta yaşanan olayların sorumlusunun hükümet olduğunu iddia ederek, Başbakan'ın sendikalardan ve işçilerden özür dilemesi gerektiğini savundu. CHP olarak 1 Mayıs'ta yaşanan olayları TBMM gündemine getireceklerini dile getiren Deniz Baykal, bu olayları bir gensoru ile Meclis'e taşıyacaklarını ifade etti.
Gensoruyu Başbakan Erdoğan hakkında verecekleri açıklayan Baykal, "Çıksın orda kendisini savunsun. Başkalarını da görevlendirmesin, kendisi çıksın savunsun" dedi.
Başbakan'dan hesabını soracakları ikinci konunun Sabah-ATV grubu satışı olduğunu ileri süren Baykal, "Başbakan, şimdiden avukatlarına talimatları versin, hazırlıklarını yapsın. O gensoru da geliyor" diye konuştu.
1 MAYIS OLAYLARINDAN HÜKÜMETİ SORUMLU TUTTU
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 1 Mayıs'taki olaylarda çok vahim bir manzaranın ortaya çıktığını, iktidarın, iç yüzünün, niyetinin ortaya çıktığını belirterek, olayların sorumlusu olduğunu savunduğu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında gensoru vereceklerini söyledi. 1972 yılının 6 Mayıs'ında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam edildiklerini hatırlatan Baykal, 36 yıl önce kurulu düzenin, statükonun, egemen güçlerin bütün acımasızlıklarıyla üç genç insanı idam ettiğini dile getirerek, ''Umut ediyorum bu olaylar hepimize çok büyük ders olacaktır. Bütün toplumumuz adına üç yiğit, genç insanı sevgiyle, dostlukla anmayı bir görev biliyorum'' dedi.
ÇİFTÇİYİ HATIRLADI
Ekonomide yaşanan gelişmeleri değerlendiren Deniz Baykal, çiftçilerin büyük sıkıntılar yaşadığını, ekonominin dengelerinin artık kontrol edilemez hale geldiğini söyledi. Hükümet içinde ekonomi politikasıyla ilgili bir işbirliği, görüş birliği, koordinasyon sağlanamaz bir noktaya gelindiğini savunan Deniz Baykal, açıklanan son enflasyon rakamlarının, ekonomi politikasının iflas ettiğini ortaya koyduğunu savundu. Yaşanan ağır ekonomik şartlardan en fazla çiftçinin etkilendiğini dile getiren Baykal, gübre fiyatının son bir yılda yüzde 150 artığını ifade etti. Gübre fiyatlarındaki artışın derhal ele alınması gerektiğini vurgulayan Baykal, gübreden alınan KDV'nin yüzde 1'e indirilmesini, gübre ve gübre hammaddesi ithalatından alınan gümrük vergisinin sıfırlanmasını, mazottan ÖTV alınmamasını önerdi. Baykal, bu önlemlerin bir an önce alınmaması durumunda Türkiye'nin çok ciddi bir sıkıntıların yaşanabileceğini bildirdi.
1 MAYIS OLAYLARI
Deniz Baykal, 1 Mayıs'ta çok vahim bir manzaranın ortaya çıktığını, iktidarın, iç yüzünün, niyetinin tespit edildiğini söyledi. 1 Mayıs'ta provokasyon beklentisinde olan hükümetin bütün iddialarının iflas ettiğini dile getiren Baykal, "Provokasyonun söz konusu olmadığı açıktır. Türkiye'yi sıkıntıya sokacak provokasyonun kaynağı olarak, bizzat hükümetin kendisi ortaya çıkmıştır'' görüşünü dile getirdi" dedi.
MALUM BASINI SAVUNDU
Hükümetin provokasyon iddiasıyla 1 Mayıs'ı gerginleştirdiğini ileri süren Baykal, "Provokasyon tespiti ve olayı kontrol altına almak için uygulanan yöntemlerin tümü yanlıştı. İyi ki televizyonlar var, bütün tabloyu çok net ortaya koymuştur. Bunların hangisini mazur görmek mümkün? Bu nasıl zulümdür? Hangi nefretle, düşmanlık duygusuyla anlamak mümkün değil? Bütün bunlar doğal mı, hesabının sorulması gerekmiyor mu?'' diye sordu.
BAŞBAKANA TAKSİM GENSORUSU VERECEKLERMİŞ
Kendisinin olaylardan sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, sendikalardan ve halktan özür dilemesi gerektiğini söylediğini hatırlatan Baykal, şöyle konuştu: ''Devlet görevini yapmıştır dedi. Devletin görevi bu mu? Bunu CHP olarak, TBMM'ye bir gensoru olarak getiriyoruz. Başbakan hakkında gensoru vereceğiz. Çıksın orada kendisini savunsun. Onu bunu da çıkarmasın, bizzat kendisi çıksın. Çıksın da 1 Mayıs'taki politikasını anlatsın. Bu bizim görevimiz, Türkiye bunun hesabını sormalı. 1 Mayıs'ın hesabını sormayacağız da neyin hesabını soracağız? Provokasyon olacaksa, o zaman gelin elbirliğiyle önleyelim. Senin yaptıkların provokasyon oldu. Türkiye'yi bir sıkıntının içine soktun, dünyadaki görüntümüzü perişan ettin, sendikalara zarar verdin.''
TAKSİM YASAĞINI İNKÂR ETTİ
Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın, bugün grupta yaptığı konuşmada, 1 Mayıs'ta yaşanan olaylara değindiğini ve Taksim'de 1 Mayıs'ın kutlanmasının CHP tarafından yasaklandığını söylediğini kaydetti. Bunun doğru olmadığını savunan Baykal, Taksim'de 1 Mayıs 1977'deki acı olayın, CHP yokken yaşandığını, CHP'nin iktidara gelmesiyle Taksim'de 1978'de huzur içinde 1 Mayıs'ın kutlandığını söyledi. Deniz Baykal, 1979'da İstanbul'daki sıkıyönetimin 1 Mayıs kutlamasını yasakladığını dile getirerek, ''İlk CHP iktidarında, Taksim'de barış ve huzur içinde 1 Mayıs nasıl kutlanırmış, göstereceğiz'' dedi.
AB YETKİLİLERİNİ ELEŞTİRDİ
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde en büyük sorunun, AB adına Türkiye'ye gelip, ileri geri konuşan siyasetçiler olduğunu savunarak, "Hükümet ya da AB yetkilileri bunlara hadlerini bildirmelidir" dedi. Baykal, hükümetin, kapatma davasına karşı Anayasa değişikliği yapmaktan vazgeçmesini memnuniyetle karşıladığını söyledi. Baykal, "Gelinen noktada AB'nin sorumlu yöneticilerinin şunu çok iyi bilmesini istiyoruz. Bugün geldiğimiz aşamada, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde en büyük sorunu AB adına Türkiye'ye gelip, ileri geri konuşan siyasetçiler yapıyor. Bunu herkesin çok iyi anlamasını istiyoruz. Türkiye'nin AB ile ilişkilerine en büyük darbeyi vuran, en büyük zararı getiren, AB adına gelip Türkiye'de ulu orta, patavatsızca konuşan yöneticilerdir" şeklinde konuştu.
DAMAT FERİT PAŞA HÜKÜMETİ
Bunları anlayışla karşılamanın mümkün olmadığını, AB yöneticilerinin derhal bu konuyu ciddiye almaları gerektiğini dile getiren Baykal, "Ne gerekiyorsa yapmalıdırlar ve bu ne dediğini bilmezlere Türkiye'yi anlatmalıdırlar" şeklinde konuştu. Türkiye'nin modernleşme tarihi ve temel özellikleri hakkında bilgi sahibi olmayan bu yöneticilerin, Türkiye'ye geldikten sonra kulaktan dolma bilgilerle, onun bunun yönlendirmesiyle, en hassas konularda en ağır iddiaları gündeme getirdiklerini vurgulayan Baykal, şöyle konuştu:
"Bu Türkiye-AB ilişkilerine yardımcı olacak bir anlayış değildir. Herkes aklını başına alsın. Yani AKP'nin başı derde girdikçe, bazı AB sözcülerinin saldırganlıkları artıyor. AKP çıkmaza girdikçe saldırganlıkları artıyor. Böyle yaptıkça AKP'yi giderek mütareke döneminin Damat Ferit Paşa hükümetine dönderiyorlar. Teslim olmuş, gücünü yabancıların himayesinden alan, onların kolladıkları bir hükümet haline getiriyorlar. Yani o laflar bize zarar vermez, o laflar bizi etkilemez. Ama o lafları söylemek bugünkü hükümeti perişan eder. Birileri; bu hükümet mi olur, AB yöneticileri mi olur, bu insanlara hadlerini bildirmelidir. Bu hassas dönemde, herkesin en dikkatli davranması gereken bir dönemde, Türkiye'nin en karmaşık konularıyla ilgili bilir bilmez hüküm vermelerine, AB adına bunu yapmalarına izin verilmemelidir. Türkiye'de hükümet bunlara hadlerini bildirmelidir. Biz had bildirme işini üstlenmek istemiyoruz. Bir an önce hükümet gereğini yapsın. AB yetkilileri gerekenleri yapsın."
BAŞBAKAN'IN YENİ YOL HARİTASI
Hükümetin kapatma davasına karşı Anayasa değişikliği yapmaktan vazgeçtiğine ilişkin haberleri değerlendiren Deniz Baykal, şöyle dedi: “Başbakan'ın kendisine yeni bir yol haritası çizdiğini öğreniyoruz. Bu yol haritasının bu şekilde belirlenmesinden ben memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum. Başbakan'ın artık Türkiye'de yargıya, hukuka Anayasa'yı değiştirerek müdahale etme hedefine bir son verdiği anlaşılıyor. Bu olumlu bir gelişmedir. Hepimiz, hukuka, yargıya saygı anlayışı içinde gelişmeleri izlemeliyiz. Herkes demokratik hakkını, yetkisini elbette kullanacaktır. Ama ülkeyi, hukuku, Anayasayı temel alan bir anlayışla siyaset yapmamız gerektiğini hep birlikte öğrenmekteyiz. Bu doğrultudaki gelişmelerden büyük mutluluk duyarız.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.