"Barışı böyle mi getireceksiniz?"
Erdoğan, partisinin Adıyaman Emniyet Müdürlüğü yanında düzenlenen mitinginde vatandaşlara hitap etti. Konuşmasına, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan halk oylamasında, yüzde 80,4 oranında ''evet'' oyu veren Adıyamanlılara teşekkür ederek başlayan Erdoğan, ''Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Alevisi, Sünnisiyle, bu topraklar üzerinde bin yıllardır kardeşçe yaşıyoruz.
Adıyaman Ulu Camii'nde, Çarşı Musalla'da, Kab'ta, hepimiz aynı kıbleye dönüyor, aynı sureleri okuyor, aynı duaları ediyoruz. Bizim aramızda ayrı gayrı olamaz. Türk, Kürt, Arap... Biz ezelden kardeşiz, ebediyyen kardeşiz. Bizim aramızda husumet olamaz, bizim aramıza nifak giremez'' diye konuştu.
BDP'ye yönelik eleştirilerde bulunan Erdoğan, şöyle konuştu:
''(Kürtlerin dini Zerdüştlüktür) diyorlar. Benim Kürt kardeşlerimi bu şekilde bir zan altında bırakmaya cüret edecek kadar istikameti yok bunların. Akıl hocaları böyle diyor. Ve ne diyorlar? 'Kürtler, kılıç zoruyla Müslüman yapılmıştır' diyorlar. Daha da ileri gidiyorlar, 'Apo peygamberdir' diyorlar...
Bitmedi, Cizre'de, imam hatipli çocukların kaldığı pansiyona molotof atıyor, 13-14 yaşında çocukların yüzünü yakıyorlar. Şu anda bir tanesi Ankara'da. Bizim de gözetimimiz altında tedavi görüyor.''
Diyarbakır'da, aynı şekilde imam hatipli çocuklara saldırıldığını belirten Erdoğan, Hakkari'de sabah namazına giden imamın katledildiğini ifade etti. Daha da ileri gidilerek, Cizre'de, tarihi Kırmızı Medrese'ye ve büyük Kürt alimi Melaye Ceziri'nin türbesine bile saldırmaktan geri kalınmadığını kaydeden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Şu BDP'nin sırtını dayadığı yer neresi? Terör örgütü... Sırtını oraya dayıyor. Bazı yazarlar ağız birliği yapmışlar, 'Başbakan BDP'ye karşı çok sert' diye hergün yazıp çiziyorlar. Ben, polis katillerine mi müsamaha göstereceğim? Çocukların, kadınların olduğu arabaya saldıranlara mı müsamaha göstereceğim? 13-14 yaşında çocukların yüzlerini yakanlara mı müsamaha göstereceğim? İmam katillerine mi müsamaha göstereceğim?
Önceki gün, İstanbul'da BDP'nin bir seçim bürosunda, daha doğrusu bir bağımsız adayın seçim bürosundan onlarca molotof çıktı. Molotofla demokrasiyi aynı kefede nasıl tartacaksınız? İstanbul'da, bir belediye otobüsünde yakarak öldürdüğünüz Serap kızımız size ders olmayacak mı?
Bunların nasıl bir tahrik, nasıl bir kışkırtma politikası yürüttüklerini görün. Bunlar oradan nemalanıyorlar. Benim Kürt vatandaşım kepenk kapatmıyor, kepenk kapattırılıyor. Bunların, sorunun çözümü için değil, sorunun devamı için nasıl çırpındıklarını görün. Bu bölgenin yoksulluğu bitmesin istiyorlar.''
-''SAYIN KILIÇDAROĞLU GİBİ KURUSIKI SALLAMIYORUZ''-
Ak parti iktidarında, inkar ve asimilasyon politikalarına yer olmadığını söyleyen Başbakan Erdoğan, Adıyaman'lı bazı vatandaşların kendisine gönderdiği mektuplardan birkaç örnek okudu. Bu mektuplarda kendisine teşekkür edildiğini belirten Erdoğan, kendisine anlatılan bir olayı da şu sözlerle ifade etti:
''2009 seçimleri öncesinde, Adıyaman Ticaret Lisesi'nin önünde, bir beyle hanımı tartışıyorlar... Bey, ısrarla, eşine 'AK Parti'ye oy vermeyeceksin' diyor. Hanım kardeşim ne diyor biliyor musunuz? 'Sen benim bunca yıllık kocamsın. Hangi gün evden ayrılırken 5 lira eve harçlık bıraktın? Ama Tayyip Erdoğan her ay bana dünyanın parasını veriyor. Okula öğrenci gönderiyorum para veriyor, sosyal yardımlaşmadan her ay bana para veriyor. Ben oyumu AK Parti'den başkasına vermem, kusura bakma'...
Beyler, duydunuz mu? Sayın Kılıçdaroğlu gibi kurusıkı sallamıyoruz.''
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.