"Erkan Mumcu cesur olmalı"
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Habertürk ekranlarında yayınlanan Gündem Özel programında Habertürk Televizyonu Ankara temsilcisi Alican Türkoğlu'nun konuğu oldu.
Alican Türkoğlu'nun gündemdeki konularla ilgili sorularını yanıtlayan Mehmet Ali Şahin, 367 tartışmaları konusunda Erkan Mumcu'dan daha cesur olmasını beklediğini belirtti. Şahin, darbelere dayanak gösterilen 35. maddenin de darbe gerekçesi olamayacağının altını çizdi.
YENİ BAKANLAR KURULU
"Bir takım kurumların bağlı olduğu bakanlıklar olarak çalışıyordu. Ne kadar zor şartlar altında çalışıldığını yakınen bilenlerdenim. Dolayısıyla devlet bakanlıklarının kaldırılarak bunlara bağlı bir takım kuruluşların icracı bakanlıklar bünyesine alınmasını isabetli bir düşünce olarak görüyorum. Ayrıca, Türkiye’de ilk kez uygulama yapılacak bakan yardımcılığı müessesesi ihdas ediliyor. Özellikle AB’nin bazı ülkelerinde, ABD’de var.
Belki bazı mahsurları da olabilir. Ancak ben yararlarının mahsurlarından daha fazla olacağını düşünüyorum. Bakanla, müsteşar arasına bir bakan yardımcısı girmiş olması acaba bir bürokratik halka olarak değerlendirilebilir mi, bu bir takım sorunlar meydana getirebilir mi, bir çatışmaya yol açabilir mi? Doğrusu bunu ancak uygulamada görebiliriz."
367 TARTIŞMALARI
"Çok geç bir tarih değil yaşananlar. Ben o sırada başbakan yardımcısıydım. Niye girmiyorlar, özellikle meclise sokulmuyorlar. Bunun arka planında o sırada o partinin üyesi olup da bu karara uymayan birkaç milletvekili, zabıtları inceleyin, parlamento kürsüsünde bunların arka planında neler yattığını açıklamıştır. Dolayısıyla bunlar gizli kapaklı şeyler değil. Ben özellikle Erkan Mumcu’nun, kişisel olarak arkadaşımdır, kendisini rencide edecek hiçbir şey söylemek istemem ama Sayın Mehmet Ali Birand kadar cesur olmasını kendisinden bekliyorum."
12 EYLÜL SORUŞTURMASI
"İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinin Türk Silahlı Kuvvetlerine demokrasiye müdahale ederek parlamentoyu feshetmesini, iş başındaki hükümeti ortadan kaldırmasını, hükümet üyelerini gözaltına almasını sağlayacak düzenleme olduğu kanaatinde değilim. Çünkü, Türkiye’deki anayasa ve yasaları birlikte değerlendirmemiz gerekiyor.
Türkiye hukuk devletidir, dolayısıyla askeri ihtilaller hukukun üstünlüğünü bir tarafa atarak silah gücüne dayalı olarak bu eylemleri yapmışlardır. Daha sonradan kılıf bulabilir, 'şuraya dayandık' diye, bunların inandırıcı olduğu kanaatinde değilim. Geçici 15. madde, 12 Eylül askeri darbesini yapanlara yargılama yasağı getiren maddeydi. Bu anayasa değişikliğiyle ortadan kalktı. Şimdi yapılan da anayasa değişikliğinin sonucu olarak cumhuriyet savcılarının görevlerini yapmalarından ibarettir. Artık Türkiye’de vesayet demokrasisinin tamamen sonuna geldiğimizi gösterir bu.
35. MADDE
"Artık Türkiye’de parlamenter demokrasi, halkın demokrasi bilinci o kadar çok gelişti ki şu anda İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi bile anlam ifade etmemeye başladı. Yani artık kimse 35. maddeye dayalı olarak herhangi iş yapamaz. Yapmaya teşebbüs edenlerle ilgili şu anda yargının nasıl bir görev yaptığını da herkes biliyor.
İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi yürürlükteyse de fiilen bana göre yürürlükten kalkmış gibidir ama onu orada da bulundurmanın anlamı yoktur. İhtilal yapan kişilerin dayandıklarını ifade ettikleri fıkradaki birkaç cümle değiştirilerek 35. maddenin tamamen kaldırılmasına da gerek olmayabilir. Çünkü, diğer maddeleri sorun meydana getirmiyor olabilir. O nedenle yeniden gözden geçirilerek o da ortadan kaldırılır ama onun fiilen anlam ifade etmediği noktaya
gelmiştir Türkiye."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.