Baykal: CHP inançlı bir parti

Baykal: CHP inançlı bir parti
CHP lideri Baykal, partisinin grup konuşmasında 'Ilımlı İslam diye birşey olamaz. İslam ya vardır ya yoktur. Laiklik de ya vardır ya yoktur' dedi.

Türkiye ve dünyada yaşanan gelişmeleri karamsar tablolar çizerek aktaran Baykal'ın konuşmasının önemli ayrıntıları şöyle: "Dünya çapında önemli olaylar yaşandı bu hafta. Çok acı üzüntü verici olaylar yaşandı. Mutluluk vesilesi olması gereken olaylar var. Geride bıraktığımız hafta içinde terörle mücadelede yükselen başarıyı görüyoruz. Bunun yanında şehitler var, çok acı duygusal bir dönem yaşadık. Hepimiz bu acıyı yaşıyoruz. Dünyada da doğal afetler yaşadı. Kasırga ve büyük bir deprem büyük can kayıplarına neden oldu."

İLK KARAMSARLIK TABLOSU TARIM İÇİN
"Türkiye'nin klasik gündemi CHP’nin öngörüleri ve değerlendirmeleri doğrultusunda giderek netlik kazandı. Ekonomik gelişmeler ortada. CHP’nin anlayışını yansıtan bir istikamette gelişmiştir. Tarım en büyük sancı yaşayan kesimi olarak dikkatimizi çekmektedir. İktidarın dikkatini çekmek istiyorum. Yeni bir üretim mevsimine giriyoruz. Çiftçi büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalacak. Çay fiyatları büyük rahatsızlıklara neden oldu. Gübrenin, ilacın artması bu konudaki sıkıntıyı arttırıyor. Hükümetin bu konulardaki genel tavrı temelden yanlıştır. Hükümet Çay-Kur’u tasfiye etmek istiyor, TMO gibi. Çay-Kur’un tasfiye edilmesi büyük sıkıntıları beraberinde getirecektir. Doğu Karadenizlinin sorunlarını arttıracak politikadır. Kaçak çay uygulamasına göz yumulmaktadır. 2008 yılı buğday üretiminin geçen yıldan daha fazla olacağı tahmin edilmektedir. Bir kilo buğdayın maliyeti 50 kuruşun altında değildir. Bu maliyetin göz önünde bulundurularak bir fiyat belirlenmeli. Çiftçiyi kayıt sistemine almak için gerekli duyarlılık sergilenirken üretene de bir çıkış aranmalıdır. Borsa alımlarında ciddi tıkanmalar yaşanıyor, buna da önlem alınmalı. Kuraklık güneydoğu bölgeleri için büyük sıkıntı yaratıyor. Çiftçilere mutlaka tohumluk yardımı yapılmalı. Hayvancılık konusunda yanlış bir politika izleniyor."

İKİNCİ KARAMSARLIK TABLOSU EKONOMİ İÇİN
"Ekonominin genelinde hızla bir durgunluk dönemi yaşanıyor. Yer yer, yaşanan dönemin daralma dönemi olduğu söyleniyor. Nüfusu hızla artan bir toplumun bu daralmaya girmesi büyük sıkıntılar getirir. Bu görülüyor açık bir biçimde. Sanayi, 2008 yılındaki gelişmesi üretim endeksi Mart ayında bir yıl öncekine göre anlamlı şekilde düşdü. Yüzde 50. artış tablosu yüzde 50 düştü. Büyüme temposu düştü. İmalat sanayinde de böyle. Bu kaygı vericidir. Daralmayı hatırlatan başka nokta, tekstil ürünleri konusunda üretim azalması tablosu var. Geçen yıl mart ayında imalat yüzde 5.7 artmıştı, bu yıl yüzde 18.3 azaldı. Bu insanların işsiz kalması, fabrikaların zarar etmesi demektir. Giyim eşyası imalatı yüzde 11 azaldı bu yıl. İşlenmiş deri yüzde 11.8 azaldı. Bu artık ekonominin bir tıkanmaya doğru geldiğini, daralmanın gösterdiğini, durgunluğu gösteriyor. Ekonomideki durgunluğu KDV oranları ile anlarız. KDV ile sağlanan vergi geliri artıyor mu azalıyor mu? Ona bakarız. İki ay önce iki katrilyon olan KDV 1 katrilyona düşmüştür. Ekonomi, ticaret hacmi, piyasa daralıyor. KDV dışındaki ÖTV'de de 3.3'ten 2.9'a düştü bu oran. Bunun neresi doğru yönetim. Elde avuçta ne varsa satmışsınız. Türkiye'nin borçlanma mecburiyetini daha da arttırmışsınız. Bunu bir ekonomik başarı olarak anlatıyorsunuz."

TELEKOM'U DİLİNE DOLADI
"Telekom'un satışıyla devlet tekelinin yerine özel tekel gelmiştir. Çok daha özel bir tekel oluşturuldu. Hem de Başbakan'a yakın bir ailenin bir firması tarafından telekom alanında bir tekel oluşturuldu. 2006 sonunda Hariri ailesine ait Telekom'un Genel Müdürü, zamları içeren kararı tek taraflı olarak ilan etti. Yeni tarifeyi tek başına uygulamaya koydu. Tartışmalar toplumda başlayınca Türk Telekom da aynen uyguladı. Tekel bu. Ocak 2004'te başlamış olması gereken serbestleşme bir çok alanda eskinin değerleri alındı ve serbestleşme süreci askıya alındı. Sektördeki bir çok firma kapanmak zorunda kaldı. Son iki yılda Oger Telekom'un payına düşen net kar 3.4 milyon dolardır. ayrıca satış sözleşmesinde öngörülen yatırım düzeyi tutturulamamıştır. Alırken vaatleri tutmamışlardır. Bu özelleştirme girişimi sektörü hızla değiştirecek bir gelişme değil bir rant alanı gibi kullanılmıştır. Teknoloji ciddi gerileme tablosuna sürüklemiştir. Bu tablo varken, dün halka arz yapıldı. Halka arz çok küçük bir oranda yapıldı. Yüzde 35 içeride, yüzde 65 dışarıda. Dışarıda kimler aldı, bilemiyoruz. Kim aldı, nekadar kar etti, bunlardan haberdar değiliz. Bunlar unutulacak olaylar değil. Bunların hesabı bir gün sorulur. Bunlar daha çok konuşulacak. Her şeyi içine sindirmiş olarak değerlendirilmemelidir. Hepimiz izliyoruz, arkasında neyin yattığını hepimiz iyi görüyoruz."

AKLI HALA 1 MAYIS'TA
"1 Mayısla ilgili gensoru önergemiz değerlendirilecek ve arkasından Sabah-ATV satışı ile ilgili yeni bir gensoru vereceğiz. Bu iktidarın ne yaptığının ortaya çıkması lazım. Sorun sadece laiklik tartışmasından ibaret değil. Önümüzdeki hafta da ikinci gensoruyu vereceğiz. Nedir bu satışın boyutları? 7 firma tekek tekek çıkmışlar. Bir tek firma kalmış, ilgi gösteren firmaların son ikisi ciddi firmalar. Büyük mali olanakları olan firmalar. Onlar da çekilmiş. Üç firma kalmış ve ikisi çekilmiş, nasıl çekilmiş, niçin çekilmiş, kim çektirmiş, bunun sorgulanması gerekmiyor mu? Türkiye'nin en ciddi firmaları hazırlık yapacaklar son anda vazgeçecekler. Nasıl vazgeçtiler. Perde arkasının bilinmesi lazım. Başbakan çekilen iki firma ile temas kurdu mu? Onlara çekilmesini telkin etmişmidir? Türkiye bu soruyu soracak, Başbakan da cevap verecek. Başbakan bu insanlarla onların çekilmesini talep etmeyi sağlamak üzere ilişki kurmuşlar mı? Başbakan diyelim ki demiş, bir firmaya ihaleye girmek isteyen firmaya girme demişsen bu ne anlama gelir? Verildi mi verilmedi mi bunu aydınlatacağız. Bu büyük sorundur. Sen bu Sabah-ATV dışında sana gelen işadamlarına sen bununla ortak girme de falanla gir dedin mi demedin mi? Bu ayrı bir olay. Sabah-ATV'nin alınması nasıl bir proje kredisi oluyor. Öyle olunca ne oluyor, 3 yıl ödemesiz süre oluşturuyorsun. O bankaların genel müdürleri kendi paraları olsaydı bu şartlar altında kredi verirler miydi? İçleniden öyle mi geçmiş, güvenmişler, iyi niyetle vermişler, buna mı inanacağız? Bu nasıl olabiliyor. Bunun hukuku, cezai bir sonucu yok mu? Türkiye buna seyirci mi kalacak? Bunlar örtbas edilecek olaylar değil. Başbakan bu konularda hesap vermeli. Hiç kaçamaz. Dokunulmazlıkları kaldırmadan bunu idare edersin. Dokunulmazlıklar seni idare etmez. Sanmaki bunun sonuşturulmasını elindeki güç engeller. Bunların olmadığı, olmayacağı bir Türkiye istiyoruz. Bunun yolu da olmuşsa bunun hesabını soran bir Türkiye'dir."

YİNE AB'YE ÇATTI
"İlginç tartışmalar yaşanıyor son günlerde. AB sözcülerinin iktidara kol kanat germesinin yarattığı sıkıntılar. Gözler CHP'ye yöneldi. Herkes CHP'den bir şeyler bekliyor. Sıkıntı çekenler 'sen niye buna izin verdin' diye CHP'den çözüm bekliyor. Ben bundan mutluluk duyuyorum. Haklılar. Demokarasi kavramının ne olduğunun iyi anlaşılmasına ihtiyaç var. Sanki bir demokrasi krizi var gbi bir tablo oluşturulması tezlerinin giderilmesine ihtiyaç var. Demokrasinin özü nedir? Demokrasiyi tehtid eden bir gelişme var mı? Bunlar kafalardaki sorular. Herkes şunu iyi bilmeli. CHP içtenlikle çağdaş demokratik rejimin inançlı tutarlı ve kararlı bir savunucusudur. Bu konuda kimsenin şüphesi olmamalı. Demokrasi ile aramızda karşılıklı uyum dışında bir ilişki yok. CHP tek partili dönemden çok partili döneme bilinçli döneme girmiştir. İktidardan muhalefete dönen tek partidir. Çağdaş hukuku getiren odur. Kadınlara oy hakkı getiren CHP'dir. Kadın erkek eşitliğine temelden inanan bir partidir CHP."

CHP İNANÇLI BİR SİYASİ PARTİYMİŞ
"Sanki bir demokrasi krizi var. Sanki CHP ve temel kuruluşlar demokrasiye karşıymış gibi bir ortam oluşturulmak isteniyor. Bu tam bir haksızlıktır. CHP inançlı bir siyasi partidir. Demokrasi nedir? Sadece seçim mekanizmasını işletmekten ibaret bir olay mıdır? Dünyanın bütün ülkelerinde seçim oluyor. Mısır'da da, Suriye'de de oluyor. Seçim demokrasinin güvencesi değil. Siz sandıkla geldiğiniz iktidarda hukuk çerçevesini tahrip etmeye kalkarsanız, yargıyı etkisis kılmak isterseniz bunu kabul ettirebilir misiniz? Anayasa bir mutabakattır bunun güçlendirilmesi gerekir. Hiç bir iktidar ben istediğimi yaparım anlayışına girmemiştir. Alınan oy oranı o toplumun nihai kararı değildir. Nerde o yüzde 50'nin üzerinde oy alan partiler. Bir andaki güç dengesine bakarak keyfi olarak temellerimizi istediği gibi şekillendirmeye kimsenin hakkı yok."

LAİKLİĞİ UNUTMADI
"HSYK'nın yetkisini korumak için büyük mücadele verildi. Yargının parlamentodan güç almasına ihtiyaç varmış, buraya hakimler gelecek, çoğunluk gruplarıyla görüşecek. çoğunluk grupları seçince yargıya meşruiyet gelecekmiş. Bunu yargı reformu diye anlatacaklar. Türkiye gibi bir ülkede demokrasi nasıl kurumsallaştırılır, bu sorular ciddi sorulardır. Aynı şekilde laiklik konusuna da değinmek istiyorum. Demokrasi ile laiklik arasında bir çatışma algılaması var. Bu çelişkiyi ya laiklikten tümüyle vazgeçerek çıkmak istiyorlar ya da laikliğe sıfatlar takarak, ılımlı İslam var ya, İslam ya vardır ya yoktur. Kimsenin İslam'a kılıf giydirmeye hakkı yoktur. Laiklik de ya vardır ya yoktur."

KİME RAĞMEN LAİKLİK?
"Demokratik laiklik olmalıymış. Zorla laiklik olmaz diyor bir değerli AB yetkilisi. Doğrudur zorla olmaması lazım. Sizin ülkenizdeki laiklik referandumla mı geldi? Ortaçağdan Avrupa laikliğe referandum yoluyla mı geldi. 100 savaşları neyin işareti? 100 yıl savaşları, 30 yıl savaşları demokratik bir süreç mi? Demokrasi kendiliğinden akan bir şey olsa çok güzel. Ülkeyi yönetenlerin dünya deneyimini değerlendirerek aldığı kararlar sonucunda toplumu ikna çalışmalarıyla geldik. Birisi parmağını uzattı doğuda isyan çıkarttı. Onlara rağmen buralara geldik. Şimdi, demokrasiyle laikliği tehdit etmek meşrudur mu diyorsun? Genel oyla Laikliği ortadan kaldırmak meşrudur mu diyorsun? Söylediğin lafların arkasında yatan gizli niyet bu mu? Birbirinizin boğazını kestiniz. Biz Türkiye'yi hem laiklik hem de demokrasi yolunda yürütmek istiyoruz. Sen bunu bozmaya çalışıyorsun. Biz tehlikeyi senden daha iyi biliyoruz. Demokrasi ve laiklik ikisi de beraberdir. Hiç birini öteki için kurban etmesine göz yummadan ikisini de koruyarak götüreceğiz."

habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.