"Terörle mücadeleden vazgeçmeyiz"
Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Toplantıda, Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) bölge kalkınma idaresi başkanlığının kuruluşunu düzenleyen kararnamenin ele alındığını belirterek, kararnamenin üzerinde görüşülerek, kabul edilmesinin kararlaştırıldığını bildirdi.
Buna göre, DOKAP Bölge Kalkınma İdaresinin, kalkınma bakanlığına bağlı tüzel kişiliği haiz bir şekilde faaliyet göstereceğini söyleyen Arınç, şunları kaydetti:
''Bildiğiniz gibi daha önce Doğu Anadolu Projesi (DAP) ve Konya Ovası Projesi (KOP) kalkınma idarelerinin kuruluşu gerçekleştirilmişti. Bugün görüşerek kabul ettiğimiz kararnameyle Doğu Karadeniz Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının da kuruluşunu sağlamış oluyoruz. Bu 8 ile hizmet alanıyla ilgili göreve yapacak. Bunlar Artvin, Bayburt, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Samsun ve Trabzon. Merkez olarak da Giresun ili düşünülmüştür.
DOKAP 5 yıllık süre için kurulmaktadır. Gerektiğinde bakanlar kurulumuz görev süresini 5 yıla kadar uzatabilecek, görev kapsamındaki illeri ve idarenin yerleştiği merkezini de değiştirebilecektir. İdarelerde büyük çoğunluğu uzman personel olarak olmak üzere toplam azami 100 kişi istihdam edilecektir.
DAP, Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Hakkari, Iğdır, Kars, Malatya, Muş, Tunceli ve Van illerine hizmet verecekti. Bunun merkezi Erzurum'dur. Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi de Aksaray, Karaman, Konya ve Niğde illerine hizmet götürecektir. Merkezi de Konya olarak kararlaştırılmıştır. Dolayısıyla daha önce kuruluşu gerçekleşen DAP ve KOP'a ilaveten bugün de Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresinin kuruluşu kararnameyle gerçekleştirilmiş ve imzaya açılmıştır.''
-CIA BAŞKANININ ZİYARETİ-
Yeni CIA Başkanı Orgeneral David H. Petraeus'un Türkiye ziyareti hatırlatılarak, terörle mücadele konusunun CIA Başkanıyla görüşmelerde gündeme gelip gelmeyeceğine ilişkin soru üzerine Arınç, Bakanlar Kurulunun toplantısında bu konunun gündeme gelmediğini söyledi.
Türkiye'nin dinamik bir ülke olduğunu ve her zaman farklı görevlerde bulunan kişilerin işbirliği veya müzakere noktasında muhataplarınca davet edilebileceğini belirten Arınç, ''Ben CIA Başkanının Türkiye'yi ziyaretinin ne amaçlı olduğunu ve kimlerle görüşme yapacağını bilmiyorum. Bu hükümet konusu da değil'' dedi.
-BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN KKTC ZİYARETİ-
Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın KKTC'ye yapacağı ziyaret ve KKTC'den Rum kesimine elektrik verilmesi konuları hatırlatılarak, ''Eski Rum kesimi başkanının oğlu bugün 'Türklerden elektrik almak kepazeliktir' şeklinde bir açıklaması vardı. Buna bir yorumunuz olacak mı?'' sorusuna ''Yorumumuz olmaz. Ya karanlıkta kalmayı tercih edecekler ya elektrik alacaklar. Bunlar konuşulacak konular değil'' karşılığını verdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni hükümetin kurulmasının ardından Kıbrıs barış harekatının da yıl dönümüne denk gelmesi nedeniyle ilk yurt dışı ziyaretini KKTC'ye yapacağını anımsatan Arınç, ''Bu önemli bir ziyarettir. Kaldı ki geçtiğimiz günlerde de KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu, Türkiye'ye gelmişti. Ve Güney kesimi ile yapılan görüşmeler konusunda bilgi paylaşımında bulunmuştu. Şimdi bu güzel harekatın yıl dönümünde sayın başbakanımızın güçlü bir heyetle Kıbrıs'a gidecek olmasını hepimiz çok önemsiyoruz. Ama bu elektrik alma verme konularını ayrı bir kenara koymak gerekiyor'' diye konuştu.
-''BU ORTAK MESELEDİR, MİLLİ MESELEDİR''-
Arınç, Diyarbakır'da yaşanan terör saldırısının ardından Başbakan Erdoğan'ın açıklamaları ışığında demokratik açılım konusunda bir tavır değişikliği, terörle mücadelede farklı bir devlet politikası olup olmadığının sorulması üzerine de şunları söyledi:
''Bu bir ortak meseledir, milli meseledir. Askerlerimizin alçakça şehit edilmiş olması ve onlara yönelik bu hareketi elbette bütün bağlantılarıyla birlikte ortaya koymak ve onlara karşı tavrımızı belirlemek milli bir vazifedir. Dolayısıyla sayın başbakanımızın ortaya koyduğu cümleler olaydan duyulan infiali ortaya koymaktadır. Ve şüphesiz böyle bir olaya yardım ve yataklık etmekten tutunuz bu tür olayları benimseme meylinde olan kişilere veya kurumlara karşı da hükümetin hatta hepimizin ortak tavrı olarak ortaya koymaktadır. Şimdi düşünün ki bir insan, bir kişi 'sizin terörist dedikleriniz bizim kahramanımızdır' derse bu olayla o cümleyi yan yana nasıl koyabileceksiniz. Bu fikir ve ifade özgürlüğü olarak mı kabul edilecektir yoksa kurulan tuzaklarla, atılan el bombalarıyla istirahat halindeki askerlerin bu şekilde şehit edilmesini kim meşru, mazur, makul görebilir.
Dolayısıyla eğer birisi diyorsa ki bir canlı bomba için 'onlar bizim yolumuzu aydınlatıyor, onlar bizim kahramanlarımızdır' böyle bir olayla, böyle bir konuşmayı nasıl yan yana getirebilir ve bunu fikir ve düşünce özgürlüğü olarak kabul edebilirsiniz. Acımız çok büyüktür. Bu acımıza rağmen Türkiye demokratikleşiyor. Demokratikleşmesi için bütün gücümüzle çalışıyoruz. Bütün bu olaylara rağmen Türkiye'de özgürlükler ve alanlar genişliyor. Çünkü bu hareketi yapan teröristleri bir kenara koyacağız, 74 milyon insanımızı da bir tarafa koyacağız. Biz bütün bu özgürlük alanlarını genişletirken, demokratikleşmeyi güçlendirirken tüm milletimizi düşünüyoruz. Onların geleceğini, temel haklarını düşünüyoruz. Kendi kimliklerini rahatlıkla ifade etmelerini ve bu kimliklerin önündeki bütün engellerin kaldırılmasını amaçlıyoruz. Sayın başbakanımızın şikayeti, ifade ettiği budur. Dolayısıyla ne milli birlik ve beraberlik projemizden vazgeçeceğiz ne terörle mücadeleden vazgeçeceğiz ne de demokratikleşme ve özgürlükler konusunda atacağımız adımlardan vazgeçeceğiz. Demokrasi büyüyecek, gelişecek, özgürlük alanlarımız genişleyecek, güçlenecek ama terörle ve terörü meydana getiren ortamlarla mücadelemiz de hem akılcı hem netice alıcı yöntemlerle devam edecek. Değişen bir şey yok. Ama bu konudaki kararlılığımızın daha da güçlendiğini söyleyebilirim.''
Arınç, Diyarbakır'daki terör saldırısına ilişkin açıklaması sırasında ''Basına yansıdığı kadarıyla 13 askerimizin şehit olduğunu biliyoruz'' ifadesini kullandığı belirtilerek, ''Bir enformasyon sorunu mu var?'' sorusuna ''Hiç böyle düşünmemiştim'' karşılığını verdi. Arınç, olayın kendisinin Nijerya ziyareti sırasında meydana geldiğini ve basından öğrendiğini belirterek, cümlelerinin düz ve yalın olduğunu altında bir şey aranmaması gerektiğini belirtti.
-MECLİS TV-
Arınç, Meclis TV'nin yayınlarını sınırlandırıldığı ve ''muhalefettin sesinin kısıldığı'' şeklinde gelen eleştirilerin sorulması üzerine, ''Nasıl kısılabilir? Oktay Vural'ı düşünün... Hangi ses kısılıyor? Bizim sesimiz kısıldı'' dedi.
Geçmişten 1994-1995'lerden bu yana TRT-3'ün meclis faaliyetlerinin yansıtılabileceği bir kanal olarak kanuna girdiğini ifade eden Bakan Arınç, meclis başkanı olduğunda AK Parti ve CHP gruplarının mecliste yer aldığını ve parti grup toplantılarının özet olarak verildiğini anlattı.
Kendilerini grup toplantılarının çok önemli mesajlar verilmesi nedeniyle tamamını verdiklerini anlatan Arınç, şöyle konuştu:
''Daha sonra meclis yayınları da TRT ile yapılan protokolün aksine canlı olarak verilmeye başlandı. Bu TRT açısından çok büyük bir külfettir. Ve geçmişten bu yana TRT ile yapılan protokollere de aykırı bir durumdur. Ama fiili bir durum olarak geldi. Ben meclis başkanlığımın son dönemine doğru bunun yanlış olduğunu düşündüm. Ama onu yeni haliyle yürürlüğe sokmak bana nasip olmadı. Benden sonra gelen arkadaşlarımız da mevcut haliyle devam ettirdiler. Ama bu mevcut haliyle devam etmek, ilgili ilgisiz, bütün kanun tekliflerinin görüşülmesini, saat 1.00'den ertesi gün saat 13.00'e kadar vermek TRT için büyük bir mali külfet ve yayın akışı içinde de önlenemez bir durum. Dolayısıyla bugün yapılan doğrudur. Zannediyorum ki TRT ve meclis başkanlığı bu konuda geçmişten bu yana bütün uygulamaları ortaya koydu. TRT-3 bizim aynı zamanda spor kanalımızdır... Meclis çalışması kaçta başlayacak kaçta bitecek belli olmuyor. Danışma kurulu kararıyla bakıyorsunuz çalışma saat 11.00'de de başlayabilir. Bizim eski protokolumuzda çalışma saatleri iç tüzükteki gibidir... 15.00-19.00 arası diyor... 11.00'de başlıyor, ne zaman biteceği belli değil. Bazen sabaha kadar sürüyor. İlgili ilgisiz her şeyin TRT-3'ten verilmesi bizim için yönetilemez bir durum olduğu ortaya çıktı. Dolayısıyla meclis başkanlığı da eski protokollere uygun olarak 15.00-19.00 saatleri arasında verme kararını doğru verilmiş bir karar olarak görüyorum. 4 saatlik bir çalışma süresi muhalefet için de değerlendirilebilecek bir süredir eğer yeterince ve yerince kullanabilirlerse... Dolasıyla ben burada muhalefetin söz hakkını kısıtlama veya bunu bir fikir ve ifade özgürlüğünün kısıtlanması olarak görmüyorum. Zaten böyleydi. Sonra fiili olarak değişmişti. Şimdi tekrar aslına dönüyor.
Mesela grup toplantılarını 15.00'ten önce olduğu için isteyen özel kanal, zannediyorum meclis başkanlığını izni ile buna izin ve imkan verilecektir. Görev size düşüyor. Hoşunuza giden bütün konuşmaları yayınlayabilirsiniz.''
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.