Bakan'dan şok kaçak itirafı

Bakan'dan şok kaçak itirafı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türkiye genelinde kaçak elektrik kullanım oranının yüzde 15 olduğunu, Güneydoğu'da ise bu oranın yüzde 70'lere kadar çıktığını söyledi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Yeni Akit'in Ankara Temsilcisi ve Yazarı Yener Dönmez’e konuştu.

AK Parti öncesi her 100 kişiden 26 kişinin kaçak elektrik kullandığını, bugün ise bu oranın 15’e gerilediğini söyleyen Bakan Yıldız, kaçak elektrik kullanımında Türkiye ortalaması  yüzde 15 iken Güneydoğu’da bu oranın yüzde 70’lere kadar çıktığını belirtti.

Akit'te yayınlanan röportaj şöyle: 

ENERJİ CAZİBE NOKTASI


-"Dünya enerjisinin büyük bir kısmı Ortadoğu’da bulunuyor. Küresel güçler, bölge enerjisine hakim olabilmek için bu bölgeyi karıştırıyor" yorumları yapılıyor… Bölgedeki savaş ve çatışmaların arkasında da enerji olduğunu söyleyebilir miyiz?

Enerji kaçınılmaz bir şekilde cazibe noktasıdır. Ülkelerin büyümesinde ve bulunduğu noktayı aşması için en önemli kalem enerjidir. İki ülke arasında ilişkilerin ortak paydaya konabilecek en önemli başlıklardan bir tanesi enerjidir. Uluslararası Enerji Ajansı’nın özellikle 2050 yılına kadar doğalgaz ve petrolün toplam üretim içindeki payının yüzde 50’lerde olacağını bildirmesi, savaş niyetini daha da tahrik ediyor. Bölgemizdeki komşularımızdaki kaynaklar dünya kaynaklarının yaklaşık yüzde 65’ini oluşturuyor.
Batı’daki ülkeler ise yüzde 65 tüketim noktasını oluşturuyor. Bütün bu coğrafya içerisinde siyasi tarihe baktığımız zaman enerjinin savaşın gerekçesi olduğu açıktır.
Ancak biz enerji kalemini barışın gerekçesi olarak kullanmaya çalışıyoruz. Ama bunu savaş gerekçesi sayanların da olduğunu biliyoruz. Başkalarının niyeti ne kadar önemliyse bizim duruşumuzun o kadar önemli olduğunun bilinmesi lazım. Bizim duruşumuz çok önemli. Biz enerjinin bir barış gerekçesi ve refah seviyesinin yükseltilmesi için kullanılması gerektiğine inanıyoruz.
ABD ve Avrupa, Afrika ve Ortadoğu’nun enerjisini yıllarca sömürdü. Bunun insanlığa mutluluk ve huzur getirmediği anlaşılıyor. Ancak halen Suriye ve Libya gibi ülkeler üzerinden sömürme duygusunun sürdüğünü görüyoruz…
Yer altı kaynakları, bulunduğu ülkeye ve halkına adilane bir şekilde paylaştırılmalıdır. Paylaştırılmıyorsa tabiî ki o sermaye aslında bir başkasının hakkı olan sermayedir. Bugün Batı’nın sömürgecilik yaptığı 1700’lü yıllardan bu tarafa bu konuda bir duruş göstermesi gerekiyor. Enerji ile ilgili bütün legal işlerin, bulunduğu ülkeye refah sağlayacağını düşünüyorum ama tersi yapılırsa tehdit olacağını düşünüyorum. Fırsat olması gereken enerji tehdit unsuru haline getirilmemelidir.

Türkiye’nin etkinliği ne düzeydedir?

Türkiye olarak enerji politikamız resmi ihalelere girip protokoller yapmaktır. Yani bizim o ülkenin kanunlarına göre Irak’ta, Azerbaycan’da, Suriye’de ve Libya’da farklı ülkelerde farklı operasyonlarımız var. Bunun tek yolu girdiğiniz resmi ihalelerin o ülke hükümetleri tarafından resmi bir şekilde tahsis edilip ülke vatandaşlarına dağıtılmasıdır.

Türkiye gerçekten enerji fakiri bir ülke…

İthalata bağımlılığı yüzde 72’lerde olan bir ülkeyiz. Yüzde 100 olan ülkeler de var. Japonya ve Güney Kore gibi. O ülkeler zamanında enerjilerinin yüzde 60-70’ini nükleerden sağlamak için uğraştılar. Bence önemli ölçüde bunu sağladılar. 442 nükleer santral hep bu gerekçe ile yapıldı. Ben Japonya’daki kazalardan sonra ortaya çıkan tereddütlerin mutlaka giderileceği kanısındayım. Çünkü her nükleer santral yapmadığınız yapı karşılığında doğalgaz santralleri ile ilgili mutlaka girdi sağlayacağınız bir proje haline dönüyor.
Nükleeri bizden önceki hükümetler yapmış olsaydı şu andaki doğalgaz ithalatımız daha düşük olacaktı.

Bu çerçevede cari açık problemi var. Bunun da önemli bir kısmı enerji ithalatından kaynaklanıyor. Buna ne gibi önlemler düşünüyorsunuz?

Biz, ithal ettiğimiz enerji kaynağının öncelikle yerli kaynak haline gelmesi ile ilgili gayret gösteriyoruz. Yerli kaynaklar oluştuğu kadar ithalat azalacaktır.
 Enerji kaynaklarını ve güzergâhını çeşitlendirmek lazım. Aynı enerji aldığınız ülkelerin sayısını artırmak lazım. Ülke çeşitliliğine gitmek lazım. Daha bağımsız bir ithalat yapısını oluşturmak lazım.

Mesela neler yapıyorsunuz?

Nükleer santralde kararlılığımızın en önemli sebeplerinden birisi de budur. Nükleer santralleri kuracağız.

Nükleer konusunda bir esneme, kırılma var mı?

Hiçbir kırılma olmadı. İşin geldiği safha değişmiş olabilir ama bizim geldiğimiz noktada yerli kaynakları ve yenilenebilir enerji kaynaklarını hep ön planda tuttuk. Mutlaka o kaynakların daha iyi değerlendirilmesi lazım.

Nükleer var, onun dışında ne var. Kömür var mı mesela?

Tabii kömür var. Yerli kömür var mesela. Kömürde normalde 11,5 milyar ton iken bizim 7,5 milyar tonluk rezerv ve harekete geçirilebilir bir yapı. Çok ciddi bir rakam olacak inşallah.

CHP rüzgâr ve güneş enerjisini öneriyor. Rüzgar ve güneş Türkiye’nin enerji ihtiyacına çare olabilir mi?

Rüzgâr ve güneş enerjisi, sanayideki büyümeyi karşılayabilecek düzeyde değildir. Güneş ve rüzgârı biz de destekliyoruz fakat maksat eğer bizim Türkiye’nin büyümesini karşılayacak enerji ihtiyacını karşılamak ise yeterli değildir. Yenilenebilir enerji kaynakları, büyüme hızının daha altında büyüyor.
Bir efsane olarak anlatılıyor bor madeni konusu. Şu kadar var bu kadar var diye…
Geçen hafta Tavşanlı Emet’e gittim. O kadar enteresan ki dünya borunun yüzde 70’i Türkiye’de. Türkiye’deki bor rezervinin yüzde 70’i ise Emet’te. Ancak iş bununla bitmiyor. Borun türevlerini ihraç ediyoruz biz yalnızca hammadde olarak değil. Teknolojinin ilerlemesi ve yeni pazarlar oluşması önemlidir. Bor rezervimizin bulunması önemlidir. Bor, çocuklarımıza bırakabileceğimiz çok iyi bir miras. Aynı zamanda günümüz cari işlemler açığını düzenleyebileceğimiz bir mirastır.

Karadeniz’de petrol arama çalışmaları ne durumda?

Karadeniz’deki petrol aramalarımız, ithal enerji kaynaklarını yerli hale getirmenin en önemli parçasıdır. Bu nedenle çalışmalara devam ediyoruz. İnanıyor ve ümit ediyoruz ki oradan iyi bir sonuç alırız.

Reel kullanım durumu nedir?



Türkiye’deki kullanım 660 bin varil civarında. Bu Türkiye’nin büyüme hızıyla artıyor tabiî ki. Daha da artar. Türkiye enerji sektöründe diğer sektörlerden geri kalmaz. Ürettiğin kadar tükettiğin bir santral olmaz Türkiye’de.

İran’la enerji alanında ciddi bağlantılar oldu. Şu anda kısmen bir takım rahatsızlıklar oldu. Bu rahatsızlıklar enerji alanına yansıyacak mı?

Şu ana kadar yansımadı. Bundan sonra da yansıyacağı kanaatinde değilim. Dediğim gibi birçok uluslararası gerginlikler, farklı sıkıntılar olabiliyor. Ama enerji kalemleri sürekli ortak paydaya konulabilecek bir yapı halinde ilerliyor. Tahmin etmiyorum öyle bir şeyi.
Güney Kıbrıs’a elektrik verme meselesi…
Alalım mı almayalım mı diye düşündüler. Fakat ihtiyaç olan bir şey. Biz de insani bir yardım olarak görüyoruz. Doğru bir husustur diye düşünüyoruz.

Yamula Barajı’nın mimarısınız. Bu baraj Kayseri’nin elektrik ihtiyacını karşılıyor mu?

Önemli bir bölümünü karşılıyor. Yaklaşık yüzde 25 diyebiliriz. Buna sanayi de dahil. İnterkonnekte sistemi ile en yakın sisteme veriliyor. Bu şu demek: Türkiye büyüme hızıyla alakalı mutlaka herkesin rehavete kapılmadan dikkatli bir şekilde yatırım yapması gerekiyor.

Doğalgazdan kömüre geçmek zor olmayacak mı?


Tabii doğalgaz daha rahat bir yakıt ve enerji verimliliği daha yüksek bir yakıttır. Mutlaka buna yeterince önem vermemiz gerekiyor. Ama biz bunun meskenlerde kullanılmasını daha çok istiyoruz, fabrikalarda kullanılmasının üretime dayalı fiyatları aşağı çekeceğine inanıyoruz.

Bu arada doğalgaza zam yapılacak mı?


Şu anda zam var mı yok mu bilmiyorum ama maliyetlerine zam geldi yüzde 39. Zam konusunda biz hiç konuşmuyoruz. Ama maliyeti son 29 ayda yüzde 19 arttı.
CHP’ye göre en pahalı yakıt Türkiye’de.
Hayır, ben katılmıyorum. Çünkü her ülkenin satıln alma paritesi farklıdır.

Doğu ve Güneydoğu’da çok ciddi bir kaçak elektrik kullanımı söz konusu. Bu konuda önlemler alıyor musunuz?

Kayıp kaçak oranları Güneydoğu’da bizim beklediğimiz rakamların daha üzerinde. Yani iline göre yüzde 60-70’lere varıyor. Genel olarak bakarsak yüzde 50’nin altında. Türkiye geneli kayıp kaçak yüzde 15’lerde.
Biz iktidara gelmeden önce kayıp kaçak oranı Türkiye genelinde yüzde 26’lardaydı. 2015’e kadar da yüzde 10’lara düşecek. Bu konuda bir kültür ve altyapı eksikliği olduğu gerçek. Bu sorunu özel sektör eliyle yapacağız. Rehabilitasyona girecek. Başka çaresi yok. Bazı performans değerleri koyduk. Bu değerlere uyulması gerekiyor.

Özelleştirme gelirleri ne durumda?


Özelleştirme gelirleri aslında Türkiye’nin zenginliğidir. Biz özel sektörün makul bir oranda kâr etmesini istiyor ve bekliyoruz. Kendi ayakları üzerinde duran yapıyı mutlaka kurmamız lazım.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.