"İslam dini evrensel"
Almanya'nın Osnabrück kentindeki İslam Araştırmaları Enstitüsü'nde Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff'un ardından konuşma yapan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül konuşmasının başında Ankara'daki menfur saldırı hakkında Türk halkına gösterdiği dayanışmadan dolayı Wulff'a teşekkür ettiğini söyledi. Gül, Cumhurbaşkanı Wulff'un doğduğu ve büyüdüğü şehir olan Osnabrück'ü ziyaret ediyor olmaktan ve Wulff'un de mezun olduğu Osnabrück Üniversitesi ile üniversite içinde bulunan İslam Araştırmaları Enstitüsü'nde bulunmaktan ve burada konuşma yapmaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi.
Almanya'da bir çok bilim adamının yetişmesinin ve bilim alanında bir çok başarıların olmasının yanında ilahiyat konusunda da çok araştırmaların olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Hatta İslam dini üzerine de çok objektif görüşlerini ve araştırmalarını yapan çok değerli bilim adamları vardır geçmişte. Bu üniversitenin yeni bir sorumluluk duygusu içinde İslam dini üzerine hem araştırmalar yapmak hem de İslam dinini öğretecek öğretmenleri, elemanları yetiştirme konusunda sorumluluk üstlenip böyle bir çalışmaları başlatmasından, bu merkezi kurmasından ve buraya değerli ilim adamları toplamasından da gerçekten büyük bir memnuniyet duyuyorum, hepsini tebrik ediyorum. Burada cumhurbaşkanının desteğinin çok önemli olduğunu biliyorum. Kendisi Aşağı Saksonya'nın başbakanıyken bu konulara çok büyük ilgi göstermişti. Anayasanın, aslında Alman anayasası, dinin öğretilmesi, din özgürlüğüyle ilgili en geniş sınırı çizdiğini biliyoruz. Ama bu çerçevede İslam dininin öğretilmesi konusunda, aslında şimdiye pratik
pek mümkün olmamıştı ama kendilerinin bu konudaki ilgileri ve alakaları neticesinde bunun da başladığını görmekten gerçekten büyük bir mutluluk duyuyorum" diye konuştu.
Almanya Cumhurbaşkanı Wulff'un Doğu Almanya ile Batı Almanya'nın birleşmesinin 20'inci yıldönümünde yaptığı konuşmada bir gerçeği açıkça ifade ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, "Müslümanlık da Almanya'nın bir dini dediniz. Çünkü burada 4 milyona yakın Müslüman yaşıyor. Bunların önemli bir kısmı Alman vatandaşı, yani sizin vatandaşlarınız. Sizler için oy veriyorlar, yani bu ülkeye sadakatleri var. Dolayısıyla bu ifadeniz aslında bir gerçeği ifade etmekte" dedi.
Temel hak ve özgürlüklerin çok önemli ayaklarından birisinin din özgürlüğü olduğunu vurgulayan Gül, "Bu hangi dinle ilgili olursa olsun ve nerede olursa olsun, geçerli olan evrensel bir anlayıştır. Bu çerçeve içerisinde şüphesiz ki Almanya'daki Müslümanların da kendi dinlerini, inançlarını çocuklarına öğretebilmeleri, kendileri daha çok öğrenebilmeleri için kendilerine imkan sunulması, bu yönde sorumlulukların hissedilmesinin önemli olduğu kanaatindeyim. Eğer kendilerine öncülük, önderlik edecek kurumlar söz konusu olmazsa, o zaman yanlış kaynaklardan yanlış şeyleri öğrenebilirler ve farklı mecralara kayabilirler. O bakımdan İslam dininin aslını, özünü kendi berraklığı içerisinde hem bilimsel hem de pedagojik şekilde öğretecek bir çalışmanın başlatılması, bu imkanın oluşturulması Almanya için herhalde kaçınılmazdı. Bunu da sizin içinde okumuş olduğunuz üniversite gerçekleştiriyor. Bundan gerçekten memnuniyet duyuyorum" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül konuşmasını şu cümlelerle tamamladı: "Herhalde önemli olan şey şu insanların kendi inançlarını kendi dinlerini öğrenerek koruyarak ama aynı dili de konuşarak yaşadıkları ülkede mutlu olmaları ve yaşadıkları ülkeye katkı sağlamaları, ülkeleri ile övünmeleri olsa gerek. Bu kapsamda Almancanın herkes tarafından öğrenilmesi, bütün Müslümanların İslam dinini de Almanca olarak anlatabilmelerinin önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü biz, şuna inanıyoruz ki İslam dini evrensel herhangibir ırka gelmemiştir, coğrafyaya gelmemiştir veya herhangi bir dil değildir. Önemli olan şey insanlar bir dine inandığında Müslümanlıksa Müslümanlığa inandıklarında bunun gereğini yapmalarını, ama aynı şekilde hangi toplulukta iseler topluluğun dilini en güzel şekilde konuşarak hayata en aktif şekilde katılmalarını sağlamaktır. Bu ancak insanları mutlu eder, insanları müreffeh eder. Ülkeleri de tabi ki barış içerisinde tutar. Bu bakımdan bu gelişmeyi büyük bir memnuniyetle karşılıyorum, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu çerçevede Türkiye'de başta Diyanet teşkilatı olmak üzere Türkiye'deki İlahiyat Fakültelerinin ve diğer bilim dünyasının sizlerle çok yakın dayanışma içerisinde olacağını da ifade etmek isterim. Onların sizlere, sizlerinde onlara katkıları inanıyorum ki çok faydalı olacaktır"
iha
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.