Gül'den çarpıcı açıklamalar

Gül'den çarpıcı açıklamalar
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Gül, terör örgütünün sahte bomba ihbarına itibar eden Alman yetkilileri ateş püskürdü: "Terör örgütüne suç örgütü dersen

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Almanya’daki temaslarını sürdürüyor. Gül, Pazartesi günü geç saatlerde aralarında Akit Gazetesi Ankara Temsilcisi Yener Dönmez’in de bulunduğu gazetecilerin sorularını cevapladı.

Cumhurbaşkanı Gül, Humboldt Üniversitesi’nde konuşma yapmaya hazırlanırken gelen “bomba ihbarı” ve salonu terk etmesinin istenilmesi olayını “tam anlamıyla rezalet” olarak değerlendirdi. Bomba ihbarının dikkat çekmek amacıyla terör örgütü PKK tarafından yapıldığını söyleyen Gül, bunun önemsenerek, ortalığın ayağa kaldırılmasına ateş püskürdü. Cumhurbaşkanı Gül ‘Ya bu konuşmayı yaparım ya da hemen Türkiye’ye dönerim’ diye rest çekerek, boşaltılmak istenen üniversiteden ayrılmamıştı. Üniversitede arama yapılmış, bomba ihbarı asılsız çıkmıştı.



DERSLERİNİ ALDILAR

Gül “Doğrusu çok canım sıkıldı. Ama derslerini aldılar. Vay efendim bomba ihbarı varmış. Uçağa bomba ihbarı oluyor. Tedbiri alınıyor, gerekli şeyler yapılıyor, uçak kalkıp gidiyor. Salonda olmayacak bir işti doğrusu. Söylediğim lafları hayat boyu hiç unutamazlar. Bir bakıma iyi oldu. İşte görsünler etsinler. Cumhurbaşkanı filan çok üzgün tabi. Oradan ayrılmamakla çok iyi ettiniz dedi.  Biz orda şantaja boyun eğsek bizi orda konuşturmamış olacak. Programımızı sabote etmiş olacak” dedi.
Gazetecilerin yönelttiği sorular ve Gül’ün açıklamaları şöyle:

Soru: Temaslarınız nasıl gidiyor, değerlendirmeniz nedir?

GÜL: Bu gezinin en önemli yönü aramızdaki görüşmeler bir sinerjiye dönüşürse o zaman amaca ulaşmış olur. Yoksa kuru kuruya görüşmeler hiç bir şey değil. Siyasi konularda zaten bir problem sözkonusu değil. AB konusunda bunlar dürüst davranıyorlar. Fransızlara göre… En çok fasıl burada açıldı. Buradaki Türklerin durumuna gelince, burada yaşayan 3 milyon Türk de kendi muhasebesini yaptı. Şimdi herkes duruma daha sağlıklı bakıyor. Bazı hukuki problemler, vize sorunu gibi sorunlar var. Onları konuştuk. Bazı düzeltmeler yapacaklar. İyi doğrusu, bu kadar sıcak, bu kadar samimi, dostane bir ortam daha önce hiç olmamıştı.

BOMBA İHBARI OLAYI TAM BİR REZALET

SORU: Humboldt Üniversitesi’nde konuştunuz, önemli mesajlar verdiniz. Bomba ihbarı gölgeledi biraz sanki. Neler söyleyeceksiniz?

GÜL: Bu üniversite çok önemli, büyük bir üniversite. Gerçi kapalı bir üniversite. Doğu kısmında bir üniversite batıda kalan üç üniversite ile büyük bir yarışma içerisindeler. Bomba ihbarı olayı ise tam bir rezalet. Bizim arkadaşlarımız daha önce uyarmışlardı. Konuşma öncesinde 30-40 kişilik bir grup protesto edecek diye. Onunda tedbirlerini zaten herkes almıştı. Üniversite yetkilileri de bu durumu biliyordu. Tüm gayretlere rağmen Roj TV sabahtan akşama kadar yayın yapmış. Buna rağmen orda 30-40 kişi toplanınca bu fiyaskolarını bu şekilde kapatmak istediler. Açıkçası  nümayiş, yapılmasına filan ben bir şey demem veyahut bir toplantı esnasında en aykırı soru sorarlar bunlara da hiçbir şey demem. Ancak böyle bomba filan denilince tabir caiz ise kafamın tası o zaman attı. Ne demek Berlin’de bomba? Tam konuşmaya geçecekken bomba var, ne demek bomba? Zaten sen tedbirini almadın mı? Buraya konuşmaya herhangi bir profesör konuşma yapmaya gelmiyor ki… Konuşma yapmaya bir ülkenin devlet başkanı geliyor buraya. Şaka değil ki, tam bir rezalet. Tedbirini almadın mı, etmedin mi? Ha buna rağmen bir şey varsa, bir risk varsa bir şey yapılabilir. Doğrusu çok canım sıkıldı. Ama derslerini aldılar.
(Toplantı iptal edilmek istenildi. Cumhurbaşkanı Gül ‘Ya bu konuşmayı yaparım ya da hemen Türkiye’ye dönerim’ diyerek rest çekti. Ve üniversiteden ayrılmadı.)

KAYNAK TERÖR ÖRGÜTÜ

Soru: Kaynağına dair bir şey var mı?

GÜL: PKK tabi…Vay efendim bomba ihbarı varmış. Uçağa bomba ihbarı oluyor. Tedbiri alınıyor, gerekli şeyler yapılıyor, uçak kalkıp gidiyor. Salonda olmayacak bir işti doğrusu.

SÖYLEDİĞİM LAFLARI HAYAT BOYU UNUTAMAZLAR

GÜL: Ahmet (Sever) bir şey dedi. ‘Eğer işlerse sistemleri saat gibi işliyor. Ama bir stres testine tabi tutarsak hepsi çöküyor.’ Söylediğim lafları hayat boyu hiç unutamazlar. Bir bakıma iyi oldu. İşte görsünler etsinler. Cumhurbaşkanı filan çok üzgün tabi. Oradan ayrılmamakla çok iyi ettiniz dedi.  Biz orda şantaja boyun eğsek bizi orda konuşturmamış olacak. Programımızı sabote etmiş olacak.

Soru: Merkez Kopenhag mı hala?

GÜL: Evet öyle… Yürüyüş yapar, gösteri yapar bunlar, ayrı şeyler..Ne demek bomba?

Soru: Sizin daha önce yaptığınız tespiti doğruluyor. Bu meseleyi çözmek gerekiyor…

BUNLARDAN YILMAMAK GEREKİR

GÜL: Bu ayrı şey, şimdi o çıkmazsa başka şey çıkar, mafya çıkar, şu çıkar bu çıkar… Bunlardan yılmamak gerekir. Bizim kendi memleketimizdeki mesele o ayrı.
Soru: Bugün basın toplantısında Hindistan Demir Yolu’ndan bahsedildi, Almanların ilgileri nasıl?
GÜL: Almanların Ortadoğu’ya, Doğu’ya daima ilgileri olmuştur. Almanya Orta Asya’ya ilgi göstermiş bir ülke. Biz de öyle. Bağdat demiryolu, hicaz demir yolu niye yapıldı? İngilizleri kuşatmak için yapıldı. İngilizler Suveyş kanalını yaparken onları kuşatmak için yapıldı. Ve çok kısa bir süre içerisinde yapıldı. Berlin-İstanbul-Bağdat yapılan yol budur. Dikkat ettiyseniz ben konuşmamda gelecekle ilgili potansiyeli gösteriyorum bunlara. Yani karın doyurmayan şeylerle uğraşarak büyük çıkarları mahvetmeyin demek istiyorum. Ben anlatırken siz baksaydınız yüzlerine ta körfezden buralara demir yolları, Pakistan’la Türkiye arasındaki demir yolları çalışmalarının başladığını, Çin’le, Kore’yle, Kazakistan’la yolların bağlandığını, bunları anlatırken. Almanların tarihten beri hayalidir bütün bunlar. Niye bütün Avrupa bu sıkıntıyı yaşıyor? Büyüyemediği için yaşıyor. Büyümek için de bazı ülkeler doymuş artık. Onun için onları büyütecek bir dinamo lazım. Şunu da biliyorlar tabi dünyanın merkezi nereye kayıyor bunu da görüyorlar. Onun için bunlar Türkiye’nin kıymetini çok iyi bilecekler. Yeter ki biz Türkiye’nin kıymetini gösterelim. Biz Türkiye’yi kıymetsizleştiriyoruz doğrusu. Uzun yıllar hep yaptığımız oydu. Bir de tabi kendi evi düzenli olmayan insanın kıymeti de olmaz. Onun için benim başından beri konuştuğum şey kendi evimizi düzene koyma meselesidir. Şu açıdan düzene koymak, hukuk açısından, insan hakları konusunda, iktisadi, ekonomik açıdan düzene koymak. Bütün meselelerimizde, Kürt meselesinde, Alevi meselesinde büyük bir özgüven içerisinde bir standart koymak. Bunu işte sen yapmazsan kargaşa oluyor. Biz kendi içimizde bu yolda ilerledikçe Türkiye’nin çekimi, Türkiye’nin cazibesi o kadar çok artıyor ki Türkiye’den göç yok şimdi. Buradan Türkiye’ye göç var. Dün de konuştuk bu akşamda konuştuk. Rakamlara baktığımız zaman sanayiciler var, önemli insanlar var üniversitede içeride otururken hepsi bunu söylüyor. Oraya AB komisyonundan üniversiteden birisi gelmiş ona niçin buraya geldiğini sordum… Bu organizasyonlarda olduğunu ve Türkiye’ye gittiklerini söyledi. O yüzden buradayım dedi. Hepsinin büyük telaşı bunlardan yetişmiş adamları nasıl alırız telaşı. Korkuları şu: Burada okuyan Türklerle ilgili geriye dönüş daha çok mu olacak daha az mı olacak bunu düşünüyorlar.

AB İÇİN KÜLTÜREL FAALİYET DEĞİL, EKONOMİK BÜYÜME ETKİLİ OLUYOR

Soru: Akademik dönüşler başladı yani…

GÜL: Onun için ben bu bisiklet örneğini verdim: Pedalı çevirmezsen düşersin… Gerçekten hayret edici bir durum var ortada. İtalya’nın 2 trilyon dolar borcu var. Bunu nasıl yaptın? Bu niye bu kadar tepki çekmedi? İspanya’nın durumu öyle. Kim var ortada? Almanya var, Lüksemburg var. Hollanda var, İskandinav ülkeleri var, sağlam durumda değil mi? Bunun ötesinde bir de Türkiye var. Kendisi saydı Alman Cumhurbaşkanı Türkiye var dedi. Onun ötesi hepsi sıkıntılı… Birde doğrusu benim hoşuma giden şey şu: Biz hep Türkiye’nin AB nezdindeki imajını düzeltmek için kültürel faaliyetler, başka faaliyetler medya faaliyetleri çok gayretler sarf ettik. Bu konuda paralar da harcandı. Ancak bunların çok kıt katkısı oldu bu yönde. Türkiye’nin ekonomik olanda toparlanması, büyümesi rakamların iye gitmesi, bunu biz değil onlar da söylüyor. İşte Türkiye’ye bakışı asıl değiştirecek olan bu. İnşallah bu gidişle iki üç yıl içerisinde Avrupalının Türkiye algılaması çok daha farklı olacak.

FİLİSTİN DEVLETİNİ DESTEKLEMEYEN ZOR DURUMA DÜŞER

Soru: Filistin BM’ye başvuruyor. Diplomasi çevrelerinin en çok merak ettiği konu bu. ABD veto edecek mi, etmeyecek mi, bizim bakışımız ve pozisyonumuz bu konuda nedir?

GÜL: Biz Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Bağımsız Filistin Devleti’ni güçlü bir şekilde destekleyeceğiz. Zaten bunu da ilan ettik daha önce. Bu konuda yalnızda değiliz, 126 ülke biz destekleyeceğiz dedi. Desteklemeyenler zor duruma düşecek. Onlar düşünüyorlar bu işi nasıl izah edelim diye. ABD ne yapacak şimdi? Obama geçen yıl BM Genel Kurulu’nda konuşurken demedi mi? ‘Gelecek sene burada Filistin devletinin de olmasını istiyorum’ diye. Hepimiz ordaydık. Ne diyecek şimdi? ‘Filistinliler yanlış mı yaptı’ diyecek? Şunu mu diyecek? Barış görüşmeleri devam etmedi… Barış görüşmeleri nasıl devam eder? Adam bir taraftan çalmaya devam ediyor. Ondan sonrada barış pazarlığı yapalım diyor. Hala inşaat yapıyor. Yerleşim yerini genişletiyor.

BEN GİTTİM GÖRDÜM, BAKIN ANLATAYIM NE GÖRDÜĞÜMÜ

GÜL: Aranızda Gazze’ye giden var mı hiç? Gazze’ye ben gittim. Gazze’ye bir Alman, bir Fransız, bir İngiliz bir de ben olmak üzere dört kişi gittik. AB alt komisyonuna araştırma yapmak üzere Gazze’yi adım adım dolaştık. Yani orda olan, orda büyüyen herkes çıldırır. Onlar orda nasıl yaşarlar. Filistin’in diğer yerlerini ben yine dolaştım. Öyle ki El Halil’e gittim, gezdik dolaştık, gelirken gördük ki bir kalabalık var bir olay var. Yaklaştık ki yol, tek bir yol. Asfalt tek bir yol. Yola bir kamyon daha doğrusu bir dozer yan taraftan toprağı almış oraya dökmüş ve yolu bloke etmiş. Dozer orda duruyor, İsrail askerleri de başında. Filistin’li çocuk, kadın birikmişler o toprağı elleriyle oradan kaldırmak istiyorlar ama İsrail askerleri onları göğüslerinden iterek uzaklaştırıyor. Biz o yoldan geçemedik. Pasaportumuzu gösteriyoruz. Bizi götüren kuruluşun diplomatik evraklarını  gösteriyoruz. Hiç oralı olmuyorlar, illallah ettiriyorlar. Yarım saatlik yolu 10 saat başka yerlerden dolaşarak aldık. Bu söylediğim 98 filan. 98’de gördüğüm o yerleşim yerlerine inanamadım. Böyle bir şey olur mu? Tanımayanlar kendilerin nasıl izah edecekler? Tanıyanlar bir sıkıntıya düşmeyecekler. Tanımayanlar bir sıkıntı içerisinde. Ne olacak göreceğiz işte.

ONLAR DA İLLALLAH DEMEYE BAŞLADILAR

Soru: Genel Kurul’da özel statü vermeye çalışacaklardır?

GÜL: Ara yollar bulmaya filan çalışacaklar. Bu ne olacak? İsrail’in müttefiklerine, başta ABD’ye ne kadar yük olduğu ortaya çıkartacak. Onlarda illallah demeye başlayacak. Zaten demeye başladılar.

BUNLAR TAM ÜYELİĞE GİDER DİYE BAZI FASILLARI AÇTIRMIYORLAR

Soru: AB’yle ilgili biraz zamana bırakma gibi bir pozisyon almaya başladık. 2004-2005’li yıllara göre bir farklılık mı var? Daha önce çok hassas ve duyarlıydık. Bugün biraz daha zamana bırakma eğilimi var.

GÜL: Her ortamda söylediğimiz bir şey var. Türkiye kriterleri yerine getirdikten sonra esas karar o zaman alınacak yani bugün Fransa ve bazı ülkeler bu günün konusunu konuşmuyor. İlerinin konusunu konuşuyor. Niye bazı fasılları açtırmıyor. Bunlar tam üyeliğe gider diye bazı fasılları açtırmıyor. Ben de diyorum ki sen zaten referandum yapacaksın referandumda hayır de bana. Ama böyle sahtekarlık yaparak benim başarılı bir şekilde müzakereleri tamamlamamı engelleme. Benim için önemli olanda Türkiye’nin bir Norveç gibi olabilmesidir. Yani müzakere sürecini başarıyla bitirmesidir. Ben son dönemde kasıtlı ve bilinçli olarak bu tonu tutturuyorum. Çünkü şunu biliyorum ki ne kadar çok alttan alırsan sana karşı böyle davranırlar. Birazcık bunları irrite etmek lazım açıkçası.

HİÇBİR ZAMAN YALVARMADIK

Soru:Tavrınızda birazda “isterseniz almayın” gibi bir durum var!

GÜL: Var tabi. Hiçbir zaman yalvarma durumunda olmayız. Biz gayet dürüst bir şekilde kendi üzerimize düşenleri ve onların sorumluluklarını ısrarlı bir şekilde sonuna kadar kararlı bir şekilde onlara hatırlatmamız ayrı bir şey yalvarma ayrı bir şey. Onun için ahde vefa duygularını ve AB’nin temel ilkelerini devamlı söylüyorum. Onun için kendilerine samimi olmalarını böyle yakışmayacak şeyler yapmamalarını bunların farkında olduğumuzu söylüyorum. Ama bunu söylerken de imtiyazlı ortaklığı filanda ne kadar reddettiğimizi de söylüyoruz.

Soru: Referandum olduğu taktirde olumsuz bir durumla karşılaşırsak…

GÜL: Bugünün konusu değil. Bu Avrupalıların oyunu. Sanki Türkiye müzakereleri başarıyla bitirdi ondan sonra Türkiye tam üye olsun mu olmamasın mı? Sen o günkü kampanyada yap bunu ama bugün sorumluluğunu yerine getir. 

Soru: Nedir bu günkü sorumluluğu?

GÜL: Müzakerelerin aslına uygun, düzgün, kuralına uygun bir şekilde devamı. Bunu dürüst olmayan metotlarla müzakere sürecini engelleyerek değil. Ve şunun farkındayız. Müzakereler sürecinde ne kadar ilerlersek o kadar güçleniyoruz. Ben onun için diyorum ki benim için önemli olan müzakere sürecini bitirmektir. Norveç gibi olduktan sora hesabını onlar yapsın. Niye sadece ben yapacağım ki. Ama ben şunun farkındayım: Biz bu süreçte ne kadar fazla ilerlersek o kadar çok güçlü hale geliyoruz. Hukukumuz güçlü oluyor, siyasetimiz güçlü oluyor. Demokrasimiz güçlü oluyor insan hakları standardımız yükseliyor. Dolayısıyla problemlerimiz de azalıyor. Türkiye’nin on yıl önce mi problemi daha çok tu yoksa bugün mü daha çok? Niye bugün övünüyoruz biz bununla? Ben inanıyorum ki Türkiye o seviyeye geldikten sonra Türkiye’nin peşinde çok koşarlar.

HELİKOPTERİN BEYNİ ORTADA YOK, KEÇİLER SÖKMEDİ YA?

Soru: Hrant Dink ve Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu davasını yakından takip ediyorsunuz…Gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

GÜL: Her ikisiyle ilgili de Devlet Denetleme Kurulu’nu görevlendirdim. Görüşmeler yaptılar, tam olarak bitirmediler. Doğrusu Muhsin Yazıcıoğlu’yla ilgili çok üzücü durumlar ortaya çıktı. Yani inanmak mümkün değil, ortaya çıkan büyük açıklar oldu. Düşünebiliyor musunuz? Meclis’te filan bu mesele kapanmıştı. Ama düşen helikopterin beyni yani her şeyi kaydeden o hafızası yok şimdi ortada. Düşünebiliyor musunuz keçiler gelip söküp götürmedi onu. Böyle özel vidalarla sökülüp, yok ortada. Bunun yok olduğunu tespit etti bu denetleme raporu.

Soru: Alperenlerin ihmalle ilgili ciddi tepkileri oldu, hatta Yazıcıoğlu’nun çenesinin kırıldığına dair, cinayete kurban gittiğine dair açıklamaları oldu…

GÜL: Daha bunun gibi insanın aklının almayacağı çok şeyler var orada, çok fazlasını söylemeyim. Bu tespit edildikten sora ihbarlar yağdı. Yazmış adam Cumhurbaşkanım diye gönderdi bana. “Biz görev yapıyoruz zannediyorduk ama şunlar şunlar da var. Al şu videoya bak” diye gönderdiler bana. Baktım ki bir taraftan birileri buzlarda cesetlerle ilgileniyor, birileri de bir taraftan vidayı söküyor. Bunların hepsi çıktı ortaya.
Soru: Gelinen aşamada cinayet ihtimali yüksek mi?

GÜL: Cinayet de diyemeyiz, Onu savcı diyecek. Yanlışlardan hatalardan kaçmak için de olabilir… Savcılık her şeyi ortaya çıkartacak. Çok detaylı çalışıyorlar onu söylemek isterim.   

Yener Dönmez / Yeni Akit



HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.