Hakka zırh bir Anayasa

Hakka zırh bir Anayasa
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak ile uzmanlık alanı olan yeni Anayasa yapım sürecini, yaşanan tartışmaları ve hazırlık sürecini konuştuk. Yolun başında usul ve içerik bakımından önemli uyarılarda bulunan Kamalak

* Yeni Anayasa konusunda tarihi bir süreç başladı. Meclis Başkanı sizi ziyaret etti. Başkana neler söylediniz?

- Malum Türkiye'nin en önemli konusu, yeni Anayasa. Sayın Meclis başkanımız, bizi ziyaret ettiğinde, Anayasa'nın nasıl olması gerektiği noktasında Milli Görüş olarak Saadet Partisi'nin önerilerini, düşüncelerini ve tekliflerini sunduk. Yolda karşılaşabilecekleri engelleri ifade ettik.

* Ne tür engeller bunlar?

- Malum, usul esastan önce gelir. Esasa varırken yolda bir takım engellerle karşılaşmamak için usul problemlerini çözmek icap eder. Henüz işin başındayken, tüm milletvekilleri de yeni bir Anayasa'dan yana olduğuna göre, Anayasa'ya ulaşacak yoldaki engelleri ortadan kaldırmak lazım. Sayın Meclis başkanımıza, adalet bakanımıza ve sayın cumhurbaşkanımıza verdiğimiz dosyada bunu ifade ettik.
MECLİS BAŞKANI'NI UYARDIK

* Çözümünüz nedir?

- Anayasa'nın 175'inci maddesinde, bir değişiklik yeterlidir. Çünkü 175. madde, Anayasanın nasıl değiştirilebileceğini ifade ediyor. Ama bu madde, yeni bir anayasanın nasıl yapılması gerektiği konusunda, herhangi bir hüküm içermiyor.

Bu nedenle; süreç ilerledikçe, mesafeler kat edildikçe ihtilaflar da çoğalabilir. Neticede hedefe ulaşmadan bir kısım partiler, uzlaşma komisyonundan üyelerini çekebilir.

Yola devam edebilmek için, yoldaki engelleri kaldırmak gerekir. Bu münasebetle ilk etapta Anayasa'nın 175. maddesinde, bir değişiklik yapılmalı ve 'Yeni Anayasa nasıl hazırlanır?' hususunda bir düzenlemeye gidilmesi gerekir.

* 175. madde değiştirilmezse nasıl bir problem ortaya çıkabilir?

- Bu madde, Anayasa değişikliğini öngörüyor. Sıfırdan Anayasa yapımı ile ilgili herhangi bir düzenleme içermiyor. Eğer Meclis yahut belirli çevreler veya uzlaşma komisyonu, 175. maddeyi dar yorumlayacak olursa, yol tıkanabilir. Geniş yorumladığında elbette iyi niyetle yaklaşıldığında aşılmayacak engel yoktur. Ama dediğimiz gibi yolun tıkanması ihtimali de vardır. Anayasayı yapmakla görevlendirdiğimiz uzlaşma komisyonu üyeleri, ihtilafa düşebilir.

Bu süreçte iki hata

* Süreç başladı. Tartışmalar da başladı. İktidarıyla, muhalefetiyle tarafların yaklaşımını nasıl görüyorsunuz?

- Bu süreçte, iki hatanın yapılmakta olduğunu görüyoruz. Bunlardan birisi topluma yoğun bir biçimde iyimserlik havası pompalanıyor. Yeni anayasa, adeta bütün dertlerin devası olacakmış gibi bir hava estiriliyor. Bu yanlıştır, hatalıdır.

Elbette yeni bir anayasa önceliklidir. Ama yeni bir anayasa yapıldı diye terör duracak, işsizlik sona erecek, cari açıklar duracak, dolar düşecek değildir. Böyle bir havanın verilmiş olması yanlıştır, hatalıdır. Toplumu sükûtu hayale uğratır.

İkincisi, sivil Anayasa deniliyor. Bu söylem de doğru değildir. Sivil anayasa denilince, mevcut Anayasayı askerler yapmıştır. Meclisin kapısına kilit vuran darbeciler yapmıştır. Yeni Anayasayı siviller yapmalı der gibi bir mana çıkıyor. Bu da doğru değildir.

Olayı basite indirgemek için şu örneği vermek istiyorum. Bir heykel yaptırmak için bir askeri heykeltıraş bir de sivil heykeltıraşımız var. Efendim sivilin yaptığı heykelin askerin yaptığından daha iyi olacak diye bir garantimiz var mı? Yok.

* Askerlerin yerine sivillerin yapması daha iyi olabilir mantığı doğru değil mi?

- Olabilir demek olmayabilir ifadesini de içerir. Olabilir de, olmayabilir de. O halde kimin yaptığı önemli değil. Nasıl olduğu önemlidir.

* Yeni bir Anayasa birçok alanda Türkiye'nin önünü açacak. Anayasa'dan kaynaklı birçok problem çözülecek. Bu beklenti de önemli değil mi?

- Dediğiniz doğru. Elbette anayasa önemlidir. Ama demek istediğim, her derde deva olarak bakmamak lazım. Mesela İngiltere'nin yazılı bir Anayasası yok. Orası krallıkla idare ediliyor. Biz ise 1923'ten bu yana cumhuriyet ile idare ediliyoruz. Acaba İngiltere'de mi demokrasi daha fazla Türkiye'de mi? Acaba orada mı insanlar özgür yoksa Türkiye'de mi? Orada darbe yok. Ama Türkiye'de her 10 yılda bir darbe yapılıyor. Yani burada vurgulamak istediğim şey, Anayasa önemlidir ama her derde deva değildir.

* O zaman hemen soralım. Size göre 'Nasıl bir Anayasa'?

- Asıl olan budur. Biz Milli Görüş olarak diyoruz ki, içerisinde üç vasfı barındıran ve bütünlük arzeden Anayasa, temel ilke olarak kim tarafından yapılırsa yapılsın, bizim için mükemmel Anayasadır. Nedir o üç vasıf?
- Demokratik
- Adil
- Özgürlükçü

Ne demek, demokratik Anayasa? Toplumun her kesimini kucaklayan, toplumun her kesimi tarafından kabul gören, bütün vatandaşlarımızın işte benim anayasam diyebileceği bir Anayasa olmalıdır. Bir anayasanın da toplum tarafından bir bütün olarak benimsenebilmesi için bütün toplum katmanlarının görüşünün temsil edildiği bir komisyon tarafından hazırlanması lazımdır diyoruz. Uzlaşma komisyonu, toplumun çeşitli kesimlerinden kişileri çağırmalı, onların yazılı veya sözlü görüşlerini almalı. Bu şart.

Böyle yapılmazsa, Anayasa sahipsiz kalır. Nitekim bugünkü Anayasa sahipsiz bir Anayasadır. Hazırlayıcıları bile askeri cunta bile işbaşındayken, 1987 yılında ilk değişikliği yaşamıştır. Yani Kenan Evren paşa henüz başta iken, Anayasa 5. yılının içerisinde önemli değişikliğe uğramıştır. O tarihten bu yana tam 17 defa değişmiş ve yamalı bohçaya dönüşmüştür.

Öbür taraftan Milli Görüş açısından Anayasanın bünyesinde taşıması gereken, adeta onun ruhunu oluşturacak şey, adalet duygusudur. Yeni anayasa adil olmalıdır. Yani güçlülerin, darbecilerin, tıpkı geçici 15. maddede olduğu gibi hakkını koruyan, zorbayı adeta zırh içine alan bir anayasa değil; başta mazlumlar olmak üzere toplumun tüm kesiminin haklarını koruyan, lafzı ile hakka zırh olan bir anayasa olmalıdır.

Üçüncü olarak diyoruz ki, anayasa özgürlükçü olmalıdır. Yasaklayıcı değil. Şu cümleyi belirteyim. Anayasa başta inanç ve ifade özgürlüğünü, mutlak surette teminat altına almalıdır. İnancı gereği başını örttüğü için üniversiteden hiçbir kızımız kovulmamalıdır. Laiklik adına, eğitimini Avrupa kapılarında tamamlamaya çalışmamalıdır. Hakaret, küfür ve şiddet içermediği müddetçe de hiçbir fikir beyanı suç olarak cezalandırılmamalıdır. Özgürlükçü derken bunları kastediyorum.
İPTAL RİSKİNİ ORTADAN KALDIRMAK LAZIM

* Daha somut bir ifadeyle ne tür bir riskle karşı karşıya kalınabilir?

- Yarınların ne getireceğini Allah'tan başka kimse bilmez. Örneğin iktidar değişir, güç dengeleri sarsılır, şu olur bu olur ve yeni yapılan Anayasa, Anayasa Mahkemesi'ne götürülebilir. Usul yönünden de mevcut Anayasa'ya aykırı bir şekilde hazırlandığı iddia edilebilir. Şayet Anayasa Mahkemesi de konuya dar açıdan bakarsa, yeni yapılacak Anayasa iptal riski ile karşı karşıya kalabilir.

İşte bütün bunları, henüz ortada hiçbir ihtilaf yokken uyarı mahiyetiyle ortaya koyduk. Bütün kamuoyu, meclis, iktidarıyla muhalefetiyle herkes yeni bir anayasadan yana olduğuna göre, oraya bir fıkra ekleyin, bu riski ve engelleri ortadan kaldırınız diye teklifte bulunduk. Takdir kendilerinindir.

* Yeni Anayasa'da doğrudan bu problem aşılamaz mı? Zaten eskisi hükmünü yitirecek?

- Yeni Anayasayı yapıp yürürlüğe koyuncaya kadar, mevcut Anayasayı çöpe atamayız. Çünkü Milletvekilleri, bu Anayasa üzerine yemin etmiştir. Ve 11. maddeye göre bu Anayasanın hükümleri herkes için bağlayıcıdır. Yeni bir Anayasayı yapabilmek için de, bu Anayasanın izin vermesi lazım.

* Meclis başkanının bu teklife yaklaşımı nasıl oldu?

- Sayın Başkan teşekkür etti. 'Anayasa hukukçularını çağırmıştık. Onların da görüşlerini aldık. Orada da bu konu tartışıldı. Ama kesin sonuca ulaşılmadı' dedi.

Neticede Anayasa yapıcılar, onu aydınlığa kavuşturmak durumundadır. Kanaatimce bu değişikliği de yaparlar diye düşünüyorum.

* Mevcut Anayasa'nın hiç mi olumlu tarafı yok?

- Eldeki Anayasa da tarihin sürecinden süzülerek getirilmiştir. Bir takım tecrübelerin sonucunda hazırlanmıştır. Efendim 1961 Anayasasına tepki olarak konulmuştur. Tabi bu Anayasanın içerisinde faydalı bir takım hükümler olabilir. Yani çöplükte bile bazen kıymetli eşyalara rastlanabiliyor. Kaldı ki bu Türkiye Cumhuriyeti devletinin anayasasıdır.

Şunu söylüyoruz. Bu anayasanın bir virgülünün bile değişmesi milletimizin lehine olacaktır. Mesela burada diyor ki, devletin şekli cumhuriyettir. Buna şu aşamada kimsenin itirazı olmayacaktır. Yeni Anayasada hiç şüphesiz, Türk devletinin şeklinin cumhuriyet olduğu yer alacaktır. İnsanların devredemeyeceği, bağışlayamayacağı temel insan haklarıyla ilgili hükümler mutlaka yer alacaktır. Bu anayasada onlar var. Mesela hayat hakkı, yaşama hakkı. Yine devletin şekli ve birliği ilkesi, ülkenin bölünmez bütünlüğü ilkesi zararlıdır, Anayasadan çıkaralım atalım denmeyecektir.

* O zaman yenisi yapmak yerine mevcut Anayasa'nın beğenilmeyen yerlerini değiştirmek daha kolay olmaz mı?

- Saadet Partisi olarak, bu anayasanın bir virgülünün bile değişmesi milletimizin lehine olacaktır diye düşünüyoruz. Bu Anayasa, 17 defa değişikliğe uğramıştır. 100'den fazla maddesi değişmiştir. Ama bütün bunlar, neticede bir insanın estetik ameliyat yaptırması gibi bir şey. Mevcut Anayasanın ceberut ruhu aynen duruyor. Yani bir kimse 17-18 kez estetik ameliyat yaptırsa, ruh yapısı değişecek mi? Onun karakteri değişecek mi? Al onu mevcut Anayasaya vur. Anayasa değişmeli. Orada tereddüdümüz ve şüphemiz yok. Ama nasıl bir Anayasa diye soruyoruz?

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.