Başını ört, gel bir mani yok

Başını ört, gel bir mani yok
AK Parti’nin Kızılcahamam’daki değerlendirme toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, yeni anayasa, AB, Güney Kıbrıs, terörle mücadele ve BDP’nin Meclis’te başörtüsünün serbest olmasına yöneli

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kızılcahamam Asya Termal Otel’de düzenlediği AK Parti 18. İstişare ve Değerlendirme Toplantısının açılışında gündemi değerlendirdi. Erdoğan, yeni anayasa konusunda büyük bir uzlaşının sağlandığına dikkat çekerek, “Milletin eliyle yapılacak yeni anayasa için siyaset kurumu başta olmak üzere bütün toplum kesimleriyle pozitif iklim mevcut. Ön kesen olmayacağız. İnşallah bir irade zaafına uğramadan, politik rekabete kurban gitmeden olgunlukla bu iş biter. Yeni anayasa bürokratik değil milletimizin eseri olacak. Özgürlükleri baştan sınırlayan, toplumu şekillendirmeyi hedefleyen anayasa değil, evrensel değerlerle tezat teşkil etmeyen anayasaya ihtiyacımız var” dedi.

“HİÇBİR BEŞERİ GÜÇ BUNU ENGELLEMEYECEKTİR”

Darbe anayasasının bu bedene uymadığının herkes tarafından mutabık kalındığını dile getiren Başbakan, şöyle konuştu: “Kamusal alan tartışmalarıyla neler çektik? Bunlara bir taraftan gülüyorduk, bir taraftan üzülüyorduk. Devleti milletten esirgeyen anlayışı yaşadık. Bunu şimdi kabul etmiyoruz. Devlet millet perçinleşmesine ihtiyaç duyan anayasaya ihtiyaç var. İşte bunu gerçekleştirmemiz lazım. Hiçbir beşeri güç bunu engelleyemeyecektir. İster yeni bir mukavele, ister yeni bir toplumsal sözleşme diyelim, özgürlükleri geliştiren, demokrasiyi büyüten yeni anayasaya ihtiyaç var.”

“ONLARIN DİNİ ZERDÜŞTLÜK”

BDP’nin, ‘kadın milletvekillerinin başörtüsü takabilmesi’ yönünde verdiği teklifi değerlendiren Erdoğan, BDP’nin bu konuda samimi olmadığını belirtirken, amacın AK Parti’yi köşeye sıkıştırmak olduğunu vurguladı. Erdoğan şunları kaydetti: “Son hafta içerisinde bakıyorsunuz bir grup çıkıyor. Hemen pat bir önerge sunuyor, öyle bir derdi yok, öyle bir derdi olsa zaten olması gerekeni de yapar, kaldı ki buna mani bir hal de yok. Madem böyle bir şeyi istiyorsun, yola çık yap, mani bir hal yok. Benim başörtülü kardeşlerimi niye istismar ediyorsun? Yapacaksan yap, gelsin girsinler. Senin böyle bir derdin yok ki. Dini Zerdüştlük olan bir anlayışın böyle bir derdi olabilir mi? Dert istismar, ‘Acaba AK Parti’yi köşeye nasıl sıkıştırırız’, Geç o işi geç. Siz, bizi köşeye sıkıştıramazsınız. Bu millet kimin ne olduğunu gayet iyi biliyor, bu iş konuşulmaz, bu iş yaşanır, yapılır. Biz bunu yapıyoruz, ama bu ülkeyi lüzumsuz olarak germeye de kimsenin hakkı yok.”

“HAMİLE KADIN VE ÇOCUKLARI KATLEDENLER MUTLAKA KAYBEDECEKLER”

Terörle mücadeleye de değinen Başbakan Erdoğan, “Gözünü kırpmadan masum insanların canına kastedenler, meşru bir davanın savunucusu olduklarına hiç kimseyi inandıramazlar. Türkiye’nin ayağına zincir olmak isteyen, genç, kadın, çocuk, hamile, işçi, köylü demeden ocaklar söndüren caniler sonunda mutlaka ama mutlaka kaybedecekler. Demokrasinin yollarına mayın döşeyenlerin, kandan beslenmesine izin vermeyeceğiz. Terörle mücadelede artık yeni bir dönem başlamıştır. Süreci yeni baştan ele aldık ve yeni açılımlar, ilave tedbirler geliştirdik.”Yeni anayasa ‘toplumsal mutabakat metni’ olacak1 saat 35 dakika süren konuşmasında, yeni anayasa konusuna da geniş yer ayıran Başbakan Erdoğan, “Yeni anayasamız bürokratik ideolojilerin değil milletimizin eseri olacaktır... Bu anayasa, ‘kiracı’ ile ‘ev sahibi’ arasında bir ‘mukavele’ değil, istisnasız her vatandaşımızın hukukunu güvenceye alan bir ‘toplumsal mutabakat metni’ olmalıdır... İstiyoruz ki milletçe gelin bu üzümü yiyelim, bağcıyla uğraşmayalım, bu işi bitirelim. Çünkü biz söz verdik, bu sözü yerine getireceğiz... İnşallah bir irade zaafına uğramadan, politik rekabete feda etmeden Türkiye’ye yaraşır bir vakar ve olgunlukla bu işi tamamlayacağız... Bugünkü ihtiyacımıza ister yeni bir ‘kontrat’ diyelim, ister yeni bir ‘mukavele’ diyelim, ister adına ‘yeni bir toplumsal sözleşme’ diyelim, demokrasimizi geliştiren, özgürlük alanlarını genişleten yeni bir anayasa şart olduğunda herkes hemfikirdir. Biz, ‘kontrat’ gibi, ‘mukavele’ gibi, ‘sözleşme’ gibi kavramların hepsinin sınırlayıcı ve yetersiz olduklarını düşünüyoruz. Zira, millet eliyle yapılacak olan bu anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarına kendi ülkelerinde ‘ev sahibi’ olduklarını hissettiren, vatandaşlık aidiyetlerini perçinleyen bir anayasa olacaktır. Bu anayasa, ‘kiracı’ ile ‘ev sahibi’ arasında bir ‘mukavele’ değil, istisnasız her vatandaşımızın hukukunu güvenceye alan bir ‘toplumsal mutabakat metni’ olmalıdır” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, “Toplum adına kararları önceden veren, özgürlük alanlarını tâ baştan sınırlayan, belirlenmiş sabitelerle toplumu şekillendirmeyi hedefleyen bir anayasa değil, evrensel değerlerle tezat teşkil etmeyen ve milletimizin rızasına uygun bir anayasaya ihtiyacımız var... Devleti millete ait kılan ve vatandaşlık aidiyetini perçinleyen bir anayasaya ihtiyacımız var, işte bunu gerçekleştirmemiz lazım... Türkiye uzun senelerini yanlış zihniyetler elinde içine kapanarak, kafasını kuma gömerek zayi etti. Dünyanın öncü devletleri, lider ülkeleri arasında olması gereken bu ülke, bu kifayetsiz zihniyetler, önünü görmekten aciz o çapsız siyasetler elinde kör kuruşa muhtaç hale getirilmiştir... Türkiye yeni dünyanın kutup yıldızı olmak için sabırsızlanıyor” dedi.

TERÖRLE MÜCADELEDE YENİ DÖNEM

Konuşmasında terör örgütüne ve yandaşlarına da seslenen Erdoğan, “Terörle mücadelede yeni bir dönem başlamıştır. Süreci yeni baştan ele aldık ve yeni açılımlar, ilave tedbirler geliştirdik. Şartlar neyi gerektiriyorsa o yapılıyor, eksik bir şey varsa tamamlanıyor, bundan kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın... Türkiye’nin ayağına zincir olmak isteyen, genç, kadın, çocuk, hamile, işçi, köylü demeden ocaklar söndüren caniler, sonunda mutlaka ama mutlaka kaybedecekler. Demokrasinin yollarına mayın döşeyenlerin kandan beslenmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

GURURLU VE İLKELİ BİR DIŞ POLİTİKA
Konuşmasında uluslararası politikaları ve ekonomiyi de değerlendiren Erdoğan, şunları söyledi; “Biz asla bir kahramanlık peşinde değiliz. Hiçbir gizli gündemin takipçisi de değiliz. Zira biz aklımız kadar gönlümüzle, hesabımız kadar hayallerimizle hareket eden bir kadroyuz... Havaalanına inen Türk uçaklarını görünce ‘Türkler geldi kurtulacağız’ diye haykıran Somalili kardeşlerimizin dualarına nail olmaktan daha anlamlı bir siyaset kabul edilebilir mi... Üzerine fosfor bombaları atılan, açık hava hapishanesi koşullarına mahkûm edilen Gazzeli kardeşlerimizin feryadına cevap vermekten, uluslararası sularda korsanca bir saldırıyla şehid edilen vatandaşlarımızın hukukunu aramaktan daha ilkeli bir dış politika olabilir mi... Şimdi artık gündemi belirlenen bir Türkiye yok, gündem belirleyen bir Türkiye var.

"EKONOMİ YERE SAĞLAM BASIYOR“
Dünya ekonomisinde kırılganlıklar ve belirsizlik ortamı en azından bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Bu olumsuzlukların, küresel sisteme entegre olmuş ülkemiz piyasalarına kısa vadeli yansımalarının olması doğaldır, olabilir. Ama sakın bunlardan endişe etmeyin, biz güçlüyüz, çünkü yere sağlam basıyoruz... Ama televizyon ekranlarında da birilerinin böyle hayali atıp tutmalarına kulak asmayın, çünkü onların Türkiye’de ne olduğundan haberleri yok. Sadece onlar kitap kapaklarının arasında kalmış düşüncelerdir. Ülke dışında yaşananların orta ve uzun vadede Türkiye ekonomisine kalıcı, olumsuz bir etkisi olmayacaktır. Ekonomimiz sağlam temeller üzerindedir... Biz sadece küresel ekonomik krizin etkilerini bertaraf etmiyor, aynı zamanda yakaladığımız her büyük hedefin yerine daha büyüğünü koymayı da başarıyoruz... Ülke olarak en olumsuz şartlarda bile büyümeye, gelişmeye, ilerlemeye devam ediyoruz. Ekonomimizi birçok ülke için gıpta edilir hale getiren asli faktör budur.”

“ÖTV ZAMMI CARİ AÇIĞA YÖNELİK”
ÖTV zammına ilişkin yapılan yorumlara sert çıkan Erdoğan, şunları dedi: “Bazı ürünlere zam yaptık. Hemen başladılar milletvekilleri kendi maaşına baksın. Biz 9 yılda milletvekillerine zam yaptık mı? En düşük memur ne alıyorsa ona bağlı. Her vekilin altında araba, benzinlerini veriyor diyorlar, televizyonda dinledim. Bu terbiyesizliktir. Biz iktidara gelince milletvekillerinin lojmanlarını sattık. Benim vekillerimin çoğu kirada oturuyor. Anadolu milletvekilleri bütün misafirleri ağırlamak durumunda. Yapmazsa hemen o gazeteci gibi bak milletvekili oldu bizi ağırlamadı dedi. Kardeşim sigara içmezsin olur biter, ne olacak? Alkolü biraz daha az tüketirsin olur biter? Porsche kullanacağına gel Fiat kullan, Volkswagen kullan. Bunları kullan, biraz daha düşür harcamayı. Eğer biz burada işe dikkat etmezsek hani Rahmetli Özal’ın ‘kemer sıkma’ dediği olay, işi sıkı tutmazsak biz de Yunanistan’ın durumuna mı düşelim. Biz eşeği sağlam kazığa bağlayacağız kardeşim. Ondan sonra da Allah’a emanet. Çünkü biz, ayağa kalkan bir ülkeyiz şu anda... Bizim cari açığa karşı da tedbirlerimizi oluşturmamız gerekiyor ve bu tedbirleri de bir taraftan milletimizle beraber alacağız. Biz birilerinin kapısında gidip de kuyruğa giremeyiz... Ben milletime şunu söylüyorum; biz sizi enflasyona ezdirmeyeceğiz. Bu yapılan zamlar, asla enflasyon üzerinde değildir, yine enflasyonun altındadır ve sizi asla enflasyona ezdiren zamlar değildir.”

Güney Kıbrıs bizim için ‘yok’ hükmünde AB’ye de seslenen Erdoğan, “Bizim arzumuz 2012 yılının ikinci yarısında Birleşik Kıbrıs Devleti’nin, AB Dönem Başkanlığını üstlenmesidir. Aksi takdirde tek taraflı olarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin üstleneceği bir Dönem Başkanlığı’nda bizim için yok hükmünde olan bir sözde ülkeyle aynı masaya oturmayız, oturmayacağız. O altı ay içerisinde AB, karşısında Türkiye’yi bulamayacaktır, çünkü muhatabımız olmayan bir Güney Kıbrıs vardır, bunu kabul etmeleri gerekir, bunu kendilerine hep söyledik, yine söylüyoruz. Tutulmayan sözlerin, atılmayan adımların, cevabı verilemeyen soruların bedelini artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ödemeyeceğini herkesin bilmesi ve bu düşünceyle hareket etmesi gerekir” dedi.
tek taraflı hak iddia edenler misliyle karşılık görür

Erdoğan, “KKTC adına Güney Kıbrıs’ın herhangi bir tasarrufta bulunma yetkisi, hakkı yoktur. Bölünmüş bir ada hakkında, Kuzey hakkında herhangi bir yetkiye sahip değildir, kendileri çalarlar, kendileri oynarlar. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne adaylık sürecindeki mevcut engellerin aşılmasının bedeli, hiçbir şekilde Kıbrıs Türkleri’nin yalnız bırakılması olamaz. Hiç kimse Ada’nın ortak malı ve ortak zenginlikleri üzerinde tek taraflı hak iddia edemez. Hak iddia eden ve hatta bu doğrultuda tek taraflı çabalara girişen olursa da Türkiye’den bunun karşılığını misliyle görür... 2011 AB İlerleme Raporu’nda bir kez daha gördük. ‘Ne yapayım da Türkiye’ye çamur sıçratalım’ dert bu... Brezilya’nın, Bolivya’nın AB ile ne alakası var, sen gel buralara Schengen Vizesi ver, Türkiye’ye vermekten kaçın. Bunlar kendilerine göre orta sahada top çevirmeye çalışıyorlar” dedi.

YENİ AKİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.