Bakanlardan AB'ye eleştiriler
Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Avrupa'nın şu anda çok ciddi bir akıl tutulması içinde olduğunu savunarak, "Bizim hevesimizi kırmaya, bize havlu attırmaya çalışıyorlarmış. Çok açık net söyleyeceğim; it ürür, kervan yürür. Türkiye çıktığı yolda kendi kararlığıyla yürüyecek" dedi.
"Mersin İlinin AB'ye Uyumu İçin Bilgi Altyapısının Oluşturulması Projesi, AB-Türkiye" konulu konferans, Akdeniz İhracatçı Birlikleri'nde yapıldı. Toplantıya AB Bakanı Egemen Bağış ile Mersin'de programları devam eden Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker katıldı. Her üç bakanın da Türkiye'nin AB sürecinde önüne getirilen engelleri eleştirdiği toplantıda kürsüye ilk çıkan AB Bakanı Egemen Bağış oldu. 'İllerimiz AB'ye Hazırlanıyor' programı kapsamında yapılan
bilgi projesinin çok başarılı olduğunu belirten Bağış, bu çerçevede açtıkları yarışmaya katılan 79 projeden 25'inin kabul edildiğini, bunlardan birinin de Mersin Valiliği'nin sunduğu proje olduğunu bildirdi. Mersin Limanı'ndan kalkan gemilerin dünyaya Türk bayrağı ile birlikte Türkiye'nin mesajını da iletmeye başladığını ifade eden Bağış, "Bugün bizim dış ticaretimizdeki yoğunluk, ihracatımızdaki artış, Türkiye'nin hem doğusundaki hem batısındaki ülkelere ilham kaynağı oluşu, Mersin'e de çok farklı bir
özellik kazandırıyor. Mersin'i AB sürecinde daha aktif görmek istiyoruz" dedi.
"AVRUPA ÇOK CİDDİ BİR AKIL TUTULMASI İÇİNDE"
AB'nin Türkiye için bir medeniyet projesi olduğunun altını çizen Bağış, 1959'da başlayan süreçte gelmiş geçmiş tüm iktidarların çaba sarf ettiği 45 yıllık bekleme sürecine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 17 Aralık Brüksel Zirvesi'nde masaya yumruğunu vurup müzakere tarihi alarak son verdiğini vurguladı. AB ülkelerinin Türkiye'ye yaklaşımını eleştiren Bağış, "Bugün Türkiye, 33 faslın 13'ünü açmış bulunmakta ama geriye kalan 20 faslın 17'si üzerine siyasi engeller koyan Avrupa'nın şu anda ciddi bir akıl
tutulması içinde olduğunu görüyoruz. Bugün Türkiye AB üyesi birçok ülkeden çok daha umutlu bir ülke. Bugün Türkiye'de kişi başına düşen milli gelir, AB üyesi 8 ülkeden daha yüksek. Türkiye'nin ekonomik büyümesi, 2010'da yüzde 8,9'la Avrupa ortalamasını 6'ya katladı. Bu yılın ilk yarısında yüzde 10,2 ile Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu. Bunun arkasında ülkemize gelen küresel sermayenin çok büyük payı var. Ülkemizdeki yatırımının yüzde 85'inin Avrupa'dan geldiğini görüyoruz. Bu yılın ilk 6 ayında
gelen yatırımın yüzde 92'si AB'den" diye konuştu.
"Türkiye'nin coğrafi konumunda Türkiye'nin potansiyelinde kaç ülke var? Avrupalı yatırımcı Suriye'ye mi, İran'a mı, Irak'a mı, Rusya'ya mı gitsin" diye soran Bağış, hukukun üstünlüğünün, demokrasinin, şeffaflığın olduğu Türkiye'ye geleceğini kaydetti. Bugün Mısır'da, Tunus'ta, Libya'da insanların kendi hayatlarını riske atarak imrendikleri Türkiye'nin geldiği noktada AB reformlarının çok büyük payı olduğunu vurgulayan Bağış, şöyle devam etti:
"AB sürecinde Türkiye yasaklarından kurtuldu. 10 yıl öncesine kadar insanların etnik kökenini dile getirmeye korktuğu, inançlarını dile getirmeye korktuğu bir ülkeydik. Ama bugün Türkiye çok farklı bir boyutta. Eğer 30'lardan bu yana ilk kez bir başbakan çıkıp Dersim olayı üzerine hem hepimize bir ders verip hem de devlet adına özür dileyebiliyorsa, bu özgüvenin arkasında AB reformlarının çok büyük etkisi vardır. 88 yıl aradan sonra bu ülkenin Ortodoks vatandaşları Sümela'da ayin yapabiliyorsa, 112 yıl
sonra Ermeni vatandaşları Akdamar'da ayin gerçekleştirebiliyorsa, devletin televizyonu 24 saat Kürtçe yayın yapabiliyorsa demek ki Türkiye'de çok ciddi bir zihinsel değişim gerçekleşiyor. Bu yüzden AB süreci çok önemli. Bu yüzden AB süreci Atatürk'ün hedef gösterdiği çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma yürüyüşümüzde en önemli platformumuz. O standartları yakalamak, vatandaşımızın teneffüs ettiği havanın oksijen oranını yükseltmek, yediğimiz yiyeceğin, içeceğin hijyen standartlarını yükseltmek
çocuklarımıza borcumuzdur."
Geçen yıl Bakan Eker'in hummalı bir başarıya imza attığına işaret eden Bağış, 'yapılamaz' denileni yaparak, ülkenin AB ile 'Gıda Güvenliği Faslı'nı açtığını ve Türk ürünlerinin artık Avrupa'ya daha rahat gidebilmeye başladığını anlattı. AB sürecinin çok teknik boyutu olduğuna dikkat çeken Bağış, bunların Türk insanının daha sağlıklı beslenmesini, sağlıklı yaşamasını, uzun ömürlü olmasını sağlayan gelişmeler olduğunu dile getirdi. Bu süreçte anayasa değişikliklerine de değinen Bağış, "AB süreci,
demokrasimizin standartlarından anayasamızın bize yakışır hale gelmesine kadar her şeyi etkiliyor. İnşallah bu süreçte Türkiye'ye yakışır bir anayasayı da hep birlikte hazırlayacağız. 12 Haziran'da kullanılan oyun yüzde 95'inin temsil edildiği bir Meclis tablosu oluştu ve Cumhuriyet tarihinde ilk kez tüm partilerin eşit temsilciyle yer buldukları bir Uzlaşma Komisyonu kuruldu. Ümit ederiz ki, muhalefet partileri de gerekli desteği verirler ve Türkiye'yi artık askeri anayasalarla yönetilen bir ülke ayıbından
kurtarırlar" ifadelerini kullandı.
AB'YE SERT ELEŞTİRİ
Bu süreçte Türkiye'nin önüne engeller çıkaran bazı ülkelerin liderlerini sert sözlerle eleştiren Egemen Bağış, şunları söyledi:
"Bu süreçte falan ülkede falan lider, falan yerdeki falan muhalefet Türkiye'nin AB üyeliği ile ilgili bir takım yorumlar yapıyormuş, bizim hevesimizi kırmaya çalışıyormuş, bize havlu attırmaya çalışıyormuş. Çok açık net söyleyeceğim; 'it ürür hin çok büyük payı var.kervan yürür'. Türkiye çıktığı yolda demokratikleşmede, şeffaflaşmada, zenginleşmede, saygınlaşmada kendi kararlığıyla yürüyecek. Fasıl açmışlar açmamışlar buralara takılmıyoruz, biz Türkiye'nin standartlarını yükseltmeye bakıyoruz. Onlar
istediği kadar müzakere sürecimizi tıkanmaya çalışsınlar reform sürecimizi sadece kamçılıyorlar. Her geçen gün Türkiye daha kararlılıkla bu süreçte ilerliyor. Çünkü bizim için önemli olan milletimizin yaşam standardını yükseltmek. Bu ülkenin bütün vatandaşlarının huzur içerisinde çocuklarını geleceğe yetiştirebilmelerini sağlamak. AB sürecinde bizim önümüze kapatmaya çalıştıkları kapıları biz aralarız."
"GIDA GÜVENLİĞİ FASLINI AÇTIK"
AB Bakanı Bağış'ın ardından konuşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, AB sürecinde amaçlarının vatandaşın gündelik yaşam kalitesinin artırılması olduğunu vurguladı. AB'nin evrensel değerlerini benimsediklerini ve yansıtmaya çalıştıklarını anlatan Eker, bazı kesimlerin bu süreçte bir takım isteksizlikler gösterdiğini kaydederek, "Ama bu bizi engellemez. Bizim için gıda güvenliği ve hijyen konusu önemli. Bu gelişmeyi sağladık. Gıda güveliği faslını biz açtık. 13 Aralık'ta çıkardığımız
5996 sayılı kanun çerçevesinde yaklaşık 44 tane yönetmelik tamamlanmış olacak. Bu aslında AB'nin gıda güvenliği ve hijyenle ilgili sahip olduğu tüm düzenlemelerin Türkiye'de de artık uygulanacağı anlamı taşır. Gıda güvenliği ile ilgili en önemli kısmı ticarettir. AB'nin sınırları, gıda güvenliği faslının açılmasıyla birlikte Bulgaristan ve Yunanistan ile bitmiyor. Sınır Türkiye'nin doğusuna, Gürcistan, Ermenistan, Nahçivan, Irak ve Suriye'ye taşınmış oldu. Bu nedenle biz burada esasen bu güvenliği ne kadar
iyi sağlarsak, hem vatandaşlarımızın yaşam kalitesinin artırılması yönünde hem de düzenlemeler ve gıda ticareti yönünde hayata geçerse, o anlamda AB'ye katkı sağlamış oluruz" dedi.
AB ile katılım öncesi mali yardım programı kapsamında 20 ilde ajans kurdukları bilgisini veren Eker, ikinci aşamada 20 il daha ekleneceğini ve bu illerden birinin de Mersin olacağını müjdeledi. Önümüzdeki haftalarda Mersin'de de bir Kırsal Kalkınma Destekleme Kurulu oluşturulacağını kaydeden Eker, buralardaki kırsal kalkınma faaliyetlerine hibe destekler sağlanacağını ifade etti.
AB'nin bazı ülkelerinin isteksiz davranmasının ardında Türkiye'nin tarım potansiyeli ve tarımda sağladığı gelişmeler olduğuna işaret eden Eker, şöyle konuştu:
"Türkiye 8 sene önce 24 milyon hektar alanda ziraat yapıyordu, 23 milyar dolar hasıla elde ediyordu ve dünyada 11. sıradaydı. Tarım ekonomisine sahipti. Bugün aynı alandan 62 milyar dolarlık hasıla elde ediyor ve dünya ülkeleri içindeki sıralaması 7'ye yükseldi. Geçtiğimiz 4 ülke ise Fransa, İspanya, İtalya ve Rusya Federasyonu. Türkiye son 8 yıl içinde tarım hasılası bakımından bu 4 ülkeyi geride bıraktı. 2008'den beri bu durumdayız. Bu acemi şansı değil, 'kuş taşa değmedi'. Belirli stratejilerle Türkiye
bu noktaya geldi ve hala büyüme kapasitemiz var."
ÇAĞLAYAN VİZE SORUNUNU ELEŞTİRDİ
Türkiye'nin AB flörtünün kendisi 2 yahin çok büyük payı var.şındayken başladığını kaydeden Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ise özellikle vize konusundaki sıkıntıları dile getirdi. Türkiye'nin birçok konuda AB'ye entegre olduğunu ve ekonomik olarak zaten bu işi başardığını ifade eden Çağlayan, "Türkiye Avrupa'dan çok daha önemli bir yapıya sahip olmuş durumda bugün. Bugün hasta adam diye anılan Türkiye son derece ekonomisi sağlıklı, siyasi istikrarı sağlıklı ama Avrupa'nın birçok ülkesinde bazı ülkeler komaya girmiş durumda, ekonomileri bozulmuş ve bir belirsizliğe gidiyor. Türkiye 2008 küresel krizin etkisini siyasi ve ekonomik istikrarıyla başarıyla atlatırken, Avrupa'nın en büyük ülkelerinden İtalya, İspanya, Portekiz, Yunanistan, İrlanda ve onların etkisiyle Fransa ve Almanya gibi ülkeler bile ciddi sıkıntılarla karşı karşıya. Biz o ülkelerin sıkıntıda olmasından kendi payına keyiflenecek ülke değiliz" diye konuştu.
Avrupa krizinin temelinde aslında lider krizi olduğunu savunan Çağlayan, "Avrupa, konularına sahip çıkıp çözüm getirecek lider bulmakta zorlanıyor. Avrupa ekonomik krizden öte lider krizi yaşıyor. Dünya ekonomisi küçüldü. Fransa ve Almanya'nın paçaları tutuştu çünkü Yunanistan'dan kendilerine ne fatura çıkacağının farkında değiller. Sadece Sarkozy farkında. Cambaza bak cambaza diyerek adam kendi ekonomisini yönetmeyi bırakmış hiç üzerine vazife olmayan bir konuda Ermeni meselesini gündeme getiriyor. Kendi halkına anlatabileceği bir şey yok çünkü. Çok ciddi sıkıntıdalar" ifadelerini kullandı.
"VİZELER TAMAMEN KALKMALI"
Bugün Türkiye'nin yabancı doğrudan yatırımlar açısından Avrupa'nın akciğerleri, temiz hava sahası olduğunu söyleyen Çağlayan Türkiye'siz bir AB'nin, AB için kayıp olacağının altını çizdi. AB'ye üyeliğin Türkiye'nin hakkı olduğuna vurgu yapan Çağlayan, ucu açık, kapalı, yarı açık gibi ifadelerin ikiyüzlü, samimi olmayan davranışlar olduğunu belirtti. AB ülkelerine vize konusunda yüklenen Çağlayan, "AB bugün tüm iş adamlarımıza vize işkencesi uyguluyor. İşadamın malı serbest dolaşırken, fuara gidip fuara adam gönderemiyor. İnsan hakları ihlali işleniyor. Vize almak için anasından doğduğu günden o güne kadar hayat hikayesini istiyor. Kimin ne hakkı var? Başarılı işadamlarına vizeyi koyuyor. Vizeyi kolaylaştıracağız diyorlar, hadi oradan, kolaylaştırma kaldır vizeyi. Brezilya dahil birçok ülkeye AB üyesi olmasa da serbest dolaşım veriyorsun, benim malıma kota koyuyorsun, vize istiyorsun. Türkiye'ye karşı her türlü engellemeyi yapıyorlar. Tüm bu zorluklara rağmen asla bu işten yılmak yok, bu işten geri dönüş yok, o zaman haklılığımızı kaybederiz. Taş basıyoruz yüreğimize. Benim tüm derdim vizenin kaldırılması. Avrupalı Hans benim memleketime nasıl geliyorsa, benim Ahmet'im, Mehmet'im de aynı şekilde gitsin" dedi.
Çağlayan, eğer ikna edebilirlerse Türkiye'ye Schengen vizesi verilmesi için belli illerin merkez seçileceğini de kaydederek, bu illerden birinin de Mersin olması için uğraşacaklarını ve Mersin'i Akdeniz'in merkezi yapacaklarını sözlerine ekledi.
Konuşmaların ardından, Bakanlar Bağış, Çağlayan ve Eker, TÜMSİAD-KOSGEB Sertifika Dağıtım Töreni kapsamında 32 kişiye sertifikalarını verdi.
İHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.