Fanilacı Baykal
CHP’yi; etrafına aldığı, milletvekili ve yönetici atadığı bir avuç partili ile yöneten, buna karşılık onlardan kayıtsız şartsız emirlerine uymalarını bekleyen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, siyasî mazisinde bugün çevresini dolduranlara örnek olacak biçimde “tabi oluşun” en uç örneklerini sergilemişti.
GENEL DEĞİL “ÖZEL SEKRETER”
Uzun yıllar CHP muhabirliği yapan Ahmet Kahraman’ın Hayaletler Prensi isimli ve Deniz Baykal tarafından tekzip edilemeyen kitabında, onun 1990 yılında SHP Genel Sekreteri olduktan sonra Genel Başkan Erdal İnönü’nün gözüne girebilmek için sergilediği atraksiyonlar ayrıntılarıyla anlatılıyor:
“İnönü konuştuğunda, el bağlayıp, ‘Baş üstüne, emredersiniz Sayın Genel Başkanım’ diyordu. Yüzünde bağlılık gülücükleri eksilmiyordu. Dahası genel başkanın yanında ‘yaver’ rolü oynuyordu. Gezilerde partinin genel sekreteri gibi değil de özel sekreteriymiş gibi davranıyordu. Bazen de koruması gibiydi, kalabalıkta ona yol açıyor, toplantıların tüm ayrıntılarıyla ilgileniyordu. Bu bir; yaverlik, sekreterlik, zaptiyelik ve dekoratiflik göreviydi.
ÇOK TERLEDİNİZ SAYIN İNÖNÜ ÇAMAŞIR DEĞİŞSENİZ
Yeyip içmesinden tutun da, sağlığına kadar her şeyiyle candan ilgileniyordu. Genel başkan kürsüye çıkıp konuştuktan sonra, bir koşu yanına gidiyor ve ona duyduğu sıcak ilgiyi hemen önüne döküveriyordu: ‘Sayın genel başkanım, tersliniz. Çamaşır değiştirmezseniz hastalanırsınız.’ İnönü’nün eşinin sağlık sorunlarıyla bile ilgileniyordu. Birlikte yemeğe gidiyor, İnönü’nün başarıları için kadeh kaldırıp, candan gülümsüyordu: ‘Sayın genel başkanım, yakında gerçekleşecek Başbakanlığınıza kadeh kaldırıyorum’ diyordu.
GENEL BAŞKAN SÜSÜ
Genel Sekreter olarak partinin işleri ile ilgilenmek yerine genel başkanın peşindeydi sürekli. Sık sık basın toplantıları düzenleyen İnönü’nün yanında sürekli o vardı. Daha genel başkan gelmeden o, İnönü’nün oturacağı yere bir sandalye koyup oturuyor, bekliyordu. Partililer ona ‘genel başkan süsü, aksesuarı’ diyorlardı. Çekim başlayınca da, en sevimli halini takınıp, ‘klark’ını çekmek için çırpınıyordu.”
(Murat Unay – habervaktim.com)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.