'Yalancı çoban'dan militanca sözler
Son günlerin gafları ve skandallarıyla ünlü isimlerinin başında gelen CHP lideri Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında dinleme yalanı ile ilgili resmi belgeleri hiçe sayarak AK Parti hükümetine yönelik ağır ithamlarda bulundu. Türkiye'nin son dönemlerde yaşadığı en büyük skandallardan birini ortaya çıkaran Vakit gazetesine de yüklenen Baykal, Başbakan Erdoğan'a yönelik tehdit ifadeleri içeren bir konuşmaya da imza attı. Adeta yalan rüzgarı estiren Baykal'ın konuşmasından önemli ayrıntılar şöyle:
EKONOMİYE SARILDI
"Petrol arttıkça aldığı vergi mi artıyor? O vergiyi vatandaşla paylaşmayı düşünmüyor. Dünyada bu konuda büyük tartışmalar yaşanıyor. Dünyanın en pahalı petrolünü Türkiye’de biz kullanıyoruz. ABD’de petrol 1 dolar, bizde neredeyse 3 dolar. Biz üzerine vergi koyuyoruz, ÖTV koyuyoruz 22 Temmuzdan sonra da bunu arttırdılar. Zam yüzde 15 düzeyindedir. Türkiye popülizm ve zam kısır döngüsü içine girmiştir. Ekonominin şartları taşınamaz hale gelir zamları bindirirsin. Bir süre yine popülizm yaparsın ve sonra tekrar bindirirsin zammı. BOTAŞ gerçeğini yok sayarak doğalgaza yapılan zammı izah etmek mümkün değildir. Bunlar geldikten sonra doğalgaz alım düzenini değiştirdiler. Formülde değişiklik yaptılar. Daha yüksek fiyat ödemesi kaçınılmaz hale geldi. Biz bunu ciddi bir şekilde gündeme getirdik. Enerji Bakanlığı’nı mahkemeye verdik. Davası götürülüyor bunun. 2007 yılının Ekim ayında bir mavi hat soruşturması başlatılıyor bu kapsamda 26 kişi tutuklanıyor. Bunların arasında BOTAŞ’ın üst düzey yöneticileri de yer alıyor. Bu BOTAŞ’in iç yüzünü milletin iyi bilmesini istiyorum. Böyle bir kurumun zarar etmesi ve sonra da bunu gerekçe göstererek zam yapmasını kabul etmek mümkün değil. Bugünkü manzara budur. Trilyonluk, katrilyonluk alacaklar var. Bankalar da artık BOTAŞ’a borç vermemeye başladılar. Bu kötü yönetim sıkıntıyı daha da arttıracaktır. Sık sık zamlarla karşı karşıya kalacağız."
BABACAN'A SALDIRDI, MÜSLÜMANLARA BASKI YOK DEDİ
"Geçen haftanın üzerinde durmamız gereken konularının bir tanesi de Dışişleri Bakanı’nın Avrupa’da yaptığı bir açıklama. Diyor ki, Türkiye’de azınlıkların dini hak ve özgürlükleri baskı altındadır, Müslümanların da hak ve özgürlükleri baskı altındadır.” Bir dışişleri bakanı haksızlıklar karşısında ülkesinin hakkını savunması gerekirken böyle söylerse bu normal mi? Türkiye’nin nasıl gözden çıkarıldığı, bir kez daha böylece ortaya çıktı. bunu yapacağına Batı Trakya'daki Müslümanları sen de savun. Bu da yok. Onu bırakmış, Türkiye'deki Müslümanlara gelmiş sıra. Türkiye'deki azınlıklar gibi Müslümanlar da haksızlığa maruz kalmaktadır diyor. Bu bir tesadüfi değerlendirme değil. Bu sözler kapalı toplantılarda ifade ederlerdi, şimdi açıkça ifade ediliyor. Sadece söyleyen Dışişleri Bakanı değil. Başbakan da bu görüşe sahip çıkmıştır. Türkiye'de önemli bir çoğunluk Müslüman olarak özgürdür. İslamiyetin baskı altında olduğunu söylemek izin insaf ölçülerinin tümüyle ortadan kaldırmış olması lazım. 80 bin camide ibadetler özgürce yapılıyor. Dini bayramlar dayanışma içinde kutlanıyor. Nerde bir kısıtlama, nerde bir şikayet. Televizyonlar, radyolar, gazeteler ortada. Herkes inancını istediği gibi yaşıyor. En temiz, en medeni, en özgür İslamiyeti biz Türkiye'de yaşıyoruz. Müslüman ülkelerin temsilcileri bize böyle söylüyor. Bu ortadayken, Dışişleri Bakanı böyle söylüyor. Bu büyük bir haksızlıktır. Bunun altında bir şey var. 70 milyonun bir şikayeti olduğuna dair bir tespitimiz yok. Yıllardan beri böyle. Bunu söyleyenlerin kafasındaki İslamiyetle 70 milyonun yaşadığı İslamiyet arasında bir fark mı var. Sorun ordan mı kaynaklanıyor? Herkes Müslümanız diyor, herkes Allah'ına, Kitabına, Peygamberine saygı gösteriyor. İslamiyet'in baskı altında olduğunu söylemesi, kafalarında başka bir İslamiyet mi var. Galiba bunların yaşanmasını istedikleri İslamiyet arasında bir fark var. Sorun laiklikle ilgilidir. Şikayetçi oldukları her somut konuyu takip edin iş laiklik noktasına gelir dayanır. Sorun budur. Halbuki o laiklik Türkiye'nin güzelliği, İslamiyet'in güzelliği. O olmadığı zaman Türkiye ortadoğunun içinde bulunduğu duruma sürüklenir. İşin özü bunu söyleyenlerin son noktada laiklikle ilgili bir problemle karşı karşıya olduklarıdır. Neden bu tablo ile karşı karşıyayız?"
"Bu AKP'nin iç çekirdeğinin bir temel anlayışıdır. AKP bir süre önce ortalama insanın partisidir diyordu Başbakan. Ortalama Türkün partisi. Ortalama Türk vatandaşının İslamiyetin baskı altında olduğuna dair bir kanaati mi var. Kendi kafasındaki modeli dayatmaya çalışıyor. Laikliği benimsememiş birileri var ve o birileri de en tehlikeli yerlerde bulunuyorlar. Fransa kendi içinde tartışıyor, ama bizim kimse ağzını açmıyor."
TELEKULAK DEDİ VE YALAN RÜZGARI ESTİRDİ
"Telekulak konusuna geçeyim. Daha önceden başladı, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili ortaya koydu ama ortada kaldı. Genel Sekreterimizin Merkez valisi ile konuşması olaydan iki gün sonra iktidarın militan bir gazetesinin manşetinde kelime kelime yayınlandı. Bu olay kendi başına bir suç tablosudur. İki kişinin konuşması izin olmadan nasıl elde edilirse edilsin ciddi bir suçtur. Biz bunun üzerine hükümeti göreve çağırdık. Siz oraya bunu nasıl intikal ettirdiniz, ciddi değerlendirmeler yaptık. Daha önce Watergate'yi hatırlattık. Bunun üzenine ilgi çekici süreç yaşandı. Biz de gazetede aynı konuyu yargıya intikal ettirdik. Konu hukuki yönüyle ele alınsın. Bize şu ana kadar daha netleşmedi, hayır bir Meclis araştırması yapalım türünden bir çalışma. Biz bunu takip ediyoruz. Biz şöyle bir tablo ile karşı karşıyayız."
"SİYASETÇİ Mİ KOMPLO TEORİSYENİ Mİ?" DEDİRTEN SÖZLER
"Valiye randevu veriliyor. 10:03'te telefon aranıyor. Sonra 44 dakika o görüşme kayda alınıyor. Biz bunu kuşku ile karşılıyoruz. Bir defa telefonlar kapalı olsa dahi açıkmış gibi izlenebiliyor, dinlenebiliyor. Size gelen bir telefonla mesaj geliyor. Kapalı olsa dahi o cep telefonu bir mikrofon gibi o merkeze intikal ediyor. Bu çok net bir şekilde ortaya çıkıyor. Normal telefonda bile bazı kelimeler anlaşılmıyor. Bu militan gazetenin, Danıştay cinayetinde çok önemli rol olmış olan bu gazetenin CHP'yi ve Genel Sekreterini dinlemek için gayret sarfettiği bir günde telefon çalıyor, Genel Sekreter bu konularda çok dikkatli, ama ondan 44 dakikalık bir görüşmeyi yapıyor. Gazetecilere soruyorum, bir kez bile böyle bir fırsata kavuşmadınız mı? Böyle bir kısmet nasip olmadı mı? Bu tarhi şans ilk kez bu gazeteye nasip oldu. Çok ilgi çekici bir rastlantı. 10:00'da görüşme başlıyor, 10:03'te telefon çalıyor. Ve bu konuşma bir telefon yoluyla gerçekleşiyor. Dava süreci içinde bu teybe alınan konuşmanın teyidini mahkeme isteyecek. Bu teyp nerden alınmış nasıl alınmış, bunlar sorgulanacak. Bu konuda rastlantılar, garabet, izahı güç tablo haklı olarak toplumu huzursuz etmiştir. Bir defa telefon dinleme bakımından yeni bir düzenin gerçekleştirilmiş olduğu ilk kez ferkedildi. İlk kez dinleme konusunda yeni ve şaşırtıcı hukuk dışı olağanüstü kapsamlı bir düzenin olduğu ortaya çıktı."
SAV HARİÇ HERKESİ SUÇLADI
"Telekümünikasyon Kurumunun ve Teknik Birim Başkanlığına çok özel bir atama yapılmış ve 5 bin kişinin dinleme yaptığı ortaya çıkmıştır. Muazzam bir dinleme sistemini başbakanın kişisel kontrolüne tabi bir kişinin yönetiminde yapılmıştır. Bu gerçeklerden biri muazzam bir dinleme alt yapısının kurulduğu ve özel bir kadrolaşma gerçeğidir. Bir cemaat kadrolaşması. Emniyet Genel Müdürlüğü'nde kadrolaşmanın bir kuşatmanın yaşanmakta olduğunu herkes biliyor. Bunun buradan yoğunlaşmış olduğu ortaya çıkmıştır. İstihbarat Dairesinin Başında eski bir Trabzon Emniyet Müdürü vardır. Teknik birimin başkanlığında aynı cemaate mensup biri vardır. Bunu mahkeme kararından biliyoruz. İşte bunlar. İkisinin de bu şekilde bağlantısı var. İstihbarat Daire Başkanlığına gelen kişi Yargıtay onunla ilgili kararı onadıktan sonra gelmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü daha önce DGM'ye cemaat kadrolaşması ile ilgili bir rapor vermiştir. Basına bu bilgiler yansıyınca mahkemeye konu olmuştur. Yargı kararıyla da bu netleşmiştir. Yeni ve Başbakana bağlı bir sistem oturtacaksınız, etkili kadrolara cemaat sistemini oturtacaksınız, 70 milyonu dinleme kararı alacaksınız, telefon konuşmalarının, e-postalarının, SMS'lerinin, internette atılan her adımın kayda alındığı, kiminle ilgili olarak 70 milyonun herkesin bu bağlantılarının kayda alındığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesine verildiği bir düzeni tasavvur ediniz. Bu uzatıla uzatıla bugüne kadar gelmiş. Bu karar yürürlükte ve herkes izleniyor. İstihbarat elde ettiği bilgiyi bir dava dolayısıyla delil olarak kullanma ihtiyacı hissediyor ise izin istiyor, ihtiyacı yok ise, bu bilgi her türlü şantaja açık, özel bilgiler olarak birilerinin elinde duruyor. Nerede anayasanın özel yaşamın gizliliğini düzenleyen maddeleri? İlgi çekici bir olay. Bu noktaları aydınlığa çıkarmaya çalışanları kutluyorum. Daha sonra Jandarma da aynı yetkiyi istiyor. Mahkeme veriyor. Derhal devreye Adalet Bakanlığı giriyor. Böyle bir dinleme mümkün değildir diyor. İtiraz ediyor. Yetki Jandarmada olmasın diye Adalet Bakanlığı kıyameti kopartıyor ama Emniyette olmasına ses çıkarmıyor."
BAŞBAKAN'A HEM HAKARET HEM TEHDİT
"Böyle bütün ülkeyi hedef alan bir izleme imkanı olamaz, derhal ortadan kaldırılması lazım. Bu konuda biz CHP olarak bütün gücümüzle mücadele edeceğiz. Bunun değiştirilmesini sağlayacağız. Be yitki kime veriliyor, Başbakan'a, kiminle cemaat mensubuyla. Bunlara karşı hep birlikte mücadele edeceğiz. Bu durum Başbakan'ı rahatsız etti. Kim kaçıyor? Ben bugüne kadar hiç bir şeyden kaçmadım, ama sen mahkemeden kaçıyorsun, ben hiç saklanmadım sen dokunulmazlıkların arkasına saklanıyorsun, sen geçmişinden kaçıyorsun ben geçmişimle iftihar ediyorum. Bana Başbakan yalancı diyor, yani kendisine yalancı denildiği halde maühkemeye gidip mahkemede efev sana yalancı denilebilir kararı verilmiş bir tek başbakan var o da sensin. Böyle bir Başbakan'la karşı karşıyayız. Bu üslup bozukluğu Türkiye'ye yakışmıyor. İçindeki sıkıntıyı da boşaltması mümkün değildir. Başbakan da kendi hesabını vermek durumundadır. Kamuoyuna yansıyanların ötesinde bunların hesabının mutlaka sorulacağından hiç kuşku duymuyorum. Kendisine sorulacak hesaplara hazırlansın."
HABERVAKTİM HABER ALARMINI KURMAK İÇİN TIKLAYINIZ
(habervaktim.com)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.