''Davulun tokmağını Brüksel'e bırakmayız''
Bağış, Rize Üniversitesinde düzenlenen ''AB Uyum ve Danışma Toplantısı''nda yaptığı konuşmada, Rize Üniversitesi'nin, yeni adı ile Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'nin konuğu olmaktan onur duyduğunu belirtti.
Üniversite senatosunun aldığı kararla adını Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi vermesini anlamlı bulduğunu vurgulayan Bağış, ''Üniversitemize adını veren başbakanımızla dün 3-4 saat birlikte çalışma imkanım oldu. Memleketine gideceğimi duyunca çok duygulandı ve selamlarını gönderdi. Ben de selamını buradan iletiyorum'' dedi.
Türkiye'deki ekonomik gelişmelerle ilgili bilgi veren Bağış, şöyle konuştu:
''Dünyanın 26'ncı büyük ekonomisini, dünyanın 15'inci büyük ekonomisi haline getiren, 2023 yılında dünyanın en güçlü 10 ekonomisi arasına sokmayı hedefleyen çok fazla lider bulamazsınız. Her alanda muazzam bir gelişme yaşanıyor. Sorumluluğunu üstlendiğim AB süreci, bunun bir başka göstergesi. 1950'de ilk başvuru yapılıyor. 45 yıl boyunca bize müzakere tarihi vermemek için oyalayan bir Avrupa ile karşı karşıya kalıyoruz. Bunda bizim de hatalarımız oldu. Bu süreçte kimileri darbe yaptı, kimileri 'bu işin yolu Diyarbakır'dan geçer' deyip hedef saptırdı, kimileri başka şeyler söyledi. Hep ötelenmiş, ertelenmiş, ama kimse AB ile müzakerelere başlamak için bizim ne yapmamız lazım, hangi adımları atmamız lazım, buna kafa yormamış. 3 Kasım 2002'de iktidara gelen Başbakanın bana ilk verdiği görev, seçimden birkaç gün sonra Danimarka'nın Ankara Büyükelçiliği'ndeki akşam yemeği için hazırlık yapma talimatı olmuştu. Başbakanın orada yaptığı konuşma, o günden bugüne yapılanların bir deklarasyonudur. 45 yıllık bekleme, o inançla giden Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın masaya yumruğunu vurmasıyla son buldu ve müzakerelere başlama kararı alındı.''
Türkiye'nin kat ettiği mesafenin bölgede ilham kaynağı olabildiğini ifade eden Bağış, ''Bugün Mısır, Tunus, Libya'ya giderek orada kardeşlerimiz ile Cuma namazı eda edecek birçok Müslüman lider var. Aynı ülkelere gidip demokrasi ve laikliğin erdemlerinden bahsedecek çok batılı lider de vardır. Ama hem onu, hem onu yapacak çok fazla lider yok. Sayın Başbakanımızın Libya'ya, Mısır'a, Tunus'a gidip oradaki kardeşlerimizle ibadet ettikten sonra onlara verdiği mesaj, Türkiye'nin doğunun en batılı, batının da en doğulu ülkesi olduğunun açık bir göstergesidir'' diye konuştu.
-''Avrupa ile ilişkimiz bir kazan kazan ilişkisidir''-
Bağış, Fransa'daki bir takım dar vizyonlu siyasi çevrelerin seçim kampanyası çerçevesinde gündeme getirmeye çalıştığı sözde soykırım tasarıları veya tarihi gerçekleri tartışmayı yasaklamaya kalkma çabalarını komik bulduğunu vurgulayarak, şöyle dedi:
''Bunu 'fafatura' kelebeklerine benzetiyorum. Bunlar seçim zamanlarda ortaya çıkar. Ama iki ülke arasında ciddi işbirliği vardır. Bu yüzden ilişkilerin boyutunu daha pragmatik, rakamlar boyutuyla değerlendirdiğimizde, Fransız iş dünyasının da buna karşı çıkacağına biliyorum.
Bizim Avrupa ile ilişkimiz bir kazan kazan ilişkisidir. Bir ilişkinin sağlıklı olabilmesi için iki tarafın da bu işten çıkarının olması gerekir. Uluslararası ilişkilerde duygusallığa yer yoktur. Ulusal çıkarlar gözetilir. Biz eşitler müzakeresini götürüyoruz. Biz kapısında yalvardığımız bir kuruma üye olmaya çalışmıyoruz. Türkiye, AB ile eşitler müzakeresi yürütüyor.
Hiç unutamadığım bir anımı paylaşmak istiyorum. Romanya'ya yaklaşık 1,5 yıl önce yaptığım bir resmi ziyarette, Romanya o dönem ağır ekonomik dönemden geçiyor. Dönemin başbakanına, 'Üzülmeyin, biz daha ağır dönemlerden geçtik ama kısa sürede bugünlere geldik, siz de atlatırsınız' dedim. Morali biraz yerine geldi. Bana bir tavsiyede bulunmak istediğini söyledi. Bana 'Bu Avrupalıların her dediğini yapmayın. Bizim başımıza ne geldi ise müzakere sürecinde her şeye evet dememizden geldi. Müzakereyi 4 yılda bitirdik ama şimdi faturasını ödüyoruz' dedi. Ben de 'Biz diklenmeden dik durma siyasetini yürütüyoruz' dedim. Biz Türkiye'nin AB müzakere sürecinde işi açılan fasıl sayısına endeksleyip, boynumuzdaki davulun tokmağını Brüksel'e bırakacak değiliz. Bizim için önemli olan milletin refahını artırmak.
Bir başka beğendiğim slogan, farklıyız ama beraberiz. Biz bunu ülkemizde de yaşadık. Yıllardır bu ülkede Türkü, Kürdü, Çerkezi, kadını, erkeği, Alevisi, Sünnisi, işvereni, işçisi ile birlikte yaşadık. Birbirimizi değiştirmedik, değiştiremeyiz de. Ben çok uğraştım bir çok Galatasaraylı'yı, Beşiktaşlı'yı Fenerbahçeli yapmaya, beceremedim. Onlar da benimle uğraştılar, onlar da beceremediler. Ne zaman ki birbirimizi olduğu gibi kabul ettiğimizde farklı bir noktaya varabiliyoruz. Türkiye bunu başarırken aslında Avrupa ile ilişkilerimizde de bunu söylüyoruz. Biz buyuz. Biz sizin değerlerinize saygı duyuyoruz. Ama bizim değerlerimize saygı duymayana da münasip cevabı veririz. Ondan da kimsenin şüphesi olmasın.''
Bakan Bağış, Başbakan Erdoğan ile Rize'ye gelmeden önce sohbet ederken Ege Üniversitesi'nde tatsız bir olay yaşadığını, şimdi de Rize Üniversitesi'ni ziyarete gideceğimi söyleyince, Başbakanımız kendisine, ''Bizim uşaklar yumurta atmaz, çay ikram ederler, sen merak etme'' şeklinde cevap verdiğini söyledi.
-Rize Belediye Başkan Bakırcı, Sarkozy'e Anzer balı ve Rize çayı gönderdi-
Daha sonra Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı, Bakan Bağış'a Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'e gönderilmek üzere Anzer Balı ve Rize çayı vererek, ''Sayın Sarkozy bu ürünlerden anlamadığı ve bilmediği için bulamaz. Yanlış bir şey verirler. Biz de AB Bakanımız ile kendisine organik Anzer balı ve organik çay gönderiyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde bulamaz'' diye konuştu.
Bunun üzerine Bağış da ''Ben de Fransa'nın Türkiye Büyükelçiliği aracılığı ile göndermek üzere, belediye başkanı ve Rize halkının Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'e zor günlerinde yardımcı olacağını düşünerek gönderdikleri çayı ve Anzer balını büyük bir memnuniyetle alıyorum. Mutlaka orijinal Anzer balı ve çayının yararı olacaktır'' şeklinde konuştu.
AA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.