Hoca’nın canını çok sıktım

Hoca’nın canını çok sıktım
Hoca’nın ve davasının karşı karşıya kaldığı haksızlıkları vekendilerine kurulan tuzakları önceden sezerek Erbakan’a haber verdiğini anlatanKamalak, “Tehlikeleri ve riskleri hep ben dillendirdiğim için Hocamız belki deen

 

- Sayın Kamalak, isterseniz ilk olarak merhum Erbakan Hoca’yla tanıştığınız günlere gidelim...

- 1969’da ben İmam Hatip Okulu’nda öğrenciydim. Muhterem Hocamız, Kahramanmaraş’ı ziyaret etmişti. Kendisini karşılayan gençler arasındaydım. O günden sonra sürekli olarak takip ettik, istifade etmeye çalıştık kendisinden...

ONUNLA BERABER OLMANIN FIRSATLARINI KOVALADIK

Hoca, 1974’te Başbakan Yardımcılığı görevini üstlendiği zaman Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenciydim. Zaman zaman hocamızı ziyaret ederdik. Asistan olarak Erzurum Üniversitesi’ne geçtiğimde de basından kendisini sürekli olarak takip ediyordum ama bir yandan da kendisiyle beraber olmanın fırsatlarını kovalıyorduk. Ana hatlarıyla anlatacak olursak 1995’te Sivas’ta Cumhuriyet Üniversitesi’nde kurucu dekan olarak görev yapıyordum. Teşkilatlardaki arkadaşlardan seçimlerde milletvekili adayı olmam yönünde talep gelmişti. Ama ben düşünmüyordum tabii... Kamu çalışanlarının istifa etmesi gereken gün öğlen sonrası saatlerinde Temel Karamollaoğlu Bey arayıp, “Hocamız’ın selamı var. İstifa etmeni istiyor” dedi. Talimat Hocamız’dan gelince mecburen istifa ettim. Faks yoluyla istifamı rektörlüğe bildirdim. Akademisyenlik maaşımdan başka da bir gelir kaynağım yoktu. Talimat Hocamız’dan gelince siyasete girmiş olduk.

NEFSİME PAY AYIRMAK İSTEMEM

- Merhum Hoca bir televizyon programında sizi anlatıyor... “Mesela bir Kamalak’ımız var” diyor... Kendinizi Hoca’dan dinleyince nasıl hissettiniz?

Hocamızın televizyon ekranlarında bizi övdüğünü izleyince “Allah utandırmasın” diye dua ettim. Bu övgülerden nefsimize pay ayırmamaya gayret ettik. Çünkü biliyoruz ki, gurur insanı felakete sürükler. Sorumluluğumun daha bir arttığını düşündüm.

- Milli Görüş partilerini kurulduğu ilk günlerden beri mahkemeler önünde en çok savunan kişilerden biri siz oldunuz. Hoca’nın size yaklaşımı nasıl oldu?

Hoca ile 15-16 yıl omuz omuza, diz dize, gönül gönüle beraber çalıştık. Bu süre içerisinde Hocamızı hiç yanılttığımızı hatırlamıyorum. Bunu beraber çalıştığımız arkadaşlar da iyi bilirler. Yeri geldi, en can sıkıcı mevzuları bile hocamızla paylaşma geyretinde bulundum. Kur’an-ı Kerim’de “Biz seni bir korkutucu olarak gönderdik” buyuruluyor.

Tabii buradaki korkutmak ‘uyarıcılık’ manasındadır. Tehlikeyi haber verme şeklinde, riskleri belirtme anlamındadır. Bütün bunları dikkate alacak olursak Hocamız için belki de en can sıkıcı olan sözleri ben söylemişimdir. Mesela Kayıp Trilyon davasında da böyle oldu.

- Neler söylediniz Kayıp Trilyon davası için Hoca’ya?

“Hocam, size tuzak kuruluyor” dedim. “Sizi mahkûm edecekler, aman Hocam, iyi yöndeki yorumlara aldanmayalım” şeklindeki sözlerle tehlikeyi haber vermeye çalıştım. Hocamız da haklı olarak zaman zaman bu sözlerimden dolayı üzülüyordu. “Ya hu Kamalak, hangi belgede imzam var, nasıl mahkûm edecekler ki?” diyordu. Ben de “Hocam sizin hiçbir belgede imzanızın bulunması gerekmez. Sizin suç işlemeniz de gerekmez. Onlar için sizin dünyaya gelmiş olmanız bile suçtur. Bu adamlar sizi mahkûm etmek istiyor” diyordum. Ben o dönem milletvekili olduğum için duruşmalara giremiyordum tabii ama dosyayı ve davayı yakından takip ediyordum. Dosyanın gidişatı, Hoca’ya bir tuzak kurulduğu kanaatini uyandırıyordu bende... Hoca, suç işlediğine zerre kadar inanmadığı için mahkemelerden de beraat kararı çıkacağını düşünüyordu. Ama ben endişelerimi mümkün olduğunca belli etmeye çalışıyordum. Sonuçta aleyhte rapor geldi, aleyhte karar çıktı. Yazık ki, benim dediklerim doğru çıkmıştı.

- Peki, mahkûmiyet kararı çıkınca ne dedi Hoca?

- Dedi ki; “Hayatımızın en büyük yanılgısına düşürüldük. İçimizde sadece Mustafa Bey bizi uyardı. Ama tabii nefis hoşa gideni duymak istiyor...”

- Hoca’nın vefatının ardından partinin başına sizin geçmeniz yönünde bir vasiyeti var mıydı?

- Numan Bey döneminde yaşananlar malum. Olay mahkemeye intikal etmişti. Parti, çağrı heyetine devredilmişti. 3 kişilik bir çağrı heyeti oluştu. Arkadaşlar da bu çağrı heyetinin başına beni getirmişlerdi. Tabii, kongreye gidilirken, Hocamız “Mustafacığım, başkanlık hususunda teşkilatın zat-ı alinize karşı büyük bir teveccühü var. Ne dersiniz?” dedi.

“HOCAM, UYGUN OLAN ZAT-I ALİNİZİN İSMİDİR”

Hoca çok nazik bir insandı. “Hocam, benim bu davada etkimi olduğumu düşünen teşkilat mensuplarımız ismimi öne çekmiş olabilirler. Ama şu aşamada sizin genel başkan olmanızı isterim. Uygun isim zat-ı alinizin ismidir” dedim. Bunun yanında istismara açık taraflarının olduğunu da belirttim. “Mesela yaşınızı, rahatsızlığınızı istismar edebilirler. Bunu bir kuru siyaset davası olarak görenler dile getireceklerdir. Ama davamız bakımından şu aşamada en uygun isim sizsinizdir” dedim.  Konu enine boyuna tartışıldıktan sonra kendisi aday oldu. Bizde Siyasi İşler Başkanı değil de başka bir birim başkanı Genel Başkan’a vekalet ederdi. Kendisine benim vekalet etmem için tüzük değişikliğine gidildi. Nitekim kendisine sağlığında olduğu gibi vefatına yakın, rahatsızlığı döneminde de ben vekâlet ettim. Neticede hocamız vefat edince Yüksek İstişare Kurulumuz da Genel İdare Kurulu’na benim Saadet Partisi Genel Başkan Vekili olarak görevlendirilmemin uygun olacağını bildirdiler. Sonra Kongre’ye gidildi, biliyorsunuz...

SP Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, Türkiye’nin sayılı anayasa hukukçularından. Kurucu dekanı olduğu Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaparken “Hocam” dediği Erbakan’ın önerisi üzerine siyasete atıldı. TBMM’de 20-21. dönemlerde milletvekili olarak görev yapan Kamalak, Refah ve Fazilet partilerinin kapatılması davasında Anayasa Mahkemesi’nde savunma yaptı. Partileri kapatılan merhum Erbakan’ın yanıbaşındaki hukukçulardandı. Ve nihayetinde de Erbakan, SP’yi Kamalak’a teslim ederek aramızdan ayrıldı. Biz de Kamalak’a 1970’li yılların başından beri idol olarak gördüğü ve 16 yıl birlikte siyaset yaptığı Hoca’yı sorduk.Mustafa Kamalak, arkadaşımız Fahrettin Dede’yi SP’nin Balgat’taki Genel Merkezi’nde ağırladı.

Merhum Erbakan’ı rüyasında gördüğünü söyleyen Kamalak “Hoca, rüyamda teşkilatları soruyordu” dedi.O bir dünya lideriydi- Mustafa Bey, siz siyasi kimliğiniz yanında bir ‘hoca’sınız... Farklı branşlarda akademik unvanlarınız var... Bu bakımdan Merhum Erbakan Hoca da “Hocaların Hocası” oluyor...

Siz “Hocaların Hocası”ndan neler öğrendiniz?

En başta şunu söylemeliyim. Merhum Hocamız için ‘Hoca’ kelimesi çok yetersiz kalır. O bir dünya lideriydi. Azimde, kararlılıkta, gayrette, üslupta, nezakette... her bakımdan önder bir isimdi. Tabii çok şeyler öğrendik. Azmi öğrendik ondan. Karamsarlığa asla yer yoktu. İnanmış bir mü’min, azimli bir mücahid idi... Hedefe kilitlenmişti. Hedef ne? İslam birliğinin oluşturulması... Onun birincil aşamadaki en önemli hedefi buydu. Nihai amacı ise bütün insanlar için yaşanabilir bir dünya kurmaktı. Hiç şüphesiz ki hepimizin ortak inancına, bütün Müslümanların ortak akidesine göre artık peygamber gelmeyecektir. Artık ilahi bir kitap da inmeyecektir. İyi ama bütün insanların insanca yaşama hakları vardır. İslamsız da saadet olmaz.  Şu halde tüm insanlığa İslam’ı tanıtmak, Müslümanlara bir vazifedir. Ama görüyoruz ki Müslümanlar parça parça... Evrensel mesajlara sahip çıkmak gibi genel bir endişe yok. O halde evrensel mesajları tüm insanlığa anlatma görevi Milli Görüşçülere bir vazifedir. Temeldeki düşüncemiz budur. Bir defasında anlatmışlardı; Milli Selamet döneminde teşkilat kurmaya gidiyorlar, kimse üstlenmiyor görevi... Herkes duymazdan geliyor. Orada taşa dönüyor: “Ey taş! Sen şahit ol... Biz görevimizi ifa ettik” diyor. Hak davayı tebliğ etmek için bir nesne arıyor. O sırada işten gelen bir işçi görüp ürperiyor tabii. “Ben buradayım efendim” diyor. Daha sonra o beldede MSP, en fazla oyu alan parti oluyor.

Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.