Hoca, mağlup olmadı ülkesi için yutkundu

Hoca, mağlup olmadı ülkesi için yutkundu
Merhum Erbakan’ıanlatma sırası, yarım asırlık dava arkadaşı Recai Kutan’da. Kutan ile rahmetliErbakan arasında 1960’lı yıllarda başlayan tanışıklıkları uzun yıllar aynısiyasi çizgide insanlığa hizmet etmeye dönüşt&

Çeşitli kamu görevlerinde bulunan Kutan, TBMM’de 4 dönem milletvekili olarak görev yaptı. Kutan, Milli Görüş’ün koalisyon ortağı olduğu hükümetlerde bakanlık yaptı. Fazilet ve Saadet partilerinde Genel Başkanlık görevlerini de yürüten Kutan, “Saadet Partisi Onursal Genel Başkanı” sıfatı da taşıyor. Milli Görüş Lideri Erbakan’ı; siyaset yasaklı olduğu yıllarda parti genel başkanlığını teslim ettiği Kutan’a sorduk. - Merhum Erbakan konuşulduğunda en fazla üzerinde durduğumuz husus 28 Şubat... 28 Şubat niçin yapıldı?

- Refah-Yol hükümeti kurulmadan evvel art arda Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller hükümetleri vardı. Ve bu dönemlerde Türkiye tam bir batağın içine girdi. Ekonomik bakımdan, iç barış bakımından böyle, terör bakımından, dış ilişkiler bakımından gayet sıkıntılı bir dönem. İşte o şartlar sonunda yapılan seçimin neticesinde biz kurduk hükümeti. Seçimlerden Refah Partisi birinci parti olarak çıktı. Mutad olan uygulamaya göre Cumhurbaşkanı’nın hükümeti kurma görevini  Erbakan Hocamız’a vermesi gerekirken tuttu, Ana-Yol hükümeti denen hükümetin kurulmasını sağlayacak tarzda görevi Anavatan ve Doğru Yol partilerine verdi. Nitekim başarılı olamadılar. Güvenoyu alamadılar.

REFAHYOL KURULUR KURULMAZ MİLLİ GÖRÜŞ’E SAVAŞ AÇILDI

O şartlar içerisinde çeşitli kesimler bir yandan Erbakan Hoca’nın hükümet kurmasına karşı çıkıyorlardı, diğer yandan da bu olaydan Milli Görüş davasının büyük bir yara alarak çıkması için çalışıyorlardı. Dediler ki, “Gelsinler bu adamlar, bir sürü de iddiada bulunuyorlar. Koltuğa oturdukları anda en başta ekonomik bakımdan batağa gidecekler. O vakit biz de halka gidip ‘Milli Görüş dediğiniz ve güvenip de oy verdiğiniz hareket Türkiye’yi bu hale getirdi’ deriz.” Böyle düşündüler... Bu ümitle, adamlar bizim hükümetimizi biraz sabırla karşıladılar.

CUNTACILAR, BAŞARISIZ OLMAMIZ İÇİN ÇIRPINIP DURDU

- Neyin sabrıydı bu?

- Tabii askerî kesim içinde bir cunta anlayışı her zaman var oldu. Onlar da sabırla “Erbakan geldi. İşler iyice sarpa saracak. Sonra da gidecekler” diye düşündüler. Ama bir müddet sonra baktılar ki, işler fevkalade iyiye gitmeye başladı. O dönem Ertan Yülek, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı idi. O, Devlet Planlama Teşkilatı’nda bulunmuş bir kardeşimiz. Amerika’daki Dünya Bankası ve diğer kurumlarla vaktiyle yakın ilişki içinde bulunmuş... Dünya Bankası’ndan üst düzey biri gelmiş ve “Ya sizin bu Hoca’nın bir garip ekonomi anlayışı var. Yazık olacak Türkiye’ye... Türkiye batacak. Sizin gibi tecrübeli kişiler niçin Erbakan’ı ikaz etmiyorsunuz?” demiş. Yülek de “Hiç merak etmeyin, Hocamız ne yaptığını bilir” deyip göndermiş. Aynı adam 6 ay sonra tekrar geliyor, “Mr. Yülek, kafamız karmakarışık... Biz zannediyorduk ki ekonominin kendine has kuralları vardır. Ama işler hiç de bizim zannettiğimiz gibi olmadı” diyor.

- Şaşırmışlar anlaşılan...

- Tabii... Onlara göre Erbakan yönetimindeki ekonominin batması gerekiyordu. Halbuki Türkiye’nin ekonomisi hiç olmadığı kadar iyi günler gördü. İç barış büyük ölçüde sağlandı. Terörde büyük ölçüde başarı sağladık. Bunun üzerine cunta “Türkiye bizim elimizden kaçıp gidiyor” dedi. Hülasa bizim dönemimizde Türkiye, cennete dönüşmüştü.

28 ŞUBATÇILAR EN BÜYÜK KÖTÜLÜĞÜ ORDUMUZA YAPTILAR

TÜSİAD’ın araştırmasında bir sonraki seçim için oy oranlarımız yüzde 35 civarında gözüküyordu.

- 28 Şubat’ta askere karşı bir kampanya yürütmediniz...

- Ben, 2001 yılında Fazilet Partisi Grup Toplantısı’nda yaptığım konuşmada da söylemiştim. Konuşmamda “Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlardan ötürü her zamankinden daha fazla huzura ihtiyaç duyduğumuzu düşündüğümüzden dolayı 28 Şubat meselesini imkan nisbetinde gündeme getiriyorduk. Tabii unutacak da değildik” dedim...

- Hoca, MGK kararları önüne getirildiğinde neden seçimlere gitmedi? Halkın kafasında böyle bir soru işareti var...

Geçenlerde bir askeri dinledim. “Biz 28 Şubat sürecinde Erbakan’ın bazı hallerine anlam veremezdik. Zamanla anladım ki; mevcut siyasiler içinde devlet adamı olan bir tek Erbakan Hoca imiş” diyordu. Hoca millet ile Türk Ordusu’nu karşı karşıya getirmek istemedi. Cunta ayrı, Türk ordusu ayrı.

HOCA’NIN 28 ŞUBAT’TAKİ DURUŞU DEVLET ADAMLIĞININ GÖSTERGESİ

Bunlar ifşa edildiği zaman orduyla millet karşı karşıya gelecek. Tabii Necmettin Erbakan’dan bahsediyoruz. Devlet adamından bahsediyoruz. Devlet adamına yakışacak icraatlardan bahsediyoruz. Bülent Ecevit ile Ahmet Necdet Sezer arasında yaşanan tartışmayı herkes hatırlıyor. MGK’da kitap fırlatma olayı... Ne oldu? Ecevit, toplantıdaki bütün olan biteni anlattı, aynı dakikalarda Türk ekonomisi baş aşağı gitti. Erbakan Hoca ne yaptı o zorlu süreçte? Sanki hiçbir şey olmamış gibi, gayet sakince çıkıp “Ülke meseleleri görüşülmüştür. İşler iyiye gidiyor” mesajı verdi. Bu onun devlet adamlığının göstergesidir.

hoca’yı 28 şubat’ta

tenkid edenler

bugün takdir ediyor

- Seçimlere gidilse daha yüksek oy alınmaz mıydı peki?

- Öyle olsa bile Hoca, seçimlere gidileceğini bildirip, bütün yaşananları ortalığa saçsaydı en başta ekonomi batacaktı. O dediğiniz hareketleri en rahat yapacak olan Erbakan yutkundu, ülkenin menfaatleri için susmayı tercih etti. Erbakan Hoca’nın partilerinin kapatılmasının ardından yaptığı çağrılara bakın. Hiçbir zaman taşkınlıklara izin vermedi. Olayları tarihin akışı içinde değerlendirip ona göre tavır aldı. Hoca’nın 28 Şubat’ta gösterdiği tavır da yeni yeni anlaşılıyor. O dönem tenkid edenler “Allah rahmet eylesin, hoca gerçek anlamda bir devlet adamıydı” diyor bugün.Cenazeye katılım en büyük galibiyettir  

- Reel tabloya baktığımızda 28 Şubat, Hoca için bir mağlubiyet gibi gözüküyor... Siz ne dersiniz?

- Evvela, Hocamızın hiçbir dönemde mağlubiyeti gibi bir durum sözkonusu olmadı. Hocanın en fazla morali bozulduğu anlarda bile bu durumlar şahsı açısından umurunda olmamıştır. O günler zahiren Hoca’nın

           

 

mağlubiyeti gibi görülebilir ama gerçekler öyle değil. Hoca’nın Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazı neyi isbat ediyor? Hoca bu kadar, 5’li çetelerle, gazetelerle uğraştı. Şimdi herkes söylüyor ki “Hocanın cenazesindeki kalabalık rahmetli Turgut Özal’ınkinden bile fazlaydı” diye... Bu, büyük ölçüde milletin Hoca’nın politikalarından memnun olduğu anlamına gelir.

- 28 Şubat ve 12 Eylül dönemlerinde Erbakan’ın devlet kurumları tarafından yıpratıldığını görüyoruz... Şimdilerde de en fazla konuşulan husus, birtakım isimlere yapılan ‘iade-i itibar’...  Ne dersiniz, Hoca için bir iade-i itibar yapılmalı mı?

- Hayır, ben o düşüncede değilim. Merhum Erbakan Hoca’ya gereken itibarı halk  cenaze namazında gösterdi.28 Şubatçılar en büyük kötülüğü orduya yaptılar- 28 Şubat’ta asker kötü bir sınav verdi. Peki diğer kurumlar sınavı geçti mi?

- Gazeteciler, sendikalar, sivil toplum kuruluşları, demokrasi bakımından çok kötü bir sınav verdiler. Özellikle yüksek yargı mensuplarını çağırıp brifingler verdiler. Yani Türkiye’de demokratik düzeni tahrip ettiler. Zarar sadece bizim toplum yapımıza olmadı. En büyük kötülüğü de ordumuza yaptı 28 Şubatçılar... Malumunuz, Etimesgut’a giderken zırhlı birlikler var. Oranın komutanı olan zat yakın bir zamanda gazetelere verdiği beyanatta “Sincan’da yürütülen tankları ben yürüttüm. Kimse sahip çıkmasın” diyor. Böylesi hayati bir kararı Ordunun orta sınıfındaki bir generalin vermesi ordunun disiplini açısından son derece yanlış. Çevik Bir diyor ya, “Balans ayarı yaptık” diye... İşte ayar yapa yapa, maalesef, Türkiye’yi de büyük bir sıkıntının içine attılar.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.