'BBP'yi Özal kurdurttu' iddiasına sert cevap

'BBP'yi Özal kurdurttu' iddiasına sert cevap
Kendisini Milliyetçilerin- Ülkücülerin adresi olarak gösteren www.milliocak.com haber sitesi, Davanın ihanetçisinin kim olduğunu açıklarken, BBP’yi, Özal’ın kurdurduğu iddialarına ise sert şekilde cevaplar verdi. İşte ülkücü camiada ta

Göktürk Tunçtürk'ün haberi:

Milliyetçi- Ülkücü davasının ihanetçisi Muhsin Yazıcıoğlu’mu yoksa Devlet Bahçeli’mi?

Kendisini Milliyetçilerin-Ülkücülerin tek adresi olarak gösteren www.milliocak.com haber sitesi bu soruyu en ince detayları ile cevapladığı gibi, BBP’yi, Turgut Özal’ın kasten kurdurttuğu iddialarına da sert şekilde cevaplar verilerek, “ Bu atılan iftira, şerefsizce bir iftiradır” deniliyor.

İşte, www.milliocak.com haber sitesinin yazarı Çağatay Yalçın’ın manşetteki ‘ İhanet ve BBP’ başlıklı o yazısı. 

“İhanet ve BBP 

"Bu Dava Alperenlerin ve Gazi Dervişlerin Kontrolünde Fenafillah'a Ulaşan Türk Milliyetçiliği Hareketedir.."

1917 yılında Kıbrıs ta gözlerini Dünya'ya açan ve 4 Nisan 1997 yılında hayata veda eden ve Hak'ka yürüyen bu dönemler arasını Milletine ve Türk Milliyetçiliğine adamış her türlü mücadeleyi vermiş asla yılmamış yorulmamış kaçmamış satmamış büyük dava adamı Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş böyle diyordu... Allah ona Rahmet ve Merhamet etsin.(amin).

Büyük badireler atlatan zor zaman da 'kurt duruşu' gösteren bedel ödeyen satan-satılan kullanılan-kullanan vuran-vurulan çile ve acı dolu yıllar geride kalmış Türk Milliyetçiliği hareketi yeniden siyasete başlamıştı...

Yusufiyelerden tahliye olanlar hiç Yusufiye havası solumayanlar ordan burdan gelenler Türk Milliyetçiliği saflarında siyasete başlamışlardı...
"Allah kurşun gibi saf tutup savaşan müminleri sever" ayetine mazhar olmuş olanlar ile o zaman da nerede olduğu belli olmayanlar şimdi aynı çatı altında idi...

Evet Ülkücü hareket memleketin en zor zamanlarında Allah'a Peygamber'e Bayrak'a Mukaddesatlarımıza saldırıldığı bir dönemde Serdengeçtiler olarak sahne almıştılar. Geriye kaybolan hayatlar yetim kalan çocuklar evlat acısı yaşayan ana-babalar dul kalan bacılar bu dönemde Şahadete yürüyenlerden geriye kalan boynu bükük karanfiller ve bu karanfillerden hayatın çirkefine düşenler... Yıkılan hayaller ve kaybolan hayatlar... Kırcı’nın dediği gibi "Yarım kalmamalıydı hayallerimizin gerçeğe hicreti" geride kalanları bağrına basarak mücadeleye devam ediyorlardı. 

Ülkücü Hareket Rüşt'ünü ispatlamış Türkiye'de ve Dünya'da ciddi bir güç haline dönmüştü. Gösterilen Kahramanlıklar verilen Mücadele ve Müşahede bunun en büyük göstergesiydi.

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliştir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Kahramanlık içerek acı ölüm tasından,
İleriye atılıp bir daha dönmemektir...

Artık Türkiye ile birlikte yeni Dünya düzeni gerekiyordu...
Ülkücü Hareket bunu biliyor ve istiyordu. Peki Ülkücü Hareket bunu isterken başkaları görmüyor muydu gelen tehlikeyi...
Türk Milliyetçileri Allah'ın(c.c.) ipine sımsıkı sarılmış yeniden "OSMANLI" misyonuna bürünüyor ve bu büyük Davanın Davacıları olarak "Ruh İslam Beden Türk" diyorlardı... 

Osmanlı'nın gerileme ve çöküş döneminden yapılanların prototipi artık Ülkücü Hareket üzerinde uygulanmaya başlanmıştı... 
" Aktörler Belli!!!"

Hani şair'in dediği gibi "sen kavgadan kaçarken Hubeyb Bilal yaşadık"...
O dönemi helal yaşayanlar asla kaçmayanlar İslami yaşantısından taviz vermeyenler bedel ödeyenler ayak tırnakları sökülenler ve yeni Dünya düzeni kurmak isteyenler ile Başbuğ arasına set çekilmeye başlanmıştı...

Artık bu gücü kullanmak isteyen menfaatçiler Ülkücü Hareketi ve 
Nizam-ı Âlem Davasının Davacılarını memleketin başında görmek istemeyenler birleşmiş Ülkücü Harekete Kürtaj yapmak istiyorlardı...

Bu dönem belki hareketin en duygusal zamanları idi dün kardeşlerini omuz omuza taşıyanlar bir lokmayı bölenler birbirlerinin yarasını temizleyenler birbirlerine ana-baba olanlar aynı saflarda değil di...
En büyük bedelleri ödeyenler Başbuğ'un 'Komutan Cephede Olmaz' söylemlerine rağmen cephenin en ön saflarında yer alan bütün diyetleri ödeyen hayatı duruşu onuru İman'ı adaleti cesareti vakurluğu metaneti ile "Muhsin Yazıcıoğlu ve Arkadaşları"nı; koltuk ve menfaat kaygısı olanlar Ülkücü Hareketi kendilerinin sonu olarak görenler ve "leş kargaları" tarafından istenmiyordu...

Fikirler Görüşmeler İstişareler sonucunda BBP kurulmuştu...

İşte o günden sonra başladı 'ihanet' saçmalıkları... Özeleştiri yapamayanlar ve kokarcalık yapanlar yargısız infaz yapıyorlardı...
Hem de tüm edep sınırlarını zorlayarak...

Yok Özal kullanmış bilmem ne kadar para vermiş, ne idüğü belli olmayan yerlerden para alınmış "Zamanın da Kanlarını Satarak Davayı Yaşayanlara" yapılan bu ithaf ne kadar ağır ve şerefsizce...

Bu konuyu ispatlamayan şerefsizdir, alan şerefsizdir, almayıp da aldı diyen de şerefsizdir...

Kim, Şehitlerin üzerinden nemalanıp sistemin uşaklığını yapıyorsa hain odur...

Kim, 80 öncesi ve sonrası verilen mücadelenin Mukaddesatlarının aksini yapıyorsa ve bu değerlere sahip çıkamıyor ise en büyük hain onlardır...

Kim, konak mitinginde "iktidara geldiğimizde faşistleri yok edeceğiz" diyen ve bunu hayata geçiren Önkuzu’ların, Sazak’ların dolaylı katillerine 1979 Konya mitinginde Başbuğun şerefsiz diye hitap ettiği 'Ecevit' uşaklık yaptı ise en büyük hain onlardır...

Kim, ihtilalde ve öncesinde bedel ödeyenlerin yakınları eşleri çocukları bir lokma ekmeğe bir lira harçlığa muhtaç iken, kendisi hareketin gücünü kullanıp nimetlerini götürüyor BMW lere Benz lere biniyor alkol masalarında zaman geçirip bunları bir kere bile anımsamıyorsa hainde şerefsizde it de köpek te onlardır...

Ne yazık ki halen daha bu tehlikenin varlığını bilenler nifak tohumları ile buna set kurmaya çalışıp örümcek kaplamış beyinleri bunlara maşa olarak kullanıyorlar !!!

Rahmetli Başbuğ'un cenazesinde çok zor anlar yaşamıştım. Öksüz ve yetim hissediyordum kendimi Davamı- Memleketimi. Ama Sonsuz Kudret Sahibi Bütün Eksikliklerden Münezzeh Olan 18 Bin Alemin Yaratanına Sonsuz Hamd olsun ki Ahirete göç eyleyen bütün Başbuğlar gibi bir Başbuğumuz var.....

Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatından kısaslar aktarmayacağım hisseler anlatmayacağım... Allah(c.c.) biliyor ya öl dese ölürüm öldür derse öldürürüm ama o ne güzel söylüyor "ne ölelim ne öldürelim, yaşayalım yaşatalım" siyasi bir liderden öte takvası sadakati samimiyeti ihlâsı ile Allah ve Resulüne en yakın lidere selam olsun... Ömrü uzun başı her zaman ki gibi dik alnı açık olsun.....Evliyaullah'ın duası üstünden eksik olmasın...

Allah Yar ve Yardımcımız olsun...

Çağatay YALÇIN
www.milliocak.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.