Bahçeli: Kapatma da siyasi yasak da yetersiz
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Anayasa sürecinin oluşması için gerekli koşulları oluşturması gereken kurum bellidir. Bunun dışında hiçbir kurum ve kuruluşun kendisine bu görevi biçmesinin meşru bir temeli bulunması mümkün değildir. Türkiye’nin bu noktaya sürüklenmesinde sorumluluğu olanların krizi aşmaya yapıcı katkı sağlamaları önemlidir."
Erdoğan ve bazı basın organlarını suçladı
"Bugünkü sorunun en büyük müsebbibi olan Başbakan Erdoğan, şu temel gerçeği unutmamalı: Milli irade ile yargıyı karşı karşıya getirmek, tetikçi basın yoluyla yürütülen iftira kampanyalarına dayalı savaş stratejisine bel bağlamak kimseye yarar sağlayamayacaktır. Demokrasi, milli irade ve rejim derdine değil kendi derdine düşmüş bir siyasi görüntüsüdür. Ne pahasına olursa olsun dokunulmazlık zırhına bürünmek için çabalıyor. Başbakanın hazır olduğunu söylediği alternatif planlarının tümü kendisini kurtarmayı amaçlamaktadır. Erdoğan, bunun kendisine hayır getirmeyeceğini artık itiraf etmelidir."
Destek verdiklerini söylüyor ama!
"AKP’nin makul düşüncelerini iyi niyetle destekleyeceğimizi söylemiştik. Sürüklendiğimiz bu yetki çatışması ortamından çıkması gerektiğini belirten Başbakan, çözüm konusunda ses vermemiştir. İçi boş milli irade edebiyatı yapan Başbakan, 340 kişilik meclis çoğunluğu ile ne yapacağını açıkta bırakmış, milletin emanetinden ne anladığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kapatma davası süreci sonuçlanmadan önce normalleşme ortamına geçişi sağlamak istemiyle, yeni bir siyasi yapı oluşturulması ve yeni bir hükümet önerimizle kısa vadede çözüm istediğimizi gösterdik. Türkiye’yi bekleyen çalkantılı süreç hakkında değerlendirmeler yapmak ve çözüm üretmek bir siyasi partinin görev ve sorumluluğudur. Bunun için kimseden izin ve icazet almayacağımız çok iyi bilinmelidir. Hezeyan nöbeti içinde çizmeyi aşanlar, siyasi geçmişi şaibeli olanların bu konuda söyleyecekleri hiçbir şey yoktur."
Bahçeli'nin kapatma senaryosu
"Kapatma davası üzerinden geçen 100 günün üzerinden bir çok senaryo sürdürülmektedir. Bu anlamda ciddi bir kargaşa yaşanmaktadır. Bir bölümü AKP kaynaklı olan bu senaryo ve planların ortak noktası AKP’nin kapatılacağı ve Başbakan ile bazı arkadaşlarının siyasi yasaklı olacağı beklentisine dayanmaktadır. Bu süreç yaşanarak görülecektir. Siyaset kurumunun en kötüsüne hazırlıklı olması gerekir. Anayasa Mahkemesi’nin kapatma ve siyasi yasak kararı vermesi halinde çok karmaşık bir tablo ortaya çıkacak. Yeni bir hükümet kurulması süreci yaşanacaktır. Ara seçimi gerektirecek sayıda yasaklı olması halinde bu süreç de işlenecektir. Bu denklem çok bilinmeyenli ve karmaşık bir denklemdir. Bu konularda önceden yapılan planların sorunsuz olarak uygulamaya konulmasında bazı güçlüklerle karşılaşılması muhtemeldir. Kapatma ve siyasi yasak verilmesi halinde gerekçeli kararın resmi gazetede yayınlamasıyla hükmün ifade edileceği ve bunun zaman alacağı unutulmamalıdır."
Kapatma da siyasi yasak da yetmez
"Bu süreçte yeni bir siyasi parti kurulamayacağı da göz önünde bulundurmalıdır. Bu nedenle yeni bir parti çatısı altında toplanması hukuki sorunları da beraberinde getirecektir. Fiil ve eylemleri nedeniyle partisinin kapatılmasına neden olacak bir kişinin bağımsız aday olarak yeniden meclise girmesi ve siyasi yasaklıyken başbakan olması büyük sıkıntıları beraberinde getirecektir. Bu inatlaşma, kavga ve zorlamalarla demokrasiyi rayından çıkarma durumudur."
Fırat'ı hedef aldı
"AKP’nin ikinci adamı olarak takdim edilen şahsın bir Amerika’n gazetesinde yayınlanan açıklamaları ise kendileri için bur utanç vesilesidir. Türkiye’de bugün yaşanan kaosun savunucusu olarak Atatürk dönemini suçlamış ve cumhuriyetle sorunlu ve kavgalı geçmişini bu hezeyanla dışa vurmuştur. Bu sorumsuz siyaset arayışlarının artık Türkiye’ye vereceği bir şey kalmamıştır. Bunlar tasfiye edilmedikçe Türkiye huzur bulmayacaktır. Bizlerin meşgul eden bu sorunların çoktan aşılmış olması gerekirdi."
Bahçeli'den Baykal Ağzı
"Dayanılmaz bir noktaya gelen ve kangren haline gelen adaletsiz gelir dağılımı toplumsal bir travma boyutuna gelmiştir. İşsizlik oranı resmi olarak yüzde 10.7’ye çıkmıştır. İş gücüne dahil olmayanların bir kısmı da resmi iş arama kanallarına başvurmayan kişilerden oluşuyor. Bunlar da dikkate alınırsa işsizlik sorununun boyutu ortaya çıkacaktır. İş gücüne katılımın yüzde 47 oranı ile çok düşük olması daha vahimdir. Konunun ciddiyetinden tamamen uzak olan AKP hükümeti kendi yandaşlarını zengin yapmakla meşguldür. Onlar için lüks arabalarının içinde nereden nereye gidildiğinin bir önemi kalmamıştır. AKP’nin siyasi geleceği netleşmeden gerekli ekonomik kararların bile alınamayacağı anlaşılmaktadır. Umutla bekleyen insanlarımızın hayalleri boşa çıkacaktır. İlk 4 aylık sonuçlara göre cari işlemler dengesi 16.9 milyar dolar açık vermiştir. Açık yüzde 35 oranında büyümüştür. Sermaye hareketlerinde ortaya çıkan durum tehlikeyi işaret etmiştir. Özel sektör borçlanmayı durdurursa ekonomi tam anlamıyla felç olacaktır. İş kuyruklarında bekleyenlerin büyük bir kısmı maalesef yüksek öğrenim görmüş çaresiz gençlerimizdir. Başbakan ve hükümetin bu sorunu çözmek gibi bir arayış içinde olmadıkları görülüyor. Başbakan’ın iddia ettiğinin aksine sofralarda ekmek artmamış azalmıştır. Artan vurguncuların sayısıdır."
habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.