Bir tek savaş ilan etmediği kaldı
Konuşmasına ekonomideki gelişmeleri değerlendirerek başlayan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, yine karamsar tablolar çizerek, iktidarı ülke ekonomisini batırmakla suçladı. İşte Baykal'ın ekonomide çizdiği karanlık tablolar: "Düşündürücü olaylar deyince, siyasete ve ekonomiye bakınca derin derin düşünüyoruz. İzlenen politikalar, geride bıraktığımız 6 yıllık dönemde Türkiye bir yeni başlangıç yaptı. Türkiye çok büyük bir destekle çok uygun bir süreçte önemli bir yeni dönemi yaşama durumunda oldu. Bu dönemde yaşananların ne anlama geldiği ortaya çıktı. Ekonomide izlenen politika ve sonuçlarını değerlendirmenin zamanıdır."
Ne demek istedi?
"Türkiye yeni bir başlangıca doğru gidiyor. Bu nedenle bir muhasebe gereklidir. Ekonomide yaşananlar bu gün, ekonomik bakımdan borç, faiz, işsizlik ve faiz tablosuyla karşı karşıyayız. Türkiye borç ve faiz bataklığına saplanmıştır. Şu an borçlanma faizi yüzde 22. Bu bir batak. Kendiliğinden ortaya çıkacak. İşsizlik tablosu çok açık. Türkiye’de çok ciddi bir yoksullaşma tablosu var. İnsanlar işsiz, gelecekten umudunu kesmiş. Borçlar azalmak yerine artmıştır. Ne kadar arttı? 200 milyar dolar borç ne kadar olmuştur, 500 milyar dolar olmuştur. 280 milyar dolar ek borcu bugünkü hükümet 5 buçuk yılda yapmıştır. Başarılı bir ekonomi önce o borçtan kurtulur. bu devletin borcu. Milletin borcu, insanların teker teker borcu artmıştır. eşler, çocuklar borçludur. Şirketler, dükkanlar borçludur. Türkiye borç batağının içine getirilmiştir."
İlginç kıyaslama
"Borç çok karlı çok uygun diyorlar, böyle bir şey var mı? 2004 yılındaki reel faiz düzeyine çıktık. olağanüstü yüksek faiz. Faiz, borçlu bir ülkenin yükünün daha artması gerek. Faiz, Türkiye'de üretmekten uzak dur demektir. Bakın dünyaya, borç yüksek mi, faiz yüksek mi. Türkiye'de ikisi de yüksek. İşsizlik en tamal gerçek. Her ailede işsiz var. Türkiye işsizler ülkesi haline döndü. Buralara tesadüfen mi geldik. Devlet açık vermiştir. İnsanlar tasarruflarını eritmiş ve yoksullaşmıştır. Cari açık 1 buçuk milyar dolardı, şimdi 50 milyar dolar. İthalat patladı. Türkiye bu dönemde öyle bir ithalat politikası izledi ki, yerli sanayinin koruma oranı AB'den ABD'den daha düşük. İzlenen gümrük politikası vergi politikası yerli üretimi AB'den çok daha korumasız noktaya getirdi. AB, ABD kendi üreticisini Türkiye'den daha çok korumaktadır. Açık pazar Türkiye. Serbest bölge bütün Türkiye. Sahipsiz ülke, Türkiye."
Özelleştirmeleri diline doladı
"Özellişterme bir çağdaş ekonomi politikasının aracı. Her ülkeyi yöneten bunu ülkesinin hayrına kullanır. Türkiye'de doğru kullanıldı mı? Özelleştirme gelirleri Türkiye ekonomisinin yeniden yapılandırılmasında kullanılamadı. Türkiye bunu israf etti. Özelleştirme tarım alanında tam bir iflasla sonuçlandı. Et Balık Kurumu ortadan kalktı, Zirai Donatım ortadan kalktı. Bunların tümü ortadan kalktı. Köylüye hizmet götüren kuruluşlar devre dışı kaldı. KİT'lerin zararları 2001 yılından çok daha fazladır. Halbu ki tam tersi olmalıydı. Bugün özelleştirme yapıldı, kar transferleri özelleştermenin kazancını tehtid etmeye başladı. Sattın sattığının parasını hemen aldın. Ama sattın altın, aldın. Sonra sattığın kar etti ve sattığını transfer etmeye başladı. Balayı dönemi bitti. Şimdi kar transferlerinin bedeli ödenmeye başladı. PTT telekom tekelini elinde bulunduruyor. Sattığın bir türlü, ondan alan belli değil. Telekom satışı yanlıştı, o yılın kar transferleriyle ortaya çıktı. Bu da ders alınması gereken bir nokta. İzlenen bu politikalar en ağır tahribatını çiftçi ve esnaf üzerinde göstermiştir. Tarım bu politikalarla bitirildi. En ağır bedeli çiftçi ödedi. Yunanistan'daki çiftçi daha korunaklı. Bizde hem destek yok hem de yıkıcı bir rekabet Türkiye'de tarımı tehtid etmiştir. Sulama ve alt yapı konusuyla hiç ilgilenmedi. Çok ağır bir tablo ortaya çıktı. GAP boynu bükük durumdadır. Sulama yatırımlarının gerçekleştirilmemesi nedeniyle büyük sıkıntı var."
Enerji'den bahsedene bak
"Enerji alt yapısı ihmal edildi. 6 yıl içinde kendilerinin temelini attığı hiç bir tesisi devreye sokamamıştır. Kendisinin planlayıp başlattığı her hangi bir enerji tesisini devreye alabilmiş değildir. Yatırım yapmadan durumu idare etmeye çalışan bir politika izlenmiştir. Bu iktidarın uyguladığı bir enerji politikası yok. Türkiye enerji krizi ile karşı karşıya getirilmiştir. Ne büyük bir baraj, termik santral... Bunun sonuçları da enerji sorunları ile karşı karşıya bırakmıştır Türkiye'yi. Bir dönemin sonuna gelmekte olduğumuz şu sıralarda hepimizin bunları çok iyi görmesi gerekiyor."
Fırat'ın sözlerini savaş olarak nitelendirdi
Ekonomide karanlık tablolar çizen Baykal, konuşmasının devamında AK Parti Genel Başkanı Dengir Mir Mehmet Fırat'a yüklendi ve ağır ithamlarda bulundu. İşte o ifadeler: "Son günlerde bir biri ardına ortaya çıkan çarpıcı açıklamalardan en önemlisi önümüze geldi. Türkiye'nin aslında hangi sorunla karşı karşıya olduğu, AKP'nin neden Anayasa Mahkemesi'nin huzurunda olduğunu gösteren önemli ipuçları var. AKP Genel Başkan Yardımcısı New York Times'ta bir açıklama yaptı. Bu açıklama, 'Kökleri tarihe dayanan acı bir kan davası' olarak nitelendirildi. İbret verici sözler veriliyor. Bugünkü kavgalar olağanüstü 1920'de başlayan tarihin son kavgası diyor ve Fırat'ın değerlendirmesini veriyor. Nedir bu? Atatürk'ün modernleşme projesi. Diller değişti diyor, alfabeyi kastediyor her halde. Bu travmayı bilirseniz anlarsınız Türkiye'de yaşananları diyor. Olayın özü budur. Geçmişle bir rövanş arayışını sürdürme özlemleri ile beslenen bir durumdur bu. Kimse kendisini aldatmasın. Olay budur. Şimdi herkesin haksızlık yapılmış diye size hak vereceği bir anlayış içinde bir tabloyu sunma gayreti. 1920'lerde çok köklü bir değişim önerildi. Buna inanan bir lider Atatürk ve arkadaşları, yürekten inandıkları projeyi, her türlü engelleri kırarak Türkiye'yi çağdaş bir toplum yapma doğrultusunda çok büyük bir uygulama başlattı. Bu çok kolay olmadı. Birileri buna olumsuz baktılar. Birileri yadırgama içine girmişlerdir. Yer yer haksızlıklar da yapılmıştır. Bunlar birikmiş toplumda bugüne kadar çeşitli biçimde ortaya çıkmış. İsyanlar, suikastler bu temelden yola çıkarak yapılmış. Ama artık Türkiye bunları geride bıraktı. Artık hep beraber bu kavgayı unutarak ilerleme mücadelesini vereceğiz anlayışışyla yola çakmıştır. Ama şimdi olayın bu kadar masum olmadığını görüyoruz. O hesaplaşma hala sürdürülmek isteniyor."
Erdoğan ve Babacan'a ağır suçlamalar
"Gömlek değiştirdim lafı bunları izah etmeye yeter mi? Şimdi yavaş yavaş oradan buradan mızrak gibi bir şeyler çıkmaya başladı. Türkiye gerçekten büyük bir değişim projesi uyguladı. Oproje olduğu için sen oradasın. Boynundaki kravatla bunu söylüyorsun. Çağdaş yaşam tarzının bütün olanaklarını kullanıyorsun, siyasi istismar yapıyorsun. Dışişleri Bakanı sıka bir süre önce AB'de neler söyledi biliyorsunuz. Daha dün söyledi. Bu bir zihniyet. Böyle bir muameleye maruz bırakıldığı algılaması içinde kendilerini tahlil ediyorlar. Bu gerçekten çok önemli bir olay. Biz İslamiyet'i en özgür şekilde yaşadığımız kanaatindeyim. Milyonlarca insan bu konuda en küçük bir şüphe taşımıyor. Ama birilerinin problemi var. Aldıkları oyu, sanki kafalarındaki bu projeyi uygulamak için verilmiş bir görev sayarak ciddi bir sorun oluşturuyorlar. Türkiye'nin diniyle bir sorunu yok. Kendi problemlerini halkın problemine dönüştürüyorlar. Olacak iş mi?"
Bir savaş ilan etmediği kaldı
"Vatandaş ben vicdanım hür, zihnim hür diyor, sen hayır sana baskı var diyorsun. Senin kafasındaki İslamiyetle milletin kafasındaki İslamiyet arasında her halde fark var. Tehlike bu işte. Türkiye çok tarihi bir sorunla karşı karşıya. Kökleri 1920'ye dayanıyor. Buna karşı mücadele verilmek isteniyor. Bu mücadeleyi verenler bir büyük mücadelenin içinde piyon olarak kullanılmaktadırlar. Bir süre sonra çok daha iddialı projeler Türkiye'ye dayatılacaktır. Daha geçenlerde bir genç kız Atatürk'ü sevmiyorum, Humeyni'yi seviyorum dedi. Bu bir tesadüf mü? Bu çok ciddi bir tehlike değil mi? Giderek Vahabi kültürünün egemen olduğu bir sisteme doğru sürükleniyor. Böyle bir değişimden sonra varolan kadın haklarının tümünün ortadan kalktığına tanık oluruz. Bunu tüm dünya yeni yeni farkediyor. Bir anayasa tartışması yaşanıyor. AKP geldiğinden beri yeni bir anayasa diyor. Bu işaretler ortaya çıktıktan sonra yeni anayasa talebinin altında hala neyin yattığını anlamadınız mı? Tümünün yenilenmesini istiyorum diyor. Atatürk cumhuriyetinin siyasi temellerini yansıtan anayasanın atılmasını istiyorlar. Yepyeni bir anayasa diyenlerin bir kısmı bilinçli. Bir kısmı da kullanılıyorlar. hep kullanılmışlardır. İran'da da kullandılar, solcuları, komünistleri. Yeni anayasa söylemi dillerden düştü diye düşünürken çok şaqşırtıcı çevrelerden yeni bir anayasa önerisi ortaya atıldı. İyi niyetli olduğundan kuşku yok, ama şimdi yapılacak her hangi bir anayasa değişikliğinin böyle bir anayasaya bizi götüreceğini zannetmek, bugün hangi iyi niyetle olursa olsun yapmak için insanın ne olması gerekir? Bu ortamda her şey olabilir ama sıfırdan yeni bir anayasa olmaz. Türkiye'yi çağdaş bir tophlum olma konusunda hızlandıracak bir anayasa olabileceğini düşünmek gerçek değildir. Umarım bu tartışmayı açanlar da bunun böyle olduğunu görmüşlerdir. Umut ediyorum yeni anayasa söylemi sadece anayasaya karşı, Türkiye'nin anayasal sistemine karşı mücadele verenlerin bir özlemi olarak kalır. Yanlarına çekebilecekleri iyi niyetli başka bir çevre anayasa talebiyle ortaya çıkmaz. Türkiye bir birine girmiş, Atatürk-Humeyni tartışması yaşanıyor. Geçmişe yönelik savaşın ilk işaretlerini veriyorlar, böyle bir ortamda biz geleceğimize yönelik bir anayasa lyapacağız. Önce bu işi bitireceğiz. Bu işi sonuçlandıracağız, kendi anayasamızla hesaplaşacağız, siyasetimizle hesaplaşacağız. Türkiye ne olmak istiyor. Bunun kararını hep beraber alacağız. Milletçe alacağız. Biz bu kararı Kurtuluş Savaşı'nda almıştık. 1920'lerde almıştık. O kararı koruduk. Aynı mücadele yeniden önümüze getiriliyor. Bir kez daha sınav var. Bizde bu iradenin olmadığını zannedenlere karşı ispat etmek zorundayız. Türkiye'yi kolayca teslim alamayacaklarını bilmeleri lazım. Bizi bir birimize düşürmek isteyenlerin karşısında başaracağımızı biliyorum. Hukukta, siyasette, meydanda, seçimde bunun mücadelesini vereceğiz."
habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.