'AK Parti Nazi, Erdoğan Hitler'
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, TBMM'deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tarım ve ekonomi politikaları ile ilgili tespitlerini kısa tutan Baykal'ın gündeminde Madımak olayları, Anayasa Mahkemesi'nin CHP'nin hesaplarında usülsüzlük yaptığına ilişkin kararı, Sosyalist Enternasyonel, Ergenekon operasyonu ve Başbakan Erdoğan'ın CHP ile ilgili eleştirileri vardi.
“Türkiye’nin bir tarihi hesaplaşma ve kırılmaya doğru sürüklendiğini" iddia eden Baykalın konuşmasının önemli ayrıntıları şöyle:
İçinde intikam hırsı var
"Üzüntü verici son gelişme ile ilgili değerlendirmelerimi yapacağım. Toplumumuzun yaşadığı acı bir olayın yıldönümü bugün. 1993’te Sivas’ta, tarihimizin daima utançla hatırlayacağı acı bir olay yaşadık. İnsanların bir birlerine nekadar düşman olabileceği, inançları dolayısıyla birilerinin bir başka insandan ne ölçüde nefret edebileceği maalesef o gün bir kez daha yaşadı. Bunun unutulması söz konusu olamaz, bunun zihinlerde yaşatılması bir intikam hissi için değil, yaşanan bu olayların herkes için bir utanç vesilesi olacağını göstermek için. Bu olayın herkes için acı dersler taşıdığına dikkat çekmek istiyorum. Bu acı dersleri toplumumuzda hep yaşadık.”
Hükümeti çiftçi sorunları ile ilgili göreve çağırdı
"Bir birinden önemli olaylarla karşı karşıyayız. Yeni bir tarım yılı başladı, hasat sezonuna girildi. Temmuz ayının başındayız. Hububat ürünlerinin fiyatları ilan edilir, TMO'nun müdahalesi beklenir. Bu mutlak bir gerekliliktir. Yoksa çiftçimiz bunu değerlendirmenin bir yolunu bulamaz. 1 Haziran'da hububat fiyatlarının ilan edilmesi gerekiyorda bugün 1 Temmuz hala ilan edilmedi. Her yerde hasat başladı. Çiftçinin derhal paraya ihtiyacı var. Çiftçi tüccara ürününü vermek zorunluluğu ile karşı karşıya bırakılmıştır. 400 bin lira civarında geçen yıl satıldı. Şimdi yine aynı fiyata satacak. Ama çiftçinin maliyetlerinde olağanüstü artış yaşandı. Bu olacak iş değil. Bu acil bir konu, hükümeti göreve çağırıyorum."
Enerji politikasını eleştirdi
"Uzun süredir unuttuğumuz, artık zam olmaz diye bir anlayış içine girdiğimiz bir dönemde bir baktık yüzde 21-22 zam yapılabiliyormuş. 6 ayda yüzde 40 zam yaşayan bir elektrik manzarası ile karşı karşıyayız. Ayın sonunu nasıl bulacağız diye kara kara düşünenler bunu yaşayacak. Bu vatandaşın sırtında daha ağır yük bırakır. Yıllardan beri enerji politikası konusunda yanlış politikalar içindedir. Petrole ve doğalgaza dayalı enerjiye odaklanmıştır, kendi kaynaklarını kullanmayı ihmal etmiştir, kendi tesislerini tam anlamıyla hizmete sokmak için gerekli gayreti de göstermemiştir... artan maliyetler karşısında şaşırmış kalmış. Bu hükümet, kendi emeğiyle kendi çabasıyla bir hidrolik tesisi başlatıp devreye alabilmiş değildir. Bunları yapmıyorsunuz, sonra yüzde 40 zam. Bir de artık otomatik olarak zam yapılacak. Bazı yerlerde su faturalarını, su tüketimini azaltmak için 10 metreküpe kadar kullanılırsa şu fiyattan diye kademeli bir uygulama var."
Anayasa Mahkemesi kararı ile dalga geçti
"Sosyalist Enternasyonel ve CHP'nin hesapları ile ilgili konuyu ele alacağım. Parti hesaplarında ciddi yanlışlıklar yapıldığı iftirası ortaya atıldı. CHP bir süreden beri bir büyük yalan fırtınasının hedefi haline geldi. Ortada bir yalan fırtınası var. CHP'ye nasıl bir iftira atarız gayreti bazı çevrelerde sürdürülüyor. Bununa altında ne yatıyor, biz kimseye tuzak kurmadık, 2002'den beri uyardık. Daima doğruyu söyledik. Söylediklerimiz de çıktı. Allah ıslah etsin. Başbakan'da bir CHP kompleksi ortaya çıktı. Başbakan'ın çok nefret dolu görüyorum, sağlığa zararlıdır. Sağlığına dikkat etsin, sükunetini korusun, kızgınlıktan dolayı sahip olduklarını tek tek kaybediyor. CHP'nin hesapları doğru değilmiş. Kanaltürk'le bir mali siyasi yolsuzluk dediler, bunu günlerce dinci yayın organlarında CHP'ye karşı bir kampanya olarak götürdüler. Her partinin görevini yerine getirmesini isteriz. Yanlışa girince bizim yapacağızım bişi yok. CHP'ye de yolsuzluk iddiaları attılar. Bunun üzerine Sayıştay'dan özel uzmanlar geldi. Onlar CHP'nin hesaplarını incelediler. Bi baktık, bizim özel bazı bilgilerimiz bu AKP yandaşı yayın organlarının, dinci gazetelerin manşetlerinde. Bu nasıl çıktı, nerden çıktı. Yine manşetlerde siyasi çarpıtmaya tabi tutularak bir siyasi lilç vesilesi halinde bu gazetelerin kampanyasının konusu haline geldi. Ne oldu sonuçta, iddialar ile ilgili ele alınabilecek bir yanlışlığın söz konusu olmadığı ortaya çıktı. Baktılar ve bsazı şeyler buldular, vay efendim CHP yolsuzluk yapmış iddiası yapıştırıldı. Partide çalışanların emeklilik süresi dolmuş, emekliye ayrılanların bir kısmı ile bir iş sözleşmesi yapılarak sonra onların birikimlerinden yararlanmak üzere partide yeniden görev almaları sağlanmış, biz bunu iş sözleşmesi değil de serbest meslek makbuzu ile çalıştıracakmışız. E olabilir özür dileriz. Sen onu öyle değil de böyle yaptın diye yolsuzluk de. Arkadaşlarımızı görevlendiriyoruz, kaldığı yerde otelden fatura alıyor. Geliyor, saymanlıktan bunu tahsil ediyor. Bunu veremezsiniz diyorlar, faturayı CHP genel merkezi adına kesmelisiniz. Kardeşim bu adamı CHP görevlendirmiş mi? Yine aynı şekilde işten ayrılanlara tazminat vermişiz. Hayır ödeyemezsin. Bunu da yolsuzluk kapsamına almışlar. Daha önce bir çalışan yanlışlık yapmış, mahkemeye vermiş. mahkum ettirmiş, alacağını tahsil etmek için icraya verilmiş, şimdi diyor ki mahkeme kararı yok, ama bunu da aldılar işin içine. Şunu herkes bilmeli, devletin bize sorunlara yönelik çalışma yapmak için verilen her kuruşu en doğru şekilde harcadığından kimsenin kuşku duymasına imkan yoktur. Bu konuda o kadar dikkatimiz var ki, CHP'li arkadaşlarım ülke dışına giderek sorunlarımızı anlatırlar. Biz bu arkadaşlarımıza harcırah vermeyiz. Ben hiç bir zaman İstanbul'da 5 yıldızlı otelde kalıp faturasını CHP'ye ödetmedim. CHP'nin kimseden bu konuda ders almaya ihtiyacı yoktur. Anayasa Mahkemesi bizi dinlesin. Arkadaşlarımın kendi tasarruflarıyla yaptıklarının dışında bir şey yok. Başbakan bunlarla uğraşmasın tavsiye ederim."
Sosyalis Enternasyonelli kuyruk acısı
"Biz Sosyalist Enternasyonel ile ilgili değerlendirmeler yapacağız. Bu konuda AKP çok tehlikeli bir istikamete bu ilişkileri sokmuştur. AKP iki defa APP'ye girmek istedi kabul edilmedi. Dışarıda Türkiye'yi jurnalleyerek, iftira ederek kendi çıkarını takip etme anlayışını sergiliyor. AKPM'de son olarak AKP'li milletvekillerinin yaptıkları da bunun vahim bir örneğidir. Avrupa Konseyi tarihinde bugüne kadar hiç bir ülke kendi kendisini ihbar etmemiştir. Kendi kendisinin cezalandırılmasını talep eden hiç bir ülke olmamıştır. İlk kez AKP Türkiye'yi AKPM'ye jurnalliyor. Tehdit edildik diyorlar, yargıyı şikayet ediyorlar. Avrupa Konseyi Gökçeada ve Bozcaada'da yeni bir arayış başlatıyor bunun da arkasında AKP'liler var. Bu alışkanlıkla Türkiye'ye bakanlar... CHP bu anlayışların karşısında 'önce Türkiye' diyen bir anlayışa sahip. Kimse bizi Türkiye'nin aleyhinde bir oluşuma göz yummamızı kesinlikle beklememelidir. Sınır ötesi harekat Türkiye'nin mecbur bırakıldığı bir seçenekti, buna karşı dünyayı uyarmaya çalışıyoruz. Önleyin diyoruz dinleyen yok. Sen taa ABD'den Irak'a gelip 1 milyon Iraklının ölümüne destek olan sen, nasıl olur da bana eleştiri yapıyorsun. CHP bürolar açacak Avrupa'da. Türkiye gerçeğini dünyaya anlatmak için biz dünyaya çıkacağız. Türkiye'nin ulusal bütünlüğünü korumanın önemini anlatmaya çalışacağız. İddialı bir şekilde bunu ortaya koyacağız. Hiç bir kuruluşun Türkiye üzerinden CHP aracılığıyla hefemonya tesis etmesine yardımcı olmayacağız."
Ergenekon operasonlarında yeni gözaltılar için ne dedi?
"Türkiye tarihi bir kırılma yaşıyor. Türkiye malesef bir tarihi ayrışma noktasına hızla çekilmek isteniyor. Bir süreden beri yaşanan olaylar hiç bir hukuk devletinde, çağdaş demokraside yaşanmaşan türden. Toplu gözaltılar, toplumun çok saygıdeğer insanlarının birden bire gözaltına alınması, bunların yaşandığı ülkede normal demokrasi olduğu kabul edilemez. ADD başkanı, emekli bir general, sayın Balbay, ATO Başkanı Sayın Aygün, Tercüman genel yayın yönetmeni, AKP'den bir süre önüce istifa etmiş olan Sayın Turhan Çömez, aranıyor, arananlar arasında. Yine televizyonlarda yorumlar yapan Sayın Erol Mütercimler arananlar listesinde. Bu Türkiye'nin normal bir demokrasi ve sağlak bir hukuk devleti olma noktasından uzaklaştı demektir. Demokrasinin oturmadığı yerde de eyvah polis diye bir panik çıkar. Herkes acaba ne zaman bana sıra gelecek korkusuna kapılmıştır. Bir yıldır iddianame daha mahkemenin önüne konulmadan sürüyor. 1 yıl süren hukuk devletinde bu olur mu? Gözaltına alınacaksın 1 yıl daha iddianame olmayacak. 1 yıllık süreç boyunca herkes, her şey tehdit altında."
Ergekenon Başbakan'ın davasıymış
"Ben bir kaç ay önce bu kürsüde bu konuda herkesin dikkatini çekmeye çalışmıştım. Bu konuların altında Ergenekon davası yatıyor. Bu normal bir çete davası ise usulü bellidir. Devlet bu çeteler karşısında etkilidir, gerekeni yapar. Bu olay Ümraniye'deki çete ile başladı. Bu iş başlayınca hemen daha önce yaşanmış olan bir olayla Danıştay saldırısı ile irtibatlandırılmak istendi. hukuk düzeyinde mi hayır, siyasal düzeyde. Ben dedim ki, mesele öyle değil, ortada kimin yaptığı belli. Birileri çıktı dedi ki Baykal'da var bu işin içinde. Hukuk devletinde karanlık odalar komitalar yoktur dedi ve başı var Ümraniye olayı, bize yardımcı olursanız ortaya çıkartacağız ama hala ayak direyenler var. Bunları da ayıklayacağız, bunlar iktidara gelmeden önce bizim yaptığımız tespitlerdi. Danıştaya bağlamak istediler. Olmadı, Yargıtay kararını bekliyorlar, kim siyasetçiler. Şu şu tutuklanacak diye açıklamalar yapıldığını görüyoruz yandaş medyadan. Yargı süreci AKP yandaşı ile birlikte sürdürülüyor. Yani yazıyorlar. Hukuk, savcılık.. söylenmeden kulaklara fısıldanıyor. gazeteler gazeteciler konuşuyor. Bunları yapanlar başbakana yakın kişiler ve gazeteciler. Böyle büyük bir olay yaratılmak isteniyor. Herkes konuşuyor. Bunun sadece bir hukuki anlayış içinde yürütüldüğünü düşünmek mümkün mü? Gösterişli bir şekilde birileri alınıyor, bir kısmı bırakılıyor."
Baykal'dan şok benzetme: AK Parti Nazi, Erdoğan Hitler
"Sürecin sonuna geldik diyor Başbakan. Başbakan sanki bu davanın basın sözcüsü. Savcı adına konuşuyor. AKP derin devletinin işi bu, artık kadrolaşma dönemi bitti kuşatılma dönemi başladı. Böyle davalar, böyle saygıdeğer adamların gözaltına alınması, darbe psikozu yürütülüyor, önemli rejim kesintileri dönemlerinde böyle toplu sürgünler yaşanır. mesela Nazi Almanya'sında Hitlar yüzde 40 la iş başına geldi. İktidara geldikten sonra bir saldırı yaptı, çatışmalar çıktı, insanlar öldü, papazlar, çingeneler, sosyalistler tutuklandı. Hitlerin kişisel düşmanları uzun süse gözaltında tutuldular. Sovyet Rusya'da da aynı şeyler yaşandı. Toplumun saygıdeğer insanları birilerninin gözünde, onlar kendi değer yargılarını herkese kabul ettirmek için işte bunu yaparlar. Rejimin doku, tabiat değiştirmesi söz konusudur. Rasya'da böyle, gözaltılar, toplu yargılamalar, sürgünler... 1937-38 yıllarında yine Stalin döneminde yapıldı bu."
TÜSİAD'a 'sivil anayasa için uğraşma' tehtidi
"Eskiden, Cumhuriyet ilan edildikten sonra böyle gözaltılar yargılanmalar yapılmıştır. O zamanki gözaltına almalarda, laik cumhiriyeti benimsemeyen çevreleri etkisiz kılma çabası vardı. Ama geldiğimiz noktada laik cumhuriyeti savunanlar gözaltına alınıyor. Bu tablo içinde en sevimli şey, aman yargı bağımsızdır diyen AKP yöneticileri. Ya siz daha düne kadar kapı kapı gezdiniz, yargıya karşı bir büyük iftira kampanyası başlattınız. Kötü günler geçiriyoruz. Bu böyle olmaz. Bu olay Ergenekon değil, Başbakan'ın kişisel davası bu. Şunlar tutuklanacak, bunlar tutuklanacak, siyasetçilerin ağzında sakız bu dava. Toplumun saygıdeğer insanları birer birer alınıyor. Kimsenin kuşkusu olmasın. İsterseniz anayasayı da değiştirin, yeni anayasa olanakları ile... bu iş sadece emekli askerlerle, gazetecilerle sınırlı sanan tuzu kurulara duyurulur. Yargıyı siyasallaştırmak değil mi anayasa yapalım diyenler. Anayasayı değiştirme yetkisini AKP'ye vermek demek ciğeri kediye verip millete yedir demektir. Ama millet görmeden birilerinin o ciğeri yemek demektir."
habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.