PKK'nın 'Ay' planı

PKK'nın 'Ay' planı
Akit Ankara Temsilcisi Yener Dönmez'e açıklamalarda bulunan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Taraf’ın Sedat Selim Ay’ı neden hedef gösterdiğini deşifre etti.

Bozdağ, MLKP terör örgütünü çökerten Sedat Selim Ay’a yönelik başlatılan karalama kampanyasının planlı olduğuna dikkat çekti. Ay’ın iki yıldır İstanbul Emniyet Müdür Yardımcılığı görevini yürüttüğünü anlatan Bozdağ, bu süre zarfında hiçbir itirazda bulunmayanların, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün bu yıl Ay’ın sorumluluğuna verilmesi üzerine işkence iddialarını gündeme getirdiğini belirtti.

Batı Trakya dönüş yolunda Akit’e özel demeç veren Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, gündeme ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Bozdağ, başını Taraf’ın çektiği çevrelerin MLKP terör örgütünü çökerten Sedat Selim Ay’a yönelik başlattığı karalama kampanyasının planlı olduğuna dikkat çekti.

MEĞER İKİ YIL ÖNCE TERFİ ETMİŞ

Ay’ın iki yıldır İstanbul Emniyet Müdür Yardımcılığı görevini yürüttüğünü anlatan Bozdağ, bu süre zarfında hiçbir itirazda bulunmayanların Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün bu yıl Ay’ın sorumluluğuna verilmesi üzerine işkence iddialarını gündeme getirmesinin düşündürücü olduğunu belirterek, “Sedat Selim Ay’ın İl Emniyet Müdür Yardımcısı olarak baktığı konuların arasına Terörle Mücadele Şubesi de verilmiştir. Rahatsızlık Ay’la ilgili birilerinin yaptığı şikayetler falan değil. Terörle Mücadele Şubesi’nin Selim Ay’a bağlanmasından kaynaklanan bir rahatsızlık var. ‘Terörle Mücadele’yi niye ona bağladınız?’ diyemedikleri için Selim Ay’ı belden aşağı vurmak suretiyle yıpratmaya ve oradan indirmeye çalışıyorlar. Yani somut bir takım şeylere, verilere dayansa anlayacağız. Hükümetimiz bugüne kadar yaptığı bütün tasarruflarda millete yanlış yapan hiç kimseye paye vermemiştir. Ama birilerinin iftirasıyla da hiç kimseyi yememiştir ve yedirmemiştir” dedi.

“İKİ YIL ÖNCE NİYE ÇIKMADI?”
“İki yıl boyunca neredeydiniz?” diye soran Bozdağ, şunları söyledi: “Burada mesele Terörle Mücadele Şubesi’nin iki yıldır Emniyet Müdür Yardımcılığı yapan Sedat Selim Ay’a bağlanmasıdır. Bu süre içerisinde hiç kimsenin ‘Ya bu şöyledir, böyledir, geçmişte böyle yapmıştır’ diye gündeme getirmediği bir kişi, Terörle Mücadele’nin başına geçtiğinde bir bakmışsın bir sürü şey çıktı. Madem bunlar vardı, 2 sene önce niye çıkmadı? Şimdi çıkıyorsa o zaman Terörle Mücadele Şubesi’nin Selim Ay’a bağlanmış olmasıyla bunun bir irtibatı var mı? Bu yazanlar, çizenler bundan mı rahatsız? Yoksa bir takım iddialardan mı rahatsızlar? Yoksa iddiaları bağlanmadan duydukları rahatsızlık sebebiyle yıpratmak ve görevden aldırmak için mi? Bütün bu sıkıntı Terörle Mücadele sebebinden çıkıyor. Böyle olunca eski iftiralar birden bire gündeme geliyor.”

“BAŞKANLIK SİSTEMİNE GEÇMEMİZ LAZIM”
Başkanlık sistemi tartışmalarına da değinen Bozdağ, bu sistemin Türkiye için doğru bir sistem olduğunu kaydederek, şöyle konuştu: “Bir defa başkanlık sistemi etkin bir yönetim ortaya koyuyor. Hesap soranı belli, hesap sorulanı da bellidir. İktidar paylaşımına son veriliyor. Başkanlık sistemi yasama ve yürütme arasında tam bir ayrılığı, tam bir bağımsızlığı tesis ediyor. Yani şimdi baktığımız zaman Türkiye’de ne var? Diyoruz ki ‘Yasama ve yürütme ayrıdır.’ Ayrı olması mümkün değil. Niye değil? Çünkü parlamenter sistemin Türkiye uygulamasında hükümet çoğunluğun içinden çıkıyor. Parlamentodaki komisyonlar çoğunluk esaslı komisyonlardır. Kanunların yasalaşması çoğunluk esasına dayanıyor. Kanunların, yasalaşanların yüzde 99’u kanun tasarılarından oluşuyor. Komisyonda, Genel Kurul’da hükümet oturması üzerine görüşülüyor. Ve iktidar grubuna mensup milletvekilleri, aynı zamanda içinden hükümet çıkardığı için hükümete aykırı bir davranış ortaya koymaz. Dolayısıyla hükümet ne derse parlamentoda o oluyor. Yani ‘Türkiye’de bugün yasama ve yürütme ayrıdır’ diyen yalan söylüyor. Yasama yürütmenin emrindedir. ‘Efendim işte ayrı’ falan, yok işte. Durumumuz ortada. Bütün komisyonlarda çoğunluk iktidar grubundadır. Genel Kurul’da çoğunluk iktidar grubundadır. Bizim muhalefetimiz de alışkın yürütmenin kontrolündeki bir yasamaya. O yüzden başkanlık sistemine geçmek lazım.”

“BİR KİŞİ İKTİDARI REHİN ALIYOR”
Başkanlık sisteminin ülkenin istikrarına ciddi katkıları olduğunu dile getiren Bozdağ, Güneş Motel olayını hatırlatarak, “Başkanlık sisteminde yürütme doğrudan halk tarafından geliyor. Yasama da doğrudan halk tarafından geliyor. Yürütme yasamanın güven oylamasına dayanmıyor. Kendi içinde bir denge sistemi kuruyor. Yasama yürütmeye karşı yükümlü, yürütme de yasamaya karşı yükümlüdür. Kendi içinde bir denge sistemi kuruyor. Başkanlık sistemi operasyonlara da kapalı. Yani diyelim ki sizin 275 milletvekiliniz var. Bir vekile ihtiyacınız var. Bir vekil iktidarı rehin alabiliyor. Veya 280 vekiliniz var. Sizi iktidardan etmek isteyenler bir Güneş Motel operasyonu yapıyor, iktidardan sizi deviriyor. O zaman iktidar bir takım güç odaklarına karşı, kendi milletvekillerinin ‘İstifa ederim ha’ kozuna karşı çaresiz kalıyor ve tavizler vermeye başlıyor. Taviz vermediği zaman da bir operasyonla gidiyor. Zaman zaman da işte askeri operasyonlara maruz kalıyor. 28 Şubat’ta olduğu gibi. Ama başkanlık sisteminde kimse operasyon yapamaz. Çünkü başkan sadece millete karşı sorumludur. Başkalarının başkana operasyon yetkisi kesinlikle yoktur” değerlendirmesinde bulundu.

MUHALEFET NEDEN KARŞI ÇIKIYOR?
Başkanlık sisteminin Türkiye’ye gelmesiyle otoriterleşmenin olacağını, tek adam iktidarının oluşacağını savunanların yalan söylediğini belirten Başbakan Yardımcısı Bozdağ, şöyle devam etti: “Bu sistemde otoriter bir yönetim oluşamaz. Niye oluşamaz? Çünkü başkan parlamento olmadan bir iş yapamıyor. Parlamento da başkan olmadan bir şey yapamaz. Onun için uzlaşma aranır. Yüzde 51 halk desteği vardır. Millet ona izin vermez. Bizim muhalefet halkı ikna edemeyeceğini bildiği için doğruyu söylemiyor. Türkiye’de başkanlık sistemi radikalizmin sona ermesidir. Nasıl? BDP gibi bir parti Türkiye’de başkanlık sisteminde asla iktidar olamaz. MHP gibi aşırı milliyetçi bir parti Türkiye’de iktidar olamaz. CHP gibi aşırı ideolojik, laikçi bir parti Türkiye’de asla iktidar olamaz. Felsefesine yakın merkezdeki partileri vatandaşlar iktidara getirebilir.”

“EYALET SİSTEMİ AMERİKA’NIN KENDİ UYGULAMASI”
Birçok ülkede uygulanan başkanlık sisteminin Türkiye’nin üniter yapısına zarar vermeyeceğinin altını çizen Bekir Bozdağ, şunları söyledi: “Başkanlık sistemini hayata geçirmek için şu anda AK Parti’nin parlamentoda yeter sayısı yoktur. 367 lazım. Şu anda CHP’si, MHP’si, BDP’si buna karşılar. Biz istiyoruz ki sistem vaktinde gelsin, doğru zamanda gelsin. Yoksa geç geçerse Türkiye bundan kaybeder. Türkiye kaybetmesin, kazansın. Biz bu işin tartışılmasını istiyoruz. Çünkü halk başkanlık sistemi konusunda doğru bilgilendirilmiyor. Birisi diyor ‘Eyalet sistemi gelirse Türkiye paramparça olacak.’ Halbuki eyalet sistemi başkanlık sisteminin bir uygulaması değildir. Eyalet sistemi Amerika’nın uygulamasıdır. Örneğin bugün Almanya parlamenter sistemdir. O parlamenter sisteminde veya başkanlık sisteminde eyalet sistemini uygulamak tamamen tercihe bağlıdır. Yoksa parlamenter sistemin de başkanlık sisteminin de böyle bir zorunluluğu yoktur. Türkiye üniter yapısını koruyarak başkanlık sistemine pekala geçebilir. Atatürk dönemi fiili bir başkanlıktır. Ve İnönü dönemi, Menderes dönemi böyledir. Şimdi AK Parti dönemi de bana göre fiili bir başkanlıktır.”

“AKLINDAN ENDİŞE DUYARIM”
CHP’nin İsrail ve Suriye konusundaki tutumunu eleştiren Bozdağ, İsrailli milletvekillerinin dostluk grubunun yeniden kurulması için CHP ziyaretini şöyle değerlendirdi: “İsrail Dostluk Grubu’dan istifa etmeyen kalmadı. Eğer CHP’li vekiller çok istiyorsa o dostluk grubunu yeniden kurabilir. Ancak biz Türkiye olarak bu ülkenin çıkarlarını esas alan bir politikayı ortaya koyuyoruz. Kılıçdaroğlu, orada yaşanan olayları ya görmüyor ya da göremiyor. Mazlumların tepelerine her gün bomba yağarken, orada İsrail’in haksız olduğunu yazanlar tutuklanırken İsrail’de özgürlükten bahsedilemez. Eğer birisi özgürlük adına, demokrasi adına, insan hakları anlamında İsrail’i örnek gösteriyorsa ben o kişinin aklından endişe duyarım. Eğer bir insan aklı selim sahibi ise bunu söyleyemez. Milletvekillerini Suriye’ye gönderdiler. Bunun asıl sebebi AK Parti’ye zarar vermektir. Şimdi Esed’in gidici olduğu ortaya çıkınca farklı bir politika içine girdiler. ‘Esed gitti ama Türkiye yine bu işten zararlı çıkıyor’ demeye başladılar” dedi.

DERTLERİ AK PARTİ’YE ZARAR VERMEK
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün PKK’lılarca kaçırılmasına da değinen Bozdağ, “AK Parti’ye zarar vermek için kriz olsun diye dua ediyorlar. Bir terör olayı olduğunda Kılıçdaroğlu, bunu AK Parti’ye zarar vermek için bir vesile olarak görüyor. Kendi milletvekili kaçırılıyor, Kılıçdaroğlu bu noktada bile bunu AK Parti’yi eleştirmek için bir vesile olarak görüyor. ‘Hani AK Parti her yere hakimdi’ diyor. Ben CHP’nin bunları AK Parti’den kurtulmak için yaptığını düşünüyorum. Her şeyde AK Parti aleyhine bir sonuç çıkarmaya çalışıyorlar. Dış politika ve terör konularını Türkiye artık, siyasi rekabet konuları olarak görmeyi bırakmalı. Bunları milli konular olarak görmeliyiz” ifadelerini kullandı. BDP’li vekillerin Şemdinli’de PKK’lı teröristlerle kucaklaşmasının kendisini şaşırtmadığını belirten Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “BDP milletvekilleri samimi değil. Bunlar, Meclis’te hür iradeleriyle siyaset yapan milletvekilleri değil. Meclis’te iradeleri PKK terör örgütünün ipoteği altında. BDP’nin oyu gerçek bir oy değildir. Tehditle, korkuyla alınan bir oydur. İnsanların anneleri, babaları, ailesi öldürülmekle tehdit ediliyor. Eğer bunlar olmasa BDP’nin bu kadar oy alması mümkün değil. Bunların Kürtlere hizmet etmedikleri açık. Terör örgütünün ortaya koyduğu söylemlere baktığımızda, bir de BDP’nin ortaya koyduğu söylemlere baktığımızda aralarında bir farkın olmadığını görüyoruz. Halkın sağduyusu bunların hedeflerine ulaşmasını engelliyor. Ben o bölgede yaşayan vatandaşlarımızı tebrik ediyorum. Terör örgütü ve BDP’nin bütün çabalarına rağmen o bölgede yaşayan vatandaşlarımızın sağduyusu, aklıselimi galip gelmiştir. Terör örgütü Kürtlerin birinci düşmanıdır.”

“PKK İLE KÜRTLERİ BİRBİRİNDEN AYIRMAMIZ LAZIM”
“Terörle mücadelenin güvenlik boyutu terör bitene kadar devam edecektir. Ama terör örgütünün maalesef ki bir zemini var. Bu zemini kurutmak için adımlar atıyoruz. Terör örgütü ile Kürt vatandaşlarımızı birbirinden ayırmamız lazım” diyen Bekir Bozdağ, şöyle devam etti: “PKK eşittir Kürt kökenli vatandaşlar düşüncesini oluşturmaya çalışıyorlar. Bu fevkalade yanlış. Çünkü bölgedeki oy dağılımlarına baktığımızda, AK Parti ve diğer siyasi partilerin aldıkları oylara baktığımızda bölgedeki vatandaşlarımızın kahir ekseriyetinin terör örgütünün desteklediği siyasi partiye oy vermediğini görüyoruz. Onun için birileri PKK ile Kürt kökenli vatandaşlarımızı özdeşleştirmeye çalışıyor. Bu büyük bir yanlıştır. PKK, Kürt kökenli vatandaşlarımızın yaşadıkları sıkıntıları istismar etmektedir. Ortaya koyduğumuz politikalarla Edirne’deki vatandaşlarımızın meselelerini çözmek için nasıl uğraşıyorsak, Hakkari’deki vatandaşımızın da derdine derman olmak için de aynı şekilde çalışıyoruz. Bölge milliyetçiliği yapmayacağız, ırk milliyetçiliği yapmayacağız, din milliyetçiliği yapmayacağız. Çünkü bu ülke bu üçünden büyük zarar gördü.”

YENER DÖNMEZ - YENİ AKİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum