Ergenekon avukatının ciddiyetsizliği
Ekonomik kriz tellallığı yaparak konuşmasına başlayan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Ergenekon operasyonu ve iddianamesi ile ilgili ciddiyetsizliğini bir kez daha gözler önüne serdi ve Ergenekon avukatlığını sürdürdü.
Ekonomik kriz tellalı Baykal
Baykal'ın konuşmasının ayrıntıları şöyle: "Konu artık kaygı verici noktaya gelmiştir. Halkın olağanüstü yüksek düzeyde borçlanma durumuna girmiş olması, artık çok ciddi sorunlar doğurmaya başladı. En son geldiğimiz aşamada 2008’de MB’nin kara listesine girmek durumunda kalan kredi kartı kullanıcısı 802 bin rakamına ulaştı. Bu müthiş bir rakamdır. 1 milyona yakın insan ekonomik sistemin dışına itilmiş demektir. Mali işlemlerde muhatap alınmaması gereken konuma girmiştir. AKP geldiğinde 18 bin kişiydi bu. Geçen yıla göre doğrudan yabancı sermaye girişi bu yıl yüzde 50 azalmıştır. Türkiye’ye yapılan portföy yatırımı olarak gelen para artık net çıkış yapmaya başlamıştır. Sahte cennet artık tıkanmaya başlamıştır. Türkiye'ye olağanüstü yüksek faizini vererek çekmeye çalıştığımız sermaye Türkiye'ye girmemk bir yana azalmaya başlamıştır. Bu bir alarmdır."
Baykal'ın özelleştirmelerle ilgili yorumu
"Son 5 yılda Türkiye'nin dış dünyaya 25 milyar dolar kaynak transfer ettiği ortaya çıklıştır. Bunların bir kısmı kar payı olarak çıkmıştır. Özelleştirme yaptı, satılan kuruluşlar kar etmeyi ve transfer etmeye başladı. Bu yıl 3 milyar dolar civarında olması bekleniyor. Bu artış sonucu Türkiye 7.5 milyar dolar sadece kar transferi yaptı. Önümüzdeki 5 yıl bunu bir kaç defa katlayarak ortaya koyacak. Çünkü Türkiye altın yumurtlayan tavuklarını sattı. Bu ciddi bir sorun olmaya başladı. Özelleştirme gelirlerinin toplamının 20-25 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor. Transfer edilen kar payı bu dönemde 1.5 milyar dolara çıktı ve hızlanarak artıyor. Ciddi bir durumla karşı karşıyayız. Cari açığı kapatmak için bütün ağırlık kredi kullanımına terkedilmiştir. Açığımızı faiz ödeyip kredi alarak kapatıyoruz."
Kıbrıs'ı gündeme getirdi
"Kıbrıs sorunu ile ilgili gelişmeler son dönemin en önemli ve tarihi gelişmeleri Kıbrıs konusunda ortaya çıkmaya başladı. Bu konuya medya ve resmi yetkililerin en küçük ilgi göstermediğini görüyorum. Gündemi bahane etmemeli. 1 Temmuz Kıbrıs'ta önemli bir olay yaşandı. Hristofyasla Talat bir araya geldiler, açıklamada iki liderin gelecekteki birleşik Kıbrıs'ta tek egemenlik ve tek vatandaşlık konusunda ilke anlaşmasına vardıkları söylendi. Böyle bir mutabakatın bir tek sonucu olabilir, bu KKTC'nin Rum yönetimine lehimlenmesi ve halkımızın Rum hakimiyetine sokularak azınlık hüvviyetine büründürmesidir. Tek egemenlik, kimin egemenliği, kimin devleti. Egemenlik dendiği zaman KKTC ne olacak. KKTC vatandaşı ne olacak. Birer azınlık haline gelecek. Bu olunca askerin çekilmesi gerekecek. Türk askeri çıkacak, garanti anlaşması geçersiz sayılacaktır. 1974'ten buyana katlanılan fiedakarlıklar karşılığında elde edilen kazanımların bir kalemde silinmesi demektir. BU gelişme ile ilgili Dışişleri Bakanlığı ile temas kurduk. Biz mi göremedik, bu konuda siz bir açıklama yapmadınız mı dedik, hayır yapmadık dediler. Gerçekten çok düşündürücüdür. Bu anlaşmanın kısa bir süre önce MG Kurulu'nda ilan edilen politika ile yüzde 100 çeliştiği çok açık. Ama bu Dışişlerimizin bilgisi dışında. Bu tehlikeli gelişmedir."
Ergenekon iddianamesiyle dalga geçti
"Ergenekon ile ilgili ilk açıklama dün yapıldı. İddianame hala netleşmedi. 15 günlük bir süre var. Şimdi iddianamenin ilk taksidinin mahkemeye tevdi edildiği haberini aldık. Bazı önemli ipuçları verdi. Bu yapılan açıklamalarla ilgili; iddianame bir darbe iddianamesi değildir. Bir terör iddianamesidir. Kamuoyunu günlerce Türkiye'de cuntalara son verecek, darbecilerle tarihi bir hesaplaşmayı ortaya koyacak bir hesaplaşmanın yapılacağı ortamı yaratıldı. Bir cunta iddianamesi, demokrasi dışında örgütlenmelerin kulaklarından tutulup teşhir edileceği bir iddianame olacağı umudu kamuoyuna sunulmuştur. Ayışığı, Sarıkız, Eldiven örgütlenmelerinin iç yüzü teşhir edilecek. Toplumda da darbelerin acısını çekmiş iyi niyetli pek çok kesim bu bekleyiş içinde bazı yanlışlıkları görmemeyi tercih ettiler. Yaşanan olumsuzlukların üstünde durmayın denildi ve herkes bu konuya bir kredi açarak bekledi. Peki ne ortaya çıktı. Günlükler, yeni sorgulamalar yok. .Darbe işi bitmiş. Derbe ile meşgul değil. Şemdinli'de yaşanan durumu geçtik. Geriye ne kaldı, Van'daki iddianameye benzeyecek mi benzemeyecek mi. Darbe iddianamesi değil, terör iddianamesi. Yapılan açıklamadan öğreniyoruz ki, bu iddianamenin hedef aldığı örgütlenme bir terör örgütlenmesidir ve pek çok faaliyetin bir parçasıdır. Başlangıçta bize söylenen faaliyetlerin tümü bu örgüte bağlanamamıştır. Hrant dink, Papazlarla ilgili cinayetler, Gazi olayları, malatya vcinayeti bağlanmamıştır. 86 sanık terör örgütü üyesi, başkanları var, üyeleri var, esaslı bir örgütlenme. Açıklamayı yapan savcımız aman ha bu terör bildiğiniz terör değil diye açıklama geriği duydu. Bu özel bir terör. Bu yeni bir terör. Bu bu güne kadar pek tanımadığımız bir terör. Terörü en iyi bilen ülkeyiz ama başsavcı uyarıyor."
İmralı, Yassıada imaları
"Bu bir terör örgütü olduğuna göre bir başı vardır ama bunu öğrenemedik. Bir değil de eş başkanlık sistemi işliyordur. Bunları önümüzdeki günlerde göreceğiz. Bu bildiğimiz terör değilmiş ama fakat bu teröre de Öcalan maddesi uygulanacakmış. Terör ortaya çıksın mutluluk duyarız, bir an önce baş aktörün kemler olduğu ortaya çıksın. Eğer mahkeme hızla sonuçlanırsa ve mahkumiyet ortaya çıkarsa bu yeni terör örgütünün baş teröristini bir adaya koymak lazım. Bence Yassıada'ya göndermek lazım. Öcalan tahliye olur çıkarsa İmralı da düşünülmelidir. Terör kavramı ciddi bir kavramıdır. Hele Türkiye için yaşamsaldır. Bu kavramın içini boşaltmaya kimsenin hakkı yoktur. Uluorta bu kavramı kullanmak terörle mücadelemize zarar vermeyi göze almak demektir. Teröristler kim bilemiyorum, insanlara terörist demek o insanların eğer kanıtlanamazsa şereflerini rencide etmez ama karşı karşıya bulunduğumuz tabloda ülkeye yıllarca hizmet vermiy bütün yaşamını ulusal bütünlüğümüz için veren insanların bu ithamlara maruz bırakılması onların yüksek tansiyonlarını, şekerlerini yükseltir. Şereflerine haysiyetlerine hiç bir zarar vermez. Terör kavramını dejenere etmemek en önemli sorumluluktur."
Aygün'ü kutladı, Hİsarcıklıoğlu'na ilginç bir göndermede bulundu
"Uzun bir iddianame hazırlanmış. İddianamelerin uzunluğu iddiaların haklılığının kanıtı olamaz. Uzun iddianameler bir biriyle bağlantısı olmamış, bir telaş içinde her türlü iddiayı, telefon kaydını, dinlemeyi üst üste koyarak çıkaranlar bir şey çıkarsın diyerek konuya yaklaşırsa o zaman geniş bir iddianame olan sağlam dayanaklara dayalı bir halde ortaya çıkmasıdır. Uzunluğu inandırıcılığı konusunda rahatlatıcı bir unsur değiltir. Keşke daha kısa ve öz alabilseydik. Bu iddianame ortaya atıldı. Terör büyük bir olay, devleti yıkma suçlamasıyla değerlendirilecek bir durum. Bunlar belli 86 tanık. Onlar sabit değil, teker teker gidiyorlar. Kasası gitti, kasa olmadan olmaz. Buna acele bir kasa bulma ihtiyacı var. Ek iddianame gelecek ona göre parası bol olanlar dikkatli olsunlar. Gerçi dikkatli olmadıkları Okkır'ın durumunda ortaya çıktı. Cenazesini bile kaldırma imkanı yokmuş. Sinan Aygün'ün serbest bırakılmasına çok sevindim. Sinan Aygün'ün tahliyesi dolayısıyla kendisini ve Sayın İhsarcıklıoğlu'nu yürekten kutluyorum. Yardımcısına sahip çıktı, güovenmekte haklı olduğunu yargı sürci ortaya çıkarttı. Keşke sayın TOBB başkanımız diğer sanıklarla da ilgilensi bir yararı olur mu diye aklımdan geçiriyorum. oralara da katkısı olursa mutluluk duyarız. Değerli Hisarcıklıoğlu'na bu ricamı yansıtıyorum. Bu işin şaka tarafı bir yana ciddi yönü şu noktada: Bu iddianame Başbakan'ın tezini sahiplenen bir iddianamedir. Ortaya attığı tezi yargı organları bir türlü önemsenmemişti. Başbakanın tezi yargı sisteminin içine girmiştir. Bu tez Erdoğan Başbakan olmadan önce söylediği bir tezdi. Danıştay saldırısı sonrasında bunun derin komplo olduğunu söylemişti. Bizi de içine katmıştı."
Baykal'a göre Danıştay cinayetini kim işledi?
"Başbakanın savcılığa özenmesi kötü değildir. Unutmasın o savcının başında Cumhuriyet yazar. Savcılar Cumhuriyetin, avukatlar milletindir. Başbakan bilmeli ki savcılık başbakanlıkla bir araya gitmez. Savcılık iddiası yapamazsın. Başbakanlık ayrı savcılık ayrı. Sen başbakanlığı savcılıkla karıştırdığın için işler bu noktaya geldi. Bu olmaz. Savcı Başbakan olamaz. Başbakının bunu netleştirmesi lazım. Bu yanlış devam ediyor. Bu dava Başbakanın tezi doğrultusunda ortaya çıkan bir dava ve iddianamedir. Ne diyor, Danıştay cinayeti Ergenekon çetesinin faaliyetidir. İşte olay bu. Bu cinayeti huku işledi. Bu iddia o zaman ortaya atıldı. Ergenekon sözünü de reddediyor savcı. Başbakan bunu kanıtlamak istiyor, savcı da bunu muteber olarak kabul etmiş. Bunu irdeleyeceğiz. Danıştay cinayetini İlhan Selçuk, Sinan Aygün, Mustafa Balbay işledi mi işlemedi mi bunu göreceğiz. Siavs'ta madımaktaki yangını bunların çıkardığı iddiasını ortaya atmayı ihmal etmişler. onunla ilgili tereddütler de var. Kim yaptı, yaptı mı yapmadı mı gibi bir kanaat var ama bir bakarsınız bunu da bunlara yüklemişler."
Gizli tanık uygulamasına taktı
"Şiddet var mı, cinayet var mı soracaklar anlayışıyla cevap bulmaya çalıyılıyor. İlginç bir uygulama da ortaya çıkıyor, gizli tanık uygulaması. Önce ulusal yargı projesi ortaya atıldı. Medyanın bir kısmı servis edilen haberleri her gün manyetlerine taşıdılar ve bu yargı süreci gazetelerin katkısıyla yapıldı. 4 gazete aynı manşetle çıkıyor ve tahkikat gizli. Bu UYAP projesi böyle. Şifreler kimin elinde bilmiyoruz. Ama her türlü kullanıma müsait bir tablo. Bu nebiçim iş derken hangi mahkemenin bu davaya bakacağı konusu da bu şekilde belirlendi. Seçilme süreci de bu bilgi işlem merkezinin katkısıyla belirlendi. Bilgisayarla hiç bir zaman adaletin güvencesi olamaz. Bİlgisayarın arkasında ona akıl veren var. Keşke tutuklama kararlarını alan mahkeme değil de bir başka mahkeme bakabilmiş olsaydı. Keşke bu konu babadan kalma kura usulüyle yapılmış olsaydı. UYAP bu davaya karakterini veren bir olay. Çünkü bu dava yönlendirilen bir dava. Bu iddia reddedilememiştir. 5 temmuz'da yürürlüğe girdi gizli tanık yasası. 20 gizli tanık varmış. Tanığın kimliği söylediği sözün güvenilirliği bakımından çok önemlidir. Kim bunu ne sıfatla söylemiş, söylediği bilgi nedir, kimdir, kimin adamıdır, böyle bir siyasi davayı sonuçlandırmak mümkün mü. Gizli tanıklı bir dava gerçeği ile karşı karşıyayız. Önümüzdeki günlerde bu davanın Türkiye'yi yakından meşgul edeceği anlaşılıyor. Temennimiz hiç bir ilgisi olmadığı halde siyasi baskılarla karıştırılmak istenen kimselerin en kısa zamanda haklarında taahliye kararı alınmasıdır. Ortada yasaları ihlal eden, devletin düzenini sarsmaya yönelik uygulama varsa onlar hakkında da gerekli karar alınacaktır. Böylesine kapsamlı bir davanın siyasi etki ile genişletildiği, gereksiz insanların kapsama alındığı kuşkusu vardır."
Türk yargısına ince mesajlar
"Olayın ciddi alınması gereken yönleri var benim söylediğim Danıştay davasıdır. Danıştay cinayetini bu gözaltına alınanların sorumluluğu aldında yapıldığına hukuk karar verirse bu fevkalade önemlidir. Kim işletti bu çok önemlidir. Ama onlar işletmediyse, Ankara'daki mahkeme kararı doğruldusunda, ilgili mahkemenin türban kararına tepki için işlendi de bu dava bu hale getirmek isteniyorsa, bu dava ters yüz edilerek sunuluyor ise bu vahim bir olaydır, bu olayın altında iktidar da kalır, onun yardakçıları da kalır. Ben öğrenmek istiyorum, Danıştay cinayetini kim işledi. Ortaya çıksın istiyorum. Türk yargısı, adliyesi tarihi bir sınav veriyor."
habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.