BDP sine-i PKK’ya döner ancak

BDP sine-i PKK’ya döner ancak
İki günlük Azerbaycan ziyaretinin ardından önceki gece Ukrayna’ya geçen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisini takip eden gazetecilere konuştu. Aralarında gazetemiz Akit’in Genel Yayın Koordinatörü Hasan Karakaya’nın da bulunduğu gazetecilerin soruların

Afyon’daki patlama üzerinden hükümete ve Genelkurmay Başkanı’na yöneltilen eleştirilere cevap veren Başbakan Erdoğan, terör örgütünün sözcüsü gibi davranan bir kısım medyayı ve yazarları eleştirdi. Erdoğan; terörle mücadele, PKK’lılarla kucaklaşan BDP’lilerin dokunulmazlıkları, Akdeniz’de düşen uçağımızla ilgili incelemelerde gelinen son nokta, ay sonunda yapılacak AK Parti kongresi ve sonrasında partide yaşanması muhtemel değişiklikler, 12 Eylül yargılaması ve başörtülülerin kamuda çalışmasının önünü açacak düzenlemenin yeni anayasada yer alıp almayacağına yönelik soruları cevaplandırdı.

İşte Erdoğan’ın sorulara verdiği çarpıcı cevaplar:

- Afyon’la ilgili Sayın Kılıçdaroğlu’nun eleştirileri kapsamında size bir ön rapor geldi mi?

- Tabii sizlerle burada samimi olarak bildiklerimi paylaşacağım, duygularımı paylaşacağım. Ama sağdan soldan duyulan filan bunları paylaşmayacağım. Çünkü bizzat işin içinde olan, yaşayanların söyledikleri ile işin içinde olmayanların söylediği, yazdığı bir birinden çok farklı. Afyon olayıyla ilgili ben dün itibariyle söyleyeyim 19 şehidimizin DNA yoluyla kimlikleri tespit edildi. 5’inin de kimlik tespiti yapılmadığı için savcılık teslimini uygun görmedi. “Biz bunların 19”unu teslim edersek, herhangi bir itirazda kabirleri açmak bizim için daha zor olur” dediler... Bu olayla ilgili olayın şahidi olarak dinlenebilecek şahit de insan da yok. Şahitlerin hepsi şehit. Buradaki konu, el bombası. Bana Genelkurmay Başkanı anlattı. Üç çeşit el bombası var. Bunların ikisi MKE üretimi yerli yapım, diğeri Almanya’dan ithal.

MKE yapımı bombalarda fünyeler ve bombalar aynı sandık içinde ama ayrıdır. Almanlarınki ise fünye ile el bombası bütündür. Serçe parmağı ile kavranıp, kullanılabiliyor.

“ASKERDE AÇIĞA ALMA YOK, ATILMA İÇİN MAHKEME KARARI GEREKİR”

Şimdi burada tahminler döndürülüyor. Ya merak saikiyle ele alınan bir el bombasının patlaması ihtimali üzerinde duruyorlar ki, daha çok Almanlardan ithal edilenin üzerinde duruluyor. El bombasının patlamasıyla süreklilik arz eden patlamalar meydana geliyor.

Bu Genelkurmay Başkanı’mız ve arkadaşlarının deneyimleri ile ve teknik ekipleriyle vardıkları noktadır. Şu anda 4 askeri personel farklı yerlere tayin edildi. Bazı köşe yazarları diyor ki, “Bunlar niye açığa alınmadı?” TSK’da personelin açığa alınması diye bir şey yoktur. TSK, 657’ye tabi değildir. Açığa alma yoktur. Bu tür atamalarla yer değiştirilir. Nereye kadar? Askeri yargı kararını verene kadar. Karar neyse, atılacaksa atılır, ne yapılacağına karar verilir.

“KILIÇDAROĞLU SULU VE CİDDİYETSİZ”

Zaten Genelkurmay Başkanımız açıklamasını yaptı, sivil idare yaptı. Ama bakıyorsunuz ki, bir yıpratma kampanyası sürüyor. Ana muhalefet lideri “En üst düzey generallerle görüştüm, yüzde 99 sabotaj” diyor. Çok ciddi sululuktur, gayri ciddiliktir. Siz ara muhalefetin liderisiniz.

Silahlı Kuvvetlerimizin İkinci Başkanı kendisini arıyor. “Sabotaj kanaatine nereden vardınız, size bu bilgiyi veren kim?” diye soruyor. “Ben böyle bir açıklama yapmadım” diyor. Bunu İkinci Başkan’a söylüyor. “Böyle bir açıklama yapmadıysanız, kamuoyu ile paylaşın” diyor. Allah aşkına şu anda CHP Genel Başkanı böyle bir şey paylaştı mı? Utanmadan basın toplantısı yaptı. Bana ve Silahlı Kuvvetler’e saldırdı.

“KILIÇDAROĞLU HER TÜRLÜ YALANI SÖYLER”

İkili görüşmede kendisi savunamaz. Zannedersiniz ki, iyi bir insan. Ama arkasını dönünce her türlü yalanı, yanlışı yapar. Şu anda en üst düzey general kim, muvazzaf kim? Açıklayamazsan müfterisin. Bizim yargıya götüreceğimizi de eleştiriyor. TSK kime bağlı? Bu ülkede hükümet varsa, TSK’ya yapılan hakaret varsa, yalan yanlış haberin takipçisiyiz. Bir şey varsa onun mücadelesini de biz vereceğiz. Biz kalkıp “TSK kendini savunsun” diyemeyiz. Teknik bir açıklama varsa bunu kendilerinin açıklamasını isteriz. Teröre mücadele varken TSK’ya bu şekilde saldırmak doğru bir mücadele tarzı değil.

- Kılıçdaroğlu’na dava açacak mısınız?

- Burada Genelkurmay Başkanı ile ilgili lafları da var. Onların şahsı manevisiyle ilgili konuda onların bileceği iştir. Ama hükümete saldırılar da var. Biz yargı hakkımızı saklı tutuyoruz.

- Afyon’daki patlama askeri bir yerde oldu. Terör örgütünün üstlenmesi beklenir. Sizde bir üstlenme var mı?

- Şu anda yok. Ama bunu fırsata çevirmek isteyen terör örgütleri olabilir. Velev ki üstlenseler dahi ona da aldanmamak gerekir.

- Genelkurmay Başkanı “Konuşmayacağım, her şey ortada” dedi. Orman ve Su İşleri Bakanı, “Hindistan ve Pakistan’da oluyor” dedi. Bu açıklamalar için ne düşündünüz?

- Benim 10 yıllık başbakanlığım döneminin yarısında Genelkurmay Başkanı’mızı tanıma fırsatım oldu. (Her şey ortada lafını kast ederek) Pek ironiyi seven bir insan değildir. Her şey ortada ifadesini kullanması, bu olayın içinde ne var ne yok görmezden gelen bir ifade değildir. Sadece durum tespitidir. Olayın olduğu anda Kara Kuvvetleri Komutanı’nı gönderen Genelkurmay Başkanı’mızdır. Ben de Milli Savunma Bakanı’mı gönderdim. Hindistan, Pakistan benzetmesi eksik, yanlış olabilir. Ama en ileri ülkede Amerika’da yok mu? Avrupa’da yaşanmıyor mu? Olur bunlar, yaşanır. Veysel Bey “Kaza” demeseydi daha isabetli olurdu. Yanlıştır. Vali de iki büyük yanlış yaptı. Fotoğraf karelerini almış, bir de internet sitesine koymuş. Sonra da “Reklam için” dedi. Genelkurmay Başkanı’mızı çok üzdü.

- “Alman bombaları” demiştiniz...

- Şu an itibariyle öyle söyleniyor.

- İçerideki personel deneyimli mi?

- Küçük depoların büyük depolarda toplanmasına yönelik Işık Paşa zamanında atılmış bir adım. Susurluk buraya taşınıyor. Aslında gece çalışmak bu tür şeylerde yasak. Ama buna rağmen orada “Az kalmış, sandıkları bitirelim, istifleyelim” saikiyle çalışma sürüyor. Oraya getirilen kamyon farları altında çalışma onu gösteriyor. Aslında çalışmaları gerekiyordu.

KALİTELİ KOMUTAN MESELESİ

- “Ordunun kaliteli komutanları Silivri’de, kalitesiz olanları ise iş başında” iddiası ortaya atılıyor…


- Bu işlere girmek istemiyoruz. Ben başından beri kaçması mümkün olmayanların, komuta kademesinin tutuksuz yargılanmasını savundum. Belki tutuksuz yargılanmaları mümkün olsaydı, yazı yazanlar açısından tablo farklı olurdu. Köşe yazarları neye göre kaliteyi ölçebiliyor? Ne zamandan beri kalite kontrol memuru oldular?

- Referandumdan sonraki şartlara askerin intibak sorunu mu oldu?

- Bence sivillerin intibakı zor oldu.

“İŞGAL PALAVRA”

- Şehirleri işgal ettiler...


- “İşgal” filan diyorlar ya hepsi palavra.

- OHAL’in getirilmesi teklifleri?

- Bugün kimse OHAL’i düşünmüyor. Böyle bir şey gündemimizde yok. Yol kesmeler var. Bu yolları kontrole almayacak mıyız? Sen yol keseceksin, ben arama tarama için belli noktalara kulübeler, istasyonlar kurmayacak mıyım? Vatandaşın can güvenliği tedbirini nasıl alacağım? Bu tedbiri alınca, hemen terör örgütü “OHAL geliyor” propagandası yapıyorlar. Viranşehir’deki o araç durdurulmasa, kim bilir nereyi bombalayacaktı? Terörle mücadele sadece güvenlik boyutuyla yürümez. Attığımız başka adımlar var. Uluslararası diplomasi, sosyoekonomik iyileştirmeler, yatırımlar, kültürel noktada attığımız adımlar var. Kürtçeyi seçmeli ders yaptık, onu da yeterli bulmuyorlar. Neymiş, zorunlu olmalıymış. Kusura bakmasın, o kadar da değil.

Bizim dönemimizde ne ret ve de inkar politikaları var. Ama acımasız hakaret ve eleştiri bombardımanı var. Bir de bölücü terör örgütünün dili olan medya var. “Bir kısım medya” diyorum. Dikkat edenler de var. Onlara da milletim adına teşekkür ediyorum.

Bizim halktan aldığımız desteği şımarma olarak gösteriyorlar. Hayır biz aldığımız kültür itibariyle mütevazıyız. Ama yeri gelince kükremesini de biliriz.

“BUNLAR HASTANELERİ DE BOMBALAR”

- Terör örgütünün planında bir değişiklik söz konusu mu?


- Terör örgütünün kafasındaki plan çok net ve ortadadır. Bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü, huzurunu bozmaktır. “Şöyle talebimiz yok, böyle talebimiz yok” diyorlar. Bunlar yalan. Bunların taleplerinin ne olduğu belli. Gizli ajandalarında olanları siz de açıklıyor, yazıyorsunuz. Benim Kürt kardeşimle sorunum var mı? Yok. 60’ı aşkın Kürt milletvekilim var. Kabinemde 5 bakanım var. Bölgeye baktığımızda benim partim birinci parti. Bölgeye yatırım yapıyoruz. İş makinalarını yakıyorlar, müteahhitleri tehdit ediyorlar. Örneğin Hakkari’de 150’şer yataklı 2 hastane yaptık. Tehditler yüzünden o gün açılışı sadece memurlarla gerçekleştirdik. Ama içine giriyorsun, vatandaşın memnuniyeti gözlerinden akıyor. Sen yol yapıyorsun, onlar yolu bombalıyor. İnanın bunlar olumsuz puan toplamayacaklarını bilseler, tepki çekmeyeceklerini bilseler, inanın hastaneleri de bombalarlar.

- BDP’lilerin dokunulmazlıklarını kaldıracak mısınız?

- Son tabloyu gördünüz. Gidip teröristle kucaklaşacak kadar, milletin gözüne baka baka fotoğraf verecek kadar, bu tür densizlikleri yapacak kadar bu ülkeden kopmuşlar. Yargı görevini yapar. Parlamentoya gelince biz de gereği neyse yapacağız. Arkadaşlar bu parlamento yol geçen hanı değil. Ya demokratik sisteme, haklara, özgürlüklere riayet edersin. O zaman siyasetle müzakereyi yaparım. Benim bakanlarım Cemil Bey, Sadullah Bey, Beşir Bey bunlarla görüşmüştür. Ama bunlara uymazsan iki tercihten birini yapacaksın. Ya Kandil’e ya Meclis’e gideceksin.

“BDP’NİN DÖNECEĞİ YER”

- BDP’liler, “Dokunulmazlıklarımız kalkarsa anayasa çalışmalarından çekilip, sine-i millete döneriz” diyorlar…


- Bunların sine-i milletleri var mı? Bunlar sine-i PKK’ya dönerler. Çünkü milletin sinesinde bunlara yer yok. Kürt kardeşlerimi tehdit etmesinler, aldıkları oyun yarısını alamazlar. Bu oyu tehditle alıyorlar.

BAŞÖRTÜSÜYLE KAMU İSTİHDAMI ANAYASADA YER ALACAK

- AK Parti’nin yeni anayasada kamuda başörtüsü serbestisi getirecek öneriyi geri çektiği şeklinde haberler yapıldı. Geri mi çektiniz?


- Sen inandın mı? Böyle bir şey söz konusu olamaz. Teklifi geri çekmemiz söz konusu değil. Sadece anlaşılamayan maddenin ertelenmesi var. Anlaşılan maddeyi görüşelim, anlaşılamayan maddelerin ele alındığı bir yaklaşım söz konusu. Bir defa böyle bir konu bana gelmiş değil. İlk defa sizden duyuyorum. Bu komisyonlar arasında mevcut gelişmeler olumlu gitmiyor. Özellikle BDP’nin yaklaşım tarzı çok çok olumsuz. CHP’nin ne yapacağı belli değil. MHP ile AK Parti’nin uyumlu görüntüsü söz konusu. Ama biz istiyoruz ki, 4 parti yıl sonuna kadar bu işi bitirsin. Eğer 4 parti yürütemiyorsa, yürütecek partiler otursun anlaşsınlar, yeterli çoğunlukla oturup, anlaşıp yeni anayasayı çıkarsınlar. Şunu net söylüyorum. Biz masayı terk etmeyeceğiz.

- 12 Eylül’ün 30. yılında, 12 Eylül’ün tasfiyesi açısından neredeyiz?

- Hak ve özgürlükler ile ekonomi noktasında 12 Eylül’e kıyasla hayal edemeyeceğimiz bir noktadayız. Bırakın 12 Eylül’ü, 10 yıl önce yazılı ve görsel medyada bugün söylenenler ve yazılanlar söylenebilir miydi? Bırak 20 yıl geriye gitmeyi, 28 Şubat’ta boyun eğmeyenlerle bugün övünüyoruz. Ama o gün talimat alanlar da vardı. 10 yılda alınan mesafe çok çok fazla. Yeterli mi? Daha fazlasını isteriz.

- 12 Eylül yargılaması sembolik mi?

- Yok, hiçbir şey sembolik değil, iyi gidiyor.

“AÇIKLAYAMADIKLARIMI İLERDE KALEME ALACAĞIM”

- Necdet Özel Paşa ile TSK’da yeni bir dönem mi başlayacak? Zincirin bu ilk halkasını mı koparmak istiyorlar?


- Biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetiyoruz. 75 milyonluk ülkeyi yönetiyoruz. Şu anda söyleyebileceklerim var, söyleyemeyeceklerim var. Her şeyi, her zaman, her yerde söyleyemeyiz. Ama Allah izin verirse biz bunları ileride kaleme alacağız. Bunlar niye yaşandı? Balyoz’da CD’leri filan biliyorsunuz. Acaba Cumhuriyet yürüyüşleri niye yapıldı? Buralardan çıkan karanlık tablolar var. Ama söyleyemem.

- Kamuoyunun bildiğinden daha karanlık tablolar mı var?

- Var tabii canım. Ben bildiğimi söyleyemem. Arapların bir sözü vardır. Sırrı şöyle tarif ederler. “İki dudağın arasından çıktı mı esiri olursun.” Bizim de bazı sırlarımız var. Fatih, “Sakalım bilse sakalımı keserim” demişti.

- Adli yargıya intikal eden olaylar var mı?

- Balyoz’un içinde var.

KILÇDAROĞLU’NUN KILAVUZU KARGA MİSALİ

- Suriye’de düşen uçakla ilgili paylaşacaklarınız neler? Beşir Bey, uçağımızın füzeyle vurulduğunu açıkladı.

- 29 ana parçayı denizin dibinden çıkardık. İlgili laboratuvarlarda incelemeye alındı. Bunlarla ilgili en son incelemeyi Adli Tıp yaptı. Adli Tıp, raporunu Silahlı Kuvvetler’e gönderdi. Onlar da Eskişehir’deki Hava Kuvvetleri Laboratuvarları’na incelesin diye gönderdiler. Eskişehir’deki rapor da tamamlansın, kamuoyuyla paylayacağız. Beşir Bey’in söyledikleri kesin, nihai rapor değil. Gelince paylaşacağız. Ana muhalefet lideri “MİT’in elinde” diyor. Bir çok şeyi karıştırıyor tabii. MİT’in laboratuvarında da olan parça olabilir. O da devletin kurumu. Ama “Bunların hepsi MİT’in elinde” dersen açığa düşersin. Bu kimden akıl alıyorsa, kimse akıl hocası... Yani kılavuzu karga olanın meselesi. MİT’ten iyi biliyor.

TAKIMIN İSKELETİNİ BOZMAYACAĞIM

- 30 Eylül’de kongre var. Kabineyle ilgili beklentiler de var. Partide yönetim anlamında ne gibi revizyonlar var? Her sene şampiyon olan takımınız var. Onlar 3 dönemden sonra olmayacak. Onların değerlendirmesi nasıl olacak?


- Takımın iskeletini bozmayacağım ama... Hiçbir siyasi partinin yapmadığı parti içi çalışmayı biz yaptık. Ne yaptık? Tüm MKYK üyelerinin eline milletvekillerinin, kurucu üyelerin ve 50 kişilik liste verdik. “Dışarıdan da tavsiye edecekleriniz olabilir. Bize isimler teklif edin. Bu listeye 5, 10, 50 isim yazabilirsiniz, sizin takdirinizdir” dedik. Biz ona göre 30 Eylül’de yapacağımız kongrede listemizi oluşturacağız. Bazıları her şeyi birbirine karıştırıyor. Partimizin MKYK’sında ve il yönetiminde 3 dönem uygulaması yoktur. Bu uygulama genel başkan, il ve ilçe başkanları ve milletvekilleri içindir. Aradan bir dönem geçtikten sonra yeniden seçilme hakları vardır. Bazıları “Yeni milat” diyor. Yeni milat durumu söz konusu değil. Birinci 11 yılı bitirdik. Buna, ikinci 11 yılın güncellenmiş manifestosu ya da yeni yol haritası diyebilirsiniz. Her alanda neler yapabileceğimizi ortaya koyacağız. Demokrasiye inanmış bir parti olarak dış politikadan ekonomiye kadar her alanda yapacaklarımızı ortaya koyacağız.

- 2011’de milletvekillerinin yüzde 69’unu değiştirdiniz. Parti yönetiminde aynı oranda değişiklik yapacak mısınız?

- Burada durum farklı. Oturmuş bir yönetim ekibimiz var. Çoğu işlevlerini yerine getiriyor. Tabii hücre tazelenmesi de çok çok yerinde olur.

Erdoğan’dan İsrail’e bir ret daha

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç ile eşbaşkanlık yaptığı Türkiye-Ukrayna Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyi Toplantısı ardından Yanukoviç ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ortak basın toplantısı düzenleyerek, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

ABD’de yayımlanan filmin ardından İslam dünyasındaki tepkiler ve Libya’daki ABD büyükelçisinin öldürülmesiyle ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine Erdoğan, ABD büyükelçisi ve 3 görevlinin öldürülmesi konusunun çok çok kaygı verici olduğunu, bunu şiddetle kınadığını söyledi.

Başbakan Erdoğan, “Türk-İsrail ilişkilerini normalleştirmeye yönelik arabuluculuk gayretlerinin olduğu doğru mu?” sorusuna da şu yanıtı verdi:

“İsrail ile ilgili bizi bugüne kadar arayarak bizimle bu konuda görüşmek isteyenlere verdiğimiz cevap bellidir. Birincisi özürdür, ikincisi tazminattır, üçüncüsü Filistin’de ambargonun kaldırılmasıdır. Bunlardan herhangi birisi olmadığı sürece normalleşmenin olması mümkün değildir. Eğer bu üçünü garantiye, sağlama alacak varsa arabulucuya biz ‘Evet’ deriz. Yoksa arabulucuların yorulmasına gerek yok.”

Başbakan Erdoğan, “Ukrayna ile ekonomik ve beşeri planda azami bütünleşme tarafıyız. Bu yönde alacağımız mesafe halklarımıza daha iyi bir gelecek sunma planlarımıza katkı sağlayacaktır” dedi. Ukrayna Devlet Başkanı Yanukoviç ise, “İki ülkede de sevinilerek karşılanan ortak adımımız, vize işlemlerinin kolaylaştırılmasıdır. Vatandaşlarımızın seyahati için imkanların geliştirilmesinin, iş temaslarının yoğunlaştırılmasının iki ülke turizmini ve insanlar arası ilişkileri yakınlaştıracağından eminim” şeklinde konuştu.

 Hasan KARAKAYA - Yeni Akit

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum