İçerdeki işbirlikçiler deşifre edilmeli
Saadet Partisi (SP) Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Yalman, Amerika’da Efendimiz Resulullah’a (SAV) çirkin hakaretler içeren filmin üretilmesi ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili Yeni Akit’e çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Amerika’da son olarak ortaya sürülen film ve hedeflenen amaçların batı dünyasında islamofobi denen olayın ne boyuta geldiğine ilişkin bir fikir verdiğini belirten Yalman, “Batı dünyası hem ahlaken hem nesil olarak hem ekonomik olarak çöküş halindedir. Adeta bunun acısını İslam dünyasından çıkarmaya çalışıyorlar. İslam topraklarına saldırarak eksikliklerini buralardan tamamlamak arzusu ile provokatif girişimlerini iyice artırmış durumdadırlar.” şeklinde konuştu. Batılıların bu tür olayları yeni sömürge topraklar ve ülkeler ele geçirmek için gerekçe olarak kullandıklarını söyleyen Yalman, bu ve benzeri girişimlerinin gerisinde belli gruplar ve evanjelist yaklaşımların yansımalarının görüldüğünü vurguladı.
BATILILARIN İŞİNE GELECEK DİYE SESSİZ Mİ KALMAK LAZIM
Batılıların işine gelecek diye provokasyona gelmemek ve uyanık olmanın yanısıra hiç tepkisiz kalmanın da, İslam ve Müslümanın izzet ve şerefine yakışmayacağının altını çizen Yalman, bu noktada Müslüman aydın, gazeteci, yazar ve siyasetçilere ciddi görevler düştüğü uyarısında bulundu.
MÜSLÜMAN LİDERLER CAYDIRICILIKLARINI KAYBEDİYORLAR
Müslüman ülkelerin kutsallarına saldırılan ve nefislerini müdafaa konusunda bir savunma politikası geliştiremediği tespitini yapan Lütfi Yalman, “İsrail bu konularda tavrını koyuyor ve netice alıyor, biz bir buçuk milyarlık islam alemi neden bu işlerde geri kalıyoruz. Batı dünyasına bir kez taviz verildiği an devamı geliyor, Bu tanzimattan, belki daha evvelinden beri böyle. İşte son yılların önemli tartışmalarındandı. Karikatür krizi yaşadığımız ülkenin Başbakanı’nı NATO’da Genel Sekreterliğe yine biz getirdik. Bunun kabul edilmiş olmasını kabul edemiyorum. Bu şekilde Türkiye ve İslam dünyasındaki yöneticiler zayıf ve çelimsiz bir profil ortaya koymuş oluyorlar. Caydırıcılıklarını kaybediyorlar” şeklinde konuştu.
MÜSLÜMANLAR AKSİYONER OLMALI
Müslüman medyanın görevlerinin arasında temsil ettiği camianın değerleri korunmanın öncelikli olması gerektiğine vurgu yapan Yalman, bu görevi yerine getiren basın organlarının arasında Akit Gazetesi’nin müstesna bir yeri olduğunu belirterek şunları söyledi, “Yeni Akit Gazetesi ve Habervaktim internet haber sitesinin Peygamberimiz (SAV) aleyhine iğrenç görsel ve yazılara yer veren itüsözlük adlı internet sitesindeki saldırıları geri püskürttüğünü iftiharla takip ettik. Demek ki bir basın organımız bu kadar etkin hizmet ve faaliyetlerde bulunabiliyorsa, bütün organlarımızla bu gibi saldırıların üzerine gidersek tam ve kesin sonuç alabiliriz. Diğer Müslüman basın organları da bu konularda hassas olmalı, İslam’a ve onun kutsallarına bir saldırı yapıldıktan sonra sadece reaksiyoner bir tavır değil, bu saldırılar yapılmadan önce aksiyoner bir duruş gösterilmeliler”
HAREKET ALANIMIZ ÇOK GENİŞ
Mücadelenin gidip büyükelçileri öldürerek verilmemesi gerektiğini söyleyen Yalman, bu noktada en sert mukavemetin Hükümetler ve basın yayın yoluyla gösterilebileceğini belirtti. Hükümetler yoluyla mücadele derken sadece bir beyan ve kınamayı kastetmediğini belirten Yalman, bu yolla kullanılabilecek onlarca enstrüman bulunduğunu, bunların, ikili anlaşmaların iptalinden ticari boykota kadar geniş bir hareket alanını kapsadığını bildirdi. Türkiye Devleti de dahil olmak üzere tüm İslam Dünyasının henüz bu alanı kullanabilecek yetkinliğe ulaşamadığını ifade eden Lütfi Yalman, bu yolların kullanılabilmesinde geçmiş örneklerin yol gösterici olması gerektiğini hatırlattı.
ERBAKAN BARZANİ’YE EMİR YOLLAMIŞ
Arap – İsrail savaşı esnasında Arabistan Kralı Faysal’ın petrol ihracatını durdurarak Siyonistlerin destekçisi batıya karşı bir tavır ortaya koyduğunu hatırlatan Yalman, Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan’ın da bu yöndeki bazı politikalarını açıkladı. Yalman, Refah-Yol iktidarı döneminde terör örgütü PKK ve batılılarla ittifak halindeki Kürtlere karşı cephe alan Müslüman Kürt din adamı ve siyasi lider Şeyh Osman’ın KDP lideri Mesut Barzani tarafından gözaltına alındığını, bu durum üzerine Erbakan’ın ‘Şeyh Osman derhal serbest bırakılacak’ mesajı yolladığını ve Barzani’nin bu emre karşı gelmeyi göze alamadığını açıkladı.
İHVAN’I DA FİRAVUN’UN YARGIÇLARININ ELİNDEN ALMIŞ
Yalman, Erbakan iktidarı döneminde yaşanan bir olayın da Mısırda, İhvanı Müslimin liderlerinin, son Mısır Firavunu Hüsnü Mübarek tarafından tutuklanmaları olduğunu bildirdi. Bu olaya da müdahale ettiklerini söyleyen Yalman, Erbakan’ın emri ile Mısır’a giden Şevket Kazan’ın, Müslüman liderlerin yargılanacakları mahkemeye gittiğini, kendisini içeri almak isteyen görevlilere ‘Biz Türkiye’den geliyoruz, bu dava görülemez. Bu insanlar derhal serbest bırakılacaklar’ mesajını ilettiğini söyledi. Kazan’a ‘Efendim, az bir ceza ile salıverilecekler’ denmesine rağmen, Kazan’ın direttiğini, kapatılmaya çalışılan mahkeme salonunun kapısına ayağını koyarak tepki gösterdiğini, sonuç itibariyle yargılama bile yapılamadan tutukluların salıverildiğini söyledi. Yalman Kıbrıs Barış Harekatının da onurlu ve sonuç alıcı dış politika örnekleriyle dolu olduğunu, Hükümetten böyle tepkiler beklediklerini, İslam Dünyasının Amerika’ya ‘bu film yasaklanmıştır’ dedirtmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
İÇERDEKİ İŞBİRLİKÇİLER DEŞİFRE EDİLMELİ
Batı ahlakı, hayat biçimi, düşünce tarzı ve dünya algısının Türkiye temsilcisi gibi çalışan ve toplumu içerden ifsat eden kimi odaklara da dikkat çeken Yalman, bunların toplumun değerlerine saygılı bir noktaya gelmedikleri takdirde deşifre edilmeleri, gerekirse de kanunlar yoluyla terbiye edilmeleri zorunluluğuna Dikkat çeken Yalman, bu grubun içinde sinema çevrelerinden, sözde yazar çizer takımından, bazı ekonomi çevrelerinden İslamcı görünen kimi liberal yanaşmalara kadar geniş bir yelpazede insanlara rastlamanın mümkün olduğunu söyledi.
RTÜK GÖREVİNİ YAPMIYOR
İslam’ın kutsal değerlerine karşı yürütülen saldırılar karşısında Müslümanların tepkilerinin belki orantısız olarak değerlendirilebileceğini ancak bunların sonuçlar olduğunu, olayların sonuçlarından önce sebepleri üzerinde durmak gerektiğini bildiren Yalman, bu arada içimizdeki hain ve satılmış ruh sahiplerine de dikkat çekti. Özellikle televizyon dizileri ve sinema filmleri yoluyla dini hassasiyetlerin aşağılandığı, Müslümanlara yapılacak daha büyük saldırı ve hakaretler öncesi insanların buna tepkisiz hale gelmeleri için sistematik bir faaliyet yürütüldüğünü söyleyen Lütfi Yalman, “Dizilerdeki dinimize, değerlerimize, aile yaşantımıza yapılan saldırılan ahlak dışı ilişkiler gösterilmektedir. Ensest ilişkiler normalleştirilmektedir. Bu tarihlerin yazmadığı kepazeliktir. Amca öz yeğeniyle evleniyor, o onunla yatıyor, bu bununla kalkıyor. Hükümetin duruşunu da anlayabilmiş değiliz. RTÜK görevini yapmıyor” şeklinde konuştu.
HERŞEYE KARIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Yalman şunları söyledi: “Üzülerek şunu ifade etmek lazım. Ziyarete gittiğimiz zaman Muhteşem Yüzyıl kepazeliğini gündeme getirdik. Bize ‘Ooo sizde her şeye karışıyorsunuz’ dendi. RTÜK yetkililerinin yaklaşımı bu. Esasen durdurmaları lazım bu dizilerin hepsini. Fuhuş kartvizitleri dağıtılıyor bu memleketin bulvarlarında. Derhal bu fuhuşa ahlaksızlığa teşviktir denip yaka paça bunları içeri atmak lazım. Evet biz her şeye karışıyoruz ve karışmaya devam edeceğiz. Medya bu konularda ciddi kampanyalar başlatması lazım.”
Akit / Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.