Kılıçdaroğlu, CHP'liler tarafından suçlanıyor
Odatv davası sanıklarının yazdığı “Sızıntı: Wikileaks’te Ünlü Türkler” kitabında yer alan ve asılsız olduğu ortaya çıkan belgelere dayanarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı “başka ülkelerin çıkarlarına hizmet etmekle” suçlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun asıl kendisi “Amerikan projesi” olmakla eleştiriliyor. Hem de bizzat CHP’lilerce...
CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, bir televizyonda yaptığı açıklamada, “Kılıçdaroğlu Amerikan projesidir” demişti. Öymen, ABD’nin CHP’yi dizayn etmek için Kılıçdaroğlu’na rol verdiğini ve bunun 2 yıl önceden planlandığını söylemişti. Planların, İpekyolu Enstitüsü tarafından yayınlanan bir raporda senaryo haline getirildiğini söyleyen Öymen, senaryolardan birinin Baykal’ın yerine Kılıçdaroğlu’nun getirilmesi olduğunu açıklamıştı. Söz konusu senaryoda şu ifadeler yer alıyordu: “Baykal istifaya zorlanır. Onun yerine Kılıçdaroğlu genel başkan olur. Partinin politikaları değiştirilir. Onun üzerine yabancı ülkelerin partileri de CHP’ye daha büyük destek sağlar.”
TÜRKİYE’Yİ ELEŞTİREN AMERİKALI İLE GÖRÜŞTÜ
Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal’ın kaset komplosuyla uzaklaştırılmasından sonra genel başkan oldu. Kılıçdaroğlu, ilk görüşmesini, Hamas’ı terörist olarak gören, İsrail’e destek veren ve Ermeni tezlerini savunan Amerikan Türk Konseyi Başkanı ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Armitage ile yapmıştı. Görüşme öncesi açıklama yapan Armitage, “Başbakan Erdoğan’ın aksine biz Hamas’ı terör örgütü olarak görüyoruz. İsrail ile yaşanan gemi krizinin ardından endişeliyim. Çünkü önümüzdeki dönemde ABD’de kongre seçimleri var. Bu çerçevede her an Ermeni soykırım tasarısı ani bir hamleyle kongreden geçirilebilir. Türkiye’nin BM’de kullandığı İran’a yaptırıma hayır oyundan sonra büyük hayal kırıklığı yaşandı” açıklamasında bulunmuştu. Kılıçdaroğlu ise Armitage ile görüşmesinden sonra “görüş birliğinde” olduklarını söylemişti. Ayrıca Kılıçdaroğlu, ABD’nin önde gelen gazetelerinden Washington Post’a yazdığı “Türkiye’de muhalefet susturuluyor” başlıklı makalesinde hükümeti, ABD yönetimine şikâyet etmişti.
İLK ŞİKÂYET İSRAİL’E
Genel Başkan olduktan sonra Kılıçdaroğlu, ilk şikâyetini de İsrail’e yapmıştı. İsrail’in TV2 Kanalı’na röportaj veren Kılıçdaroğlu, Mavi Marmara baskınında asıl sorumlunun Türkiye olduğunu belirterek, “Ben olsam bu gemiyi göndermezdim. İsrail ile ilişkilerin bozulmasına izin vermezdim” demişti. Kılıçdaroğlu, ayrıca “Hükümet yargıyı ele geçirmek istiyor. Katı otoriter bir rejime doğru Türkiye adım adım gidiyor” demişti.
TÜRKİYE’Yİ AVRUPA’YA ŞİKÂYET ETTİ
Kılıçdaroğlu, genel başkan olduktan sonra gittiği Avrupa başkentlerinde de Türkiye’yi ve özellikle hükümeti şikayet etti. Kılıçdaroğlu, 12 Eylül referandumu öncesi Kayseri mitinginde şu ifadeleri kullanmıştı: “Şimdi Avrupa’ya gideceğim. Recep Bey’in boyunu da, kilosunu da orada anlatacağım.” 19 Eylül 2010 tarihinde Almanya’nın başkenti Berlin’de Sosyal Demokrat Halk Dernekleri Federasyonu’nu (HDF) ziyaret eden Kılıçdaroğlu, Türkiye’de demokrasi alanında ciddi sorunların bulunduğunu, telefonların dinlendiğini, aydınların tutuklandığını ve evlerine baskınlar yapıldığını söyledi. Aynı Kılıçdaroğlu, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), İslam Konseyi, Sosyalist Enternasyonal, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü başkan ve yöneticileri ile Türkiye’deki büyükelçilikler ve yabancı gazetecilere bir mektup göndererek, “Türk hakimlerini” şikayet etmişti.
İNGİLTERE’YE ŞİKAYET ETTİ
Kılıçdaroğlu, 1 Mart 2011’de ise Türkiye’yi İngiltere’ye şikayet etti. İngiltere’nin başkenti Londra’da Avam Kamarası’nda düzenlenen Türkiye’nin İşçi Partili Dostları grubunun 4’üncü kuruluş yıldönümü resepsiyonuna katılan Kılıçdaroğlu, Türkiye’de 53 gazetecinin hapiste olduğunu belirterek, iktidarı eleştirenlerin tutuklandığını ileri sürdü. Kılıçdaroğlu, İngiltere’de bir kez daha “Hükümeti eleştirenler tutuklanıyor” mesajı verdi.
“BİZ ANTİ AMERİKANCI DEĞİLİZ”
Kılıçdaroğlu’nun, ABD’li Yahudi para spekülatörü George Soros’un desteklediği TESEV’in 183 no’lu kurucu üyesi olduğu ortaya çıktı. Vakfın kurulması için gerekli olan “vakıf senedi”nin de hissedarları arasında yer alan Kılıçdaroğlu, eleştiriler üzerine “TESEV’e üye olmak suç değil” diye kendini savunmuştu. TESEV’den ayrılmayacağını açıklayan Kılıçdaroğlu, “Biz anti Amerikancı değiliz. Hiçbir devlete karşı değiliz” demişti.
SOSYALİST ENTERNASYONAL İHANETİ!..
Kılıçdaroğlu’nun en son icraatı ise Güney Afrika’da katıldığı Sosyalist Enternasyonal toplantısında ortaya çıktı. Kılıçdaroğlu, toplantının sonuç bildirgesinde yer alan “Kürt meselesi, uluslar arası gündeme taşınmalıdır” ifadesinin altına imza attı. CHP içerisinden bile tepkiler gelmesi üzerine Kılıçdaroğlu, “Çekince koyduk” diyerek konuyu kapatmaya çalıştı. Şahin Mengü, “Bu kararın altına imza atanlara yazıklar olsun” derken, CHP Eski PM Üyesi Prof. Dr. Esfender Korkmaz ise “Bunlar, Türkiye’yi bölmek, parçalamak isteyenlerin yıllardır istedikleri talepleridir” diye tepki göstermişti.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.