Erdoğan'dan muhalefete mesaj

Erdoğan'dan muhalefete mesaj
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM'deki grup toplantısında bir konuşma yaptı. İktidarın Kıbrıs politikası ile ilgili eleştirilere cevap veren Erdoğan, Türkiye ve KKTC'deki muhalefete sert mesajlar gönderdi.

Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından önemli başlıklar şöyle:

Tüm meselelere aynı önemi veriyoruz

"Partimiz 22 temmuz seçimlerinden sonra da aynı anlayışla yolumuza devam ediyor. Milletimizi bir ve bütün olarak kucaklamak suretiyle hizmet ettik. Hep birlikte kazanmaktır anlayışımız. Hep birlikte kazanmayı başaramayan milletler hep birlikte kaybetmeye mahkumdur. Herkes için özgürlük, herkes için adalet. Bir tarafı düzeltirken diğer tarafı bozmamak gerektiğini vurguladık. Demokrasiye yatırım yaparsanız ekonomik güven ve istikrar kök salar dedik. Ülkemizin bütün meselelerine eş zamanlı çözüm üretmenin gereği üzerinde durduk, Şimdi zamanı değil diyerek bazı meseleleri halının altına süpüren siyaset tarzını asla benimsemedik. Esas meselelerini halının altına süpürme siyaseti yüzünden Türkiye çok çekmiştir. Bazı meselelerle birlikte yaşamaya vatandaşı alıştırmak suretiyle toplumsal karşıtlıklar üzerinde siyaset yaharak çözümü güçleştirmek büyük bir zaman ve enerji kaybettirmiştir. İktidara geldiğimizde çözülemeyecek meselelerimizin olmadığını söyledik. Türkiye ağırlıklarından kurtulmazsa gelişemez, büyüyemez. Türkiye'nin çözümsüz hiç bir meselesi yoktur."

Ülke bütünlüğümüzün muhtaç olduğu siyaset anlayışı

"Yeter ki bir birimize güvenelim. Yeter ki açık ve şeffaf bir demokrasiye inanalım. Birleştirici olmak yerine ayrıştırıcı bir dil kullanan o eski kolaycı siyaset yolunu benimsemedik. Böyle yapmasaydık, ayrı diller kullansaydık, 22 Temmuz'da Türkiye'nin 80 vilayetinde milletvekili çıkaran bir parti olamazdık. Eğer öyle yapmasaydık bu derecede devlet millet bütünleşmesine katkı sağlayamazdık. İçe kapanmacı bir yaklaşımı savunsaydık ne AB'ye katılım sürecinde olurduk ne de bölgesel sorunların çözümünde bu kadar tayin edici bir misyon üstlenebilirdi. Bu gelinen nokta Türkiye'nin meselelerinin çözümsüz olmadığına inancımızla doğrudan ilgilidir. Ekonomiden uluslararası ilişkilere, sosyal politikalara kadar bütün alanlarda yürüttüğümüz siyaset ülke bütünlüğümüzün muhtaç olduğu siyasettir."

Siyaseti böyle yaparsanız halk sizi yüceltir

"Bunlar akşam yatıp sabah kalktığınız zaman olacak iş değil. 1923'ten bugüne 85 yıl geçti. 80 yılında nereye 5 yılda nereye geldik. Bunu bütün alanlarda düşündüğümüz zaman bir şeylerin olup olmadığını aklı selim kabullenecektir. Zaman içinde müzminleşen bir çok meseleyle yeniden bütünleşmemiz toplumdaki değişim iradesinin oluştuğunu gösteriyor. Ülkede siyasi, sosyal, ekonomik alanda adeta her gün güncellemesini yapabilen bir irade mevcuttur. Türkiye'deki yerleşik alışkanlıkları değiştirdik. Siyaseten öncülük ettiğimiz istikrar içinde değişim artık toplumsal bir talep olarak kendini göstermektedir. Milletin toplumun siyaseti tayin etme iradesi asıl sevindirici olandır. Bu yurttaşlık şuurunun ifadesidir. Uzlaşma içinde bu süreci sürdürmek durumundayız. Ama uzlaşma dediğiniz  zaman bu bir düşünce üzerinde yüzde 100 bir mutabakat anlamına asla gelmemeli. Toplumun büyük bir çoğunluğu bir düşünce üzerinde mutabakat sağlıyorsa uzlaşma sağlanmış demektir. Mutabakat kahir ekseriyette varsa o zaman durmak yok yola devam dileceğiz. Aynı azim ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. İktidar muhalefet dünyanın hiç bir ülkesinde kavga halinde olmaz. Bizde varsa demek ki taraflarda eksiklikler var. Ama siz bir araya gelmekten kaçarsanız iktidar nereye kadar gitsin. Yine devam edelim diyorsunuz. Asıl birlşeme nerde olacak. Halkta olacak. Halkta uzlaşma varsa melese bitmiştir. Biz buna bakarız. Kimse bu makamlarda kalıcı olduğunu iddia edemez. Bu makamlar gelip geçicidir. Kimse buraya kalkıp da çiviyi çakıp gidemem diyemez. Demokrasi budur. Siyaseti böyle yaptığınız sürece halk sizi yüceltir, yapmazsanız indirir. Bu yolculuğumuzu bu anlayışla sürdürüyoruz."

Kimse bizden KKTC konusunda taviz beklemesin

"Hafta sonunda 8 bakanımız ve bazı milletvikili arkadaşlarımla birlikte KKTC'ye bir ziyaret geçirdik. 24 Yıl önce KKTC'de TSK'nin gerçekleştirdiği barış harekatının yıl dönümü olarak kutlanmaktadır. Bu bayram gününü Kıbrıs türkü ile aynı heyecan içinde büyük bir gururla hep birlikte kutladık. Şehit veya gazi olan mehmetçiklerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum. İki gün boyunca Talat'la, Ekenoğlu ile, Soyer'le, bütün siyasi partilerin genel başkanlarıyla görüştüm. Bazı tesislerin açılışlarını gerçekleştirdik. 20 Temmuz'daki barış harekatı Kıbrıs Türkü'nün soykırıma uğramasını engellemiştir. Biz başından beri barışın taraftarı olduk. Bugün de bu tutumumuzu sürdürüyoruz. Kapsamlı çözüm ancak adadaki gerçekler temelinde mümkündür. Kıbrıs Türk devletinin kurucu ve eşit olarak yer alarak bir ortaklıkla mümkündür. İki kesimlilik, siyasi eşitlik ve Türkiye'nin garantörlüğü gibi ilkelerle mümkün olacaktır. Bundan taviz vermemiz asla ama asla söz konusu değildir. Farklı ithamlarla konuşanlara söylüyorum, çok değer veriyorlarsa, isterdim ki hep birlikte 34. Özgürlük ve barış kutlamalarında onlar da olsun. İsterdik ki iktidarı muhalefetiyle orada olalım ve dünyaya oradan mesaj verelim. Bunu isterdim. Buradan KKTC ile ilgili bu tür değerlendirmeleri yaparak ahkam kesenler, aynı şekilde KUzey Kıbrıs'tan ahkam kesenler şunu iyi bilmeli, böyle bir adım atılacaksa başa baş oturur konuşuruz ve aynı sesi, aynı dili konuşuruz. Kimse KKTC halkının bu statülerden vazgeçmesini beklemesin, kimse boş hayaller kurup bu parametreleri değiştirme hevesinde olmasın, AK Parti'den de kimse böyle bir şey beklemesin. Bunu her yerde söylüyorum. Aynı dili konuştuk konuşacağız. Bunu sağlarsak başarıyı elde edeceğiz. Bütün dünya kimin barış istediğini, kimin işi yokuşa sürdüğünü çok iyi biliyor."

Annan Raporu hala açıklanmadı

"Oturduğun yerde kalmak çözümsüzlüktür, barışa tehdittir, özgürlüklerin karşısında olmaktır. Lafla iş olmaz. Bizim çözüme ihtiyacımız var. Rum tarafı yıllardır sürdürdüğü politikalarıyla tamamiyle çıkmaza girmiştir. BU siyasetinin bedelini de Kıbrıs Türkü'ne ödetmeye kalkan Rum kesimi kusura bakmasınlar, böyle bir beklenti içindeyseler boşuna. Türkiye bu işi kantarda iyi tartıyor. Biz onlara karşı hep bir adım önde olacağız derken adil bir çözümü hedefledik. Barış yönündeki tüm çabalarına rağmen Kıbrıs türk halkı uygulanan haksız tecritle cezalandırılmaya çalışılıyor. Referandumda dünya yetkilileri bizden destek istedi. Garantör olarak destek verdik. KKTC evet dedi. Hayır diyen Güney Kıbrıs ödüllendirildi. Hiç bir kriteri olmamasına rağmen AB'ye alındı KKTC izolasyona uğratıldı. Bu büyük bir haksızlık. Annan'ın hazırladığı rapor hala sümenaltındadır. Bu rapor açıklanmalı. Bunu hepsine söyledim, buna rağmen gerekli cevabı henüz almış değiliz. Ama buna rağmen barıştan dem vuran bazı kesimlerin bu duruma sessiz kalması bu ayıbı derinleştirmektedir ve karşımızda zor durumda kalmaktadırlar. Bu bizim avantaj hanemize yazılıyor. Verilen sözleri yerine getirmelerini bekliyoruz. bunun hiç bir açıdan izahı mümkün değil. Bunu nereye gidersek gidelim muhataplarımıza anlatıyoruz. Önemli mesafeler de aldık. Haksız ambargolara rağmen KKTC'nin kendi ayakları üzerinde durabilmesi için gereken desteği verdik."

KKTC 5.5 yılda nasıl kalkındı?

"5 buçuk yılda yürütüğümüz politika zaman zaman iç politika malzemesi yapılıyor. BUnlar bizi üzüyor. Akla ziyan, mantığa aykırı iddialarla ortaya çıkıp itham edenler oluyor. Neler demediler, Kıbrıs7ı satıyor dediler, geri adım atıyor dediler. Bunları diyenler Kıbrıs'ta çözüm için ne yapmışlar. Eğitim, ekonomi, turizm, sağlık, dava için ne yapmışlar. Barış için hangi adımı atmışlar. Bu soruların cevabı yok. Çünkü varlık sebepleri çözümsüzlük. Ne siyasi çözüm için bir adım atmışlar ne de ekonomi için. Bunların bir fayda sağlamadığını yıllarca göremediler. AK Parti iktidarı bu sorunu milli bir dava olarak gördü. Bu politika büyük bir açılım sağladı. 2002 yılında KKTC ekonomisinin büyüme hızı, ileri geri konuşanlara cevap olsun diye söylüyorum, 6.9'dur. 2003'te 11.4; 2004'de 15.4, 2006'de 13.2, 2008'de tahminimiz yüksek büyüme olacağı yönünde. Kişi başına gelir 14047 dolara ulaştı. Hangi iktidar döneminde nereye gittiği  çok açık. İhracat bugün 80 milyon doları aşmıştır. Hesap ortada. 2013 hedeflerimiz daha büyük. Turizm noktasında çok sayıda projeye destek vermeye devam ediyoruz. Eğitim sektörünü de destekledik. KKTC'de öğrenim gören öğrenci sayısı 24 bindi. Bugün 43 bin oldu. Nerden nereye. Hedef 60 bine ulaşmak. Lafta olur mu olmaz. Yatırım üstüne yatırım yapılıyor."

KKTC uluslararası alanda tanındı

"Yatırımları engellemek isteyenler var içeriden. Anlamak mümkün değil. Er veya geç herkes yanlışını anlayacak ve biz nerde kalmışız diyecek. Yol ve su, ikisi de medeniyettir. Adanın genelinde ciddi bir su sıkıntısı var. Talat size su verelim dedi kabul etmediler. Yunanistandan su geldi o su koktu. Kullanamadılar. Biz Anamur'dan KKTC'ye su taşıyan bir denizaltı sistemi kuracağız ve oraya suyu taşıyacağız. Bu çok önemli olduğu kadar bir barış suyu hattına da dönüşebilir. Biz onların yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik projesini aynı şekilde desteklemeye devam edeceğiz. Kıbrıs'ta sürekli duble yollar yapılıyor. Kuzey Kıbrıs'ın ulaştığı uluslararası bir nokta var. Önceleri bir cemaat olarak anılan KKTC İslam Konferansı Teşkilatı'nde Kıbrıs Türk devleti ve gözlemci üye sıfatıyla katıldı. Bu gelişme kendi kendine olmadı. Konuşarak, nutuk atarak olmadı. Meseleyi tüm boyutlarıyla ele almak durumundayız. Adada barışın da huzurun da temeli KKTC'nin kendi ayakları üzerinde durabilmesidir. Şartlar ne olursa olsun, AK Parti iktidarı her zaman Kıbrıslı kardeşlerimizin yanında olmaya devam edecektir. Kıbrıs bizim milli davamızdır, omuzlarımızda taşımaya devam edeceğiz."

İran ve Nükleer çalışmaları

"Ankara'da önemli heyetleri ağırladık. Türkiye ABD ilişkileri ve bölgesel konuları ele aldık. İran heyetini de ağırladık. İran'ın nükleer faaliyetlerini görüştük. Uluslararası boyuttu bir rahatsızlık olduğu konusu gündeme geldi. Türkiye etkin bir rol üstlendi. Her ülkenin enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanması gayet tabiidir. Biz de nükleer enerjiden istifade edebilmenin gayreti içindeyiz. Uluslararası camianın tedirginliğini kendilerine ilettim. İran'a ön müzakerelere başlamaları noktasında telkin ve tavsiyelerimizi de ilattim. Temennimiz odur ki başarı ile sonuçlansın."

habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.