Terör bahane muhalefet şahane

Terör bahane muhalefet şahane
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, TBMM'deki grup toplantısında bir konuşma yaptı. Baykal'ın gündeminde Ergenekon, bombalı saldırılar ve ekonomi vardı. Baykal, Başbakan Erdoğan'a saldırmayı da ihmal etmedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, İstanbul Güngören'deki bombalı saldırıları gündemine alarak başladığı konuşmasında Başbakan Erdoğan'ın 'terörün propagandasını yapmayın' sözlerine tepki gösterdi.

Başbakan'ın dediklerinin tersini söyledi

Baykal'ın konuşmasının ayrıntıları şöyle: "Ölen insanlar tesadüfen ölmüş değildir. Başkaları da olabilirdi. Karanediz'den de olabilirdi, her yerden olabilirdi. Siyasetle ilgisi yok. Burada yaşayan masum bir insan, onları öldüreceğim demişlerdir. Bunun altında bir umutsuzluk yatıyor. Her şeyi gözden çıkarmışlık yatıyor. Buna tanık olanlar, hepimiz, birileri bunu bize yaşatma ihtiyacı içindedirler. Kimdir bunlar? Niçin böyle yapıyorlar. Bunu sorgulayacağız. Kim olduğunu göreceğiz. Terörün propagandasını yapar duruma düşmeyelim bu nedenle bunu kimlerin yaptığını söylemeyelim. Propagandasını yapmak için değil, lanetlemek için söyleyelim. Yoksa siz lanetlenmesini mi istemiyorsunuz. Bu olayın nereden kaynaklandığı konusu elbette önemlidir. Resmi yetkililer bunun PKK terörünün bir uzantısı olduğunu söylediler. Kullanılan yöntemler açısından Diyarbakır ve Anafartalar'la benzerlik gösterdiğini ifade ettiler. Bu örgütler saldırıyı sahiplenmemişlerdir. Bu ilginç bir nokta. Genellikle terör örgütleri yaptıklarıyla iftihar ederler. Ama bu üç terör olayında da böyle bir sahiplenme olmamıştır. PKK da biz yapmadık demiştir. Demek ki terörün yarattığı infial karşısında terörü yapanlar bunu görmüşlerdir. Terör yapanlar böyle bir infial karşısında 'biz yaptık' diyememelidir."

Medyamız bu olaya sahip çıkmıştır

"Böyle bir dönüşüm süreci yaşanıyor. Bunun üzerine gitmek lazımdır. Terörü yalnızlaştırmak gerek. Toplumun en geniş kesimlerinin net tavır takınmasını sağlamak gerekir. Terörün olağanlaşmasına engel olmalıdır. Teröre toplumu alıştırmamalıdır. Terör sıradanlaştı mı çok kötüdür. Bir büyük toplumsal tepkiyi ayakta tutalım diyorum. İşimiz bu. Bir daha olmamasını sağlamak istiyorsak olanın karşısında en etkili kararlılık içinde tavır takınmalıyız. Bugün medyamız bu konuya ciddi sahip çıkmış. Medyamızın buna sahip çıkmasını kutluyorum. Toplumu tahrik etmek gibi anlamak isteyenler var, bunlar yanılıyorlar. Teröre kimsenin sahip çıkamayacağı bir ortamı yaratmalıyız. Terör ayrı, teröristlerin kökeni ayrı. Kimsenin bunu karıştırmaması lazım. Her kesimden terör çıkar. Her kökenden, siyasetten, inançtan insan her beraber bu olayları kınadığımızı, onların himaye edilmesini ayıpladığımızı kararlılıkla ortaya koymalıyız. Terör böyle mahkum edilir. Önce toplumsal vicdanda mahkum edeceğiz. Kimse bunu yapanlardan korkmamalıdır. 'adını söylemeyin' dememelidir."

Yine ekonomik kriz tabloları çizdi

"Gündemimizin başında ekonomi var. BU konuda açık talepler, ihtiyaçlar ve kaygı verici gelişmeler var. Cari açık probleminin ciddiyetini kavramaya başladı. Muhalefetten öneri beklediğini ifade ediyor. Sorunun nekadar ciddi olduğunu gösteriyor. Bugünkü ekonomik tabloyu belli konularda mukayese ettiğimiz zaman kendini gösteriyor. En temel kriter, tüketici güven endeksidir, rakamlar güven kaybını gösterirse ekonominin gidişi kaygı vericidir. Bu yıl geçen yılın 20 puan daha altında. Enflasyon olağanüstü artıyor. TÜFE yükselmiştir. İki rakamlı enflasyon tablosu ile karşı karşıyayız. Enflasyon artık yükselmeye başlamıştır. Merkez Bankası'nın resmi öngörüsü bu. Büyüme oranı geçen yıla göre düşmüştür. Gizli işsizlik artmıştır. Borsa rakamları ciddi düşüşler göstermiştir. Sıcak para Türkiye'ye giriş yapıyordu bu yıl çıkış yapıyor. Toplam dış borç artmıştır. Cari açık patlamıştır. Reel sektörde de güven kaybı ortaya çıkmıştır. Böyle bir manzara ile karşı karşıyayız."

Baykal'ın formülüne bak

"Biz bu konuyu ısrarla vurguladığımız zaman böyle bir sorun yoktur, ödenmesi sağlanabildiği sürece cari açık diye bir sorun yoktur diyorlardı. Kendilerini böyle avuttular. Şimdi 51 milyar dolar düzeyine çıktı. Bu taşınabilir bir olay değil. Şimdi de kendileri işin ciddiyetini kavrama aşamasına geldiler. Borçlanıyoruz, faizle borçlanıyoruz. Bu açığı faiz ödeyerek karşılamaya kalkıyoruz. Al sana formül: Yüksek faiz düşük kur politikasıdır. Neden yapıyorsun, kendi açığını dışarıdan para alarak kapatıyorsun. Türkiye'nin sırtından para kazanmak isteyenler için yapıyorsun bunu. Borçlu bir ülkede faizleri yükselttiğin zaman daha da borçlanıyorlar. Bundan yararlanan yabancılardır. Türkiye onlara oluk oluk su veriyor, kan veriyor, can veriyor. Onlar da besleniyor. Başbakan eğer cari açık meselesini ciddiyetle düşünme noktasına geldiyse politikasının temellerini değiştirsin. Türkiye'de 2008 yılının ilk 6 ayında 164 bin otomobil satıldı, bunların 108 bini ithal, 55 bini de yabancı. Araba satışları geçen yıla göre azalmıştır. Araba satışları ekonomininin geçen yılın altına düştüğünü göstermiştir. Hububatla iglili, fındıkla ilgili sıkıntılar devam ediyor. üreticiyi himaye edecek koruyacak bir fiyat açıklamasıdır. Bu ciddi bir fiyat verme niyetinde olmadıkları ortada. Fındık içinde bu geçerli. Mayıs başında hububat buğdaş Çukurova'da 65 kuruştu. Şimdi 53 kuruşa düştü. Polatlı'da 61 kuruş olan buğday 55 kuruşa düştü. Önümüzdeki sorunlar gerçekten kapsamlı bir bilgiyi hakediyor."

Ergenekon iddianamesine yönelik ağır ithamlar

"Ergenekon iddianamesi açıklandı. 5-6 günden beri tartışılıyor. İddianame açıklanmadan değerlendirmeler yapılmıştı. Acaba bu kanaati değiştirecek, kamuoyunu derinden etkileyecek yeni somut irtibatlar ortaya koyacak bir durum söz konusu olur mu diye baktılar ama görüldü ki yok. Biz özellikle açıklamalara dayanarak konuşmuştuk, şimdi daha güçlenmiş bir inançla ifade ediyorum, bu belge siyasal bir belge niteliğindedir. Bunun da ötesinde polemik yönü ağır basan bir belgedir. Ciddi bir sorumlu çalışmayı yansıtan bir belge olmadığı çok açıktır. 2554 sayfalık bir belge birbirinden kopuk, bağlantıları bulunmamış, deliller irdelenmemiş, sorulması gereken sorular sorulmamış, cevaplar alınmamış, biri bizi gözetliyor evinin tutanak belgesi niteliğinde. Yani o dedi bu dedi, böyle dedi. Ne demiş, normal laflar, özel şahsi, dedikodu, çekiştirme, demokratik haklar çerçevesinde ifadeler. Hiç biri suç teşkil etmeyen laflar."

Ergenekoncular ancak böyle savunulur

"İkincisi, bu belgenin statik dengesi sağlam değil, önce statik hesabı tutacak. Atacağınız temel çıkacağınız katı taşıyacak. Kolonlar bağlantılar sağlam oluşturulacak. Böyle bir tablo ben göremedim. 80 küsur sanıklı bir dava. Ergenekon Terör Örgütü adı. Bu tutukluların bazıları bunun yöneticileri, bazıları da üyeleri. Bunların çoğu bir birini tanımıyor bile. Ama kimi yöneticisi kimi üyesi. BU örgütün kuruluş unsuru ne, falanın cebinde şu çıktı, filanın biglisayarda bu çıktı. Böyle bir şey var mı yok, hepsinin ortak noktası var, AKP gitsin laik cumhuriyete zarar veriyor diye düşünüyorlar. AKP'yi istememek bunun için yeterli sayılıyorsa bu sanık sayısı az. Başbakan davanın savcısı olduğunu söylüyordu, ama görüldü ki Başbakan sanık. İddianamede Baybakan'ın Mehmet Ağar'a 60 milyon dolar rüşvet verdi. İddianame bunu söylüyor. Başbakanden ses seda yok. Başbakan konuşsun, hesabını versin. Şener Eruyguru bir numara olarak tanıtıyorlar, bir numara kimse söyleyin. Saçlarının seyrek olduğunu biliyoruz, çocuk sayısını biliyoruz, ama onu bilmiyoruz. Böyle bir hukuk belgesi olur mu? Ergenekon terör örgütünün öldürmeyi amaçladığı isimlerden de birisi Eruygur. Hem kurucu hem de hedef. Neden böyle, çünkü ciddi bir irdelenmesi yapılmamış, koy sepete denmiş koymuşlar. İddianame olmaktan çıkmış bu. Her laf bir yere gider." 

Savcıya meydan okudu

"Bunlar diyor ki, Danıştay cinayetini bireysel olarak bir kişi işlemedi. Ergenekoncular yönlendirdi. Kanıtı delili yok. Ciddi ne var, deniyor ki, cinayeti işlediği bilinen kişinin babasının hesaplarında çok anlamlı hesaplar ortaya çıktı. İma açık, işlettiler şimdi de besliyorlar. İyi niyetli bir savcı önce bu hesaplara kimin yatırdığını tespit etmesi gerekiyor. Sen bir savcılık kurumu olarak o yatırılan paraların nerden geldiğini tespit edemiyor musun? Sen çağırıp da o sanığın babasını sordun mu? Hayır ben sadece dikkati çeker geçerim. e ne olacak, adam çıkacak televizyona, anlatacak paranın hesabında yaşanan artışların tamamı doğal kaynaklar. Arabayı almış ve satmış. Ortak olduğu bir ev vardı sattım diyor. Emekliye ayrıldım, şu kadar emeklilik aylığı aldım yatırdım. Emeklilik ikramiyem 40 milyar. Oğlumun arabasını 16 milyara sattım. Daire satışından 40 bin dolar. Ne oldu. Bu iddianamenin amacı ne. Danıştay saldırısını Ergenekon'a bağlamak için yapılana bakın."

Baykal da payını almış

"Bu arada biz de payımızı almışız. İlk kez, Ergenekon iddianamesinde benimle de ilgili bir suçlama yapılıyor. Bana ve eşime birileri paralar getirmişler, paralar ortada, niye verilmiş peki, diyor ki bir tevşik belgesi çıkarılacakmış, gerçi Baykal'a ihtiyaç yoktu ama nedense verildi diyor. Bu bize bu şekilde verildi diye not geçiyor. Kim söyledi bunu, bende bilmiyorum. Savcı bey senin iddian bu. Kimin iddiası bu, çık söyle. Bir mülakat vardı diyor. Söylenen yerler, adresler yanlış, asıl sorulması gereken neden böyle bir zırva bir önemli irddianamenin içinde yer tutuyor. Bununla Ergenekon arasında ne bağlantı var. Ben merak ediyorum, o bekledikleri iş olmuş mu? Almamışlarsa benden parayı istemişler mi? Parayı bana neden vermişler. Biri çıkıp bunu açıklayabiliyor mu? Birisine telefon açmış mıyım, ne zaman oluyor. Ben 12 Eylül sonrasında tutuklanmışım, 7 yıl siyasi yasak koymuş bir insanım ama bir yandan da iş yapan biriyim. Ben olmasam da hallolacak bir iş için para getiriliyor. Ben Olcay'ı aradım nerde para dedim. Bu bir zırva da neden bunu yazma gereği duydular. Bunu böyledin mi böyle bırakamazsın, bunun gereğini yerine getireceksin. Ne lazımsa yapacaksın."

Ergenekon'a harcanan mesai PKK'ya harcansaydı

"Senin hakkında kalpazanlık var, evrakta sahtekarlık var, benim hakkımda da var bak bir iddia. Bizimkinde kimin söylediği neye dayanılarak  söylediği bir tek taraflı iddia var. Kim vermiş, iddianın sahibi kim, yok. Gel Sayın Başbakan bak tatile de girmeden senin ve benim dokunulmazlıklarımızı kaldıralım, yargıya teslim edelim. Bunlar bu belgenin hukuki belge olmaktan ibaret olmadığını gösterdi. Bu siyasi husumet içeren bir iddianame. Çürümte ve çamur atma çabası var. Biz buna alıştık, her yıl bana geliyor böyle olaylar. Savcı cüppesini çıkarsın da kendisiyle Türk adliyesinde bir hesaplaşalım bakalım. Bu iddianame darbe iddianamesi değildir. Bu bir terör örgütü iddianamesidir. Bunu MİT, TSK, vatandaş bilmiyor. Yeni bir terör örgütü imal etmeye çalışılıyor. Susurluk'un iç yüzüne girmiyor. Hrant Dink, Papaz, Misyoner cinayetlerinin kimlerin himayesinde şekillendirildiği konusuna değinmiyor, darbe günlüklerinin üzerine gitmeyi kesinlikle aklından geçirmiyor, emniyete sarkan tarafları yok sayılıyor. Eğer şu terör örgütüne yönelik olarak Türkiye'nin yetkililerinin harcadığı mesai PKK girişimlerine yönelik harcansaydı belki de Güngören'deki bu olayı yaşamazdık. Örgütsel içerikli eylemler diye bir bölüm açılmış iddianamede. Bakıyorsunuz meşru bir takım faaliyetlerde yer tutmuşlar. Gösterilere, eylemlere katılmışlar. O olaylarda bir suçluluk var mı? Hayır, gitmiş öyle. Baktım içine, orada toplantı, burada miting, bir tanesi de falan camideki şehit cenazesi törenine  katıldı. Bunu bile katılanlar açısından örgütsel içerikli eylem diye değerlendirmişler." 

Mahkemeye mesaj

"Bu iddianamenin hukuki içeriğinin ne olduğunu Ağır Ceza Mahkemesi ortaya koyacaktır. Bu konuyu en doğru şekilde değerlendireceklerdir. Onun bunun ipini çekebileceği bir nitelikte olmadığını göstereceğinden kuşku duymuyorum."

Kapatma davasını unutmadı

"Başka bir yargı süreci işliyor. Anayasa Mahkememiz gereken şekilde değerlendiriyor. Bizim değerlendirmemize ihtiyaç yok. Ama Türkiye'de hukukun işlemesinden demokrasiye zarar gelmez. Demokratik hukuk gerçek hukukçuların elinde işlediği sürece demokrasiye hiç bir zarar gelmez. Herkes hukukun ortaya koyduğu gerçeklerden yararlanır, Türkiye'de demokrasi hukukla güçlenir. Demokrasi Laiklikle çatışmaz. Çatışırse demokrasi olmaz. Demokrasi hukukla çatışmaz. Çatışırsa demokrasi olmaz. Biz ikisiyle de çatışmayan gerçek demokrasi istiyoruz. Gerçek demokrasi hukuku da laik cumhuriyeti de kucaklayan bir anlayış içinde varolacaktır. Ortaya çıkacak sorunlar yine aynı çerçevede çözülecektir. Buna inanıyorum. Önümüzdeki günlerde yaşanan olayları doğru bir şekilde değerlendirerek taze bir başlangıç noktasına gelmesini diliyorum."

habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.