Yıllar sonra bir Osmanlı, Gazze toprağında!

Yıllar sonra bir Osmanlı, Gazze toprağında!
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici Atatürk Havalimanı VİP Salonu'nda düzenlediği basın toplantısında, 2. Abdülhamit'in torunu Abdülhamit Kayıhan Osmanoğlu'nun da aralarında bulunduğu bir heyetle Gazze'ye gittiklerini, 2. Abdülhamit'in tahttan indirilmesind

Toplantıda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da cevaplandıran Destici, Mısır'dan Gazze'ye geçeceklerini belirtti.

Destici, "Yeryüzündeki en çok zulmü yaşayan, milyonlarca insanın halen abluka altında olduğu, yüzlerce insanın bu zulüm ve şiddetten hayatını kaybettiği, binlerce çocuğun babasız yetim kaldığı bir beldeye gidiyoruz. İşin doğrusu, Batı'nın insani değerlerinin çürüdüğünü gördüğümüz bir beldeye gidiyoruz. İslam dünyasının da Filistin davasına sahip çıkışı, Gazze'ye sahip çıkışı yeterli midir- diye sorarsanız, bunun yetersiz olduğunu da çok rahatlıkla söyleyebilirim" diye konuştu.

Filistin Başbakanı İsmail Haniye ile görüşeceklerini, yaralı ve şehit ailelerini ziyaret edeceklerini kaydeden Destici, "Gazze'de İnsani Yardım Vakfı ile birlikte ortaklaşa yapmaya çalıştığımız 'Muhsin Yazıcıoğlu Külliyesi'nin de temelini atacağız. İnşallah bu da bize nasip olacak" dedi.

ŞEHİT MUHSİN YAZICIOĞLU'NUN HELİKOPTER KAZASIYLA İLGİLİ SÜREÇ-
Destici, şehit BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopter kazasına ilişkin soruya ise şöyle cevap verdi:

"Soruşturma bütün hızıyla devam ediyor. Dosyada gizlilik kararı olduğu için savcıların hangi aşamada olduğunu da tam olarak bilemiyoruz. 4 yıla yaklaştı hala net radar kayıtları yoksa herhalde şüphelerimiz devam edecektir. Oradaki hava hareketliliği ve tabii ki olaydan 2-2,5 saat süre sonra oraya 2 tane helikopterin kalkıp indiği, bu şüpheler dağıtılmadan bu soruların cevabı tam olarak verilmeden hiç kimse, toplumda oluşan 'Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarımız öldürüldü' algısını değiştiremez. Dosyayı da kapatamaz."

Destici, Yazıcıoğlu dosyasıyla ilgili endişesini, "Elbette ki birileri bu dosyanın kapanmasını istiyor. Birileri bu dosyada sonuna kadar gidilmesini istemiyor. Hatta bir suikast veya sabotaj olmasa bile hiç kimse üstüne bir şey sıçramasını istemiyor, veya sorumluluk almak istemiyor. Ama onlar tabii ki istemeyecek, biz de isteyeceğiz. Önemli olan burada hukuk, hukukun en üst noktasına bu dosyayı getirdik. Bundan sonra da takip ve ısrarımız hukuk içerisinde devam edecek" cümleleriyle anlattı.

"TÜRKİYE'NİN GİTTİĞİ YOLUN DA DOĞRU OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM"
Yazıcıoğlu soruşturmasından rahatsız olan çevrelerin olabileceğini belirten Destici, şöyle devam etti:

"Türkiye'nin bugünkü geldiği noktaya baktığınız zaman, Türkiye'de artık Abdullah Öcalanlar bile işte Pkk'nın siyasi sözcüleri bile normal bir şekilde vatandaşa iyi gösterilmeye çalışıldığı, meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir dönemde bütün bunların yaşanıyor olmasını ben elbette ki yadırgamıyorum, ama yanlış buluyorum. Bunu net olarak söylüyorum. Nasıl onu yanlış buluyorsam, yani Abdullah Öcalan'ın meşrulaştırılmasını, millete sanki 5 vakit namaz kılan işte dindar bir Müslüman, iyi bir insan olarak gösterilmeye çalışılması veya işte birilerinin belli cezaevlerinde çektiği bedellerden sonra yaptığı terör örgütü üyeliklerinin veya terör örgütü sözcülüğünün normal karşılanmasını nasıl yanlış buluyorsam, bunları da yanlış buluyorum. Türkiye'nin gittiği yolun da doğru olmadığını düşünüyorum. Eğer ceza evinde işkence gören herkes terör örgütü üyesi olacaksa, terör örgütünün sözcüsü olacaksa, o zaman sadece Diyarbakır'da değil, Mamak'takilerin de Ulucanlar'dakilerin de aynısı olması gerekiyordu. Yani bunların da devletin en tepesindekiler tarafından dillendiriliyor olmasını da ben gayri ciddiliğin ötesinde bir projenin sözcükleri veya sözcüleri olarak görüyorum. Tamamen Pkk'yı meşrulaştırma, Pkk'nın sözcülerini meşrulaştırma, toplumdaki algıyı değiştirme olarak, ileride yapılacak bir takım anlaşmalara uyum süreci olarak görüyorum."

“SORUŞTURMA EN GENİŞ ŞEKİLDE ÜÇ KOLDAN DEVAM EDİYOR''
Destici, Yazıcıoğlu’nun ölümü ile ilgili Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile yaptığı görüşmenin perde arkasını da anlattı. Başsavcı ile yaptığı görüşmenin temel sebebini açıklayan Destici, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile görüşmemizin temel nedeni ana dosya Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’nda fakat üst dereceli memurların bürokratların yargılanması ile ilgili daha önce İçişleri Bakanlığı izin vermemişti. Hukukçularımız Danıştay’a başvurmuşlardı. Danıştay o kararı kaldırınca, şu anda üst dereceli memurlarla ilgili soruşturmayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yürütüyor.” ifadelerini kullandı.

Aynı zamanda Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun da dosyayı idari yönden incelemeye devam ettiğini belirten Destici, “Soruşturma en geniş şekilde üç koldan devam ediyor. ‘İstediğiniz şekilde mi yürüyor?’ derseniz, tabiî ki bizim de istediğimiz şekilde yürüdüğünü yüzde yüz bilemiyoruz. Şöyle bir durum var; dosyada gizlilik kararı olduğu için, özellikle Malatya’daki ana dosyada savcıların hangi aşamaya geldiğini doğrusu tam olarak da bilemiyoruz. Ama ben daha önce de söyledim. Bunda da ısrarlıyız.” şeklinde konuştu.

Toplumda ‘Muhsin Yazıcıoğlu öldürüldü’ algısını oluşturan 6 tane sebep olduğunu dile getiren Destici, “İşte bunlardan bir tanesi ‘kurtuldu, geliyor’ bilgisi. Dönemin Kayseri Emniyet Müdürü’nün Vali’ye verdiği bilgi ve oradan basına yansıdı. Onun netleşmesini istiyoruz. Belki de netleşti ama biz soruşturmanın şeyini bilemiyoruz. İkincisi bildirilen yerin aranmamış olması. Üçüncüsü helikopterin üzerinden birtakım cihazların sökülmesi. Dördüncüsü üç buçuk yıldan fazla oldu, hala net radar kayıtları yoksa herhalde şüphelerimiz devam edecektir. Yine aynı şekilde oradaki hava hareketliliği ve olaydan iki buçuk saat sonra oraya iki tane helikopterin kalkıp indiği. Şu şüpheler dağıtılmadan bu soruların cevabı verilmeden, hiç kimse toplumda oluşan ‘Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarımız öldürüldü’ algısını değiştiremez dosyayı kapatamaz.” dedi.

“Birileri Yazıcıoğlu dosyasının kapanmasını istiyor.” diyen Destici sözlerini şöyle tamamladı: “Birileri bu dosyanın açık olmasını istemiyor. Birileri bu dosyada sonuna kadar gidilmesini istemiyor. Hatta bir suikast ve sabotaj olmasa bile hata ihmal kusurdan kaynaklanan bir şey olsa bile hiç kimse üstüne bir şey sıçramasını istemiyor. Onlar takibi bunu istemeyecek; biz de isteyeceğiz. Önemli olan burada hukuk, hukukun en üst noktasına bu dosyayı getirmişiz. Biz bütün hukuki süreci en ince detayına kadar araştırmışız. Gelebileceği her noktaya getirmişiz. Bundan sonra da takibimiz ısrarımız devam edecek.''

Abdülhamit Kayıhan Osmanoğlu da "Sürgünden sonra ilk defa aileden biri dedemizin topraklarına gidiyor. Tabi oraya gitmekten çok mutluyuz. Orada şehit olan kardeşlerimizi ziyaret edeceğiz. Hem Mısır ve hem Gazze'de resmi temaslarımız olacak" dedi. Heyet daha sonra Thy'nin uçağıyla Mısır'a hareket etti

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum