'Hakaret etmezse Nobel alamaz'

'Hakaret etmezse Nobel alamaz'
Piyanocu Fazıl Say'ın açıklamalarını değerlendiren Yazıcıoğlu: 'İlla değerlerimize bir şey söylemesi lazım, yoksa Nobel ödülü alamaz.'

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, dünyanın hiçbir yerinde teröristlere yönelik şartsız, koşulsuz bir affın söz konusu olmadığına dikkat çekti. Pişmanlık, itiraf ve bilgi vermeden affın söz konusu olamayacağını vurgulayan Yazıcıoğlu, adeta isyan etti: “Pişmanlık diye bir kavram kullanmasın, örgüt hakkında bilgi vermek gibi bir mecburiyet olmasın, bunlar gelsin, bunlara iş bulun, gerekirse elini, yüzünü değiştirin, bunlara iyi bir hayat vaat edin, dağdan insinler düze... O zaman hepimiz çıkalım, eşkıya olalım, sonra inelim düze. Eşkıya olmazsan itibarın yok.”

“ŞARTSIZ AF OLMAZ”
Birlik Akademisi'nce TOBB Konferans Salonu'nda düzenlenen ''Türkiye'nin Milli Güvenliği ve Asimetrik Savaş'' konulu panele katılan BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu, terörle mücadele konusunda alınması gündeme gelen yasal düzenlemelere değinerek, dünyanın hiçbir yerinde teröristlere yönelik şartsız bir affın söz konusu olmadığına dikkat çekti.

ASİMETRİK SAVAŞ
PKK terör örgütünün, emperyalist güçler tarafından Türkiye'ye karşı, bugün dünyada soğuk savaşın yerini alan ve düzenli orduların kullanılmadığı asimetrik savaşın ''koçbaşı'' olarak kullanıldığını ifade eden Yazıcıoğlu, örgütün aynı güçlerin Ortadoğu üzerindeki emellerinin gerçekleşmesine de hizmet ettiğini söyledi. “Emperyalistler Haçlı Seferlerinde kıramadıkları belimizi, Sevr’le elde edemediklerini şimdi asimetrik savaşla kalleşçe yapmaktalar” diyen Yazıcıoğlu, kuralsız, uluslar arası hukuka uymayan, şiddet ve terörün, kitle imha silahlarının her türlüsünü kullanmak, masum sivil halkı istismar etmek, sivil itaatsizlik, kitlesel göçe zorlamak gibi tüm yöntemlerin uygulanması olarak tanımladığı asimetrik savaşa ilişkin çarpıcı örnekler sundu.

“HAKARET ETMEZSE NOBEL ALAMAZ”
Fazıl Say’ın açıklamalarını ve İstanbul’daki kapkaç olaylarını da asimetrik savaşın parçaları olarak değerlendiren Yazıcıoğlu, Say'ın, toplumun sanatıyla bağrına bastığı bir kişi olduğunu belirtti. Yazıcıoğlu, “Bırak seni sanatınla sevelim. Dursana, bu milletten ne kötülük gördün, bu vatandan ne kötülük gördün, kaçacakmış, gidecekmiş, defol git, nereye gidersen git. İlla Türk Devletine, Türk milletine ve bizim değerlerimize bir şey söylemesi lazım, yoksa Nobel ödülü alamaz. İşte bu da asimetrik savaşın bir parçası.”

“TERÖR SİYASİ BİR ARAÇ”
Terörü siyasi bir araç olarak değerlendiren Yazıcıoğlu, terörün siyasi bir hedefi olduğunu söyledi. Terörün önlenmesi için örgütün ekonomik kaynaklarının kurutulması, silah ve lojistik desteğinin kesilmesi gerektiğini vurgulayan Yazıcıoğlu, istismar edebileceği toplum kesimlerine ulaşmasının da engellenmesinin önemi üzerinde durdu.

TÜRKİYE KENDİ İÇİNE DÜRÜLDÜ
Türkiye’deki yanlış siyaset ve uygulamaların PKK terör örgütünün kolayca insan kaynağı temin etme avantajını elde ettiklerini kaydeden Yazıcıoğlu, “Müsait bir sosyal taban oluşturulmuştur. Bu sosyal taban ve uluslararası güç odaklarının desteğiyle PKK, Türkiye’ye karşı bu eylemlerini gerçekleştirdi. Türkiye kendi içine dürüldü” ifadelerini kullandı. Yazıcıoğlu, çözüm önerilerini ise şu şekilde sıraladı: “Ekonomik, sosyal tedbirler alınarak, ülkemizi daha demokratik bir hale getirilmeli. Toplumun ortak inanç değerleri öne çıkarılarak ortak milli bir kimlik oluşturulmalı, eğitim geliştirilmeli, herkes aynı dili konuşabilmeli, toplumdaki yalnızlık duygusu ortadan kaldırılmalı ve hukuk sistemiyle adaleti geciktirmeyen bir devlet havası olmalı. Terörle mücadelenin çözümü bunlardır. Anadolu’da misafir değiliz. Vatan bölünmez, devlet yıkılmaz, Türk milleti var olur ve Kürtdüyle-Türkmeniyle, Alevisiyle-Sünnisiyle bu büyük devlet, kıblesi, secdesi, peygamberi Allah’ı bir olarak, ezanıyla, bayrağıyla, vatanıyla, devletiyle birlikte ebed müddet yaşayacaktır.”

PANELDEN NOTLAR
Yazıcıoğlu'nun açılış konuşmasının ardından oturum başkanlığını Selçuklu Vakfı (SOGEV) Genel Başkanı ve Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Güven'in yaptığı ''Türkiye'nin Milli Güvenliği ve Asimetrik Savaş'' konulu panele geçildi. Güven, asimetrik savaş konusunda “kim güçlü, kim güçsüz?” sorularının sorulması gerektiğini ifade etti. Güç dengesizliği olduğuna işaret eden Güven, “Bazen çok güçsüz olduğunu zannettiğiniz gruplar örgütler çok güçlü olduğunu zannettiğiniz örgütlere ve kuruluşlara karşı kendi çaplarında bayağı başarı gösteriyorlar. Çok güçlü teşkilatlar yenilgi de tadabilir. ABD’nin Vietnam’da kaybettiğini herkes biliyor. Asimetrik savaşta böyle bir netice de var” diye konuştu.

ÖZNUR’DAN ÜÇ ÖNEMLİ ÖNERİ
Panelde konuşan Birlik Akademisi Başkanı ve BBP Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Öznur da, “Cumhuriyetimizin kuruluşundan 84 yıl geçmesine rağmen Türkiye, bir türlü iç ve dış kuşatmadan kurtulamadı. Soğuk savaş döneminin iki kutuplu dünyasında, emperyalist Sovyet tehdidine karşı bir başka emperyalist güç olan ABD ve onun yan kuruluşu gibi çalışan NATO ile ittifak yaptı. İki süper devletin hakimiyet mücadelesinde Türkiye örtülü harbin kurbanı oldu ve hala bu savaş şekil değiştirerek ülkemiz üzerinde bütün yönleriyle sürmektedir” dedi. Türkiye’nin Milli güvenliğini tehdit eden bölücü terör ve ekonomik krizlerin aslında asimetrik savaşın metotlarından biri olduğunu kaydeden Öznur, şu önerilerde bulundu:
1.Türkiye’nin bugün milli güvenlik siyaseti iç ve dış konseptleri yeniden ele alınmalı ve değerlendirilmelidir.
2.Devlet kurumları birbiriyle uyumlu ve ahenk içerisinde çalışmalı ve birbirleriyle çatışmamalıdır. Devlet kurumları ve sivil toplum örgütleri birlikte bir ortak akıl üretmek ve bütün kurumlarıyla eşgüdüm içerisinde ‘uzun süreli bir terörle mücadele projeksiyonu’ ortaya koymak zorundadır.
3.Jeopolitik ve jeostratejik bir konuma sahip olan ülkemiz bulunduğu coğrafyadaki büyük konumunun ve üstlenmiş olduğu tarihi misyonun bilincinde olarak bölgede Türkiye’nin şemsiyesi altında bir Büyük Birliği gerçekleştirmelidir.”

HALK MERKEZLİ SAVAŞ
Araştırmacı Dr. Nihat Ali Özcan ise, savaşların artık ordularla yapılmadığına işaret ederek, “Savaşın ağırlık merkezi artık, halkın üzerinde kurulu. O yüzden çok güçlü ordularınız da olsa bu savaşı kaybedebilirsiniz. Halkınızın zihnine, yaşam biçimine, düşüncesine saldırılıyor. Sadece şiddet öldürme babında çıkmıyor. Kavga etmeden, ekonomik, teknolojik, kültürel, diplomatik olarak hükümetleri istediği gibi yönlendirebiliyor. Sonunda asimetrik güç uygulaması yapanlar sizi istediği pozisyona getiriyor” dedi.

ASİMETRİK SAVAŞ 21. YÜZYILIN GERÇEĞİ
Asimetrik savaşın birçok boyutu olduğunu vurgulayan Özcan, şunları söyledi: “Eğer kendisi doğrudan sizin ordunuzla, güvenlik gücünüzle savaşamıyorsa, sizin ordunuzla ve güvenlik gücünüzle çelişen yapıları destekleyerek yapıyor. Siz hem ona destek verenlerle hem de o organizasyonlarla karşı karşıyasınız. Demek ki tüm gücünüze rağmen savaş kazanamıyorsunuz. Toplumların refah düzeyi arttıkça toplumlar savaşmak istemiyor. Değişen dünyada askeri gücünüzü sonuna kadar kullanamıyorsunuz. Çünkü ahlaki ve hukuki sınırlarınız var, ama karşı tarafın yok. Zaman boyutu farklı. Sizin planlarımız günlüktür, 30 yıl sabredemezsiniz, ama zayıf taraf sabreder. Asimetrik savaş 21. yüzyılın bir gerçeği. Bu gerçek Amerika’nın hazırlamasına, Türkiye’nin de algılamasına göre değerlendirilmeli.”

(Engin Kaşdaş-habervaktim)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.