Enerji Bakanı’ndan İsrail Teminatı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Akit’in Ankara Bürosunu ziyaret etti. Ziyarette Ankara Temsilcisi Yener Dönmez ile Ankara Haber Müdürü Fatih Akkaya’nın sorularını cevaplayan Bakan Yıldız, Türkiye’nin enerji kaynakları ve yatırımları ile komşularıyla ilişkileri konularında önemli açıklamalarda bulundu.
- Sayın Bakan sizin “Bir konteynır ürün satıyoruz ancak bir karton elektronik ürün alabiliyoruz.” şeklinde bir açıklamanız olmuştu. Bu durum teknoloji geliştirme ve üretime geçmeyle alakalı olsa gerek. Bir de enerji konusu var. Biliyoruz büyük ölçüde dışa bağımlıyız. Şimdi bir nükleer enerji perspektifiniz var. Bizim yıllar önceden nükleer enerjimiz olsaydı bugün nerede olurduk?
- Bu çok önemli konu. Nükleer enerji sadece bir elektrik üretimi ya da enerji tedarik etme konusu değil. Aynı zamanda teknik olarak bir sınıf atlama işi. 1970’li yıllarda bizim Güney Kore ile ekonomik olarak durumumuz eşitti. Şuan Güney Kore Türkiye’nin 2 katı üstünde. Gayrı safi milli gelirin kişi başına düşen payı Güney Kore’de 20 bin dolar civarında. Bu yüksek teknoloji ürünlere geçebilmekle alakalı. Eğer siz aynı birim başına ne kadar daha fazla teknolojik ürün satıyorsanız gelirinizde o kadar artıyor demektir. Dünyada bunun kuralı bu. Türkiye bu yarışta geri kalmıştır. Ama bunu telafi edebilecek fırsatları önümüzdeki 10 yılda değerlendirebilmeliyiz. Eğer bu 10 yılda da değerlendirmezsek dünyayı yakalama fırsatımız kalmaz.
NÜKLEER SANTRALLERİN GELİŞMİŞ ÜLKELERDE OLMASI
- Neden değerlendirmedik bu zamana kadar?
Nükleer işi bir irade işi. Nükleer santrallerin ihalesini yapmak bile bir irade işi. Niçin? Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük blok işidir. Tek kalemde 22 milyar dolarlık bir başka iş yok. Tek bir santralin maliyeti bu. 7 yıllık inşaat sürecinde bu yapılacak. Biz enerji sektörüne hakimiz ama, siyasi irade olmadan bunun kararını verebilmek mümkün değil. 1998 yılında üçlü koalisyon hükümetinde 3 tane firma tespit edilmişti. Yani koalisyon üyeleri her biri farklı firmaları desteklediler. Belki gerekçeleri iyi olabilir, ama sonuçta o karar oradan çıkmadı. Çıkmayan karar Türkiye’ye kaybettirdi. 98 yılında nükleer santrallerinin yapım kararını verebilmiş olsaydı şu anda bizim sanayimiz bambaşka bir yerde olurdu. Enerji portföyümüzde bambaşka bir yerde olurdu. Doğalgaz da dışa bağımlığımız daha az olurdu. O zaman verilmiş bir karar şimdi eyleme geçerdi. Şuan nükleer santraller işletmede olurdu. Yani biz yüksek teknolojili ürünleri imal edebilmenin tek yolu nükleer santral yapmaktır. Dünyada 442 tane nükleer santral var. Bunun yarısı 32 ülkede. Amerika, Japonya, Fransa, Rusya vs.. Ne enteresan tesadüf değil mi? Gelişmiş ülkelerin nükleer santrallere sahip olması. Bu tesadüf değildir.
- Yıllık bir bilanço var mı?
- Bugün itibariyle bizim 15 yıl içinde kurmak istediğimiz santraller bugün olsaydı, ürettikleri elektrik açısından söylüyorum, 3 santral tüketimin yarısını karşılayacaktı.
- Rakam olarak bizim yıllık enerji tüketimimiz ne kadar?
- 2012 yılında 242 milyar kw saat tüketim gerçekleşti Bunun yarısını bizim ileride kuracağımız nükleer santraller karşılayacak. Ancak bu bugün için yapılan hesap. On beş yıl sonra tüketimin de artmasıyla ihtiyacın dörtte birini karşılamış olacak. Bizim 2023 yılı hesaplarımızda işletmeye alacağımız iki yeni santralle Türkiye’nin o anki enerji ihtiyacının beşte birini karşılama hedefimiz var. Bu yüzde 20’ye tekabül eder. Kurulu güç olarak ise onda birini oluşturur. Bu teknik bir konu kısaca açıklayayım bunu. Her enerji kaynağının 100 megawatı eşit elektrik üretecek anlamına gelmiyor. Yani 100 megawatt rüzgarınız var, yıllık bu 2200 saat çalışıyor 8640 saatte. Güneş 1800 saat çalışıyor. Hidroelektrik santraller 3800-4000 saat çalışıyor. Yağış rejimlerine göre. Doğalgaz 6500 saat çalışıyor. Kömür santralleri 7200 saat çalışıyor. Nükleer 8000 saat çalışıyor. Aynı 100 megavatın bir tanesi 8000 bin saat çalışıyor, bir tanesi 1800 saat çalışıyor. Dolayısıyla ürettiği enerji 3-4 katına çıkabiliyor.
- Yani bizim on yıl içerisinde iki santralimiz mi olacak? Çalışmalar ne durumda? Bu arada Rusya’nın istekli olduğunu biliyoruz?
- Müzakerelerinin sonuna geliyoruz. Kanada bu yarıştan biraz koptu. Bizimle muhatap olan, Japonya, Çin, Güney Kore var. Ruslar ikisini de yapmayı isterler. Ama bizim şuan yürüttüğümüz bir müzakere süreci var. O müzakere süreci sonlanmadan bizim öyle bir iş yapmamız doğru olmaz.

‘FRANSA SİYASİ DURUŞUYLA KENDİ EKONOMİSİNE KÖTÜLÜK YAPIYOR’
- Fransa da koptu diyebilir miyiz bu süreçten?
- Fransa hizmet üretebiliyor. Fransa’nın teknolojisi çok iyi. Birçok ülkelere hizmet üretebiliyor. Onlarla beraber iş yapabiliyor.
- Fransa’nın ‘Ermeni’ meselesindeki duruşu, sektöre etki yapıyor mu?
- Tabii.. Fransa’nın siyasi duruşu enerji sektörü üzerinde büyük bir yük. Fransa bilinen siyasi yaklaşımını ortaya koymasaydı, daha fazla ilişkiler geliştirilebilirdi. Ama siyasetin yükünü bizim omuzlarımıza koydular. Bu kendi enerji sektörlerini yapılan bir haksızlık. Onların dünya devleri firmaları var, İDF, GDF gibi firmaları var. Onlarda iş yapamıyorlar böyle olunca.
‘İSRAİL NE DEDİ HİÇ MERAK ETMİYORUM’
- İsrail nerede duruyor enerji sektöründe?
- İsrail bizim nükleer enerji santrallerimizle ilgili bir yorum içerisinde olmadı. Bu zaten bizim için de kabul edilebilir bir durum değildir. Kendi yolumuza devam ediyoruz. Bir karar verdik ülkemiz adına, o kararı devam ettiriyoruz. Ayrıca ben şu ana kadar İsrail ne dedi hiç merak etmedim.
‘TÜRKİYE ESKİ TÜRKİYE DEĞİL’
- Türkiye’nin kendi enerjisini üretme, kendi sanayisini kurma iradesini baltalamak için yabancı güçlerin devamlı bir çalışma içerisinde oldukları konuşulur. Şimdi sizinde başında bulunduğunuz bu çalışmalar sebebiyle bu güçler rahatsızlık duyuyorlar mıdır?
- Türkiye eski Türkiye değil. Türkiye artık o kararları tek başına verip uygulayabilen bir ülke. Tek başına derken dünyaya meydan okurcasına değil tabi. Tam tersine daha sıcak ilişkilerle kendimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Dünya ile ilişkiler geliştiriyoruz ama kimseye bağımlı değiliz. Türkiye Cumhuriyeti devleti bağımsız ve hukuki bir devlettir. O yüzden kendi çıkarlarını uygulaması kadar doğru ve tabi bir şey yoktur. Yaptığımız budur.
‘10 YILDA 40 YILLIK TECRÜBEYE SAHİP OLDUK’
- Bu gelişmelerde tek parti olarak iktidarda olmanın payı nedir?
- Büyük payı vardır. Siyasi olarak bir partinin tek başına iktidar olmasının Türkiye’ye büyük faydaları da böylece görülmüş oldu. En öncelikle istikrar sağlandı. Bilinir ki her işin başı istikrardır. Şimdi öyle bir noktadayız ki Ak Parti’ye oy verenlerin oyları şuan yüzde 53-54’lerde dalgalanıyor. Ayrıca, ‘Ben Ak Parti’ye oy vermedim ama Türkiye’yi sizin yönetmeniz lazım’ diyenlerin de ciddi bir oranı var.
- Ne kadar?
- Bu vatandaşlarımızla birlikte yüzde 73’lere ulaşmış durumdayız. Yani diğer partilere oy kullanmış vatandaşların da yüzde 19-20’si ya ‘Ak Parti’den memnunum’ diyor veya kendi partilerinden o kadar ümit kesmiş durumdalar. Bu doğru kararlarla ulaşabilinecek bir durum. Kimse bizlerin kara gözüne kara kaşına hayran değil. Ak Parti hizmet ürettiği ve vatandaş odaklı düşündüğü için iktidarda. Eğer hizmet odaklı olmasa idik biz de iktidarda kalamaz idik. Biz bunu da görüyoruz. Doğru işler yaptığımız sürece iktidarda kalabileceğimizin de bilincindeyiz. On yıl siyaset hayatımızda belki 40 yıllık bir tecrübe yaşadık. Yani her türlü siyasete maruz kalabilecek bütün riskleri Ak Parti yaşadı. Kapatılmadan tutun, askeri vesayete, muhtıralara varıncaya kadar. Ne çeşit varsa demokrasiyi tehdit eden onların hepsi yaşandı. O yüzden Ak Parti tecrübeli bir parti ve doğru yapma iradesi gelişen bir parti haline geldi. Genç bir parti ama çok olgun bir parti.
‘İSRAİL’İN AKDENİZ’DE GAZ VE PETROL BULMASININ BİR ANLAMI YOK’
- Sayın bakan, Akdeniz’de özellikle de Kıbrıs açıklarında Rumlarla İsraillilerin birlikte enerji arama çalışmaları var. Orada gerçekten ciddi bir işbirliği söz konusu mu? Yoksa bu Türkiye’ye karşı bir psikolojik unsur olarak mı kullanılmaya çalışılıyor?
- Türkiye bütün cesaretini üzerinde toplamış bir ülke. Uluslar arası münhasır ekonomik sahası netleşmeyen, tartışmalı bir alan olan bir yerde bu araştırmayı yapıyorlar. Doğalgaz var mıdır, yok mudur? Bu uzun soluklu bir iş. Yani doğalgaz veya petrol ilk sondajda ‘buldum’ denilebilecek bir meta değil. Bizde Karadeniz’de yaptığımız araştırmada doğalgaza rastladık diyoruz. Ama fizibilitesi, çıkartılabilinirliği, rantabilitesi?.. Bunların hepsi 3-5 yıllık prosesten sonra ortaya çıkıyor. Bu aşamalar hele hele deniz de çok zor aşamalar. Şu merak ediliyorsa, ‘gaz çıkma ihtimali var mı?’ var. ‘Petrol çıkar mı?’ evet çıkma durumu var. Antalya açıklarında Sheell’le yaptığımız anlaşmada biz de rezervlere ulaştık. Ancak dediğim gibi bunun değerlendirilmesi ayrı bir konu. İsrail konusuna gelince, İsrail Mavi Marmara olayıyla beraber kendi enerji sektörünün omuzlarına çok ağır bir yük koymuştur. O projeler bütün araştırmalar diyelim ki olumlu çıktı. Ne anlamı olacak?
- Nasıl bir yük bu, biraz açar mısınız?
- Biz uluslararası siyaseti, insanımıza yapılanları hiç birşey olmamış gibi değerlendiremeyiz. Bizim sektörümüzde rakamlar konuşur ancak biz duygusuz yöneticiler değiliz. İnsanımızın hakkını hukukunu korumak asli işlerimizin başında gelir.
‘İSRAİL’LE ENERJİYİ TARTIŞMAYIZ’
- Nasıl bir karşılık verildi veya verilecek/verilebilir?
- Diyelim 2 yıl sonra fizibilite projeler çıktı. Yani başka türlü olmaz dendi. Türkiye üzerinden de geçmesi lazım o boru hattının. Şimdi çıkan gazı da taşımanız gerekiyor. Biz bir siyasi fizibilite oluşmadan enerji fizibilitesini tartışmayız. Bu fizibiliteye katkı koyacak olanlar İsrail’dir. Eğer istiyorlarsa tabii. İstemiyorlarsa bizim bir sıkıntımız yok. İstiyorlarsa, Başbakanımızın bahsettiği 3 tane temel şart var. Özürler, tazminatlar ve Gazze ile alakalı ablukalar.. Başbakanımız bunu deklare etti. Oturup düşünecekler. İşlerine nasıl geliyorsa onu yapacaklar.
‘İRAN’LA GAZ SIKINTIMIZ TAHKİM’DE’
- Rumlar, İsrail, Türkiye’nin güneyinde Irak, Türkiye’nin enerji ihtiyaçları noktasında sorunlu bölgeler olarak gözüküyor. İran ile de sıkıntılar var. Ne olacak enerji meselemiz?
- Rusya ile enerji sektöründe çok iyi bir ilişkimiz var. Rusya ve Türkiye enerji sektöründe birbirini destekliyor. Stratejik projeler yapabiliyor. Azerbaycan’la belki tarihte olmadığımız kadar bir iyi ilişkiler var. İran, bu kış hiçbir kesinti yapmadı. Fiyat konusunda anlaşamadık. Tahkime gittik ve o süreç şuan devam ediyor. Kim haklıysa hakem heyeti ona karar versin bizim alacağımız varsa paramızı alalım, çıkacak karara saygı duyacağız. Ama biz fiyatı yüksek buluyoruz. İranlı kardeşlerimizde bunu doğru buluyor. Ama ticaret hala devam ediyor. İran’dan doğalgaz gelmeye devam ediyor. Onlara da teşekkür ediyoruz. Irak’ı bir bütün olarak kabul ediyoruz. Güneyi, kuzeyi gibi ayrımlar yapmıyoruz. Irak’ın her yerine proje yapıyor olabilmemiz lazım. Biz hiç ayırt etmeden konuşuyoruz. Irak’ın normalleşmesine katkı koyuyoruz. Her satılan petrolden büyük bir bölümünü merkez yönetimi alıyor, bir kısmını da kuzey Irak alıyor.
‘IRAK BİZE BİR TAVIR GÖSTERMEYE ÇALIŞTI’
- Sizin uçağınızın Irak’a indirilmemesinin perde arkasında ne var?
- Biz onu bir iletişim kopukluğu olarak gördük. Bizim uçuş iznimizin olmadığını söylediler. Daha sonra bir gazete bunu yayınladı, uçuş izinlerimizin bir gün önceden alındığını. ‘Biz öyle olduğunu zannediyorduk’ dedi bir yetkili. ‘Ya gerçekten var mıydı uçuş izniniz biz buna rağmen mi yasakladık bunu’ dedi. Hepsinin isimleri var. O bize gösterilmek istenen bir tavırdı. Ama ben onu kardeşlerimizle bir iletişim kopukluğu olarak yorumluyorum. Ama şunu bilmeleri lazım, Irak’a 19 ayrı ülkeden onlarca firma geliyorsa Türkiye bunun istisnası olmaz. Bu eşyanın tabiatına aykırı. Bizim bu konuda doğru bir duruşumuz var. Bizim orada yapacağımız her proje Irak’ın normalleşmesi içindir. Biz enerjinin bir gerginliğin değil, uzlaşının kaynağı olması gerektiğine inanıyoruz ve bunu istiyoruz.
‘KAZAKİSTAN’LA ARAMIZA BAŞKA ÜLKELER GİRDİ’
- Kazakistan’ın ciddi doğalgaz rezervlerinden bahsediliyor. Bu ülkeyle sorunların ortadan kaldırılması durumunda Türkiye’nin enerji sıkıntısına önemli bir çözüm getirilemez mi?
- Tek ülke üzerinden konuşmamak lazım. Kazakistan bizim dost ve kardeş ülkemiz. Onlarla çalışmak isteriz, ancak onların projelerine başka ülkeler girdi. Bizim orda bir tane kuyumuz vardı, tahkime gidilmek zorunda kalındı. Bir yandan da yalnızca enerjinin değil o proje için bütün şartların yerine gelmiş olması gerekiyor. Büyük paralar harcıyorsunuz, sonuçta bütün cepheleriyle olgunlaşmış bir proje olması gerekiyor.
Akit
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.