Baykal, Doğan'ın davasını da üstlendi

Baykal, Doğan'ın davasını da üstlendi
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Erdoğan-Aydın Doğan polemiğini bir basın toplantısıyla değerlendirdi. Ergenekon'dan sonra Aydın Doğan'ın da avukatlığına soyunan Baykal, gazetecilik dersi vermeye kalkıştı. İşte gazeteci Baykal:

Baykal, "Ergenekon'dan sonra Doğan'ın davasını da üstlendi" dedirten konuşmasında şunları söyledi.

Basın özgürlüğü sorunu

"Ortada bir önemli tartışma var. Olayın özü, gerçek niteliği, kaynagı maalesef kaybolmak üzere. Bu nedenle yapılan tartıymaların arkasından gerçeğin yakalanmasına yardımcı olmak için toplantı düzenliyorum. Başbakanla bir medya patronu arasında bir kişisel sürtüşme yaşanıyor gibi bir görüntü verilmek isteniyor. Olay kesinlikle bu deildir. Bunlardan biri Deniz Feniri yolsuzluğudur. Öteki de basın özgürlüğü konusudur. Deniz Feneri yolsuzluğu Alman yargı organları marifetiyle ortaya konmuştur. Bu dernek yardım toplamakta ve insani amaçlarla kullanacağını belirtmiştir. İnsanlar iyi niyetle yardım yaptı. Daha sonra bu paraların hukuk dışı uygulamalarla kullanıldığı ortaya çıktı. Bu paraların Türkiye'ye intikal ettirildiği Alman makamlarınca tespit edilmiş, Bu paraların Türkile'deki iktidara yakın bir televizyonun ihtiyaçları için harcandığı, savcılığın yaptığı çalışmalarla ortaya kondu. Bu süreçte sorummuluk üstlenenler önemli. Olay ciddi bir olay."

Baykal Alman savcı gibi

"Buradaki insanlar iktidar ile yakın bağlantı içindeler. Bunların tahliyesi için Türk hükümeti baskı yapıyor diyor. Toplanan paralardan belli bir mebbağ tutuklu sanıklardan birine Başbakan'a verilmek üzere teslim edilmiştir. 7 defa soruluyor, 7 defa söylüyor aynısını. Başbakan'a verilmek için almadım demiyor. Bunun için verildi ben de aldım diyor. Bu dünyanın her yerinde bir büyük bomba haberdir. Bunun görmezlikten gelinmesi basın özgürlüğü olan hiç bir yerde mümkün değildir. Alman savcılığının resmi iddianamesinde Türkiye Başbakanına tutuklu iki sanık, evet ben Başbakana vermek için bu parayı ilettim, öteki de evet ben Başbakan'a vermek için bu parayı aldım' diyorsa olay budur. Ortada bir olay var. Tespit edilen durumlar var. Bunu görmezlikten gelmemiz mümkün mü?"

Türk savcılara gözdağı

"Başbakan bu parayı aldı ya da alması bu bizi ilgilendirmez. Bu paranın orada toplandığı açıktır. Başbakanın adının bu olaya karıştığı açıktır. Elbette ki bu bir haberdir. Bu konunun kamuoyuna açıklanması gerekir. Bunu biz Alman makamlardan öğreniyoruz. Böyle basın özgürlüğü olur mu, böyle demokrasi olur mu? Toplanan paraların AKP'nin yayın organlarına aktarıldığı gerçeği, bu bağlantı ortaya çıkmıştır. Bu konuda üzüntü verici olan şu, Türk yargı makamlarının şu ana kadar somut bir adım atmamış olması. Neden acaba? Neden böyle bir konu.. çok acı bir manzara. Başbakan bu tablo karşısında telaşa kapıldı. Bir biri ardından yolsuzluk iddiaları ortaya döküldü. Şaban Dişli olayı, Batman'daki olay, yolsuzluklar zinciri ortaya çıkılyoor. Başbakan panikte, diyor ki bunları nasıl haber yaparsınız. Bunların haber yapılması değil, yeterince haber yapılmaması sorundur."

Doğan'ın avukatlığını yaptı

"Türkiye, gerizekalı mı? Bu olaylar böyle yaşanacak, sesimizi çıkarmayacağız, susturacaklar, korkutacaklar. Başbakan onu deniyor. Sayın Aydın Doğan'a bir hafta süre veriyor. Beni kızdıracak yayınlar yaparsan haftasonuinda neler yapacağım sana diyor. Özlediğim yayıncılığı yaparsan üzerine gitmem. Beni rahatsız eden haberler yaparsan bir hafta sonunda görürsün. Bunun adı şantajdır. Hukukta cezası vardırb Başbakana şantaj yakışır mı? Beni rahatsız edecek şeyler yapma diyor. Bu konuları haber yapma diyor. Ben niye aldım Sabah'ı, ATV'yi? Bunadan gerekli sonuçları çıkaramıyor musun? Başbakanın şantaj yapma, yıldırma, basını tutsak alma çabalarıdır. Başbakan olayın bu boyutunu gözden saklayarak kişisel sürtüşmeye çekmeye çalışıyor. İlgi çekici bigliler alıyoruz bu tartışmalar sırasında. Sayın Doğan anlattı. Rafineri ruhsatı için başvurdum diyor, yatırım yapacağım, param var, ruhsat istiyorum diyor, gittim istedim, hayır biz onu Çalık'a vereceğiz, sen bu işten vazgeç dediğini söylüyor. Sayın Doğan, ben de istiyorum diyor. Hayır, bu işin içinde Putin var, Berlusconi ver ve sana veremeyiz diyor. Bu çok vahim bir manzara."

Yine kriz tablosu çizdi

"Bu tablo karşısında Başbakan işin esası ile ilgili net açıklamalar yapmalı, Deniz Feneri ile ilişkisini aydınlatmalı. Para kendisine gelmiş midir, gelmemiş midir? Kendisine mi, Başbakanlığa mı gelmiştir. Bu meblağ nerde kullanılmıştır bunların açıklanması lazım. Ortada bir iddia var. Bu ilişkiler aydınlatılmalı. Başbakan'ın söyledikleri çok güven verici olmuyor. Offer'i tanımıyorum demişti ama bir kaç saat sonra tanıdığı ortaya çıktı. Bunları biliyoruz ama sormaktan kendimizi alamıyoruz. Başbakanlık bu olayın neresinde. Bu Putin, Berlusconi işini bir de Başbakan'ın ağzından duymak isteriz. Doğan'ın girişimini reddedip Çalık'ın girişimini desteklerken bu isimleri kullandı mı kullanmadı mı? Bunları açıklamasına ihtiyacımız var. Türkiye bir demokrasi krizi içindedir. Başbakanlar Türkiye'yi kimin ne yapacağını, kimin ne okuyacağını, öğreneceğini kendileri kararlaştırarak yönetme konumunda olamazlar. Başbakan'ın böyle bir hakkı olmadığını anlaması lazım. Demokratik kültürü Başbakan'ın özümsenmesi sağlanmalıdır."

Türkiye direnmek zorunda

"Olay  bir itişme değil, bir yolsuzluk iddiasının örtbas edilmesi hususudur. Gazete ve televizyonların ne söyleyeceğine karar verme çasbasıdır. Buna sessiz kalınamaz. Bunun örtbas edilmesine kesin göz yumamayız. Meclisil açılması ile birlikte bu konu meclis gündemine gelecektir. Türkiye'nin sindirilmesine sessiz kalamayız. Mücadelemizi kararlılıksa sürdürüyoruz. Türkiye, hep birlikte, hepimiz bir sınav veriyoruz. Demokrasiye bu kadar saygısız bir anlayışa meydanı boş mu bırakacağız. Türkiye direnmek zorundadır. AKP'ye yandaş gazetecilerin de rahatsız olduğunu görmekten mutluluk duyuyorum. Kimse bu olayı bir medya grubu ile iktidar arasındaki çatışma olarak göremez. Kimse bunun hesabını yapmasın. Kimse böyle bir şey düşünmemeli."

Sözü yine dokunulmazlıklara getirdi

"Olay dokunulmazlık olayı. Bu konunun hala çözülmemiş olmasıyla ilgilidir bütün bu olaylar. Milletvekili dokunulmazlığı olayı bozuyor. Bir virüs o. Orada hayat bulduğu zaman, yayılıyor ve toplumu çığırından çıkartıyor. Asıl ihtiyaç bunu yapma iradesidir. Eksik olan da budur. Türkiye'de malesef hukukun işine siyasetin karıştırıldığını biliyoruz. Hukukun temel ilkelerini göz önünde bulunduran iddianameler var. Bugüne kadar iki iddianame ile ilgili tepki gösterdim. Biri Van'da hazırlandı. Siyasi amacı ortada, belli. İnsanlar tutuklandı, ortada iddianame yok. Orada oydu. Ergenekon davası ne olacak bilmiyoruz. Değerlendirmeler her geçen gün ortaya çıkıyor. Çete olayı fırsat bilinerek siyasi baskı yapılıyor ve bunu yaparken de hukukun ırzına geçiliyor. Almanya'daki iddianame buradaki gibi değil. Bu ciddi bir sorundur. Nasıl olur da Deniz Feneri ile ilgili hiç haber yapamazsınız. Böyle demokratik toplum olur mu? Buradaki iddianame doğru ya da yanlış, bir iddianame."

"Ben hiç bir zaman bu olayı Aydın Doğan'ın gazetelerinden öğrendiğimi söylemedim. Neden yayınlandığını değil, neden yayınlanmadığını sorguluyorum. Türkiye kamuoyu bilmeli."

habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.