Cumhurbaşkanı Gül 'sınır'ı çizdi

Cumhurbaşkanı Gül 'sınır'ı çizdi
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Birleşmiş Milletler zirvesinde Türkiye için ana gündem maddesinin Suriye olduğunu, Türkiye'nin sınırda radikal yapılara da izin vermeyeceğini de ifade etti.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BM Genel Kurulu toplantıları için New York'a giderken uçakta gazetecilerin sorularını cevapladı.

İşte görüşmenin satırbaşları:

EN ÖNEMLİ GÜNDEM SURİYE

BM zirvesinde bizim için en önemli konu Suriye. Suriye'yle ilgili perde arkasında ve açıkta olanlar bu toplantıyı çok önemli hale getiriyor. Görünen ve görünmeyen yüzüyle müthiş bir diplomasi trafiği var. Bizim açımızdan Suriye en önemli dış politika ve milli güvenlik meselesi. Suriye'de yaşananlar bizi çok yaralıyor. Kimyasal silah kullanılması, yüzbinlerce insanın ölmesi, nüfusun yarısının göçmen hale gelmesi ve bildiğimiz şehirlerin yıkılması.. Bu acıları komşu olarak yakından duyuyoruz. İkinci boyutu ise bu olayın bizi uzun vadede etkileyecek sonuçları. Artan radikalizm, ticarete etkisi ve göç sorunu gibi konular bizi doğrudan ilgilendiriyor. Bu yüzden daima birinci gündem maddemiz.

DAİMİ ÜYELER SORUMLU

BM nihayetinde önemli bir aktördür. 2. Dünya Harbi'ne benzer olaylar bir daha olmasın, katliamlar yaşanmasın diye kurulmuştur. Maalesef gelinen noktada soğuk savaş mantalitesine bir dönüş var. Ortadoğu'da 'proxy war' denilen vekalet savaşları yaşanıyor. BM'nin dünya kamuoyu ve vicdanındaki yeri yıpranmış vaziyette. Kredisi azaldı. BM'yi kuranlar, dünya bu hale gelmesin diye kurmuş. Biz de kuruculardanız. BM'nin bu duruma düşmesinde güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin büyük sorumluluğu var.

BİR KANDIRMACA OLMASIN

Kimyasal silahlardan tamamen arındırılmış bir Suriye'nin ortaya çıkması, görmek istediğimiz manzara. Ama bunun bir kandırmaca olmaması ve gerçek anlamda kurallara bağlı ve doğrulanabilir olması önemli. Ayrıca unutmayın, Suriye kimyasal silah kullandı diye bu hale gelmiş değil. Kimyasal silahlar yok edilirken bunun dışındaki olaylar tolere edilebilir izlenimi doğmaması lazım. Kimyasal silahlar konusunda atılan adımları tereddütsüz desteklediğimizin bilinmesini isterim ve bu adımı atanları takdir de ederiz. Ama bu arındırma sözde mi yoksa hala risk taşıyan bir durum var mı? Bunlar kolay mekanizmalar değil.

Suriye için siyasi çıkış stratejisi şart

Başından beri siyasi strateji olmadan, askeri müdahale de olsa netice vermeyeceğini söylüyorum. Dünyanın en büyük noksanı budur. Ortak bir tavır alamamış olması. Rejimin yanında olmayanların bile destekleyeceği müşterek bir çıkış stratejisini başından ortaya koyamadık. Türkiye, Suriye ile ne kadar ilgiliyse, İran da o kadar ilgilidir. İran'ı dışlayarak da olmaz. Öyle bir yaklaşımla Cenevre'den de sonuç çıkmaz. Rusya ve İran'ın muhakkak angaje edilmesi lazım. Ben her zaman Türkiye'de demokrasi ve reform zihniyetini destekledim. Hükümet bunun farkında olduğu için, bazı çalışmalar yapıyor. Bu konudaki görüşlerimi bütün görüşmelerimde paylaşırım ve sağ olsunlar hükümetimiz tarafından da itibar görür.

İran'da yeni bir dönem başlıyor

İran köklü bir devlet ve diplomasisi de çok köklü. Cübbe, sakal ve sarık içinde görünce dışarıdan bazen yanılgıya düşersiniz ama İran'ın çok vasıflı ve sağlam diplomatları vardır. İran'da Cumhurbaşkanı Ruhani'nin seçilmesiyle yeni bir dönemin başladığı kesin. Sadece özgeçmişi ve konuşmaları değil, yaptığı atamalar da bunu gösteriyor. Bunlar arasında en önemli gösterge, atadığı dışişleri bakanı. Cevat Zarif'i yakın tanırım. Diğer atamalarını da takip ediyoruz. İran'da farklı bir dönem ve siyaset başlıyor. Bunu müspet görüyorum. Kabil-i hitap kişiler çıkıyor karşımıza. İran'da başlayan değişim adımı nereye kadar gider onu görmeli. Ne kast edilir ona bakmak lazım. İran İslam Cumhuriyeti'nin temel ilkelerinden sapma olacağını zannetmiyorum. Ama politikalarda daha uzlaşmacı, diyaloğa açık, kendi içinde daha özgürlükçü olacaklarını tahmin ediyorum. Daha iki gün önce bazı siyasi tutukluları serbest bıraktılar. Iyi gelişme olduğu kanaatindeyim. İran pragmatik bir ülkedir.

Sınırımızda radikal yapıya izin vermeyiz

Türkiye'nin Suriye'ye olan ilgisini anlatırken, Türk halkının çektiği ızdırapları da söyledim. Bu olayların yansımaları bizi ilgilendiriyor dedim. Bunlardan biri radikalizm. Bu, terörizme kadar gider. Bunları düşünmek lazım. Bunlar Türkiye'nin en önemli konuları. MGK ve askerlerle yaptığımız toplantılarda da tartıştığımız meseleler. Kesinlikle bunu tolere edemeyiz. Sınırlarımızın ötesinde Türkiye ve bütün bölgeye tehdit oluşturacak bir yapılanmaya izin vermeyiz.

Mısır acilen demokrasiye geçmelidir

Mısır'da bir açmaz var ama bu krizi çözmek açık ithamlarla olmaz. Diplomasinin bu konuda yöntemleri vardır. Ancak o şekilde olur. Bizim bütün arzumuz, Mısır'da olup bitenlerin bir an önce bitmesi ve demokrasinin kaldığı yerden devam etmesi. Yoksa başka büyük ve önemli bir ülkenin kendi problemleriyle zayıfladığını hiç görmek istemeyiz. Mısır bizim için önemli bir kardeş ülkedir. Mısır'ın kendi enerjisini, bizim geçmişte enerjimizi harcadığımız gibi harcanmasını istemeyiz.

Kimyasal silahlar konusunda öteden beri çok hassasız

Türkiye eskiden beri kimyasal silahların önlenmesi konusunda çok hassas. Dışişleri Bakanlığı görevindeyken yakın çalıştığım Ahmet Üzümcü şu anda bu konuya bakan uluslararası kurumun başındaki isim. Biz bu konuyu hep önemsedik. Ben gidip Lahey'de o kurumun merkezinde konuşma yapan ilk cumhurbaşkanıyım. Ama tamamen temizlendi mi temizlenmedi mi doğrulanması çok önemli. Bu kirli silahları bir kez yaparsın ama sonra temizlemesi çok zordur. Biz bunu bir ara Suriye sınırındaki mayınları temizlemeye çalışırken yaşadık. Önümüze öyle bir fatura çıktı ki... Ama artık kimse bu işe mani olamaz. Çünkü bu işe girişen ABD ve Rusya, konunun her boyutunu, maliyetini bilen ülkeler. Yarın kalkıp, 'yapamadık, çok maliyetliymiş' diyemezler. Bir kere kefil oldular. Memnunuz ama ihtiyatlı bir iyimserlik. Başta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bile 'kefil olamam' dedi.

Kaptan pilotun camdan diyaloğu

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Birleşmiş Milletler 68. dönem Genel Kurul toplantılarına katılmak üzere New York'a gitti. Gül'ün uçaktan inişi öncesi THY Trabzon uçağının kaptanı ile koruma polisleri arasında yaşanan diyalog, ilginç görüntü oluşturdu.

Yenişafak

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum