Adalet Bakanı’na Operasyon Çağrısı
Yolsuzluk soruşturmasını yürütenler açıkça suç işlemiştir.
Savcı soruşturma açmıyorsa adalet bakanı acil soruşturma açtırmalıdır.
Zira soruşturmanın amacı suçu ve suçluyu bulmaktır.
Soruşturmayı yürütenler bunu yaparken suçlu mahkûm olana kadar onu suçsuz kabul etmek zorundadır.
Soruşturmayı yürütenlerin işin başında suçluyu ve suçlunun yakınlarını suçlu görmesi veya göstermesi Türk Ceza Kanunu’na göre iki ayrı suçtur.
Hazırlık soruşturmasında şüpheliler hakkında elde edilen bilgilerin basına verilmesi veya bilgi kolaylaştırılmasını sağlayacak şekilde mesela televizyonlarda yayınlanması TCK’ya göre ayrı bir suçtur.
Soruşturmayı yürütenlerin şüpheliler hakkındaki bilgi ve belgeleri devletin iç ve dış yararlarını aleyhinde kullanması TCK’ya göre çok daha ağır bir suçtur.
Soruşturmayı yürütenlerin hazırlık soruşturmasında elde ettiği bilgileri basına yansıtması ve bunun neticesinde devletin 20 milyar dolar zarara uğraması yine TCK’ya göre suçtur.
Ayrıca soruşturmayı yürütenlerin soruşturmada elde ettiği bilgi ve belgeleri basına yansıtması sonucu devletin zararının her gün artarak büyümesine rağmen bu zarara neden olanlar hakkında soruşturma açılmaması da ayrı suçtur.
Yukarıda sayılan suçların basın yoluyla işlenmesi (Samanyolu televizyonu yayınlarında olduğu gibi) halinde ise bu durum Türk Ceza Kanunu’na göre adı geçen suçları işleyenlere verilecek cezanın arttırılma nedenidir.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ “yolsuzluk soruşturması ile ilgili” basına verdiği ilk demecinde “soruşturmanın gizliliğinin ihlalinin suç olduğunu belirterek, "Soruşturmanın gizliliğini ihlal eden savcılarsa savcılar, zabıt kâtibiyse kâtipler, adli kolluksa adli kolluk hakkında Başbakan Yardımcısı olarak Adalet Komisyonu huzurunda suç duyurusunda bulunuyorum" şeklinde açıklamada bulunmuştu. Ancak Adalet Bakanı da bu şikâyeti ihbar kabul ederek (Savcılık Soruşturmasını beklemeden) Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu’ndan “yolsuzluk soruşturmasının gizliliğini ihlal edenler hakkında” soruşturma açılmasını isteyebilir. Böyle bir soruşturma açılmasından endişelenen Halk Partisi Sözcüsü Prof. Dr. Haluk Koç “Adalet Bakanı’nın Başbakan’ın bilgisi, yönlendirmesi ve görevlendirmesi ile harekete geçmesi soruşturmanın sağlıklı bir zeminde yürümesini engelleyecektir. Dosyaların içeriğine müdahale etme ve karartma aşamasına geldiniz. Böylesi bir girişim yüce divanlık bir suç’tur” şeklinde demeç vermiştir. Oysa Adalet Bakanının bu görev ve yetkisi yürürlükteki mevzuattan kaynaklanmaktadır. Hatta daha önce CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, “soruşturmanın gizliliğini ihlal ettikleri” gerekçesiyle ''Ergenekon soruşturması'' savcıları hakkında soruşturma yapılması isteğinin işleme konulmamasına ilişkin Adalet Bakanlığı kararının iptali için Ankara İdare Mahkemesine yaptığı başvurusu reddedildiğinde basına verdiği demeçte bu durumdan şikâyetçi olmuştu.
Bu soruşturma Halk Bankası görevlileri ve bazı Bakanların yakınlarına karşı yürütülüyorsa Anayasa ve Türk Ceza Kanunundaki “şahsilik” ilkesi gereği sadece o şahıslara karşı yürütülmesi ve o isimlerle sınırlı ve “GİZLİ” kalması gerekirdi. Oysa soruşturmayı yürüten kamu görevlilerinin olayı basına duyurması, hatta adı geçen isimlerin tutuklama anı görüntülerinin televizyonlardan naklen yayınlamaları “dünyaya ilan eder gibi” bilerek ve isteyerek yani kasıtlı olmuştur. Diğer bir ifadeyle soruşturmayı yürüten kamu görevlilerinin olayı basına duyurmasındaki asıl amacının bu bilgilendirme ile şüphelilerin şahsından çok yakınlarının, mevcut Hükümetin ve hatta ekonominin olumsuz etkileyeceğini hesap ederek hareket etmeleridir. Yolsuzluk soruşturmasını yürüten kamu görevlilerinin bu kasıtlı davranışlarının suç olduğu konusundaki Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerini şöyle özetleyebiliriz.
1-Bir memurun suç işlediğine kesin gözüyle baktığı şüphelileri takip ederken devleti 20 milyar dolar zarara uğratmasının suç olduğu ve bu suçu bildirme zorunluluğu olduğu konusunda;
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Madde-278/1 ‘Suçu bildirmeme' “İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.
Devletin zararının her gün daha da arttığı, yani 20 Milyar dolar zararın artmasını önlemek mümkün iken bunu bildirmeyenin de suçlu olacağı ve bu suçun oluşacağı konusunda ise;
278/2 “İcrası tamamlanmış olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması hâlen mümkün bulunan bir suçun yetkili makamlara bildirilmemesi hâlinde de bu suç oluşur”
2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.258- ‘Göreve İlişkin Sırrın Açıklanması’ “Görevi nedeniyle kendisine verilen veya aynı nedenle bilgi edindiği ve gizli kalması gereken belgeleri, kararları ve emirleri ve diğer edinmesini tebligatı açıklayan veya yayınlayan veya ne suretle olursa olsun başkalarının bilgi kolaylaştıran kamu görevlisine, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir (Söz konusu suç, gizli kalması gereken hususları açıklamak, yayınlamak veya ne suretle olursa olsun bunlardan başkasının bilgi edinmelerini kolaylaştırmak suretiyle oluşacaktır”).
3-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.285 ‘Gizliliğin ihlâli’ “Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlâl eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.Ayrıca bu konuda;”5237 sayılı Yasanın 285. maddesiyle, İLK KEZ SORUŞTURMANIN ve yasaya göre kapalı yapılması gereken veya kapalı yapılmasına karar verilen duruşmayla ilgili “gizliliğin ihlali”nin suç olarak düzenlenmesinin nedenleri; ceza adaletinin doğruluk, dürüstlük, gerçeğe ulaşma ilkelerini olanaklı kılmak, soruşturma ve kovuşturma görevlilerinin her türlü baskı ve etkiden korunmaları ve asıl olarak da suçsuzluk karinesinin ihlalini önlemektir. Bu nedenle anılan maddenin 4. fıkrasında “soruşturma ve kovuşturma evresinde, kişilerin suçlu olarak damgalanmalarını sağlayacak şekilde görüntülerin yayınlanması” ayrıca yaptırıma bağlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasına göre, kanun gereği olarak kapalı yapılması gereken veya kapalı yapılmasına karar verilen duruşmadaki açıklama veya görüntülerin gizliliğinin ihlâli de, suç oluşturmaktadır. (Ayrıca doktrinde devam etmekte olan ve mahkeme tarafından herhangi bir işlemine gizlilik kararı verilmemiş bir soruşturmanın evraklarını basın-yayın organlarında yayınlanması da gizliliğin ihlali olarak görülmektedir) şeklinde görüşler vardır.
4-Şüphelilerin mahkeme öncesi ve sonrası televizyonlarda kayıt ve görüntülenmesi konusunda;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 183. maddesinde “...adliye binası içerisinde ve duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü sesli veya görüntülü kayıt ve nakil olanağı sağlayan aletler kullanılamaz. Bu hüküm, adliye binası içerisinde ve dışındaki diğer adli işlemlerin icrasında da uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
5-Bir memurun bazı şahısların devleti zarara uğrattığı iddiasıyla onları haklı olarak tutuklamasına rağmen bunu kanuna aykırı olarak basına yansıtması sonucu devlet zarara uğramışsa bu eylemle ilgili olarak ‘Görevi Kötüye Kullanma’ suçu oluşacağı konusunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257.Maddesinde;
“Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.
6-Yine bu konuyla ilgili 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama” başlıklı 329.Maddesinde “ Devletin güvenliği veya İÇ VEYA DIŞ SİYASAL YARARLARI bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklayan kimseye beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir” şeklinde hükümler vardır.
7- Yukarıda sayılan suçların basın yoluyla işlenmesi (Samanyolu televizyonu yayınlarında olduğu gibi) halinde ise bu durum Türk Ceza Kanununa göre cezanın arttırılması nedenidir. Mesela 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 285.Maddesinde düzenlenen ‘Gizliliğin ihlâli’ ile ilgili 1 fıkrasında “Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlâl eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.hükmüne ilave olarak 3.fıkrasında “ Bu suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, ceza yarı oranında artırılır” hükmü vardır.
Ahmet Kahraman / Habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.