Abdullah Gül hedefi gösterdi
Genel Kurul toplantısında bir açılış konuşması yapan TBMM Başkanı Köksal Toptan, milletvekillerine şu önerilerde bulundu:
"TBMM her zaman halkın umudu olmuştur. Meclisimiz sorunlara ülkemizin ve milletimizin yararı doğrultusunda çözüm bulacaktır. Çalışmalarımızı sevgi, saygı çerçevesinde yapacağımızdan kuşku duymuyorum."
"Yaşanan ekonomik krizler varken, ülke içindeki tartışmalara enerji harcamamalıyız. Krizler sonrasında alınan tedbirler sayesinde ekonomik alt yapısı güçlenen ülkemiz bu belirsiz ortamdan başarı ile çıkacaktır. Türkiye bu süreçte kalkınmasına ivme kazandırabilecektir. Bunun için herkesin birlik içinde gayretine ihtiyacımız vardır."
"Türkiye, AB yolunda kararlılıkla ilerlemektedir. Bir çok konuda başarılı çalışmalar ortaya koymuş ve müzakerelerin yolunu açmıştır. Temel düzenlemelenin uzlaşma ortamında yapılması için yoğun gayret sarfediyoruz. Bu yüce çatı çözüm üretim merkezidir. Tartışmaktan korkmamalıyız. Türkiye'yi geri götürmez. Yeter ki kullandığımız üsluba özen gösterelim. Geleceğimiz için ortak noktalarda buluşmak zorundayız. Farklılıklarımız bizi gerginliklere götürmemelidir. Bu yasama yılı hayırlı ve uğurlu olsun."
Gül Genel Kurul salonunda
Toptan'ın konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Genel Kurul Salonu'na girdi. Gül'ün konuşmasından önce İstiklal Marşı okundu.
Kamer Genç yine sahnede
Gül'ün konuşmasından önce Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in müdahale etmesi dikkat çekti. Gül'ü eleştiren Genç'in salonu terketmesi dikkat çekti.
İşte Gül'ün tarihi konuşması
Konuşmasına, yeni yasama yılının, geçen yıl olduğu gibi, yoğun ve verimli bir mesaiyle geçeceğine olan inancını dile getirerek başlayan Gül, başta milletvekilleri olmak üzere, vatandaşların bayramını kutladı.
"Yeni yasama yılının yoğun bir mesai ile geçeceğine inanıyorum. Ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun. Güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dünyada yaşıyoruz. Belirsizliklerin ve güvensizlik duygusunun yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Kafkasya'da yaşanan son ihtilaf, gıda fiyatlarındaki ciddi dalgalanmalar ve küresel ekonomik kriz. Dünya liderlerinin zihinlerini bu konular meşgul ediyor. Yaptığımız toplantılarda açlık, salgın hastalık gibi sorunlara karşı acil önlem alınması noktasında çözüm üretme zorunluluğu kendini gösterdi. Nükleerden terörizme kadar başlıca kritik konuları enine boyuna tartıştık. Bu sorunların çözümüne katkı bir sorumluluktur. Uluslararası toplum bu tür katkılardan memnundur."
"Uluslararası koşullarda ulusal hedeflerimizi gerçekleştirmek için milletçe muteyakkız olmaya ihtiyacımız vardır. İstikrarlı ve hızlı bir şekilde bu kararlılığımızı sürdürmeliyiz. Krizi ülkemiz için bir fırsata dönüştürmenin mümkün olduğunu düşünüyorum. AB sürecini hızlandırmak zorundayız. Ülkemizin modernleşme hamlesi hepimize ilham verecektir. Bundan hareketle 100. yıla doğru, sahip olduğumuz potansiyeli en iyi şekilde kullanmalıyız. Daha özgür bir toplum olma yolunda tüm bilgi birikimimizi ve emeğimizi seferber etmek durumundayız. 2023 yılında ülkemizi dünyanın en güçlü ekonomisine sahip 10 ülkesi arasına sokmalıyız."
"Küresel krizden etkilenmemiz kaçınılmaz ama Türkiye ekonomizi geçmişle kıyaslanamaz bir biçimde krizlere dayanıklılık kazanmıştır. Bu nedenle de kriz karşısında gerekli adımların zamanında atılması büyük önem taşıyor. Öngörülebilir bir ortam, sermaye için çekici olmaktadır. Bu sayede Türkiye'yi yatırım yapılacak güvenli bir ada haline getirebiliriz. Türkiye'nin yaşanan bu krizi fırsata dönüştürebileceği alanlardan biri gıda güvenliği ve tarım sektörüdür. Bu bağlamda GAP ve diğer bölgesel programların kısa sürede tamamlanması önem arzetmektedir. Enerji, ekonomik büyümemizin sürdürülmesi için çok boyutlu olarak değerlendirilmelidir. Özel girişim ve yabancı sermayenin bu alana yatırım yapmasının sağlanması gereklidir. Enerji ve su kaynaklarının yönetimine ciddi önem vermeliyiz. Küresel ısınmanın önümüzdeki dönemde insanlığı etkilemesi kaçınılmazdır. Gelecek yıllarda ülkeler arasında bu sorunun çözümü konusunda yaşanacak gelişmelere hazırlanmalıyız. Arazilerimizin yüzde 10'unun milli park olması esas alınmalıdır."
"Bu arada sosyal politikaları da ihmal etmemeliyiz. Dünyanın bilgiye dayalı en rekabetçi olma, katılımcı bir ülke olarak bizim de paylaştığımız bir hedeftir. İnsanlarımızın verimli alanlarda istihdamı rekabette bizi üst sıralara taşır. Özgür, üretmeye, ortak değerlerimize saygıya dayalı bir eğitim sistemi geliştirmek zorundayız. Bu alana ayrılan kaynaklarda ciddi artışlar sağlandı ama bu yine de yeterli olmamaktadır. Bu konuda geliştirilecek mekanizmalar geleceğimize yatırımdır. Kamu ve özel kesim bu konuda hiç bir fedakarlıktan kaçınmamalıdır. Hükümetin aktif iş gücü programlarına önemli bir kaynak ayırarak kadınlara ve gençlere yönelik çalışmaları devam ettinmesini temenni ediyorum. Genç nüfusumuzun meslek sahibi olmaması kaygı vericidir. İnanıyorum ki herkes bu konuda üzeride düşeni yapacaktır. "
"Yeni kurulan üniversiteler doğru başlangıç yapmalı. Üniversiteler halka katkı yapmalı. Rektör atamaları ile gündeme gelen YÖK konusunda bütün ilgili kurumları öneriler geliştirmeye davet ediyorum. Bu konuda ilgili kurumlara önemli görevler düşmektedir. Ülkemiz AR-GE alanında son yıllarda kayda değer gelişmeler sağlamıştır. Bu alana yapılan yatırımların etkisini ancak 5 sene sonra gösterecektir. Mukayese ettiğimizde ne kadar geç kaldığımızı göreceğiz. Bu açığı kapatlak için büyük çaba sarfetmeliyiz."
"Türkiye'nin AB'ye sadece aday değil katılımcı ülke olduğunuza dikkat çekmek istiyorum. Müzakerelerin başarı ile sonuçlanması ise partiler üstü bir çabaya bağlıdır. Atılan adımlar bir yasal düzenleme olarak görülmemelidir. Yargı ve temel haklar alanında yapılması gereken temel reformlar da AB tarafından dikkate alınmaktadır. Bu alandaki geniş katılım büyük önem taşımaktadır. AB'ye tam üyelik yolunda hazırlanan ulusal program herkesin katkısıyla son şeklini almalı. Gerekli reformlar derhal gerçekleştirilmelidir. Tüm önemli alanlarda insanımızı hakettiği düzenlemelere ve uygulamalara kavuşturmalıyız. Bu sürece her alanda önem vermeliyiz."
"Bu süreçte AB de üzerine düşeni yapmalı. AB'nin de kendi geleceğini değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Biz Türkiye olarak dengeleyici bir AB düşünüyoruz. Biz de güçlü bir AB'nin üyesi olmak istiyoruz. Tek taraflılık yerine karşılıklılık önem arzediyor. Tarama sürecini bitirdiğimiz ve fasılları açtığımız bu süreçte yol haritamız bellidir. Atılması gereken adımlar sürekli ve kararlı bir şekilde atılmalı. Yüce meclisi bu sürece sahip çıkmaya davet ediyorum."
"Yeni bir anayasa konusunda toplumun bütün kesimlerinin katkısından faydalanarar en mükemmel düzenlemelerin yapılacağından kuşku duymuyorum. Çeşitli taslaklar, öneriler mevcuttur. TBMM'nin yüksek temsil kaabilyeti ve istişare geleneğinde sonuç almak kolay olacaktır. Yeni düzenlemelerin öncekilerden çok daha ileride olması önemlidir. Yeni düzenlemelerin daha kapsayıcı olması gereklidir."
"Saydamlık düzeyinin arttırılması bir ihtiyaçtır. İlişkilerimizi ve işbirliğimizi geliştirmeliyiz. Türkiye'nin amacı çevresinde geniş bir barış ve istikrar kuşağını oluşturmaktır. Yakın çevremize yönelik bu sahiplenici yaklaşım bize özel görevler yüklemektedir. Bu çabalar devam etmelidir. Ben de hükümetin komşu coğrafyada karşılıklı güveni pekiştirmeyi amaçlayan çabalarına katkı sağlayacağım."
"TSK ve güvenlik güçlerimizin terörle mücadelesi her türlü takdirin üzerindedir. Terörle mücadele konusunda kararlılık esastır. Herkese şiddetle ve terörle bir yere varılamayacağını anlatmak esastır. Aidiyet duygusu pekiştirilmelidir."
"Türkiye büyük ve güçlü bir ülke. Jeopolitik konumumuz, dinamizmimizin önemi tüm saygın gözlemciler tarafından teslim edilmektedir. Bu nedenle çok daha fazla çabalamalıyız. Yeni yasama yılının başarı ile geçmesini temenni ederim."
Gül, konuşmasının ardından TBMM'den ayrıldı. TBMM 7 Ekim Salı günü yeniden toplanmak üzere kapandı.
habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.