İşte Baykal Olayının Özü

İşte Baykal Olayının Özü
Baykal'ın kaset olayı yeniden gündemde. Tartışmalar üzerine sitemiz Yayın Yönetmeni Fatih Akkaya, bir yazı kaleme aldı:

Halkının yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’yi yönetmeye; Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa aday bir siyasi parti lideri ile bu partinin bir milletvekili…

Her ikisi de evli ve çocuk sahibiler.
En masum ifade ile yazıyorum, gayri meşru bir ilişki içine giriyorlar.
Evet, Deniz Baykal ile Nesrin Baytok’tan söz ediyorum.

Devam edelim:

“Birileri” bu ilişkiyi kayda alıyor.

Bu “birileri” öncelikle “en yakınındakiler” olabileceği gibi, dışarıdan herhangi “birileri” de olabilir.

Ve bu kayıt metacafe adlı bir video paylaşım sitesine yüklenerek, ifşa ediliyor.

Metacafe’deki bu videodan Habervaktim.com haberdar oluyor.

Hangi gazeteci, hangi editör, hangi internet sitesi yöneticisi kayıtsız kalabilir ki böyle bir olaya?

Habervaktim de kalmıyor, basıyor haberi.

Buna kayıtsız kalmayışımızın gerek mesleki, gerek insani,  gerek dini ve gerekse de siyasi hiçbir mahsuru bulunmuyordu.

Sonrası malum.
Türkiye’nin gündemi haftalarca bu konu oldu.

İlkin “komplo” denilerek, Baykal “mağdur” görünümüne sokulmaya çalışıldı.

Bu noktada bizim de üzerimize gelindi.

Onlarca polis büromuza gelerek, bilgisayarlarımızı inceledi.

Bununla yetinilmedi.

Yayın yaptığımız serverın kopyası alınıp, içinde ne var ne yok bakıldı.

Sonuç: Tertemiz çıktık.

Savcılık soruşturmasında da ne soruldu ise cevapladık.

Ama Baykal, ne yaptı?

Savcılığa ifade vermeye bile gitmedi / gidemedi.

Bu süreçte “komplocular”ın diline doladığı en önemli argüman, “özel hayat”tı.  

Savcılığa ifade vermeye gidemeyen, Savcının “olay”la ilgili sorularından kaçınan Baykal, kendisi gibi böylesi bir ilişkide sorun görmeyenler tarafından estirilmeye çalışılan “komplo rüzgarı” ile işin içinden sıyrılmaya; Sayın Başbakan’ı suçlayarak “mağdur”ları oynamaya yeltendi ilkin…

Fakat bu rezil ilişkinin elle tutulur hiçbir yeri, kabul edilir hiçbir yanı yoktu.
 
“Neresi özel, genel genel” diyen Başbakan’ın, “Komplo komplo diyorlar, Baykal’ı o yatağa da komplocular mı soktu?” şeklindeki sorusuna verilecek bir cevap da bulamıyorlardı.

Başbakan’ın şu yorumlarına da kim ne diyebilirdi ki:

“Hala bu medya, bu siyasiler ‘İnsanın özeline karışıyor’ diyorlar. Yahu kendi eşiyle mi bir şey oluyor da özel oluyor. Bu özel değil, bu genel genel. Bu genel bir ahlaksızlıktır…”

“Komplo komplo dedi... Böyle birşey yapmadığını söylemiyor. İsmi geçen diğer kişi de bunu söylemiyor. Fakat benim en çok üzüldüğüm nokta şudur: Türkiye'nin toplumsal ahlak değerleri açısından bir erozyona uğratma gayreti var. Bu milleti ayakta tutan en önemli güç toplumsal ahlakımızdır. Bunun üzerinden bir mağduriyete oynayanlar var. Bunu kabul etmemiz. Eşlerine ihanet edenleri mağdur olarak göremeyiz..."

Başta Akit gibi sağduyu sahibi medya organlarının attığı manşetlerin, toplumun gösterdiği yoğun tepkinin de etkisiyle, “komplo”nun tutmadığını gören Baykal, çareyi istifa etmekte buldu.

Nesrin Baytok zaten ilk günden kayıplara karışmıştı.

Gelelim medyadaki “komplocular”a.

İlk günler “komplo” deyip, bizi de bu “komplo”nun parçası olmakla suçlayan kimi kartel yazarları, baktılar ki halk yüzlerine tükürüyor, büyük bir tornistanla Baykal’ı istifaya davet etmeye başladılar.

Bu gazetecilerden, “Bu dünyanın her tarafında haberdir”, “Cumhuriyet tarihinin en önemli haberlerinden biridir” yazılarıyla, Habervaktim’in hakkını verenler dahi oldu.

Değerli okurlar,
Şimdi bunları neden anlatıyorum?
Bu “komplo”cu “özel hayat”çılar bugünlerde yine sahnede de ondan.

Gündemdeki Hükümet-Cemaat çekişmesini fırsat bilerek, yine “Baykal’a komplo”dan söz edip Habervaktim’i dillerine dolamış durumdalar.  

Ayrıca Başbakan adına birileri “paralelciler servis etti” iddiasında bulunuyor…

Buna karşın bir grup da ısrarla “Başbakan’ın servis ettiğini” ileri sürüyor.

Puslu havada rol kapıp, prim yapma peşinde koşanlar da çıkmıyor değil.

Bugün Fatih Altaylı’nın köşesine taşıdığı zırvalarda olduğu gibi.

Tüm bu tartışmaların, o rezil olayı üzerini örttüğü görülürken, bu durum o rezil ilişkide bir sorun görmeyenlerin ekmeğine yağ sürüyor.

Kah o yana dönüp, “Erdoğan sızdırmış” diyorlar; kah diğer yana dönüp “Paralelciler sızdırmış” diyorlar.

Bu şekilde ortamı iyice kızıştırıyorlar.

Kazanan ahlaksızlık ve ahlaksızlar oluyor!

Bu noktada Habervaktim.com olarak bizden bir açıklama bekleyenler olabilir.

Çok gerek görmemekle birlikte, sırf bu yüzden yazıyorum:

Daha önce belirttiğimiz gibi, hatırlatmak gerekirse;

Sözkonusu görüntülerin kimler tarafından kayda alındığı ve metacafe adlı sosyal paylaşım sitesine kimler tarafından yüklendiği/servis edildiğini kesin bir şekilde bilmemekle birlikte,

Habervaktim.com olarak olayın bu noktası bizi o zaman da ilgilendirmedi, bugün de ilgilendirmiyor.

Biz olayın haber boyutuyla ilgilendik, bugün de haber boyutuyla ilgileniyoruz.

Ülkenin önde gelen yazarları tarafından da kabul edildiği ve Başbakan Erdoğan’ın “bunun neresi özel, genel genel” diyerek, içeriğine tepki gösterdiği skandal kasetle ilgili haberimiz, son yılların en büyük haberciliğidir.

Ve gerek mesleki, gerek insani,  gerek dini ve gerekse de siyasi hiçbir mahsuru bulunmamaktadır.

İçimiz rahat.

Kim ne der; kim ne yazarsa yazsın umurumuzda değil.

Böylesi bir olaya bugün olsa yine kayıtsız kalamayız.


Fatih Akkaya
Habervaktim.com Yayın Yönetmeni

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
22 Yorum