Baykal'ın derdi başka!
Baykal: "Kan içici insanlar mı sanıyorsun sen onları. Masum insanları bebekleri öldürüyorlar, askeri sivili öldürüyorlar. Niçin siyasal amaçlarına ulaşmak için. Bu bölgeyi şekilmlendirmek isteyen çerelerin suyuna giderek, sıcak ilişkiler kurarak, türkiye'de ayakta kalma ihtiyacı duyuyor. Terör açmazı iktidarın bu özelliğinden kaynaklanıyor. Bu son saldırıya bakın. Karakola yapılan saldırı Kuzey Irak'tan kaynaklanıyor."
"Hani bölge istihbaratlarla BBG evine dönmüştü. Asıl temel konu, komşu coğrafya Türkiye'ye terör taşımak isteyen çevrelere merci olmaya devam edecek mi etmeyecek mi? Suriye'deyken PKK buydu, Aktütün baskısından sonra da budur. Hazır olun bir süre sonra yine bu olaylarla karşı karşıya kalırız. Bir ülke nasıl olur kendi coğrafyasında böyle bir şeyi kabul eder? Bu iyi niyete aykırı. bunun değişmesi lazım. Sizin topraklarınızdan bizim insanlarımıza terör saldırısı yapılıyor bunu önleyin demiştik. Bunu ben söylüyorum hükümet susuyor. Türkiye bütün birimleriyle bunun arkasında duracak. Bunu kabul etmediğimizi hep beraber ilan edeceğiz. Bunu niye yapamıyoruz, siyasi hesapları muhalefet takip ettiği için değil, iktidarın zihniyeti, siyasi hesapları uygun olamadığı için yapamıyoruz. Kimse her türlü tedbiri alırız edebiyatıyla karşımıza çıkmasın. Türkiye artık evlatlarını böyle saldırılara kurban vermemelidir."
"Orada kim hükümlü, kim yetkili, Irak hükümeti. Sen neden PKK terörüyle mücadele etmiyorsun. Hükümetin bunu Irak'a söylemesi lazım. Başbakan Barzani'yi ziyarete kararlıydı sonra erteledi ya da engellendi. Dostluk ve kardeşlik mesajları veriyor. Bunu ne zaman söyleyeceksiniz. Nerde söyleyeceksiniz. O zaman söylediniz mi? Bunun anlatılması lazım. Bunun anlaşılmasının sağlanması ve gereğinin yapılması lazım. Büyük devletsek bunu gerçekleştirmemiz lazım."
"Başka sorunlar da var. 4. cenevre konvansiyonunun bir ülkeyi işgal eden devletle ilgili: Bir ülkeyi işgal eden ülkenin o ülkede güvenliği sağlamasını öngörür. Bunun muhatabı ABD'dir. İşgal ettiği bir coğrafyadan bize yönelik terör saldırılarının yapılmasına göz yumulamayacağını anlamasını sağlamaya ihtiyacımız var. Pek çok ülke şiddetle bu saldırıyı kınadılar. Çok daha ileri şeyler söylediler. Bunun altında Türkiye'nin haklılığının kabul edilmiş olması yatıyor. Biz herkese anlattık ama içerideki bazı yetkililere anlatamadığımızı gösteriyor. Bunu ısrarla uzun süreden beni söylüyorum. Sayın Hükümet Sözcüsü, sınır ötesi ile ilgili bir öneriyi değerlerdireceklerini söylüyor. Tampon bölge konusu. Bunun değerlendirilmesi için muhalefet politikacısının bunu telafuz etmesi mi lazım?"
"Terörü kınamıyoruz. Mazur göstermeye çalışıyoruz. Hiç bir demokratik ülke buna izin vermez. Terör yapanları himaye etmeye, terörü sahiplenmeye, terör yapanları övmeye izin verilemez. Eğer izin veriliyorsa, başarı imkansızdır. Demokrasi terörle bir arada olamaz. Bu saldırının bir terör saldırısı olduğunu tüm dünyaya anlatmayı başartık ama içimizdeki birilerine anlatamadık. Bu konunun ortadan kaldınılmasını zorunlu sayıyorum. Etnik husumet çok tehlikeli konular. Bununla ilgili tehlikeler var. Bunlara son vermek zorundayız. Çocuklarımızı öldürenlerin terör yaptığını hep birlikte söyleyeceğiz. Bir kısmımız vazgeçerse olmaz. Arkasından bu topraklarda kökü kökeni ne olursa olsun bütün insanlarımızın tam bir özgürlük içinde olma hakkını savunacağız. Kimse kimsenin etnik kimliğinden söz edemeyecek. Ticari rekabeti etnik köken tartışmasının arkasına gizlemeye izin vermeyeceğiz. İktidarın kafasında önce bunu netleştirerek sağlamasını gerçekleştirmeliyiz. Bu konuda iktidarla iş birliğine hazırız."
"Siyasi yapımızın içine girmiş bir virüs, yolsuzluk virüsü gücümüzü kemiriyor. Haksız zenginleşmelerin önünü açıyor. En temel konulardan birisidir bu. Bunu ortadan kaldırmak izin siyasi irade gerekiyor. Milletvekilliği dokunulmazlığının söz ve düşünce özgürlüğüyle sınırlandırılması gerekiyor. Deniz Feneri olayı yolsuzluğun anatomisini milletin önüne serdi. Yolsuzluğu bireysel bir olay olarak düşünüyorduk. Onlar değil sözkonusu olan. Şimdi derneği yolsuzluk için kuracaksın. Tüm çalışanlarını ve sistemi ona göre kuracaksın. Derneğe Bakanlar Kurulu'ndan yetki vereceksin. Mehmetçik Vakfı'na sağlanmayan yetkiyi o vafka vereceksin. Danıştay izin vermezse Danıştay kanununu değiştireceksin. Bütün bunlar yapılmış."
"70 trilyon toplanmış. Türklerden toplanmış. Bizim şirketlere vermişler. Oradaki açılışlara kim gidiyor, Bakanlar. Meclisin çatalı bıçağı kime veriliyor, onlara. İçişleri Bakanlığı'nın Dernekler Şubesi'ni onlara emanet ediyorsun. O derneğin özel uçağı ile şubenin müdürü yurt dışına gidecek. Nedir bu manzara deyince, Adalet Bakanı, 'bana ne?' diyor. Bakan bana ne ya diyor. Almanya'da o kadar insan cezaevine düşüyor. Evleri yakılıyor. Canları tehdit altında. Sen bunun karşısında gidip sordun mu? Yığınla şikayet dolu insan var. Bir tanesinin derdini söyledin mi? Bir gün söyledin mi? Hayır. Sonra da bana ne ya diyor. Bu senin yolsuzluğun, hesabını sen vereceksin."
habervaktim.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.