Yazıcıoğlu TSK’ya sordu: Hangi BBG evi?

Yazıcıoğlu TSK’ya sordu: Hangi BBG evi?
BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu, 17 askerimizi şehit verdiğimiz Aktütün baskınını Vakit’e değerlendirdi. Yazıcıoğlu, “Hani BBG evi gibi izleme yapılıyordu?” diye sordu.

Röportaj: ASLAN DEĞİRMENCİ

BBP lideri Yazıcıoğlu'ndan, TSK’ye “BBG Evi” sorusu: BBP Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, 17 Mehmetçiğin şehit düştüğü Aktütün baskınında ihmaller bulunduğunu belirterek, “Terörist gündüz esnaf, çiftçi.. Gece teröristse, benim güvenlik görevlim de esnaf, çiftçi gibi gözükmeli ve onlar haince saldırmadan bunu önlemeli. Sonra Aktütün karakoluna bu saldırı ilk değil. Aynı karakol kalleşçe defalarca saldırıya uğradı. Irak sınırı gözden geçirilmeli ve hatta yeniden çizilmelidir. Sınır karakollarımızdaki güvenlik önlemleri ise en üst seviyeye çıkartılmalıdır. ‘Hani BBG evi gibi izleme yapılıyordu?’ Anlaşılan BBG gözetlemesi Amerika istediği zaman yapılıyor. ABD istemediği zaman ise aklımıza gelmiyor. Teröre destek veren kim olursa olsun gereken cevap verilmelidir” dedi. 

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, Aktütün Karakolu’na yönelik terörist saldırısı başta olmak üzere, gündemdeki konuları Vakit’e değerlendirdi. Önemli tespitlerde bulunan BBP lideri, Aktütün baskınında ihmaller bulunduğunu şu soruyla ortaya koydu: “Hani BBG evi gibi izleme yapılıyordu?” Yazıcıoğlu, terörle topyekûn mücadelede milli ve manevi değerler etrafından birleşilmesinin önemine dikkat çekerek, “Ortak milli ve manevi değerlerimiz etrafında bir aidiyet duygusu oluşturulmalıdır ve milli kimlik bilinci güçlendirilmelidir” dedi. BBP lideri ile yaptığımız söyleşi şöyle: 

—Hain Dağlıca baskını sonrasında “anlık istihbarat” konusunda önemli uyarılarınız geldi. Terörizmle mücadele konusunda yaşanan aksaklıklar konusunda da tespitleriniz medyada geniş yer buldu. 17 evladımızın şehit olduğu Aktütün saldırısı konusundaki değerlendirmeleriniz nelerdir? 

—Terörist gündüz esnaf, çiftçi, gece teröristse, benim güvenlik görevlim de esnaf, çiftçi gibi gözükmeli ve onlar haince saldırmadan bunu önlemeli. Sonra Aktütün karakoluna bu saldırı ilk değil. Aynı karakol kalleşçe defalarca saldırıya uğradı. Irak sınırı gözden geçirilmeli ve hatta yeniden çizilmelidir. Sınır karakollarımızdaki güvenlik tedbirleri ise en üst seviyeye çıkartılmalıdır. ‘Hani BBG evi gibi izleme yapılıyordu?’ Anlaşılan BBG gözetlemesi Amerika istediği zaman yapılıyor. ABD istemediği zaman ise aklımıza gelmiyor. Teröre destek veren kim olursa olsun gereken cevap verilmelidir.

OKULLARDA TERÖR DERSLERİ OLMALI 

—Terörle mücadele kapsamında çözüme yönelik atılması gereken öncelikli adımlar nelerdir?

Uzun vadeli ve sürdürülebilir bir programı uygulamaya koymalıyız. Terör örgütünün istismarlarını önlemek ve insan kaynağını kurutmak zorundayız. Bu sebeple; göçü önleyecek, insanları doğduğu yerde üreten, çalışan, mutlu olan kişiler olarak yaşatacak ekonomik tedbirler almalıyız. En ücra noktalara kadar eğitimi götürmeliyiz. Ortak milli ve manevi değerlerimiz etrafında bir aidiyet duygusu oluşturulmalıdır ve milli kimlik bilinci güçlendirilmelidir. Okullarımızda terörün yakıcı ve yıkıcı yönlerini iyi anlatacak dersler verilmelidir. Teröre ve terörizme karşı psikolojik harekât iyi yönetilmelidir. Ortak tavır refleksi sağlanmalıdır.

HEPİMİZ KARDEŞİZ

—Balıkesir Altınova ve Adana’da yaşanan provokasyonların ardından benzer olayları şehit cenazelerinde bazı grupların çıkartma çabasına tanıklık ettik. Bu önemli konu hakkında uyarılarınız neler?

—Aynı kültür kodlarından gelen, binlerce yıldır aynı vatanı paylaşan, İslâm kazanında kaynayan insanların birbirlerine karşı terörden dolayı düşmanlık içine girmeleri doğru değildir. Kürt- Türkmen, Alevi- Sünni, Laz- Çerkez, Abaza, Boşnak, Gürcü, Arap, biz hepimiz kardeşiz ve hepimiz büyük Türk milletinin ferdiyiz. Ortak düşmanımız bölücü terör örgütüdür. Ülkemizde bir iç çatışma oluşturmak üzere ve hazırlanan her türlü provokasyona karşı dikkatli ve uyanık olmalıyız. Öfke ve acılarımız şuursuz ve fevri hareketlere meydan vermemelidir. Terörle mücadelede ve teröre karşı tepkide farklı mezhep ve aşiretlerimizin ortak tavır geliştirebilmesi en güçlü silahımızdır. Her şeye rağmen milli bilinç ve birliğimizin ortaya çıkaracağı enerji, bölücü ihaneti kahredecektir.

BBP, SİYASİ OLARAK KONJONKTÜR KURBANI OLMUŞTUR

—Partinizin geleceği hakkında neler söylemek istersiniz? Önümüzdeki yerel seçimler için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? 29 Mart 2009'da yapılacak yerel seçimlerde partinizin nasıl bir sonuç almasını bekliyorsunuz?

BBP, kurulduğu 1993 yılından bu yana ilkelerinden taviz vermeyip, sadece milletimizin menfaatlerini gözeten bir siyasi çizgide yürüyerek, onurlu mücadelesini sürdürmektedir. Elbette her siyasi partinin amacı, iktidara gelerek projelerini hayata geçirme fırsatı yakalamaktır. BBP’nin de en büyük amacı, milliyetçi, muhafazakâr ve demokrat anlayış çerçevesinde yürüttüğü tavizsiz siyasi çizgisiyle iktidara gelip milletimize hizmet etmektir. BBP, siyasi olarak konjonktür kurbanı olmuştur. Kurulduğu günden beri aziz milletimizin sevgi ve güvenine mazhar olmuş bir siyasi parti olmasına rağmen, 1999 genel seçimlerinde ‘Apo asılacak, milliyetçi oyları bölmeyin’ yönlendirmeleriyle ve 2002 genel seçimlerinde ise ‘muhafazakârlar Anayasayı değiştirecek bir çoğunlukla tek başına iktidara gelmeli ve CHP’ye ders vermeli’ şeklindeki propagandalarla BBP ile seçmen arasına suni; fakat mevcut şartlar açısından aşılması zor duvarlar örülmüştür. Böyle olağanüstü durumlar söz konusu olunca seçmene objektif kriterlerle muhasebe yapma ve tercih belirleme imkânı sağlanmamıştır. Bu gibi sebeplerle BBP, her dönem seçmenin gönlünde itibarlı konumunu hep muhafaza etmiş; fakat sandıktan istediği sonuçları maalesef alamamıştır. 

BBP OY PATLAMASI YAPACAK

Ben ve partim ülkemizin büyük faydalarını kendi siyasi faydalarımızın önünde gördüğümüz için siyasi iktidara yönelik anlayışla yaklaşarak sorumlu muhalefet yapmaya çalıştık. Bu olgun anlayışımız kötü niyetli bazı çevrelerce bazen yanlış anlaşılıp hak etmediğimiz şekilde suçlamalarla karşılaşsak da BBP ve şahsım olarak siyasi geçmişimizde hesabını veremeyeceğimiz hiçbir işin altına imza atmadık, hiçbir kimseye destek olmadık. Yanlışlarında eleştirdik, doğrularında destek olduk. Bu noktadaki ölçümüz ise hayatımızın anlamı ve varlık gerekçemiz olan ideallerimiz ve ilkelerimizdir. BBP, bu zamana kadar izlediği ilkeli, seviyeli, dürüst siyasi çizgisi, temiz kadrosu ve özgün projeleriyle bugün artık hem yerelde hem de genelde iktidarı hedeflemektedir. BBP, öncelikle yerel seçimlerde gerekli olan oy sıçramasını yapacak ve genel seçimlerde de nitelikli kadrosu, tecrübesi ve projeleriyle seçmenin karşısına çıkarak iktidar olmak için destek isteyecektir. BBP, aziz milletimizin derin vicdanında biriken enerjinin dışa vurumu şeklinde bir dip dalgası olarak, önümüzdeki yerel seçimlerde siyaseti deprem gibi sarsacak büyük potansiyelini harekete geçirecektir.

Demokrasi dışı müdahale benimsenemez

—Yeni Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un 28 Şubat sürecine destek çıkmasını, sürecin önemli isimlerinden olan eski Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun 'Gerekirse 28 Şubat bin yıl sürer' sözü çerçevesinde nasıl değerlendiriyorsunuz? 

28 Şubat, sandıktan çıkmış siyasi iktidara karşı yapılan postmodern bir darbedir. Bu müdahalenin birçok ayağı vardır ve zaman geçtikçe bazı karanlık noktalar da netleşmektedir. 28 Şubat sürecinde kaybeden milletimiz olmuştur. Süreç içerisinde yaşanan hortumlamalar ve sonrasında gelen ekonomik krizlerin faturası ne yazık ki masum vatandaşlarımızın sırtına yüklenmiştir. Daha öncekilerde olduğu gibi 28 Şubat’ta da demokrasi dışı müdahaleler devlet ve toplum düzenine hiçbir fayda getirmemiş aksine çok büyük zararlar vermiştir. Her türlü mesele için demokratik sistem içinde, demokratik usullerle çözüm aranmalıdır. BBP olarak, demokratik hayatın ve sivil siyasetin alanını daraltan her türlü müdahaleye karşıyız. Sandıktan gelen sandığın sonucunda gitmelidir. 

“TSK SİYASETİN DIŞINDA OLMALI”

Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un sözleri TSK’nin genel anlayışını yansıtan bir cümle olarak değerlendirilmelidir. TSK, siyasi kurum gibi davranmadan sadece kendi üzerine düşeni yapmalıdır. TSK’yi siyasetin dışında tutmak gerekir. TSK, devlet yönetiminde anayasanın verdiği haklar çerçevesinde her zaman vardır fakat siyasi çekişmeler içine çekilerek devleti zafiyete uğratacak tartışma ortamlarından ısrarla uzak durulmalıdır. Türk milletinin gözbebeği, milletimizin güvenliğinin teminatı olan TSK, yıpratılmamalı ve herkes bu noktada sorumlu davranmalıdır. Demokratik sistemin sağlıklı yürümesi için herkes sorumluluğunu bilerek duyarlı davranmalı, kurumlar arası diyalog üst seviyede sağlanarak birlik ve beraberliğimize kast edenlere fırsat verilmemelidir. 

‘Resmi tarih Osmanlı’yı ihmal etti’

—Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görevi boyunca gitmediği Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri programına, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün katılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Söğüt Şenlikleri programı 1980’lerden itibaren yapılmaktadır. Merhum Turgut Özal, tarihi anlamı malum bu önemli kutlamalara manevi desteğini hep göstermiştir. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de 1998’deki kutlamalara katılmıştır. 10. Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer’in katılmaması kendi tercihidir; fakat gönül isterdi ki 10. Cumhurbaşkanı da bu önemli kutlamalara katılsın. Tarihimizin ve kurduğumuz Büyük Türk- İslâm medeniyetinin manevi tohumlarının atıldığı Söğüt’teki bu anlamı derin kutlamaları önemsiyorum. 

“SAYIN GÜL’ÜN KATILMASI DOĞRU VE FAYDALI OLDU”

Osmanlı Cihan Devleti’nin küllerinin ardından doğan Türkiye Cumhuriyeti’nde, başlangıçta mesafeli bir bakış açısıyla şekillenen resmi tarih sebebiyle uzun yıllar Osmanlı ihmal edilmiştir. Resmi tarihin mesafeli bakış açısı sebebiyle devlet erkânı da uzun yıllar Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Söğüt Şenliği’ne katılmadı. Çok şükür bugün eski bakış açılarının anlamsızlığı ve yanlışlığı iyice netleştiği için artık Söğüt kutlamalarına devlet erkânı da rağbet etmektedir. Her yıl birçok siyasi parti genel başkanı ve devlet yetkilileri bu şenliklere katılıyor. Genelkurmay Başkanlığı’na ait Mehter Takımı konser veriyor. Çeşitli faaliyetlerle ecdadımızın ruhu şâd oluyor ve böylece gerçek tarih çizgisi yerli yerine oturuyor. Türkiye Cumhuriyeti bağrından çıktığı Osmanlı Cihan Devleti’ne sahip çıkıyor. Şükran görevi yerine getiriliyor. Şurası bir gerçek ki kendi tarihine ve kültürüne sahip çıkan devletler dünyada daha güçlü konumlar kazanmakta, gelecek nesillerini milli ruh bakımından daha kuvvetli kılabilmektedirler. Bu sebeple tarihi ve kültürel değerlerimizi önemseyen faaliyetleri desteklemek sorumlu her siyasetçinin görevidir. Böyle önemli bir organizasyona devletin en üst makamını temsilen Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'ün de katılması doğru ve faydalı olmuştur.

VAKİT

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.