Erdoğan Baykal'ı nasıl çıldırttı?

Erdoğan Baykal'ı nasıl çıldırttı?
CHP lideri Deniz Baykal, partisinin TBMM'deki grup toplantısında yaptığı konuşmada yolsuzlurlara değindi. Konuşmasında Başbakan Erdoğan'a da yüklenen Baykal, bakın nasıl çileden çıktı:

Baykal'ın konuşmasının ayrıntıları şöyle:

İstanbul kinini böyle kustu!
"İstanbul'daki köşklerinde oturup buradan ülkeyi yönetmeyi tercih etmişlerdir. Ama cumhuriyetin o kuşağı, o kadro kararlılkla Türkiye ve Ankara'yı geleceğe taşımak için azim göstermişlerdir ve Ankara'nın başkent olduğunu tüm dünya kabullenmiştir. Ama birileri bunu bir türlü kabullenememiştir. Fırsat buldukça Ankara'yı taşıma yoluna gitmişlerdir. Yok Ziraat Bankası, yok bilmem ne, Türkiye'yi dönüştürmeye yönelik adımları atıyor. Türkiye bunu biliyor. Herkes bunu iyi bilsin ki artık geriye dönüş yoktur. 85 yıl önce bu kasabayı bir başkent ilan edenleri şükran duygularıyla anıyorum."

Anayasa Mahkemesi'ne gözdağı mı verdi?
"Bir yasanın Anayasa Mahkemesi'nde değerlendirilmesi var. 1214 belediyeyi belediye olmaktan çıkaran bir düzenleme. Toplumda derin tartışma ve sarsıntı yarattı. Pek çok beldenin birden bire belediye olamaktan çıkarılması çok şaşırtıcı olmuştur. Önemli belediyeler kendi kimliklerine bunu bir saldırı olarak değerlendirdiler ve bunda da haklıdırlar. Siyasi hesaplar bunun altında yatıyor. Hiç bir borcu olmayan, kapatma kararından sonra 30 bin kişinin dilekçe yazdığı yerlerin neden belediye olamaktan çıkarıldığını izah etmenin mümkünü yok. Bunun nedeni, burada bizim desteğimiz yok düşüncesi burada kendisini gösteriyor. Türkiye'nin taahhütlerine aykırı bir düzenlemedir bu. İçişleri Bakanlığı'nın ilgili masasında AKP'li bürokratlar kafa kafaya vermişler bu hesabı yapıyorlar. Siyasi olarak görevimizi yaptık şimdi konu Anayasa Mahkemesi'nde. Hepimiz gözlerimizi diktik bekliyoruz. Bu karar en kısa zamanda alınmalıdır. Ülke bir yerel seçime gidiyor. Kapatıldığı iddia edilen belediyeleri en kısa zamanda öğrenmek hakkımız. Umarım hepimizin bekleyişine uygun bir değerlendirme yapacaktır. Takdir mahkemenindir. En kısa zamanda bu kararın çıkmasını diliyorum. Umarım en iyi şekilde değerlendirilir."

Terörden hükümeti sorumlu tuttu
"Geride bıraktığımız günlerde önemli olaylar yaşadık. En önemlisi terör konusudur. Ciddi bir tablo kendisini gösterdi. Bu iktidarın terör konusunda güven veren bir tavrı yok. Ciddiyet yok. Temel tespitimdir. Bu iktidar terör konusunu doğru anlamamıştır. Ciddiyetinin farkında değildir. Bunlar geldiğinde fiilen terör sıfırlanmıştı. 1999 yılındaki gelişmenin hemen ertesinde terör etkisiz olmuştu. Bu iktidar geldikten sonra terörün gelişmesine yardımcı oldu. Başından beri terörü küçümseyerek, idare etmeye çalışarak, sırtını sıvazlayarak, onlarla iyi ilişkiler kurmayı, bekleyiş yaratmayı öngören bir anlayış tesis ettiler. Eve dönüş yasası bunun başlangıcı oldu. En sonunda Öcalan'ın affına imkan verecek bir düzenlemeyi Terörle Mücadele Yasası'na eklemeye kalktılar, suçüstü yakaladık ve engel olduk. Sıkıysa çıkarın dedik. Son askeri müdahale yapıldı geçen kış. Bu müdahale neden yapıldı? Terör sadece ülke içinden değil yurt dışından desteklenen bir terördür."

Baykal'ın kafası karışık
"Önceden Suriye'den destekleniyordu. Arkasından Irak'a sindiler. Terörün bu yurtdışı bağlantısının bilincinde değildir bu hükümet. Biz CHP olarak bunu anlatmaya çalışıyoruz. Dağlıca baskını oradan kaynaklandı. Nasıl böyle bir şey olabilir. Buna göz yummak mümkün mü? Hangi çağdaş hukuk düzeni buna gözyumabilir. Şimdi Aktütün karakoluna aynı saldırı yapıldı. Saldırı Kuzey Irak'tan kaynaklandı. Çok açık, çok net. Güngören'deki saldırıya PKK saldırısı diyemedi Başbakan. Şimjdi Aktütün'de yanan olay, bir kez daha ortaya çıktı bu sınır ötesi sorun. Bunun muhatapları bellidir. Dağlıca'dan sonra Irak'la ilişkilerimizi resmi temaslar noktasına getirdik. Aktütün'den sonra Kuzey Irak'la aynı konuma geldik. Terör acaba Türkiye'yi yönlendirmek için mi yapılıyor? Biz Irak'la çok sıcak ilişkiler kurmayı millet olarak istiyoruz."

CHP'nin reddedilen önerisi
"Irak yönetimi söylemlerini şumuşatmalarına rağmen işin özünde güven veren bir iş birliği noktasına gelmiş değiller. Birinci şartı Irak PKK'yı birinci derecede terör örgütü olarak resmen tanımalı. Bunu yapmadıkta bugünkü uygulamalarını görmemezlikten gelerek ilişkilerimizi daha ileri noktalara taşımamız, bir oyuna alet olma sonucunu doğurabilir. O topraklarda hala PKK kampları ve üsleri var. Hala kullanılıyor. PKK resmen orada faaliyet gösteriyor ve Irak yönetimi de bunu doğal karşılıyor. Önce bunun değişmesi lazım. İlişkilerimizde her hangi bir ilerleme olmadan terör konusunda yeni bir politikaya girdiklerini görmemiz lazım. Bizim oradaki terörü etkili şekilde ortadan kaldırmamızdan neder rahatsızlar. Bunun doğru tespit edilmesi lazım. Bizim terörle mücadelemizdeki bu hedefimizi anlatmamız lazım. Son tezkere müzakeresi yapılırken biz düşündük ki ortak tavır takınırsak bu hükümete de yardımcı olur diye değerlendirdik ve önerimizi götürdük iki partiye de malesef bu açıklamayı yapamadık. Daha sonra biz grup olarak bu açıklamayı yaptık."

Ergenekon'un avukatlığından taviz yok
"ABD'nin Irak'ta somut adımlar atmamasını üzüntü ile karşılıyoruz dedik. Irak'ta PKK ile mücadele edecek bir gücün bulunmamasını esefle karşılıyoruz dedik. Bunu biz söylüyoruz. Bizimle birlikte TBMM bunu söyleyemedi. Terörle mücadele zaafiyetinin nerelerden kaynaklandığını böylece görüyoruz. Terör örgütünün bizim aleyhimize kullanılmasına göz yumamayız. Gereken kararlılık ve ciddiyet sergilenememiştir. Başbakan demokrasiyi engelmiş gibi gördüğünü belirtiyor. Başbakan'ın demokrasi aşkı bu işkence karşısında ağzını bile açmadı. Daha geçen gün bir çocuk işkence ile öldürüldü. Ergenekon'da 1 buçuk yıla yaklaşan süredir mahkemeye bile çıkmadan gözaltında tutulmaya devam ediyor. Bu senin demokrasi anlayışını zedelemiyor mu?"

"Terörle mücadele başarısızlığa uğrarsa ülkemizin demokratik siyaseti de zedelenir."

Cevapsızlık Baykal'ı çileden çıkardı
"Geçen günlerin en önemli konularının başında yolsuzluk konusu da geliyor. Bütün toplum derinden sarsıldı. Kimler ne işlerin içindeymiş hayretle bunu gördü. Bir kez daha gördü. Bunlar mı müslüman, bunlar mı dine saygı gösteriyor diye insanlarımız bir tezatta kaldı. Başbakan bunu saptırabilmek için büyük gayret gösterdi. Biz de bu olaylarda net tavrımızı ortaya koyduk. Biz de dedik ki eğer kendine güveniyorsan gel milletin önünde tartışalım. Biz de arkadaşlarımız gibi yolsuzlukları karşılıklı olarak konuşalım. Hayır dediler, sen prim yaparsın. Kendine güveniyorsan gel. Ben de dedim ki gelin dokunulmazlık kaldırılsın demiyorum sadece Erdoğan ve Baykal'ın dokunulmazlıklarını kaldıralım ve yargı kararı versin. Buna da hayır dediler. üçüncü teklifimi yaptım. Eğer Başbakan'ın dokunulmazlığını ortadan kaldırmaya cesaret edemiyorsanız, benim dokunulmazlığımı kaldırmaya cesaret edin. Engel olmaya çalışmıyorum. Sadece benim dokunulmazlığımı kaldırın, mahkemede nasıl hesap verilirmiş gösterelim size. Anlamsız bir teklif ve bahane ortaya attılar. Milletvekili dokunulmazlığı anayasa işi hepsini birlikte değiştiremeyiz dedik, yok dediler, göze alamadılar. Bürokrasinin dokunulmazlığını da kaldırmak istiyorsan getir teklifini onu da kaldıralım dedik. Başbakan, Baykal'a cevap vermeyeceğim dedi ve onu ademe mahkum ettim dedi ve cevap vermedi. Gençler cevap istiyor çünrkü anamuhalefet lideri meydan okuyor. Tabandaki gençler de cevap ver diyorlar. O da diyor ki ben o defteri kapattım. Bu söze sevineyim mi üzüleyim mi. Karşılaştığımızda elini sıkayım mı, cevap mı vermiyor cevap mı veremiyor? Verecek cevabı var da veremiyor mu, büyük bir düşüncelilikle mi cevap vermiyor? Ne dersiniz? Acaba neden neden? Kendisine yöneltilen sorulara cevap vermiş kabul edilebilir mi? Kaçan, suçlu kedidir."

Ve ekonomiyi hatırladı
"Ekonomi ile ilgili tartışmalar da yaşanıyor.  Bazıları krizi teşvik ediyor diye Başbakan işaret ediyor. Türkiye kriz ortaya çıkmadan etkilenleye başlamıştır. Daha yılbaşından beri ciddi bedeller ödemeye başladığını, borçlanma artışının ortaya çıkmaya başladığını ve topluma yansıdığını gördük. Şimdi feryat yükselmeye başladı. Fındık üreticilerinden özel talepler bize yansıtılıyor. Krizi söyleyenler iyi niyetle söylüyorlar. Kim, TÜSİAD, TOBB, ATO söylüyor. Bundan daha doğru bir şey yok. Türkiye uzun zamandır bu krizin içindedir. Türkiye'de üretim tablosunun olumsuza yönelmesiyle başladı. Yatırımlar azalmıştır. Bunu yönelik ciddi adımlar atılmalıdır."

habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.